19 Ocak 2018 - Cuma

Şu anda buradasınız: / PEYGAMBERİMİZİN ZÜHD VE TAKVASI

PEYGAMBERİMİZİN ZÜHD VE TAKVASI


 

                                                                                 

                                                                   

Rasulullah (s.a.s.) yaşantısının her alanında insanlığa örnek teşkil etmiştir. Bütün hayatının çağdaşları tarafından gerek anlatarak gereksede yazarak diğer nesillere ulaştırılması sadece Muhammed (s.a.s.)’e nasip olmuştur.  Bu insanlık tarihi boyunca hiçbir peygambere veya lidere nasip olmamıştır. Onun zühd ve takvası ashabının tabiinden olan öğrencilerine anlatımı ve o öğrencilerinde hadis kitaplarına yazarak kaydetmesi ile güvenilir bir şekilde günümüze kadar ulaşmıştır. Biz bu hadis kitaplarının en meşhurlarından Rasulullah (s.a.s.)’ın örnek zühd ve takvasını seçtiğimiz bazı rivayetlerle nakletmeye çalışalım.

 

 Hakim, Said bin Hişam (r.a.)'dan şöyle rivayet etmiştir:

 

Said bin Hişam anlatıyor:

 

Said bin Hâkim, el-Eflah'la birlikte Hz. Aişe (r.a.)'nin yanına girmiş ve ona şunu sormuş:

 

—Mü'minlerin annesi, bana Rasulullah (a.s.)ın ahlakından anlat.

 

Hz. Aişe (r.a.)’de:

 

—Kur'an okumuyor musun? demiş.

 

Evet, (okuyorum) deyince,

 

Hz. Aişe (r.a.):

 

—Kuşkusuz Allah'ın peygamberinin ahlakı, Kur'an'dı.1 

 

Ahmed ve Bezzar, Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet etmişlerdir:

 

"Enes b. Malik (r.a.) aktarıyor: Rasulullah (a.s.) şöyle buyurdu: Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim”2

 

Hâkim, Enes bin Malik (r.a.)'den şöyle rivayet etmiştir:

 

"Enes bin Malik (r.a.) anlatıyor: Rasulullah (s.a.s.) hastaları ziyaret eder, cenazelere katılır, kölelerin davetine gider ve merkebe binerdi. Hayber ve Kurayza Gazvelerinde de (hurma) lifinden yapılmış gemi olan bir merkebe binmişti ve altında da liften yapılmış bir palan vardı."3 

 

Taberani, Ebu Galip (r.a.)'den şu şekilde rivayet etmiştir:

 

“Ebu İmame’ye dedim ki: Rasulullah (s.a.s.)'tan işittiğin bir hadisi bize nakletti: Rasulullah (s.a.s.)'ın sözü Kur'an'dı, çok zikreder, hutbeyi kısa tutar, nama­zı uzatır, burun kıvırmaz, ihtiyacını giderinceye kadar miskinler ve zayıfalarla bulunduğunda büyüklenmezdi. Nesai, hasen bir rivayette şöyle tahric etmiştir: Abdullah bin Ebi Evfa anlatıyor: Çok zikreder, boş konuşmazdı... İhtiya­cını karşılayıncaya dek bir dulla veya miskinle beraber yürümekten üşenmezdi.”4

 

Taberani, Ebu Musa (r.a.)'dan şöyle rivayet etmiştir:

 

"Ebu Musa anlatıyor: Rasulullah (s.a.s.), eşeğe biner, yün elbise giyinir, koyun sağar ve misafire ikram (ve hizmet) ederdi."5

 

Buhari ve Müslim, Muğire (r.a.)'dcn rivayet etmişlerdir:

 

"Muğire (r.a.) anlatıyor: Hz. Peygamber (a.s.)'e namaz kılmaktan dolayı ayaklarının ve bacaklarının şişmesinden soruldu. Bunun üzerine çok şükreden bir kul olmayayım mı?" dedi.”6  

Ibn Huzeyme, Muğire bin Şu'be (r.a.)'den şöyle rivayet etmiştir:

 

"Muğire bin Şu'be anlatıyor: Peygamber (s.a.s.) ayakları şişinceye kadar namaz kıldı. Kendisine: Günahların bağışlanmışken niçin bu güçlüğü yükleni­yorsun? denildi. (O da): Şükreden bir kul olmayayım mı? buyurdu."7

 

Taberani, İbn-i Abbas (r.a.)'dan şu şekilde rivayet etmiştir:

 

"İbn-i Abbas (r.a.) anlatıyor: Hz. Peygamber (s.a.s.) yere oturur, yerde yerdi. Koyun sağardı ve kölenin arpa ekmeği (yeme) davetine (bile) icabet eder (büyüklenmez)di."8

 

Buharı ve Müslim, Ebu Said el-Hudri (r.a.)'den şu şekilde rivayet etmiş­lerdi:

 

"Rasulullah (s.a.s.), perdesi içindeki bakireden daha utangaçtı. Bir şeyden hoşlanmadığında onu yüzünden anlardık."9 

 

Tirmizî, Abdullah bin Haris bin Cez (r.a.)'den rivayet etmiştir:

 

"Rasulullah (s.a.s.)'tan daha çok tebessüm eden bir kişi görmedim. Bir rivayette de şöyle demiştir: Rasulullah (s.a.s.) tebessüm hariç (başka türlü) gülmezdi.”10

 

Buhari ve Müslim, Abdullah bin Amr (r.a.)'dan şu şekilde rivayet etmiştir:

 

"Abdullah bin Amr bin el-As (r.a.) anlatıyor: Rasulullah (s.a.s.) çirkin ko­nuşan ve çirkin konuşmaya yönelen biri değildi. Ve şöyle derdi: Sizin ahlakça en güzel olanınız, en hayırlılarınızdandır."11  

 

Ebu Davud, Enes bin Malik (r.a)'den rivayet etmiştir:

 

"Enes bin Malik (r.a.) anlatıyor: Ağzını, Rasulullah (s.a.s.)'ın kulağına daya­mış (meselesini gizlice arz eden) bir adam görmedik ki, o adam başını uzaklaştırıncaya kadar, Rasulullah (s.a.s.) başını uzaklaştırmış olsun. Elini tutmuş bir adam görmedim ki, o adam elini bırakıncaya kadar Rasulullah (s.a.s.) onun elini bırakmış olsun."

 

Aynı hadisin Tirmizi rivayetinde ise şöyledir:

 

"Hz. Peygamber (s.a.s.) birisine yöneldiğinde, onunla tokalaşır (musafaha eder) ve o adam elini bırakıncaya (çekinceye) kadar elini çekmezdi. Yüzünü de, o adam çevirinceye kadar yüzünden çevirmezdi. Kendisiyle sık sık oturanlara karşı bile dizlerini uzattığı görülmemiştir."12   

 

Buhari ve Müslim, Abdullah bin Abbas (r.a.)dan şu şekilde rivayet et­mişlerdir:

 

"Abdullah bin Abbas (r.a.) anlatıyor: Rasulullah (s.a.s.), insanların en cö­merti idi. Ramazan gelip Cebrail (a.s.)'le buluştuğu zaman, daha da cömert olurdu. Ramazan ayında her gece Cebrail (a.s.)'le buluşup Kur'an'ı müzakere ederlerdi. O zaman Rasulullah (s.a.s.) hayırda, esen rüzgârdan daha da cömert olurdu."

 

Benzeri bir rivayette ise şöyledir:

 

"Cebrail (a.s.), ramazan ayında her gece O'nunla buluşur, bu buluşma ramazan çı­kıncaya kadar sürerdi. Hz. Peygamber (s.a.s.) ona Kur'an'ı arz ederdi."13

 

Darimi, Cabir (r.a.)'den şu şekilde rivayet etmiştir:

 

"Hz. Cabir (r.a.) anlatıyor: Rasulullah (s.a.s.)'tan bir şey istendiğinde asla yok demezdi."

 

Ebu Muhammed şöyle der: “Ebu Uyeyne, Yanında yoksa vaad ederdi dedi.”

 

Taberani, Cabir bin Abdullah (r.a.)'dan rivayet etmiştir:

 

"Cabir bin Abdullah (r.a.) der ki: Rasulullah (a.s.) yürüdüğünde sağa sola bakmazdı, ridası bazen bir ağaca veya bir şeye takılırdı. Onlar (sahabe) onu kurtarıncaya kadar bile dönüp bakmazdı. Onlar, O'nun (a.s.) geriye dönmeye­ceğinden emin oldukları için şakalaşıp gülüyorlardı.”14

 

İmam Ahmed ve Bezzar, İbn-i Abbas (r.a.)'dan rivayet etmişlerdir:

 

“İbni Abbas (r.a.) anlatıyor: Rasulullah (s.a.s.), yürüdüğünde tembel değil, derli toplu yürürdü.”15

Buhari ile Müslim, Hz. Aişe (r.a.)'den rivayet etmişlerdir:

 

"Hz. Aişe (r.a.) anlatıyor: Hz. Peygamber (s.a.s.) nalinlerini giyerken, saçını tararken, temizlenirken ve bütün işlerini yaparken sağdan başlamaktan hoşla­nırdı.”16

 

 

Buhari ve Müslim, Enes bin Malik (r.a.)'den şöyle rivayet etmişlerdir:

 

"Enes bin Malik (r.a.) anlatıyor: Hz. Peygamber (a.s.)'e 10 yıl hizmet ettim, bana asla öf demedi. Niye yaptın da demedi, niye yapmadın da..."17 

 

Buhari ve Müslim, Hz. Aişe (r.a.)'den şu şekilde rivayet etmişlerdir:

 

“Rasulullah (s.a.s.) günah olmadıkça, onların daha kolay olanını tercih ederdi. Şayet günah ise, insanlar arasında ondan uzak duranı idi. Rasulullah (a.s.) kendisi için intikam almamıştır, ancak Allah'ın haram kıldığı şeyin çiğ­nenmesi, bunun dışındadır. Bu durumda O haramın işlenmiş olmasından dola­yı da Allah için intikam almıştır."18

 

Müslim, Hz. Aişe (r.a.)'den rivayet etmiştir:

 

"Hz. Aişe (r.a.) anlatıyor: Rasulullah (s.a.s.) hiç bir kimseye asla eliyle vur­mamıştır, ne bir kadına, ne bir hizmetçiye... Ancak Allah yolunda cihad ettiğindeki durumu hariç, (O zaman vuruşmuştur). Ona hiçbir şey isabet etmemiştir ki, (sözlü veya fiili eziyete uğramamıştır ki,) sahibinden (o davranışta bulunan kişiden) intikam alsın. Ancak Allah'ın haramlarından bir şey çiğnenirse o zaman Allah (c.c.) için intikam alırdı."19

 

Taberani, Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet etmiştir: "Ebu Hureyre (r.a.), Hz. Peygamber (s.a.s.)'in şöyle dediğini aktarıyor:

 

"Ben gerçek dışı bir şey söylememek suretiyle şaka yaparım. Kendisine sa­habe şöyle dedi;

Siz bizimle şakalaşıyorsunuz ya Resulullah, O zaman da şöyle buyurdu: Şüphesiz ben, sadece hakkı söylerim. (Gerçek dışı bir şey söylemem)"20

 

Buhari ve Müslim, Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet etmişlerdir:

 

"Enes bin Malik (r.a.) anlatıyor: Medine (halkın)'da (düşmanın Medine'yi basacağına dair) bir korku olmuştu. Peygamber (s.a.s.), Ebu Talha'dan 'mendup' adlı atı emanet alarak (halkı korkutan sesin geldiği yöne doğru) binip gitmişti. Döndüğünde: O yerde bir şey görmedik, sadece atı iyi koşar bulmanın dışında... buyurdu.”

 

Enes bin Malik (r.a.) bir rivayetinde de şöyle anlatmıştır:

 

"Rasulullah (s.a.s.) insanların en iyisi, en cömerdi ve en cesuru idi. Bir gece Medine sakinleri (düşman baskınından) korkmuştu da bir gurup insan, sesin geldiği yöne gitmişti. Sesin geldiği yöne gitmekte, onlardan önce davranmıştı."

 

İmam Nevevi şöyle demektedir: Hadisten alınacak pek çok faydalar vardır.

 

1- Bu hadis, Peygamber (s.a.s.)'in insanların hepsinden önce düşmana karşı çıkması ve çok aceleci davranması, cesaretini göstermektedir. Durumu teftiş etmiş ve daha insanlar varmadan geri dönmüştür. Bu, O'nun cesaretini gözler önüne sermektedir.

 

2- Tembel ve ağır yürüyüştü atın hızlı (bir ata) dönüşmesinde, kendisinin be­reketi ve mucizesinin büyüklüğü anlatılmaktadır. Rasulullah (a.s.)'ın "Atı deniz (olmuş da su gibi akıyor) yani iyi koşar bulduk" sözünün anlamı bunu açıkla­maktadır.

 

3- Ölüm sözkonusu olmadıkça, insan tek başına bile olsa, düşmanın durumu­nu araştırır, casusluk yapabilir. Bu hadis buna işaret etmektedir.

 

4- Bu hadis aynı zamanda emanet (ödünç) almanın cevazına da bir delildir. Bu iş için Ödünç (emanet) alınmış atla savaşmaya da cevaz verilmiştir.

 

5- Kılıcı boynuna asmanın müstahap oluşuna da delil vardır.

 

6- Gittiğinde (durumu araştırmak için), insanlara korkulacak bir şey olma­dığım müjdelemenin müstehap olduğuna işaret edilmektedir."21 

 

İmam Ahmed, Hz.Ali (r.a.)'den rivayet etmiştir:

 

"Hz.Ali (r.a.) anlatıyor: Bedir Gazvesi'nde kendimizi (sahabe-i kiramı) Rasulullah (s.a.s.)'ın arkasına sığınmış gördüm. O ise düşmana en yakın olanımızdı. Ve o gün insanların en cesuru idi."22

 

Bezzar, Cabir (r.a.)'den şu şekilde rivayet etmiştir:

 

"Cabir anlatıyor: "Rasulullah (s.a.s.)'a vahiy veya bir öğüt (vaaz) geldiğinde "Kavmini uyaracak (korkutacak) , sanki onlara azab gelmiştir." derdim. O hal üzerin­den gittiğinde, insanların en güler yüzlüsü, en güleci ve en neşelisi olduğunu görürdüm."23

 

Ahmed, Mu'aze (r.a.)'den şu şekilde rivayet etmiştir:

 

"Mu'aze (r.a.) anlatıyor: Bir kadın; Ben Rasulullah (s.a.s.)'ın visal orucu tuttuğuna şahidim diyerek Hz. Aişe (r.a.)'ye sordu. Hz.Aişe (r.a.) ona: Sen O'nun amel ettiği gibi amel edebilir misin? Zira O'nun geçmiş ve gele­cek günahları bağışlanmıştı ve ameli kendisi için nafile idi" dedi."24

Tirmizi, Ebu Umame (r.a.)'den şöyle rivayet etmiştir: "Ebu Umame (r.a.) anlatıyor: "el-Bâhili şöyle derken işitilmiştir: "Peygam­ber (a.s.)'in ehl-i beytinin arpa ekmeği artmazdı. (Yani az gelirdi, fazla gelip de artmazdı.)"25

 

Tirmizi, Abdullah bin Abbas (r.a.)'dan şu şekilde rivayet etmiştir:

 

"Abdullah bin Abbas (r.a.) şöyle anlatıyor: Rasulullah (a.s.)’ın ailesi, akşam yemeği bulamadan peşpeşe aç olarak geceliyordu. Genellikle ekmekleri arpa ekmeği idi."26

 

Müslim, Simak bin Harb (r.a.)'den rivayet etmiştir:                                   

 

"Simak bin Harb anlatıyor: Nu'man'ı hutbe okurken işittim. Şöyle demişti: Hz.Ömer (r.a.), insanların sahip olduğu dünyalıkları anlattı ve: Rasulullah (s.a.s.)'ın karnını doyuracak adi bir hurma bile bulamadan günü (açlıktan midesi ağrıdığından) dürülüp bükülerek geçirdiğini gördüm dedi."27

 

Buhari, Enes bin Malik (r.a.)'den şu şekilde rivayet etmiştir:

 

"Enes (r.a.) anlatıyor: "Rasulullah (s.a.s.)'ı söyle derken işittim: Muhammed ailesi, sabaha ve aksama sadece bir sâ' (bir ölçek yiyecek) ile çıkmışlardır (yani başka hiçbir şeyleri yoktu). Onlar dokuz ev idiler."

 

Hadisi, İbn Mace de şu lafızla  tahric etmiştir:

 

"Muhammed ailesinin yanındaki bir sâ' (bir ölçek) hububat ve bir sâ' hurma diğer bir sabaha çıkmadı (yani bir gün bile evde ihtiyaç dışı fazla gıda maddesi bulunmadı). O zaman Rasulullah (s.a.s)'ın dokuz hanımı vardı."28

 

Buhari, Hz. Aişe (r.a)'den şöyle rivayet etmiştir.

 

"Hz. Aişe (r.a) anlatıyor: Rasulullah (s.a.s.)’ın zırhı, bir yahudiye 30 sâ' arpaya rehin bırakılmış bir halde vefat etti."29

 

Ahmed ve İbn-i Mace Hz. Aişe (r.a)'den şu şekilde rivayet etmişlerdir:

 

"Hz. Aişe (r.a) anlatıyor: Rasulullah (s.a.s.)'ın yatağı, içi hurma lifi dolu bir deri idi."30

 

Ahmed ve Bezzar, Ebu Hureyre (r.a)'den şöyle rivayet etmişlerdir:

 

"Ebu Hureyre anlatıyor: Cebrail (a.s.) Peygamber (s.a.s.)'in yanına oturdu, gökyüzüne baktı ve inen bir melek gördü. Cebrail (a.s.): Bu melek, yaratıldığı günden kıyamet öncesine kadar inmez. İndiğinde şöyle der: Muhammed, beni sana Rabbin gönderdi ve dedi ki seni bir kral peygamber mi, yoksa bir kul Rasul mü yapsın? Cebrail (a.s.) dedi ki: Rabbine karşı mütevazi ol ya Muhammed. O zaman Allah Rasulü (s.a.s.) Özellikle bir kul Rasul eylesin. dedi."31

 

Hâkim, Hz. Aişe (r.a.)'den rivayet etmiştir:

 

"Hz. Aişe (r.a.) anlatıyor; Hz. Peygamber (s.a.s.): ....İnsanlardan seni Allah korur Maide Suresi: 67 ayeti ininceye kadar (sahabe tarafından) korunuyordu. O zaman Peygamber (s.a.s.) başını çadırdan çıkarıp onlara: Ey insanlar, çekilin. Beni Allah korumaktadır dedi."32

 

Buhari, Abdullah bin Amr bin el As (r.a.)'dan rivayet etmiştir:

 

"Abdullah bin Amr bin el-As (r.a.) anlatıyor: Kur'an'daki şu ayet Ey Pey­gamber, biz seni bir şahid, bir müjdeleyici ve bir korkutucu olarak gönderdik. Ahzab suresi: 45, Tevrat'ta şöyledir: Ey peygamber, biz seni bir şahid, bir müjdeleyici, bir korkutucu, ümmiler için bir sığınak olarak gönderdik. Sen, ahdimsin ve Resülumsün. Seni Mütevekkil olarak adlandırdım ve çarşılarda bağırıp çağırmayan, kaba ve sert olmayan, kötülüğe kötülükle karşılık vermeyen, bilakis affedip ba­ğışlayan, sapıtmış milletin düzeldiği kör gözlerin açıldığı, sağır kulakların işittiği ve kilitli gönüllerin açıldığı 'La ilahe illallah' sözünü deyinceye kadar, Allah canını al­mayacak" şeklinde özelliklerini saydım."33

 

Bezzar ve Hakim, Ebu Hureyre (r.a.)'dcn rivayet etmişlerdir:  

 

"Ebu Hureyre (r.a.) Hz. Peygamber (a.s.)'den şunu naklediyor: Ey insanlar! Ben ancak bir rahmet ve hidayet peygamberiyim."34

 

Müslim, Muaviye (r.a.)'den şu şekilde rivayet etmiştir:

 

"Muaviye (r.a.) anlatıyor: Hz. Peygamber (a.s.) ashabının kurduğu bir zikir halkasına vardı. Ve: Sizi oturtan nedir? dedi. Allah’ı zikretmek, dinine dair bize hidayet ettiklerine ve seni bize ihsan et­mesine hamd etmek üzere oturduk dediler. Hadisin sonunda (Hz. Peygamber (s.a.s.)'in onlara şöyle dediği geçer): Şüphesiz Allah (c.c), sizinle, meleklere karşı övünüyor."35 

 

Buhari ve Müslim, Ebu Hurcyre (r.a.)'den rivayet etmişlerdir: Ebu Hureyre (r.a.) anlatıyor: Rasulullah (s.a.s.) kendisine bir yiyecek geti­rildiğinde Hediye midir, sakada mıdır? diye sorardı. ‘Sadakadır’ denilirse ashabına ‘yiyin’ der, kendisi yemezdi. ‘Hediyedir’ denirse, elini uzatıp onlarla birlikte yerdi."36

Taberani, İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet etmiştir: İbn Abbas (r.a.) anlatıyor: Rasulullah (s.a.s.) kendisine turfanda meyve geti­rildiğinde önce gözlerine sürer, sonra dudaklarına dokundururdu... Sonra da onu yanındaki çocuklara verirdi."37

 

Ahmed, Ebu Vakıd (r.a.)'dan şöyle rivayet etmiştir:

 

"Ebu Vakıd (r.a.) anlatıyor: Hz. Peygamber (s.a.s.) insanlara namazı en hafif (şekliyle) kıldırır kendisi ise (tek başına iken) en uzun (şekliyle) kılardı."38

 

Ebu Davud, Abdullah bin Büsr (r.a.)'dan rivayet etmiştir:

 

"Abdullah bin Büsr anlatıyor: Hz. Peygamber (s.a.s.) birilerinin kapısına gel­diğinde, kapıyı karşısına almazdı; sağ veya sol tarafına çekilirdi."39

 

İmam Ahmed, Hz.Aişe (r.a.)'den şu şekilde rivayet elmiştir:

 

"Hz. Aişe (r.a.) anlatıyor: Hz. Peygamber (s.a.s.)'in en sevdiği içecek, lezzetli ve soğuk olanıydı."40

 

Tirmizi, Hz.Aişe (r.a.)'den şu şekilde rivayet etmiştir:

 

“Hz. Aişe (r.a.) anlatıyor: Hz. Peygamber (s.a.s.)'in en sevmediği huy, yalancılıktı.”41 

 

Ebu Davud, Ebu Musa (r.a.)'dan şu şekilde rivayet etmiştir:

 

"Ebu Musa (r.a.) anlatıyor: Rasulullah (s.a.s.) bir sahabesini bir işi için gön­derdiğinde,

Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz; kolaylaştınız, güçleştirmeyiniz buyu­rurdu."42 

 

Ebu Davud, Hz. Aişc (r.a.)'den şöyle rivayet etmiştir:

 

"Hz. Aişe (r.a.) anlatıyor: Hz. Peygamber (s.a.s.) kendisine bir adam hakkında bir haber ulaşınca Filana ne oluyor? demezdi de, Şöyle şöyle diyenlere de ne oluyor? derdi."43

 

Müslim, Ubade bin Samit (r.a.)'den rivayet etmiştir:

 

"Ubade bin Samit (r.a.) anlatıyor: Hz. Peygamber (s.a.s.) vahiy indiğinde durgunlaşıyor ve rengi morarıyordu."44

 

Buhari ve Müslim, Ka'b bin Malik (r.a.)'dcn şöyle rivayet etmişlerdir:

 

"Ka'b bin Malik (r.a.) anlatıyor: Hz. Peygamber (s.a.s.) sevindiğinde sanki bir ay parçasıymışcasına aydınlanırdı."45

 

İbn Asakir, Enes (r.a.)'den şöyle rivayet etmiştir:

"Enes (r.a.) anlatıyor: Hz. Peygamber (s.a.s.), insanlar içinde çocuklara kar­şı en merhametli olanı idi."46

 

Buharı, Enes bin Malik (r.a.)'den şu şekilde rivayel etmiştir:

 

"Enes (r.a.) anlatıyor: Hz. Peygamber (s.a.s.) güzel kokuyu geri çevirmezdi."47

           

Rasulullah (s.a.s.)’ın zühd ve takvası ile ilgili rivayetlerin çokluğundan dolayı hepsini buraya almamız mümkün değildir. Biz rivayetlerin bazılarını burada zikrettik. Rabbimizden bizleri Rasulullah (s.a.s.)’ın zühd ve takva elbisesini kuşanmayı nasib etmesini diliyoruz.

Dipnot

1- Müstedrek Hds:21613, Hâkim şöyle demiştir: "Bu, Buhari ve Müslim'in şartlarına göre sahih bir hadistir, fakat kitaplarına almamışlardır." Zehebi de onu tasdik etmiştir.

 

2- Ahmed, Müsned Hds:21381,Bezzar, Keşfü'l-Estar (3/157) Haysemi, Mecmau'z-Zevaid (9/15)'de şöyle der: "Ha­disi, Ahmed bin Hanbel rivayet etmiştir. Ravileri sahihtir, Bezzar da rivayet etmiş­tir."Muhammed bin Rızkullah el-Kelûdânî dışında ravileri aynıdır. Muhammed de sika bir ravidir.

 

3- Müstedrek Hds:2166  Hakim şöyle demiştir :"Bu sahihi'l-isnad bir hadistir, ancak Buhari ve Müslim kitaplarına almamışlardır" Zenebi de kendisine katılmıştır.

 

4- Mu'cemu'l-Kebir (8/345) Haysemi, Mecmau'z-Zevaid (9/20)'de der ki: "Hadisi, Ta­berani rivayet etmiştir, isnadı da hasendir." Nesai (3/109) Kitabu'l-Cum'a, babu ma yüstehabbu min taksîri'l-hutbe.

 

5- Haysemi, Mecmau'z-Zevaid (9/20)'de "Taberani rivayet etmiştir, ravileri Buhari'nin rivayetlerini Sahih'ine aldığı ravilerdir" demiştir.

 

6- Buharı (3/14) 19- et-Teheccûd. 6-Babu kıyami'n-Nebi (a.s.) el-leyle. Müslim (4/2172) 50- Sıfati'l-Münafikîn 18-Babu iksîri'l-a'mâli ve 'l-ictihadifı'l-'ıbâde.

 

7- İbn Huzeyme, Sahih (2/201) İsnadı sahihtir

 

8- Taberani,Mu'cemu'l-Kebir (12/68),Haysemi, Mecmau'z-Zevaid (9/20)'de: "Hadisi, Taberani rivayet etmiştir, isnadı ba­sendir" demektedir.

 

9- Buhari (101513) 78-Kitab’ul-Edeb 73-Babu men lem yuvacihi'n-nase bi'l-ıtâb. Müslim (4/1809) 43-Kitabu'l-Fezail 16-Çok hayalı oluşu babı.

 

Yazar:
Nasruddin Yasin
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul