19 Ocak 2018 - Cuma

Şu anda buradasınız: / Pop´un gürültülü çekiciliği

Pop´un gürültülü çekiciliği



Faruk Yeşil

Her geçen gün inanç ve değerlerimizle çatışan bir hayata doğru savruluyoruz. Bu günün somut gerçeklikleri üzerine konuşmak yerine, içerisinde bulunduğumuz yozlaşma ve dünyevileşme olaylarını duygusal yorumlarla geçiştiriyoruz. Malesef İslami alğı ve duruşumuz her geçen gün erozyona ugruyor yozlaşıyor, bir pop din yaklaşımı genelleştirilerek dayatılmaya çalışılıyor. Popüler kültürün büyülediği Dini safiyeti yansıtmayan bir yaşantı tez elden terk edilmesi gereken bir yaşantıdır. Müslümanların, yaşadıkları toplumda adalet ve güveni temsil etmeleri gerekirken bu gün geldiğimiz noktada, Müslümanların da ticari hayatta hiçbir ahlaki ilkeyi önemsemiyor olmaları, kapitalizmin azgın yaslarını tam bir teslimiyet ve inançla içselleştirmeleri kabul edilemeyecek kadar üzücü bir durumdur. Müslümanların ekonomik ve ticari ilişkilerde merhametsiz ve ahlaksız davranması, gösteriye dönüştürülmüş bir hayatı tercih etmeleri şeklinde somutlaşıyor olmasının hiç birimizi rahatsız etmemesi, hiç birimizin bu durum karşısında eleştirel bir duruş almaması kabul edilemez bir durumdur.
İlişkilerimiz popüler ve politik ilişkilere dönüştüğünden bir birimizi anlamakta çok güçlük çekiyoruz. Bir birimizi anlamak için içtenlikli çabalar gösterdiğimiz de söylenemez ya... İlişkilerimizin derinlik ve yoğunluğu kaybolmuş durumdadır. Müslüman çocuklarının modalar, imajlar, markalar, kalıplar peşinde koşuyor olmasının sorumlusu konformizmle malül olan Müslümanlar olabilir mi? Kendi çocuklarının zihinlerini televizyonların insafına terkeden ailelerin bu durumdan sadece yakınarak, görmezden gelerek bir çıkış bulmaları ne kadar mümkündür? Hayatımıza,  çocuklarımızın hayatına bize rağmen yön vermeye çalışan güçlerle çetin bir hesaplaşmayı göze almak durmundayız. Duruşumuz ve yürüyüşümüzle kendimiz olarak, onurumuza sahip  çıkarak ancak gelecek  kuşaklar  için örneklik yapabiliriz. Başarı durumunda da başarısızlık durumunda da sorumluluk üslenmekten asla kaçınmamalıyız. İslam'ın kalbimizdeki, zihnimizdeki ve hayatımızıda ki yeri ne kadar etkin, ne kadar belirleyici? İslami ilgilerimiz, boş zamanların, müsait zamanların ötesine geçememektedir. İslami ilgilerimiz bizi ihtişam ve debdebe tutukusundan vazgeçirebilecek düzeyde mi? Dünyevi olana dönük canrışah ilgi ve koşuşturmacalarımız ölümü, ahireti, hesap gününü hatırda tutmadığımızı, hesaplarımız da yer almadığını gösteriyor olmasın?
Peşine takınılan popüler kültür şiddet, gürültü ve cinsellikten başkaca bir şey değildir. Moda olanı seçmek bir çaba gerektirmemektedir.  Moda olanı seçmek için bir niteliğe ve ahlaka sahip olmanız gerekmez. Moda kadınları sadece biçimsel olarak özgürleştiriyor. Moda hareketleri kadınların sadece ama sadece bendensel esenliğine çalışıyor. Bütün toplumlarda özellikle kadınlar modanın zorlayıcı baskısı altındadır. Tercihlerimizi medya imajlarının belirliyor olması, algı ve davranışlarımız, ilişkilerimiz, tercih ve tutumlarımız medyanın yıkıcı baskısının altında demektir. Medya özellikle de televizyon hayat tarzımıza inanç ve düşüncelerimize meydan okumaktadır. Din ise popüler kültürün bir parçası haline getirilmek isteniyor. Popüler kültür düşünmeyi, sorgulamayı, değerlendirmeyi, yorumlamayı degil daha çok kopyalamayı öğretiyor, tüketimi kışkırtıp sahte bir hayat tarzı empoze ediyor.
Söylediklerimizle yaptıklarımız arasındaki ilişki ve bütünlüğene oldukça dikkat etmek durumundayız. Düşünce ve eylemlerimizin toplumsallaşması için her şeyden önce kendimiz olmalıyız. İnançlarımızla hayatımız arasında vazgeçilmez bağlantıların birer, birer çözülmesine müsade edemeyiz. Moda hırsları karşısında, servet iktidar hırsları karşısında çok dikkatli olmalıyız, bu tür hırsların ruhumuzu çürütüp, onurumuzu kirletmesine müsade edemeyiz. Ruhumuzu, vicdanımızı yitirme pahasına kazandığımız dünyevi başarılar sadece bir hiçtir. Her koşulda ölçülü, dengeli ve adil olmanın en güzel erdem olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız. İnsan dünyaya dünyevi olana müstağni olduğunda güçlü ve onurludur. Dünyevi olana ihtirasla bağlandığında ise duyarsızızlaşır gücü gider zaafları artar. Dünyevi hırslar, ihtiraslar, tutkular ve çıkarlar adına ebedi hayatımıza gölge düşüremeyiz. İlişkilerimizde yalınlık ve sadelik esas olmalıdır. Belirsiz kavramlarla, anlaşılmaz tanımlarla konuşmak yazmak benzersiz görünme tutkusu ile davramak çok sağlıklı bir durum değildir.

Yazar:
.
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul