18 Kasım 2017 - Cumartesi

Şu anda buradasınız: / MODERNİZM’İN GAZZE İLE İMTİHANI

MODERNİZM’İN GAZZE İLE İMTİHANI

                                                              

                                                                                                                                                             M. Mustafa Uzun

 

Gazze’ye son saldırıların en yoğun olduğu gün, 20 Kasım Salı günü girdim.

O gün 27 şehit verildi, sabahtan akşama kadar bombardıman devam etti. Gazze girişindeki 15 dakikalık bekleme esnasında Filistin’den kalkıp İsrail’e düşen bir Kassam Roketi ile yeri göğü inleten, ayaklarımızın altındaki toprağı sallayan İsrail bombardımanını da gördük, yaşadık. Sadece o gün akşama kadar çevremize 8 bomba düştü.

Gazze’de bombardıman boyunca “güvenli yer” kavramı olmadı. 2008’deki son katliamda Şifa Hastanesinin de vurulduğu gerçeği göz önündeyken Gazze Şifa Hastanesi çevresine konuşlu gazeteciler de asla güvende olmadıklarını biliyorlardı. Her an bir bomba yanı başımızda değil, tepemizde patlayabilirdi.

Hastane önü ana baba günü. Birçok ülkeden, özellikle uzakdoğu’dan gazeteciler patlayan her bombada irkiliyorlar ancak haber takibinden asla vazgeçmiyorlar. Hastane önündeki o kalabalık aslında olayı özetliyordu. Şehitler, yaralılar, yakınları, Türkiyeli ve Malezyalı yardım kuruluşları, gazeteciler, Filistin Devleti yöneticileri ve askerler…

Gazze Modern Savaş Makinalarına Meydan Okuyor

İsrail’in en ağır bombardımanı yaptığı gün Gazze sokaklarında çocuklar top oynuyordu. Gazzeli kadınlar alış verişe devam ettiler, gençler için hayat olağan seyrindeydi. Onca insan arasında ben panik yaşayan, ağlayan, sınırı aşmış tek bir insan dahi görmedim. Gazze adeta dünya ile, İsrail ile, Modernizm ile, modern dertler ile, hayat ile, teknoloji ile, ölümün her an gelebileceği gerçeği ile alay ediyordu. Dimdik ayakta, eğilmiyor, diz çökmüyor.

Gazze’ye daha önce de geldim ve kesinlikle biliyorum ki Gazze bu durumda asla yenilmez. İsrail, 100 metre ötesine düşen bombalara aldırış etmeden oyununa devam eden çocukların karşısında yenilmeye mahkûm. İsrail savaşa başlamadan kaybetmiş.

Biz önce Gazze’deki Yetim Merkezi’ni ziyaret ettik. Dikkat çekici bir mimarisi var. Osmanlı, Selçuklu ve Modern çizgileri bir arada taşıyan, gayet estetik bir bina. 600 çocuk burada eğitim görecek. Anadolu halkının merhameti ile inşa edilmiş. Cansuyu Derneği yaptırmış ve önümüzdeki ay açılışı yapılacaktı. Bombardıman esnasında Yetim Merkezi de isabet almış. Yakın çevreye düşen bir bomba çatısında yer yer parçalanmalara neden olmuş. Gezdik ve gördük. Muhteşem bir yatırım ve Yetim Merkezi’nde yok yok. Eğitim mekânları, konferans salonları, eğlence salonları ile Anadolu’nun Filistin’e güzel bir hediyesi.

Gazze Türkiye’ye Yüreğini Açmış

Gazze Yetim Merkezi’nden çıktıktan kısa bir süre sonra yakınlarda bir bomba daha patladı. Doğal olarak biz bombanın nereye düştüğünü, ne yaptığını merak ediyoruz, bakıyoruz, soruyoruz ama mihmandarlarımızın bunlar umrunda değil. Gazze zaten abluka altındaki yüz binlerce insanın bir arada yaşadığı ve her an yardımına yüzlerce kişinin koşabileceği bir yer. Bomba patlayınca çevredekilerin müdahalesi yeterli oluyormuş. Bu nedenle hayat bomba seslerine rağmen devam ediyor. Tepenizde sürekli yüksek ses çıkartarak gezinip duran İsrail Savaş Uçakları, Heronlar, sahilde İsrail Savaş Gemisi, yer yer Gazze semalarında yükselen kamera donanımlı balonlar ve hiç durmayan bomba sesleri; bunlar Gazze’nin görünen gerçeği ama asıl gerçek Gazze’nin yüreğinde yaşanıyor. O, savaş uçaklarını, bombaları umursamıyor ama kardeşinden, Türkiye’den gelen bir selam, bir tebessüm aşırı heyecanlandırıyor.

Türkiye’den geldiğimizi anlayan herkes bizi bağrına basıyor. Anlatıyor, konuşuyor, teşekkür ediyor, kucaklıyor. Gazze Şifa Hastanesi önünde 9 farklı ülkenin Dış İşleri Bakanlarını bekleyen kalabalık sadece ama sadece Türkiye’nin bayraklarını sallıyordu. Bu, medyaya yansımayan müthiş bir detaydı benim için. Gazze Türkiye’nin kendisi için ne mana ifade ettiğini biliyor. Aylık maaşlarını alan Yetim Çocuklar hayırsever Türkiye halkına teşekkür ediyor. Hamdolsun Gazze, Türkiye olmuş ve her ziyaretimizde bunun etkisini daha fazla gözlemliyorum.

Gazze ve Umut

Ancak Gazze umut kadar acı da.

Gazzeliler için değil bizim için daha hissedilebilir bir acı bu. Ambulanslar geliyor, içinde şehitler ve yaralılar ile yakınları… Anneleri, eşleri, kardeşleri. Bazen de ambulansın ardından hastaneye koşuşan insanları görüyoruz. Bunların hiçbiri ağlamıyor, gözyaşı dökmüyor, feryat etmiyor. Müthiş bir direniş ruhu hâkim şehre.

Hastane önünde gözyaşı döken sadece biziz. Etkilenen, telaşlanan, yıkılan biziz. Gazze ise dimdik ayakta. Yaklaşan her ambulans ile özellikle yabancı gazeteciler hareketleniyor. Şehitler ve yaralılar inerken görüntü alma telaşına giriyorlar. Üst üste ambulanslar gelmeye başladı. Eski bir ambulans kapıya yanaşınca yine gazeteciler koşarak arka kapısına geçtiler. Kapının açılmaması üzerine içeride şehitlerin olduğunu tecrübeleri ile anlayan gazeteciler ısrarla beklemeye başladılar. Ben ise tek başıma ambulansın ön tarafında bekliyordum. Ön kapı açıldı ve ambulans şoförü indi. Çevremde kimse yoktu ve olayı da fark eden olmadı. Kapı açıldı, hemen önümde 3 şehidin yattığını gördüm. Daha doğrusu önce 3 şehit zannettim, sonra 2 olduğunu dehşetle gördüm. Parçalanmış bedenler ama tek damla kan yok etrafta. İsrail en vahşi silahları Gazze halkı üstünde deniyor. İstem dışı olarak kamera kayıtta ama ben kendimde değilim. 1 metre ötemde olabilecek en dehşet halleri ile 2 genç beden bulunuyor. Savaş bu. Katliamın gerçek görüntüsü bu. İstanbul’da havada uçuşan füzelerin değil işte bu görüntünün savaş demek olduğunu çok daha sonra, Hastanenin bir köşesinde kendimden geçmişçesine otururken fark ettim.

Biz Gazze’ye Değil, Gazze Bize Yardım Ediyor

Gazze dimdik hayatta ama 200’e yakın şehit artık Gazze sokaklarında yürüyemeyecek, çocuklar oynayamayacak, gencecik o kızlar beyaz gelinliklerini giyemeyecek, anneler çocuklarını sevemeyecek. Bu dünyada tabi.

Daha önceki Gazze seferlerimde de aynı şekilde düşünmüştüm; Biz Gazze’ye değil, Gazze bize yardım ediyor. Ateşkes ilan edildikten sonra Mısır’dan 20 kamyon ve tır dolusu yardım malzemesini Gazze’ye soktuk. Biz Gazze’ye yardım için geldik ama Gazze bize yardımcı oluyor. Gazze, imanı ile, direnişi ile, sevdası ile adeta dünyaya ders veriyor.

 

 

Gazze’den Ufak Ufak Notlar

·        Fotoğraf makinasını gören İlkokul çocukları; “İdrib idrib Tel Aviv, Vur Vur, Tel Aviv’i vur” diye slogan atıyordu.

·        Ailesinin 10 ferdini birden kaybeden, eşini, 3 çocuğunu, annesini ve 5 torununu bir İsrail füzesi ile hakka uğurlayan amcamızın metanetini anlatabilecek kelime bulamadım.

·        İsrail Savaş Gemisine nazır, Gazze sahilinde içtiğim çayın tadını hiçbir şeye değişmem.

·        Şehitlerin aileleri Modern dünya ile adeta alay ediyor.

·        Bazı yaralıların evleri yok olmuş, evlerinde kimse de yok. Mecburen yardımları komşularına teslim ettik.

·        Hayatımda ilk defa Gazze sahilinde deniz kabuğu topladım.

·        Başbakan İsmail Heniye savaş esnasında sokakta aniden karşımıza çıktı. Daha sonra da 2 defa görüştük, bizi evinde ağırladı.

·        Gazze İçişleri Bakanlığı binası da vuruldu. Enkaza kimseyi sokmuyorlardı, “Türkiye’denim” dedim, askerler telaşla izin verdi.

·        Yetim kızlar meselesi yürek yakıyor.

 

 

 

Yazar:
.
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul