17 Ocak 2018 - Çarşamba

Şu anda buradasınız: / Toplumun Aburcuburları

Toplumun Aburcuburları

Aydın Başar

Devlet adamlarından siyasilere yazarlardan aktörlere sanatçılardan futbolculara kadar birçok farklı ismin zihin dünyamızdan gelip geçtiğini görüyoruz. Birkaç sene önce halkın ilgi gösterdiği ve medyanın ağızlarından bir kelime koparabilmek için peşlerinden koşuşturduğu isimler, nedense kısa bir müddet sonra unutulmaya terkedilmişlerdir. Bunlar sayesinde hafızalarımız adeta bir lüzumsuz isimler fihristine dönüşmüştür. Elbette bu durumu sadece halkın vefasızlığıyla veya medyanın duyarsızlığıyla açıklayamayız. 
Toplum her ne kadar büyük şahsiyetleri çoğu zaman biraz geç anlasa da eninde sonunda onların farkına varmıştır. 
Zira zamanın geçmesiyle büyük değerlerin kıymetinin daha iyi anlaşıldığı kabul görmüş bir toplumsal gerçekliktir. Bu nedenle insanların unutulma ve hatırlanma durumlarını izah ederken, kimin topluma neyi bıraktığını ve toplum için ne kadar fedakârlık yaptığını da sorgulamak durumundayız.
Tarih bir taraftan halkın vicdanlarında güzel izler bırakmayı başaran büyük şahsiyetlerin varlığına ve onların büyük hizmetlerine şahit olurken, diğer taraftan da hemen her alanda rastladığımız "çok laf az iş" prensibiyle hareket eden aburcubur şahsiyetlerin topluma ve insanlığa verdikleri zararlara şahit olmuştur. Netice itibari ile kimileri sinelerde daima hayırla yad edilirken, kimileri de anıldıkları zaman söylettikleri "illallah"larla hatırlanmışlardır.
Zamanında icraat imkanına veya topluma yön verme konumuna sahip olan insanlar, şayet topluma ve insanlığa kalıcı bir şeyler kazandıramamışlarsa veya bir sefercik olsun onlara "Allah senden razı olsun" dedirtememişlerse, bu gibi kimselerin unutulmaları da son derece normaldir.
Bulundukları mevki ve makamı bir tatmin aracı olarak kullanan idareciler, sahip oldukları imkanları "şer" güçlerinin hizmetine sunan patronlar, boş laflar ve geyik muhabbetleriyle sütunlarını dolduran yazarlar, gece yaşantısı ve yaptıkları hayasızlıklarla gündeme gelen topçu, popçu ve mankenler, hasılı kendi toplumlarına nice ahlaki zaafları ile örnek olanlar ve yaptıkları boş işlerle halkının karşısına çıkanlar ancak o toplumun aburcuburları olarak anılabilirler.
Toplumumuzda kimlerin seslerinin fazla çıktığına şöyle bir bakacak olursak, maalesef bugün hemen her alanda aburcubur şahsiyetlerin, kaliteli insanların sesini bastırdığını görmekteyiz. Faydalı düşünceleriyle ve buldukları çözüm önerileriyle topluma yön verebilecek kalitede olan insanların yerlerini bugün medyada çokça rastladığımız bir birikimi olmadığı halde nasılsa her konuda her şeyi bilen lüzumsuz kimseler almıştır. 
Toplumun kalitesini düşüren ve adeta onları ifsat eden en önemli faktörlerden birisi de; medya tarafından sürekli vasıfsız ve alelade kimselerin toplumumuza örnek şahsiyetlermiş gibi sunulmasıdır. Halkımızın en çok izlediği televizyon kanallarında en çok seyredilen isimlerin kimler olduğunu düşündüğümüzde toplumun seviyesi hakkında da bir fikir edinmiş oluyoruz. Konuyu biraz daha basitleştirerek anlatmaya çalışırsak, bugün "ibo şov"la yatan ve "sabah sabah seda sayan"la uyanan bir nesil ile karşı karşıyayız. Şayet kendimizi kandırmayacaksak elimizdeki malzemenin de bu olduğunu inkâr etmemeliyiz. 
Elbette toplumumuzun içinde örnek vasıfları ve kaliteli tercihleri ile takdir gören seviyeli insanlarımız da vardır. Fakat toplumun geneline baktığımızda, üzerlerine titrediğimiz ve gelecekleri için nice hayaller kurduğumuz bu neslin bir "zevk toplumu" haline geldiğini ve boş işlerle iştigal ettiğini itiraf etmek durumundayız. 
Şunu kabul etmeliyiz ki, şuan düşünen, açıklayan, üreten faydalı işler yapan insanlar yetiştirmemiz gerekirken, tüm dizilerden ve magazin programlarından haberdar olan ve kendilerini orada gördükleri şahıslarla özdeşleştiren veya onları taklit eden bir nesli yetiştiriyoruz. 
Bugün gençlerimiz Necip Fazıl Kısakürek, Cemil Meriç, Nurettin Topçu, Sezai Karakoç gibi büyük isimlerden acaba ne kadar haberdardır? Yoksa onların yerini falanca komedyen veya güncel tabirle falanca sitendapçı mı almıştır? Konser salonlarını ve stadyumları dolduran gençlerimiz aynı ilgiyi acaba faydalı konferans ve panellere de göstermekte midir? Gençlerin örnek aldığı şahsiyetler, ilim adamları, yazarlar ve mütefekkirler midir? Yoksa film artistleri veya şarkıcılar mıdır? Bu soruların cevaplarının hiç de iç açıcı olmadığı ortadır. Bu durum sistematik bir yozlaşma sürecine maruz kalan halkımızın aburcubur şahsiyetlerin kuşatması altında olduğunu gözler önüne sermektedir. 
İşin başka bir boyuttaki üzücü tarafı ise bizlerin bu duruma gelmesinde büyük payı olan televizyon kanallarını izleyenlerin ve besleyenlerin de bizzat kendimiz olmasıdır. Zararlı ve kalitesiz yayınları yapanların sadece birkaç tane çapsız televizyon programcısından ibaret olduğunu sanmak başlı başına bir hatadır. Bu kanalların Siyonizm ile olan göbek bağlarını bugün artık duymayan kalmamıştır. Yapılan ifsat sistematik, bilinçli ve hatta bilimsel sosyolojik metotlar kullanılarak yapılmaktadır. Ülkemizdeki birçok alandaki derin yaraların arka planında bu menfi durum yatmaktadır. 
Bizler bugün halkımızın "boş adam" tabiriyle de nitelendirdiği vasıfsız, kalitesiz ve birikimsiz kimselerin her alanda ön plana çıkmalarından ve söz sahibi olmalarından bir rahatsızlık duyuyor isek, onların vermiş olduğu zararlara ve fesada karşı koyabilmemiz ve toplumumuzu yeniden inşa edebilmemiz için, bu gibilerin alternatifi olan büyük ve öncü şahsiyetleri tanımakta ve tanıtmakta da aciz kalmamalıyız. Bunu yaparken de basın yayın araçlarını kullanmada en az karışımızdakiler kadar mahir olabilmeliyiz. Her alanda olduğu gibi medya alanında da "az olsun benim olsun" mantığıyla "kendin çal kendin oyna" usulündeki faaliyetler silik ve sönük kalmaya mahkûm olacaktır.
Yazar:
.
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul