19 Ocak 2018 - Cuma

Şu anda buradasınız: / HITTATÜN


                                                                               


 

Hatırlayın!

 

Unutmayın. Geçmişi unutmak yapılan hataları tekrar etmek demek. Bu hatalar da azabı üzerine çeker. Geçmiş ümmetlerin başına gelenler sizin de başınıza gelebilir. Size gösterilen yoldan yürüyün. İşaret edilenlere uygun hareket edin. Allah’ın emirlerine karşı gelmeyin ki size rahmetini esirgemesin…

 

Çöldeki yolculuğun durağı: soluklanmak için bir şehir. Sina Yarımadasının uçsuz bucaksız kum deryasının ortasında…

 

Şu şehre girin…

 

Orada istediğiniz yerde bol bol yiyin, yalnızca…

 

Bir uyarıydı bu. İsrailoğullarının Allah’ın bunca yardımına, bunca nimetine rağmen hâlâ bunun farkında olmayan davranışları vardı. Ya da kendi nefislerinin isteklerini önceliyorlardı. Musa’nın ve Rabbinin emirlerini de ötelemek gibi basit davranışlardan da uzak kalmıyorlardı.

 

Onarlın geçmişleri lekeliydi.

 

Bu konuda her şey onlar için olabilirdi.

 

Bu sebeple bir uyarıydı bu:

 

“…yalnızca secde ederek kapısından girerken 'dileğimiz bağışlamandır' deyin…”

 

Şehre girip barbar ve acımasız davranarak despotlar gibi olmayın. Oranın gerçek sahiplerine haksızlık yapmayın…

 

Allah’tan korkarak, boyun eğip alçak gönüllü bir şekilde girin. Allah'tan günahlarınızın bağışlanmasını dileyin; Allah da sizi bağışlasın…

 

Onlara zulmetmeyin, iyi davranın…

 

Emir buydu aslında. Ama İsrailoğulları yine dinlemediler. Kulak tıkadılar ve bildiklerinden şaşmadılar.

 

İşkence ettiler, baskı yaptılar yıllarca firavunun kendilerine yaptığı gibi.

 

O zaman mazlum olanlar şimdi başka mazlumlar oluşturdular…

 

Öldürdüler haksız yere. Ganimet topladılar sınırsızca. Talan edip vurgun yaptılar…

 

Ama onlar kendilerinden söylenmesini isteyen bu sözü değiştirdiler.

 

Kafalarına göre uydurup söyledikleri kelimelerle dalga geçtiler…

 

Onlar bozgunculuk yapıp zulmettiler. Bu zulüm hem kendilerine hem çevrelerineydi…

 

Zalimlerin sonu belliydi. İğrenç bir azaptı. İğrenç bir azap, onların yaptığı iğrençliklere karşı bir cezalandırma şekliydi…

 

Üzerine gökten iğrenç bir azap indi.

 

Ve (yine) hatırlayın, demiştik ki: “Şu şehre girin ve orada istediğiniz yerde bol bol yiyin, yalnızca secde ederek kapısından girerken 'dileğimiz bağışlamandır' deyin; (biz de) hatalarınızı bağışlayalım; iyilik yapanların (ecirlerini) artıracağız.”

 

Ama zulmedenler, kendilerine söylenen sözü bir başkasıyla değiştirdiler. Biz de o zalimlerin yaptıkları bozgunculuğa karşılık, üzerine gökten iğrenç bir azab indirdik.

 

 

Yazar:
Duran Çetin
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul