21 Ocak 2018 - Pazar

Şu anda buradasınız: / Değişen ve Değişmeyenler

Değişen ve Değişmeyenler

 Abdullah Hakan

1400 küsur yıl sonrada olsa küfür ve şirk ehlinin davranış özellikleri aynıdır. Ama gerçek olan bir vakıa''da var ki bu asrın temsil makamındaki "zarf Müslümanları"nın, mazruf''ta Kur''an'' la ve Peygamber''in sünneti ile olan irtibatını kesmiş ve koparmış olmasıdır.
Gariptir ki bu asrın Müslümanları çok akıllı ve kurnaz kimselerdir. Bol, bol ayet ve hadis ezberler, devamlı Kur''an kursları açar, düzine ile hafız yetiştirirler. Aynı zamanda yüksek tahsilde cabası. Üniversite diplomalarımızda en afillisinden çoğumuzda mevcuttur. Diplomalarımızla ve düzene sorun çıkarmayan, İslam ahlakımızla beraber, cari sistemin daha güzel işleyebilmesi ve daha mutlu yarınlar için, demokrasiyi, laikliği, parlamenter darun-nedve sistemini, O müthiş akıl ve zekâ kokan yorumlarımızla, Müslüman halkımıza hazmettirmeye çalışırız. Alimlerimizin(muvahhid ve muttakilerden özür beyan ediyorum) çalışmaları İslam''ın demokrasiye ve laikliğe uyumu ve küresel barışa yapacağımız katkılar üzeredir. Bunun içinde bol, bol İslam tarihinden örnekler vardır. Medine antlaşması,(Al-i İmran/64) gibi. Yani bizler, dinin gelişim ve kontrolünü, hayata yerleşmesinin nasıl olması gerektiğini kendi insiyatifimize almış durumdayız.
Çünkü bizler Araplar gibi "ümmi" ve cahil değiliz. Kızları diri, diri toprağa gömmeyiz amma, zekâ kokan "peruklu tesettür" fetvalarımızla, tesettür ibadetini her koşulda câri sisteme uygun hale getiririz. Bizler Osman''lının torunlarıyız. Hepimiz birer ateş parçası aslan mücahidleriz.

Rabbimiz bizlerden cihadı terk ettiğimiz için buram, buram ahiret kokan tevhid asaletini, kişiliğimizden ve karakterimizden çekip aldı. Fırsattan istifade alim diye öne çıkartılan (zer)zevatlar, kemalizmi "dini aydınlanma", ahkam ayetlerini "hermenötik süreç" diyerek günümüzde İslam fıkhının içini boşaltarak, ateşlerine odun taşımaya devam etmektedirler. Artık gündem konuları "cihad ve şehadet" değil, Yahudi ve Hıristiyanların "şirk" koşmadan(nasıl oluyorsa?) cennete sokulması meselesidir.
Peki, şimdi anladık mı? Neden ümmi bir toplum ve ümmi bir peygamber. Neden fıtratı temiz ve insani duyguları körelmemiş "doğruluk" ve ölümüne dahi olsa "ahde vefa" özellikleri olan ümmi bir toplum, eğer Allah ve Resulü emretmişse çatışmaktan ve kınanmaktan çekinmiyor ve kaçınmıyor.
Asrın zamane "zarf Müslümanları" Peygamberimizin vahyi reddeden devlet düzenine karşı yaptığı tebliğ siyaseti ve mücadelesini okuyup, bildiği halde… Günümüzde, peygamberin uygulamalarına rağmen nasıl olması gerektiğini, bizler müthiş zekâmızla hemen hallediveririz.
Gerekçe… Asrın icapları değişti. Alın size değişmeyen lanetli küfür mantığı ve gerekçeli kararları… Alın size değişmeyen acıkınca yenilen putlar gerçeği… Alın size "beni kaynuka kılıklı" tesettür düşmanlarının küfür direnişini. Alın size başörtüsü insan hakkı değilmiş "laik fetvasını". Peki değişen ne… Değişen bizlerin çok akıllı okuryazar ve kariyerli olması, onların ise ümmi ve hesap bilmeyen bir kavim olmasıdır!
Onlar İslam''ı tebliğle, kâfirle küfürle mücadele içerisinde olurken eğilmemişler, yamulmamışlar. İslam dışı sistemlere fikri olarak yaranmaya onlara kendilerini beğendirmeye çalışmamışlar. Onların tek projeleri ve stratejileri vardı oda takva ve vahyin şahitliği idi.
Şimdinin zamanelerine bakalım neyi anlatıyor ve ne ile uğraşıyorlar. Laiklik dinsizlik değildir, demokrasi İslam''a uygun bir sistemdir, İslam barış dinidir. Laikliği ve demokrasiyi kurallarına göre uygulayın… Ey cehennemi zümera, lütfen gerçek laik ve demokratlar olun.
Nerede peygamberin siyaseti, nerede bizler. Çağrı yapılacaksa İlk önce İslam''a ve tevhide çağrı yapılır, öncelikle aramızda akâid farklılığı olduğu vahiy dışı sistemlerin İslam''a göre durumunun açıkça "bâtıl" olduğu belirtilir.
Zamane Müslümanları olarak Hz Peygamberin sosyal ve siyasi tavrını net olarak ortaya koysaydık, günümüzde cahili sistemlerin karşısında küresel sisteme entegre olmamış (bankalar, siyasi partiler sivil toplum örgütleri). Toplumsal ve siyasi hareketinde peygamberin bereketini ve kokusunu üzerinde taşıyan yüz binler olurdu. Bu yüz binlerin cemaat temelindeki sosyal ve siyasi yardımlaşmaları,cahili sistem içerisinde de kendi kendilerine yeterli olmalarını da sağlayacaktı. Gelin görün ki Peygamberin(as) vahiy-dışı sistemlere karşı olan tavrını günümüz yerel ve küresel vahiy-dışı sistemlere gösteremediğimiz için firavunun yargı sisteminden eman beklenir konuma gelinmiştir.
Sonuçta "Vehn" bizi kaplamıştır (ölüm ve siyasi kamplaşma ve çatışma korkusu). Bizler garantici ve okuryazar Müslümanlar, küfrün ve cahiliyenin bizleri ve imanımızı ve tevhidi değerlerimizi en başta Rabbimizi kabul etmeyeceklerini onca ayet ve hadis varken öğrenemedik. Küfrün tek millet olduğunu bizlerinde tevhîdi değerlerimizden vazgeçmedikçe bizlerden asla razı olmayacaklarını ne zaman öğreneceğiz. Onlar razı olsun diye biz önderimizden (Ebî, Ümmî ya Resulallah) asla vazgeçmeyeceğiz…
Yazar:
.
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul