24 Kasım 2017 - Cuma

Şu anda buradasınız: / DÜNYA HANDIR

DÜNYA HANDIR


 


 

Beraber geçirmiş oldukları senelerden sonra Uğur Bey tayin istemişti. Anne-babasının yaşamış olduğu Tokat’a yakın bir yere. Yaz tatiline girmeden önce, yeni görev yerinin Sivas olduğunu öğrenmişti.

Gidecekti. Hazırlıklarına başladı. Eşyalarını topladı bir bir. Hazırlıklarını tamamladı emek emek. Nihayet gitme zamanı gelmişti. Eşyasını taşıyacak olan kamyon dağın yamacındaki yan yoldan çıkarak evin önüne durdu.

Uğur Bey’in evinden bakıldığı zaman, yeşillikler içinde kaybolmuş olan ilçenin tümü ayaklar altında kalıyordu. Dağın yamacında, yarılarak açılan bir yerde inşa edilmiş, manzarası güzel, genişçe bir ev.

Arkadaşlarının hemen hemen hepsi, hanım ve çocuklarıyla beraber gelmişti. Eşyanın yüklenmesinde yardım ediyorlardı ellerinden geldiği kadarıyla. Okuldaki öğrencilerden birkaç kişi de oradaydı...

Eşyaların yüklenme işi bitmiş, ayrılık zamanı gelmişti. Kamyon yamaçtan yavaş yavaş hareket ederek, ilçenin merkezine doğru ilerledi. İnsanlar da, aralardaki yan yollardan yürüyerek ilçe merkezine geldiler.

Yıllarca beraber oldukları, oturup konuştukları, beraber yedikleri insanlardan ayrılma vakti gelmişti. Ayrılık çok zordu.

Uğur Bey’in oğlu Abdullah, yeni konuşmaya başladığı için, çok konuşuyordu. Oynuyor, oradan oraya koşuyordu. Kamyona bineceği için sevindiğini söylüyordu:

—Ayhan Amca! Biz gidiyoruz Sivas’a. Sende bizimle gel, sözlerinin sonunda gülüşmeler oldu.

—Olur, inşallah o taraflara ben de geleyim.

—Baba baba! Ayhan amcam da gelecek.

Abdullah, biraz önce söylenenleri böyle yorumluyordu. Ayhan Bey ise, duygusallık âleminde geziyordu.

Nihayet hareket vakti… Uğur Bey tek tek vedalaştı arkadaşlarıyla. Ayhan Bey’e sarılarak:

—Allah’a ısmarladık. Hakkını helal et, dedi.

—Helal olsun. Sen de hakkını helal et. Güle güle git, diyerek cevapladı Ayhan Bey.

—Helal olsun, diyerek hemen arabaya binmek istedi. Bir şeylerden kaçırıyor gibiydi.

Arabaya binerken gözyaşlarını tutamadı; ağladı. Biraz önceki davranışı, gözyaşlarını kaçırmak; göstermemek içindi.

Uğur Bey, hanımı ve çocukları kamyonun şoför mahalline bindiler. Kamyonun hareketini, korna sesleri arasında sallanan eller tamamladı. Bu manzarayı görüp de heyecanlanmamak mümkün değildi. Kamyondakilerin hepsi ağlıyordu. Gözyaşları arasında sallanan eller... Bir boşluk hissi kapladı düşünceleri...

Yolcu edenler arasında da hemen hemen aynı görüntüler hâkimdi. Buruk bir bakışla sallanan eller. Akan gözyaşları...

Ayhan Bey, Uğur’un ayrılmasına çok üzülmüştü. En çok oturup kalktığı, en çok dertleşip sohbet ettiği insan yoktu artık! İki damla gözyaşı süzüldü yanaklarından. Yolculuğa çıkmış gibi kaydı çenesinden gömleğine. Islak gözlerle kamyonun arkasından semaya baktı. Bembeyaz bulutlara, masmavi gökyüzünün oluşturduğu armoniye. Dakikalarca baktı. Sonra da orada bulunanlara:

—Arkadaşlar, bize gidelim, teklifinde bulundu.

Dünya burası. Biri gelir biri gider. Herkes misafir gibidir. Kendi evinde de olsa misafirdir. Ha bugün ha yarın. Elbet ayrılacaktır. Dünyanın han gibi olduğunu söylemişler. İnsan hancı olamaz ama o handan gelir geçer. Tüm sevdiklerini bırakarak gider. Birkaç zaman konaklar bu dünyada; Konya, Mersin, Van veya Sivas’ta.

Nasıl olsa biz bu handan gelip geçecek olan yolcuyuz, diye iç geçiren Ayhan Bey, üzüntüsünü hafifletmeye çalıştı.

 

 

Yazar:
Duran Çetin
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul