21 Ocak 2018 - Pazar

Şu anda buradasınız: / RAMAZAN AYI BİR İNKILABDIR!

RAMAZAN AYI BİR İNKILABDIR!

Kendisinden başka hak din olmayan ve kıyamete kadar tüm canlılığı ile devam edecek olan İslâm!.. Hayat nizamı!.. O olmayınca, insanca yaşamanın olamayacağı, o olmayınca, insan olarak yaratılanların hayvanlaşıp aşağıların aşağısına düştüğü ve tek kurtuluş çaresi olan İslâm!.. En güzel şekilde yaratılan insanın bu hâlini devam ettirip olgunlaştıran yaratılış gayesi olan yalnızca Allah’a ibadet etmek hakikatını gerçekleştiren, barışın, dostluğun, kardeşliğin, huzur ve mutluluğun kaynağı İslâm!.. O olmayınca, bunların hiçbirinin olamayacağı ve bunların olması için olmazsa olmaz İslâm!..

 

Âlemlerin Rabbi ve İlâhı Allah Azze ve Celle’nin katındaki din, O’nun seçip beğendiği, beyan edip razı olduğu din İslâm, yıkılmaz, eskimez, sarsılmaz beş temel üzere bina edilmiştir!..

 

İbn Ömer (r.anhuma)’nın rivayetiyle şöyle buyurur Rasulullah (s.a.s.):

 

“İslâm, beş temel üzere binâ kılınmıştır:

 

Allah’dan başka İlâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasulü olduğuna şehadet etmek.

 

Namaz kılmak.

 

Zekat vermek.

 

Hacc etmek.

 

Ramazan orucunu tutmak.”1

 

Emiru’l-mü’minin İmam Ömer İbnu’l-Hattab (r.a.) anlatıyor:

 

Bir gün Rasulullah (s.a.s.)’in yanında bulunduğumuz bir sırada ânîden yanımıza, elbisesi bembeyaz, saçı simsiyah bir zât çıka geldi. Üzerinde yolculuk eseri görünmüyor, bizden de kendisini kimse tanımıyordu. Doğru Rasulullah (s.a.s.)’in yanına oturdu ve dizlerini O’nun dizlerine dayadı. Ellerini de uylukları üzerine koydu ve:

 

 — Ya Muhammed, bana, İslâm’ın ne olduğunu haber ver! dedi.

 

Rasulullah (s.a.s.):

 

“İslâm, Allah’dan başka İlâh olmadığına ve Muhammed’in de Allah’ın Rasulü olduğuna şehadet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekatı vermen, Ramazan orucunu tutman ve yol cihetine gücün yeterse Beyt’i haccetmendir” buyurdu.2

 

Rabbimiz Allah Teâlâ’nın:

 

“Bugün size dininizi kemâle erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslâm’ı seçip beğendim”3 diye, buyurduğu kâmil ve tamamlanmış nimet olan İslâm binâsının üzerinde durduğu, yükseldiği ve canlılığını devam ettirdiği sapasağlam beş temelden birisi, her yıl ramazan ayında tutulması farz olan “oruç”tur... “Ramazan Orucu”, mübarek Ramazan ayında yapılması, gereği gibi yerine getirilmesi farz olan ibadetlerin başında gelenlerdendir...

 

Kendisinden başka hak İlâh olmayan yegâne Rabbimiz ve İlâhımız Allah Teâlâ, hayat kitabımız Kur’ân-ı Kerim’de, yalnız kendisine kul olan ve katıksız iman eden muvahhid mü’min müslüman kullarına hitaben şöyle buyurmaktadır:

 

“Ey iman edenler, sizden öncekilere yazıldığı (farz kılındığı) gibi oruç, size de yazıldı (farz kılındı). Umulur ki, sakınırsınız.

 

(Oruç,) sayılı günlerdir. Artık sizde kim hasta ya da yolculukta olursa, tutmadığı günler sayısınca başka günlerde (tutsun). Zor dayanabilenlerin (güç yetiremeyenlerin) üzerinde de bir yoksulu doyuracak kadar fidye (vardır). Kim gönülden bir hayır yaparsa bu da, kendisi için hayırlıdır. Oruç tutmanız -eğer bilirseniz- sizin için daha hayırlıdır.

 

Ramazan ay’ı, insanlar için hidayet olan ve doğru yolu ve hak ile batılı birbirinden ayıran apaçık belgeleri (kapsayan) Kur’ân onda indirilmiştir. Öyleyse sizden kim bu aya şahid olursa, artık onu tutsun. Kimde hasta veya yolculukta olursa, tutmadığı günler sayısınca diğer günlerde (tutsun). Allah, size kolaylık diler, size zorluk dilemez. (bu kolaylığı) Sayıyı tamamlamanız ve sizi doğru yola (hidayete) ulaştırmasına karşılık Allah’ı büyük tanımanız içindir. Umulur ki şükredersiniz.”7

 

Meşhur müfessirlerden Elmalılı M. Hamdi Yazır (rh.a.), bu ayetlerin tefsirinde şu hikmetli ve çok güzel tespitte bulunuyor ve şöyle diyor:

 

“Oruç, dinin en büyük rükûn(esas)lerinden ve güçlü şeriatın en kuvvetli kanunlarındandır. Nefs emmare, bu cihadla terbiye edilir. Kötülüğe olan hırslar, bununla sakinleştirilir. Oruç, bir kalb işi, bütün gün yiyecek, içecek ve cinsi münasebet gibi isteklerden nefsi alı koymaktan oluşan mukaddes bir cihaddır. Hayatın lezzetini, irâdenin kıymetini tattıracak en güzel bir özelliktir. Fakat insan nefsine, İlâhî emirlerin en meşakkatlisi görünür. Bunun için Allah’ın hikmeti, derece derece, önce şer’î emirlerin en hafifi olan namazın, ikinci olarak ortası olan zekatın, üçüncüsü olarak da en zoru olan orucun emredilmesini gerektirmiş ve böylece mükelleflere bir alıştırma yapılmıştır.”5

 

İmam İbn Kesîr (rh.a.), “Tefsiru’l-Kur’âni’l Azim” adlı meşhur tefsirinde şunları söyler:

  

“Allah (c.c.) bu ayetlerde, bu ümmetten olun mü’minlere hitab ederek, sırf Allah rızası için, nefsi temizleme ve arındırma, kötü davranışlardan ve çirkin huylardan kurtarma özelliklerinden dolayı, ‘yeme, içme ve cimâyı bırakmak’ mânâsına gelen orucu tutmalarını emrediyor. Yüce Allah orucu, bunlar gibi daha önceki ümmetlere de farz kıldığını ve dolayısıyla bu hususta onlardan güzel örneklik bulunduğunu ifade ettikten sonra, bu ümmetin bu farizayı evvelkilerden daha mükemmel şekilde edâ etmek için çalışmaları gerektiğini söylüyor.

 

Nitekim Allah (c.c.) başka bir ayette:

 

“Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol-yöntem kıldık. Eğer Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet kılardı. Ancak (bu) verdikleriyle sizi denemesi içindir. Artık hayırlarda yarışınız.”6 buyurmuştur.

 

O yüzden burada:

 

“Ey iman edenler, sizden önceliklere yazıldığı (farz kılındığı) gibi oruç, size de yazıldı (farz kılındı). Umulur ki sakınırsınız.”7 buyurmuştur. Çünkü oruç, bedeni arındırır ve şeytanın insana giriş yollarını daraltır.”8

 

Muvahhid mü’minler, yegâne Rableri Allah Teâlâ’ya ibadet etmek için yaratıldıklarının şuurunda ve idrakındadırlar… Kadın olsun, erkek olsun her mü’min müslüman, kendilerine farz kılınan ibadetlerden oruç ibadetlerini hakkıyla yerine getirebilmeleri için bazı ilkelere dikkat etmeli ve hassas davranmalıdırlar…

 

“…Saygıyla (Allah’dan) korkan erkekler ve saygıyla (Allah’dan) korkan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar…”9 diye buyuran Rabbimiz Allah, kendisine ibadet etmek konusunda kadın ve erkek kullarına aynı görevi vermiş ve “ey iman edenler!” hitabıyla, katıksız iman edenlerde cinsiyet farkı söz konusu edilmeksizin hepsini mükellef kılmıştır…

 

Ramazan orucu, Ramazan ayının hilâli, mü’min müslümanlar tarafından çıplak göz ile görülmesiyle başlar ve yine mü’min müslümanlar tarafından Şevval ayının hilâli çıplak göz ile görülmesiyle sona erer!.. Bu konuda herhangi bir takvim hesabı ve rasadhâne ölçüsü geçerli değildir… Ramazan orucuna başlama ve orucun günlerinin tamamlanma ölçüsünü, kendisine Allah’ın bildirmesiyle önderimiz ve hayat örneğimiz Rasulullah (s.a.s.) koymuştur... Bu ölçü, her çağda, her asırda asıl olup değiştirilemez... Çünkü Rasulullah (s.a.s.) hevâsından konuşan biri değildir… O, ancak kendisine Allah tarafından vahyedilene uyar ve vahyedileni söyler…

 

Şöyle buyurur Rabbimiz Allah Teâlâ:

 

“Rabbinden sana vahyedilene uy. O’ndan başka ilâh yoktur. Ve müşriklerden yüz çevirir.”10

 

“Sana Rabbinden vahyedilene uy. Şübhesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

 

Allah’a tevekkül et, vekil olarak Allah yeter.”11

 

“O (Rasulullah), hevâdan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz.

 

O (Söyledikleri), yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir.”12

 

Kendisine, Allah’ın vahyettiğine uyan ve ümmetine vahyedilenleri beyan eden Rasulullah (s.a.s.), Ramazan ayının girişinin ve bitişinin değişmez ölçüsünü bildirmiştir… Bu ölçü, bütün zamanları ve bütün mekânları kuşatıcıdır…

 

Abdullah İbn Ömer (r.anhuma)’nın rivayetiyle Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurur:

 

“Biz, ümmî bir topluluğuz. Yazı yazmaz ve (yıldız) hesabı yapmayız. Ay, bazan şöyledir, bazan böyledir.”

 

Râvî dedi ki:

 

—Rasulullah bununla, bir defa ay yirmidokuz, bir defa da otuzdur demek istiyor.13

 

Abdullah ibn Ömer (r.anhuma)’dan.

 

Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:

 

“Hilâlı görünceye kadar oruç tutmayınız ve yine hilâlı görünceye kadar iftar etmeyiniz. Eğer hilâl size karşı bulutla örtülürse, hilâl için takdir yapınız.”14

 

Abdurrahman b. Zeyd b. El- Hattab (r.anhuma)’dan.

 

O, Ramazan mı, yoksa Şaban mı diye şübhe edilen bir günde halka hitab ederek şöyle dedi:

 

—Beni dinleyin! Ben, Rasulullah (s.a.s.)’in Ashabı ile beraber oturup konuştum ve onlara sordum. Rasulullah (s.a.s.)’in şöyle buyurduğunu söylediler:

 

“Hilâli görünce oruca başlayın. Hilâli görünce orucu bırakın. Menâsika riâyet edin. Hava kapalı olursa, Ramazan’ı otuza tamamlayın. İki kişi hilâli gördüklerini söylerse, oruca başlayın ve orucu bırakın.”15

 

Ramazan ayına, kendisine indirilen vahye uyan ve söyledikleri vahiy olan Rasulullah (s.a.s.)’in beyan buyurduğu ölçü ile Ramazan orucuna başlayıp bitiren mü’min müslümanlar, Ramazan ayını ve o ayda tuttukları oruç ibadetini çok iyi değerlendirmeli, nefsî arınma ve kâmil mü’min olma konularını zirvede işleyip amel şeklinde gerçekleştirmelidirler…

 

Rabbimiz Allah Teâlâ’nın biz kullarına ikram etmiş olduğu bu zaman fırsatını çok iyi ve hayırlı bir şekilde, ondan tam faydalanmış olarak geçirmeliyiz… Ferd ferd arınmayı gündeme getirirken, toplumsal olarak da bu tertemiz olma hareketini gündeme getirmek gerekir… Bir ay boyunca gündüz ve gece ibadetlerle meşgul olmalı, Salih ameli çoğaltmalı, günahlardan, hatâlardan Nâsûh tevbe ederek, pişman olup vazgeçerek, bir daha yapmamaya kesin karar verilmelidir…

 

Ramazan ay’ı, günahlardan arınma zamanı ve fırsatıdır… Bunu çok iyi ve yerinde değerlendirmek, her mü’min müslümanın görevidir…

 

Ebu Hüreyre (r.a.)’ın rivayetiyle şöyle buyurur Rasulullah (s.a.s.):

 

“Ramazan ay’ı girdiği zaman gök (cennet/rahmet) kapıları açılır ve cehennem kapıları kapatılır, şeytanlar da zincirlenir.”16

 

Mutarrif (r.a.)’dan.

 

Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurur:

 

“Oruç, birbirinizin savaştan koruyucu kalkanı gibi, cehennem ateşinden koruyucu bir kalkanıdır.”17

 

Ebu Said el-Hudrî (r.a.)’dan,

 

Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu.

 

“Her kim Allah yolunda bir gün oruç tutarsa Allah, onun yüzünü (vücudunu) yetmiş yıl cehennem ateşinden uzaklaştırır.”18

 

Ebu Hüreyre (r.a.)’dan.

 

Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurur:

               

“Âdemoğlunun her ameli katlanır. Bir iyilik on mislinden yediyüz misline kadar katlanır.

 

Allah Azze ve Celle:

 

—Yalnız oruç müstesnâ. Çünkü o, Benimdir. Onun mükâfatını verecek olan da Benim. Kulum, şehvetiyle taamını Benim için bırakıyor, buyurmuştur.

 

Oruçlu için iki ferâh vardır. Biri, iftar zamanındaki sevinci, diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. Emin olun oruçlunun ağız kokusu, Allah indinde misk kokusundan daha güzeldir.”19

 

Laik - demokratik düzenlerin takvim veya rasadhâne hesabına göre değil, Rasulullah (s.a.s.)’in beyan buyurduğu ölçüye göre Ramazan hilâlinin görülmesi ya da havanın bulutlu oluşundan dolayı görülmeyip ayın otuza tamamlanması ile başlayan Ramazan orucu, kadın olsun, erkek olsun her muvahhid mü’min için ay boyunca bir rahmet ve bir mağfirettir…

 

Rahmet ve mağfiret ayı olan Ramazan ay’ı, muvahhid mü’minlerin Salih ameller konusunda çokça gayretli olmaları gerekir… Nefislerini hesaba çekmeli, duygu, düşünce ve amellerini gözden geçirmeli, ahlâkî yapılarını yeniden düzenlemelidirler… Bu hesablaşma sırasında, görülen noksanlıkların tamamlanması, kusurların giderilesi, günahların tamamen terki ve tevbesi gerçekleşmelidir… Mü’min müslümanların güzel ahlâklarının daha güzelleşmesi, olgunluklarına olgunluk katılması, bu ayın bereketiyle gündeme gelmelidir…

 

Rabbimiz Allah’a, bütün samimiyet ile yalvarmalı, duâyı çoğaltmalı ve duâda ısrarcı davranılmalıdır…

 

Şöyle buyurur Rabbimiz Allah Teâlâ:

 

“Rabbiniz dedi ki: ‘Bana duâ edin, size icabet edeyim. Doğrusu, Bana ibadet etmekten büyüklenen (müstekbir)ler, cehenneme boyun bükmüş kimseler olarak gireceklerdir.”20

 

“Rabbinize yalvara yalvara ve için için duâ edin.”21

 

Ebu Hüreyre (r.a.)’dan.

 

Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:

 

“Her kim Ramazan’da imanı sebebiyle ve ecrini yalnız Allah’dan umarak nâfile ibadetlerle uğraşırsa, kendisi lehine geçmiş günahları mağfiret olunur.”22

 

Ebu Said el- Hudrî (r.a.)’dan

 

Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurur:

 

“Kim Ramazan orucunu tutup, haklarına riâyet eden ve (günah işlemek gibi) şeylerden kendisini koruyarak oruca gereken riâyeti gösteren kimse için oruç, önceden (işlemiş olduğu günahlarına) kefâret olur.”23

 

Yegâne önderimiz Rasulullah (s.a.s)’in beyanlarından apaçık anlaşılan, Ramazan ay’ı boyunca farz ibadetlere karşı hassasiyet gündeme geldiği gibi, nâfile ibadetlere de dikkat etmeli ve onları çoğaltmalı… Teravih namazı ve teheccüd namazı, mü’min müslümanın hayatında bir ayrı güzellikle yerini almalı, Sünnet üzere edâ edilmelidir… İmkân sahibi olanların ihtiyaç sahiblerine bolca sadaka vermeli ve alabildiğince cömert olmalıdırlar…

 

Oruç, yalnızca yemek ve içmekten kendisini alıkoymak olmamalı… Oruç, bütün günahlardan alıkoymalı, oruç tutan kişiyi, oruç tutmalıdır…

Mü’min müslüman kişi orucu tutar, oruç da onu bütün kötülüklerden tutmalı, sakındırmalıdır…

 

Ebu Hüreyre (r.a.)’dan.

 

Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurur:

 

“Orucu arındırınız. Zirâ asıl oruç, yemek ve içmekten kesilmek değildir. Aksine günahlardan sakınmaktır.”24

 

Ebu Hüreyre (r.a.)’dan.

 

Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:

 

“Her kim yalan söylemeyi ve yalanla amel etmeyi bırakmazsa, o kimsenin yemesini, içmesini bırakmasına Allah için hiçbir ihtiyaç yoktur.”25

               

Ebu Hüreyre (r.a.)’dan

 

Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurur:

 

“Kim cehâleti, çirkin sözleri ve kötü amelleri terk etmezse, Allah’ın onun yiyip içmemesini bırakmasına ihtiyacı yoktur.”26

 

Cabir b. Abdillah (r.anhuma) şöyle demiş:

               

—Oruç tuttuğun zaman, kulağın, gözün ve dilin, yalandan ve haramdan perhiz etsin! Hizmetkâra eziyet etmeyi bırak! Oruç günlerinde, üzerinde bir vakar ve sekinet bulunsun! Yediğin gün ile tuttuğun günü müsâvî kılma!27

 

Ramazan günlerini böylece dolu geçirenler, hayırlı ve Salih amellerini çoğaltanlar, diliyle ve haliyle İslâm’ın güzelliklerini insanlara tebliğ edenler, Ramazan’ın sonunda bol kazanç elde etmiş, çok sevablara sahib olmuş ve affedilmiş, arınıp temizlenmiş bir kul olarak hayata yeniden başlamış olurlar… Ramazan ay’ı gerek bir inkılâb ay’ı olmalıdır!..

 

Özellikle bin aydan hayırlı olan “Kadir Gecesi”ni gereği gibi ihyâ eden  muvahhid mü’minler, umduklarına kavuşmuş olurlar inşallah!..

 

Şöyle buyurdu Rabbimiz Allah Teâlâ:

 

“Gerçek şu ki, Biz onu (Kur’ân’ı) Kadir Gecesi’nde indirdik.

 

Kadir Gecesi’nin ne olduğunu sana bildiren nedir?

 

Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır.

 

Melekler ve ruh, onda Rablerinin izniyle her bir iş için inerler.

 

Fecrin çıkışına kadar bir esenliktir (selâmdır) O.”28

 

Ebu Hüreyre (r.a.)’ın rivayetiyle Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurur:

 

“Her kim imanından dolayı ve ecrini yalnız Allah’dan umarak Kadir Gecesi’ni taatla geçirirse, onun lehine geçmiş günahları mağfiret olunur.”29

 

Mü’minlerin annesi Âişe (r.anha) anlatıyor:

 

Kendisi:

 

—Ya Rasulallah, Kadir Gecesi’ne rastlarsam ne duâ edeceğimi bana bildir, diye talebde bulunmuş.

 

Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

 

“Allah’ım, şübhesiz Sen affedicisin. Affetmeyi seversin. Beni affet, dersin!”30

 

Ramazan’ın bereketi mü’min müslümanların kardeş ve velî olmalarına vesile edilmeli, birlik ve beraberliğin sağlanmasının yolları araştırılmalı, zulüm ve işkence altında bulunan müslümanların kurtulmaları için çözümler üretilmelidir… Ümmetin uyanması ve dirilmesinin çârelerine başvurulmalı, egemen tağutlardan kurtulmak için mücadele ve mücahede eden Mücahid mü’min müslümanlara maddî ve manevî destek olup yardım edilmelidir…

 

Oruç, yeryüzünü sömüren tağutların aç bıraktıkları mustaz’afları hatırlatmalı, unutturmamalı ve hidayet bulup bu zulümden kurtulma yollarını buldurmalıdır… Orucun çok sevablı bir amel oluşu, bütün bunlara vesile oluşundandır!..

 

Ebu Umâme (r.a.) anlatıyor:

 

Rasulullah (s.a.s.)’e:

 

—Bana öyle bir şey söyle ki, Allah, onun karşılığında bana sevab versin? Dedim.

 

Rasulullah (s.a.s.):

 

“Oruç tut! Çünkü oruç gibi sevablı amel yoktur” buyurdu.31

 

Dipnot

 

1- Sahih-i Buhârî, Kitabu’l- İman, B. 1, Hds. 1.

 

    Sahih-i Müslîm, Kitabu’l- İman, B. 5, Hds. 19-22.

 

    Sünen-i Tirmizî, Kitabu’l-İman, B. 3, Hds. 2736.

 

    Sünen-i Nesâî, Kitabu’l-İman, B. 13, Hds. 4968.

 

2- Sahîh-i Müslim, Kitabu’l-İman, B. 1, Hds. 1.

 

    Sahîh-i Buhârî, Kitabu’l-İman, B. 37, Hds. 43.

 

    Sünen-i İbn Mace, Mukaddime, B. 9, Hds. 63- 64.

 

 

3- Mâide, 5/3.

 

 

4- Bakara, 2/183-185.

 

 

5- Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili, İst. T.y. C. 1, Sh. 504. (Yenda Yayınları)

 

  Sadeleştirilmiş nûsha, C. 1, Sh. 515 (Azim Yayınları)

 

6- Mâide, 5/48.

 

7- Bakara, 2/183.

 

8- İmam Hafız İbn Kesîr, İbn Kesîr Tefsiri, çev. Dr. Savaş Kocabaş, İst. 2010, C. 2, Sh. 32.

 

9- Ahzab, 33/35.

 

10- En’âm, 6/106.

 

11- Ahzab, 33/2-3.

 

12- Necm, 53/3-4.

 

13- Sahih-i Buhârî, Kitabu’s-Savm, B. 13, Hds. 23.

 

      Sahih-i Müslim, Kitabu’s Siyam, B. 2, Hds. 15.

 

     Sünen-i Ebu Davud, Kitabu’s-Siyam, B. 4, Hds. 2319.

 

     Sünen-i Nesâî, Kitabu’s- Siyam, B. 17, Hds. 2140- 2141.

 

14- Sahih-i Buhârî, Kitabu’s- Savm, B. 11, Hds. 16.

 

      Sahih-i Müslim, Kitabu’s- Siyam, B. 2, Hds. 3-9.

   

Not: Müslim’in rivayetinde: “O ay için otuz gün takdir edin” buyrulmaktadır. Takdir etmek, ay’ı otuza tamamlamak demektir.

 

      Sünen-i İbn Mace, Kitabu’s- Siyam, B. 7, Hds. 1655.

 

      Sünen-i Ebu Davud, Kitabu’s- Siyam, B. 4, Hds. 2320.

 

      Sünen-i Tirmizî, Kitabu’s- Savm, B. 5, Hds. 683.

 

      Sünen-i Nesâî, Kitabu’s- Siyam, B. 11, Hds, 2122- 2123.

 

15- Sünen-i Nesâî, Kitabu’s- Siyam, B. 8, Hds. 2116.

 

      İmam Nesâî, es- Sünenü’l-Kübrâ, çev. Hüseyin Yıldız, İst. 2011, C. 3, Sh. 134- 136, Hds. 2438- 2445.

 

16- Sahih-i Buhârî, Kitabu’s- Savm, B. 5, Hds. 9.

 

      Sahih-i Müslim, Kitabu’s- Siyam, B. 1, Hds. 1-2.

 

      Sünen-i Müslim, Kitabu’s- Siyam, B. 2, Hds. 1642.

 

      Sünen-i İbn Mace, Kitabu’s- Siyam, B. 3, Hds. 2099- 2100.

 

      Sünen-i Tirmizî, Kitabu’s- Savm, B. 1, Hds. 677.

 

17- Sünen-i İbn Mace, Kitabu’s- Siyam, B. 1, Hds. 1639.

 

      Sünen-i Nesâî, Kitabu’s- Siyam, B. 43, Hds. 2223- 2230.

 

18- Sahih-i Buhârî, Kitabu’l- Cihad, ve’s- Siyer, B. 36, Hds. 55.

Yazar:
Muhammed İslamoğlu
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul