19 Ocak 2018 - Cuma

Şu anda buradasınız: / HÜSNÜ AKTAŞ: SALÂVAT GETİRMEK ÖNEMLİ BİR İBADETTİR

HÜSNÜ AKTAŞ: SALÂVAT GETİRMEK ÖNEMLİ BİR İBADETTİR

 



 

                                                                                                     

 

Vuslat Dergisi olarak, Kasım sayımızı Hz. Muhammed (s.a.s.) özel sayısı olarak hazırladık. Günümüzde, Hz. Muhammed (s.a.s.)’e Salâvat getirmekle ilgili birçok asılsız iddia olduğunu söyleyebiliriz. Hz. Muhammed (s.a.s.)’e neden salâvat getirmeliyiz? Salâvat getirmezsek ne olur?  Ve salâvatın önemi hakkında, değerli ilim adamı Hüsnü Aktaş hocamızla, siz Vuslat okurları için konuştuk. 

 

Öncelikle hocam, salâvattan maksad nedir ve salâvat getirmenin hükmü nedir?

Sualinize geçmeden önce, usûlle ilğili bir meseleye işaret edelim. Ehl-i sünnet Ve’l cemaatin müctehid imamları; İslâm fıkhı’nın dünyaya ve ahirete müteveccih olan bütün hükümlerinin, dört kaynaktan elde edileceği konusunda ittifak etmişlerdir. Bunlar sırasıyla Kitap, Sünnet, İcma-i Ümmet ve Kıyas-ı Fukaha’dır. Bunlara dört delil anlamında “Edille-i Erbaa” veya şer’i deliller anlamında “Edille-i Şer’iyye” denildiği gibi; “Aslî Deliller” de denilir. Bunların dışında bazı deliller daha vardır ki, asli delillerde hükmü bulunmayan meselelerin, istinbat yoluyla çözülmesine vesile olurlar. Bunlara fer’î deliller veya “İkinci Derecede Kaynaklar” adı verilmiştir. Fer’i delilleri, İstihsan, Örf ve Âdet, Şer’û men kablenâ (daha önceki şeriatler), Seddû Zerai, Masâlih-i Mürsele, Sahabe Kavli ve İstishab şeklinde ifade etmek mümkündür. Dolayısıyla herhangi bir meselenin hükmünü ifade ederken, asli ve fer’i delilleri dikkate alınması zaruridir. Salâvatın keyfiyetini sadece örfle izah edenlerin, usûl açısından hata ettiklerini söyleyebiliriz. Kaldı ki sahih örf ve âdet, İslâm Fıkhı’nın fer’i delillerinden birisidir. Bazı usûl âlimleri, Peygamberimiz Efendimiz’in (s.a.s.) “Müslümanların güzel gördüğü şey Allah katında da güzeldir.“( mealindeki tesbitini, İcma-i Ümmet’in meşruiyeti için delil olarak zikrederken, bazıları da bu hadisin, Örf ve Âdet’e delil olduğunu ifade etmişlerdir. Birincisinde (icma-i Ümmet) ‘İslâm âlimlerinin’,ikincisinde (örf ve adette) ise ‘bütün toplumun ittifakı’ söz konusudur. Bu tesbitten sonra sualinize geçebiliriz. Salâvattan maksat Allah Teâlâ’nın (c.c.) emrine itaattir. Zira Kur’an-ı Kerim’de "Şüphesiz ki Allah ve melekleri Peygamber'e çok salâvat getirirler. Ey mü'minler, siz de ona salâvat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin." (El Ahzab Sûresi: 56.) hükmü beyan buyurulmuştur. Bu muhkem nass ile her mükellefin ömründe bir defa salâvat getirmesinin farz olduğunun delilidir. Tenvirû’l Ebsar ve Şerhi Dürri’l Muhtarda ‘Ömürde bir defa salavat getirmek bi’littifak farzdır. Delili hicretin ikinci yılının şaban ayında emir buyurulmasıdır. Bir kimse salâvat getirirken bulüga erse, bu salâvat farz olan salâvatın yerine geçer.’ hükmüne yer verilmiştir.  Tercih erbabından Kemalüddin İbn-i Hümam’ Zadü'l- Fakir’ isimli eserinde bu kavli ifade etmiş ve şöyle demiştir: "Delilin muktezası salavatın ömürde bir defa farz olması ve Peygamber Efendimizin (s.a.s.)  isminin her anılmasında vacib olmasıdır. Meğer ki meclis birleşik olsun. Bu takdirde tekrar vacib değil müstehab olur. Kaviller müttefik olsun muhtelif olsun sen bundan ayrılma!"  İmam-ı Tahaviye göre tekrarın vacib olması vacib-i ayın değil vacib-i kifayedir. O: "Bazıları salâvat getirdi mi diğerlerinden borç sakıt olur. Çünkü maksat hasıl olmuştur. Maksat ismi şerifi zikir edildiği vakit ona ta'zimde bulunmak ve şerefini meydana çıkarmaktır." demiştir.

 

Peki, Allah Teala'nın (c.c.) ismi şerifi tekrarlanınca da aynı hüküm geçerli midir?

Evet geçerlidir. Reddü’l Muhtar’da " Allah Teala'nın (c.c.) ismi bir veya bir kaç meclis de tekrarlanırsa her meclis için ayrıca sena vacib olur." hükmü kayıtlıdır. İmam-ı Nesai'nin ‘Es Sünen’ isimli eserinde yer alan rivayete göre Peygamberimiz Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Bana kim bir salâvat getirirse, o kimseye Allah on salavat getirir ve kendisinden on günahını siler. O kimsenin derecesini yükseltir." Hz. Enes'den (r.a.) gelen rivayette Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Kim bana bir defa salâvat getirirse, Allah ona on defa rahmet eder. Kim on defa salavat getirirse, Allah ona yüz defa rahmet eder. Kim bana yüz defa salâvat getirirse, Allah onun alnına münafıklıktan ve ateşten kurtuluş beratı yazar. Kıyamet gününde onu şehidlerle beraber kılar."

Salâvat getirmek hangi durumlarda efdaldir? Kur'an'ı tilavet eden kimse Hz. Peygamber’in (s.a.s.) ismine rastlarsa salâvat getirmesi vacib olur mu?

Bazı muteber kaynaklarda ‘Cuma günü ile Cuma gecesi, mescide girerken çıkarken, peygamberimizin kabrini ziyaret ederken, müezzine icabet ettikten hemen sonra, ikamet edilirken, duanın başında ortasında ve sonunda, abdest alırken, kulak çınlarken, bir şey unutulduğu vakit, vaaz ve ilim neşir ederken, zikir zamanında, salâvat getirmek müstehab’ olduğu ifade edilmiştir. Hz. Abdullah İbn-i Abbas'dan (r.a.) rivayet edilen hadis-i Şerifte, Peygamberimiz Efendimiz (s.a.s.) şu tavsiyede bulunmuştur : "Allah Teala'ya (c.c.) dua ettiğin vakit duana  bana  salâvatı da ilave et!.. çünkü bana getirilen salâvat makbuldür. Allah Teala (c.c.) duanın bazısını kabul edip bazısını etmemeyi keremine yakıştırmaz." Bilindiği gibi Kur'an-ı Kerim’de; (Fetih: 29.) (Al-i İmran: 144.) (Ahzab: 40.) (Muhammed: 2.) olmak üzere, bu dört sûre-i şerif’te Peygamberimiz Efendimiz’in (s.a.s.) ismi geçmektedir. Kur'an okuyan kimsenin, bu ayetleri okurken, Rasulullah'a (s.a.s.) salâvat getirmesi gerekmez. Okuması bitince salâvat getirirse daha efdal olur. Fetavayi Hindiyye'nin kerahiyet bahsinde şöyle denilmektedir: "Bir kimse Kur'an-ı Kerim’i okurken peygamber’in (s.a.s.) ismini işitirse salâvat getirmesi vacib olmaz. Fakat okumayı bitirdikten sonra salâvat getirmesi menduptur." Keza Yenabi'de şöyle denilmiştir: "Kur'an-ı Kerimi okurken Peygamber’in (s.a.s.) ismine rastlarsa onu oradaki te'lif ve nazmı üzere okuması, o anda salâvat getirmekten efdaldir. Okumayı bitirdikten sonra salâvat getirmesi efdal olur. Getirmezse bir şey lazım gelmez. Mültekat'ta da böyledir.”

Bazı kimseler Rasulullah'a (s.a.s.)  getirilen salâvatların kendisine ulaşmayacağını iddia ediyorlar. Bu iddianın ilmi bir değeri var mıdır?

Bu iddianın ilmi bir değeri yoktur. Hz. Evs bin Es Sakafi’den (r.a.) gelen rivayette Peygamberimiz Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Cuma günü sizin en efdal günlerinizdendir. Adem (a.s.) o günde yaratılmış ve ruhu o günde kabzedilmiştir. İkinci (dirilme için olan nefha) ve birinci (kendisi ile herşeyin öldüğü) nefhalar o gündedir. O günde bana çok çok salâvat getiriniz. Çünkü sizin salâvatınız bana arz olunur." Hz. Evs dedi ki: Ashab; ‘Ya Rasulallah senden hiçbirşey kalmadığı halde (Evs diyor ki, bununla, ölümünüzden/cürüdükten sonra demek istiyorlardı) salâvatımız sana nasıl arz olunur? dediler. Peygamberimiz Efendimiz (s.a.s.): "Allah (c.c.) nebilerin cesetlerini arza haram kıldı, (toprak onları yiyemez) buyurdu. (Bu hadis-i Şerif Sünen-i Ebu Davud, Sünen-i İbn-i Mace- Sünen-iNesai ve İmam Ahmed b. Hanbel’in El Müsned isimli eserlerinde yer almıştır) Hz. Ebu Hureyre'den (r.a.) rivayetle, Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:"Kabrimin yanında bana salâvat getirenin sesini işitirim. Uzakta bana salâvat getirenin salâvatı ise bana ulaştırılır." Yine Hz. Abdullah İbn-i Mes'ud'dan (r.a.) gelen rivayette Peygamberimiz Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın, yeryüzünde gezgin melekleri vardır. Onlar ümmetimin selamını bana ulaştırırlar."

Son olarak hocam salâvat getirmek hangi durumlarda mekruh olur?

Yedi yerde Peygamberimiz Efendimiz’e (s.a.s.) salâvat getirmek mekruh olur. Bunlar: Cima, insanın haceti, satılan malın meşhur olması, hata, şaşmak, hayvan kesmek ve aksırma anında.

Hocam bize zaman ayırdığınız için Allah sizden razı olsun

Bende, böyle önemli bir konuyu gündeme getirdiğiniz için Vuslat Dergisi ekibine teşekkür ediyorum.

 

 

Yazar:
Ziya Gündüz
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul