19 Ocak 2018 - Cuma

Şu anda buradasınız: / İLAHİ KİTAPLARDA HZ. PEYGAMBER (S.A.S.)

İLAHİ KİTAPLARDA HZ. PEYGAMBER (S.A.S.)


   


 

Giriş

İlahi dinlerin temelini Allah, ahiret ve peygamber inancı oluşturmaktadır. Yüce Allah dünyaya gönderilecek insanların ruhlarıyla tevhid çizgisi üzerinde ahid aldıktan sonra[1]peygamberler silsilesini ilk insanla başlatmış[2]Hz. Muhammed ile noktalamıştır.[3]Hz. Âdem ve Hz. Muhammed arasında geçen peygamberlerin kesin sayısını bildirmemiş[4]fakat her millete bir peygamber gönderdiğini haber vermiştir[5]Kur'ân-ı Kerîm bu peygamberlerden çok azına işaret etmiştir. Bununla birlikte Yüce Allah gönderdiği peygamberler arasında önemli bir irtibat kurarak Hz. Peygamberi hepsine tanıtmış, peygamberlerden son nebiyi haber vermelerini istemiştir. Bu gerçek Kur'ân-ı Kerîm'de şu şekilde belirtilmiştir.

 

"Allah peygamberlerden şöyle söz almıştı: 'bakınız size kitap ve hikmeti verdim, sonra yanınızda bulunanları doğrulayan bir peygamber geldiğinde, O'na mutlaka inanacak ve yardım edeceksiniz. Bunu kabul ettiniz mi?' demişti. 'Kabul ettik' dediler. 'O halde şahid olun bende sizinle birlikte şahid olanlarım' dedi."[6]

 

Yukarıya almış olduğumuz ayet hakkında İslam âlimleri üç önemli noktaya işaret etmektedirler:

 

1-Her peygamber kendinden sonra gelecek nebiyi haber vermekle görevlidir.

2-Her peygamberin ümmetinden Hz. peygambere yetişen O'na inanmak durumundadır.[7]

3-Bütün peygamberler Hz. Peygamberin geleceğini haber vermekle görevlidirler.[8]

 

Yukarıdaki ayet ve müfessirlerin yorumlarına ilaveten "O evvelkilerin kitaplarında da vardır. İsrailoğulları bilginlerinin O'nu bilmesi de onlar için bir delil değil mi?[9]ayeti ayrı bir önem taşımaktadır. Dikkat edilirse ayetin yapısında yer alan " Zübüru'l-evvelin" ifadesi Hz. Peygamberden önce gönderilen ilahi kitapları ihtiva etmektedir. Ayeti yorumlayan müfessirler, Hz. Peygamberin ve Kur'an'ın gönderileceğine dair bilgilerin önceki ilahi kitaplarda zikredilmiş olduğunu belirtmektedirler.[10]Zira Hz. Peygamber bütün insanlar için bir rahmet peygamberi olarak gönderilmiş ve bütün peygamberlere tanıtılmıştır.[11]

 

Yukarıya almış olduğumuz iki ayeti incelediğimizde Hz. Peygamberin önceki ilahi kitaplarda haber verilmiş olduğunu anlamaktayız. Çünkü Al-i İmran Suresi 81. ayetini yorumlayan müfessirlerin üç görüşünün hangisinden hareket edilse önceki peygamberlerin Hz. Peygamberi haber vermekle görevli oldukları anlaşılmaktadır. Şuara Suresi’ndeki ayetin "O evvelkilerin kitaplarında da vardır..." ayeti bunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu bilgi ister Hz. Peygamberin geleceği haberini, isterse, Kur'an'ın gönderileceği müjdesini versin sonuçta aynı neticeyi yansıtmaktadır. Zira Kur'an Hz. Peygamberin peygamberliğini ispat eden bir mucizedir. Nitekim Zamahşeri (ö. 538/1149) Şuara Suresi’ndeki ayeti Saff suresi 6. ayetle açıklamakta, Kurtubi (ö.671/1273) de Araf suresi 157. ayeti delil göstermektedir.[12]Muhammed Hamidullah da Al-i İmran 81. ayetini izah ederken önceki ilahi kitaplarda Hz. Peygamberin geçtiği yerlere işaret etmektedir.[13]Kur'ân-ı Kerîm'de daha önceki kitap verilenlerin Hz. Peygamberi kendi oğulları gibi tanımış olduklarını haber vermiş olması, kendi kitaplarında Hz. Peygamberin geleceğini ve O'nun vasıflarını okumuş olduklarını akla getirir.[14]

 

Al-i İmran Suresi’nde önceki Peygamberlerden gelecek nebi için ahid alınması, gelecek nebinin önceki peygamberleri tasdik etmiş olması Şuara Suresi’ndeki ayetin siyak ve sibakı bütün peygamberlerin aynı kaynaktan geldiğini ve birbirlerini tanıdıklarını göstermektedir.[15]Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'in Hz. Peygamberin Tevrat ve İncil'deki vasıflarını haber vermiş olması önceki ilahi kitaplarda son nebinin haberinin bulunduğunu ortaya koymaktadır. Son zamanlarda yapılan araştırmalarda da Kur'an'ın haber verdiği bilgilerden hareketle ilahi kitapların kalıntılarında son nebinin vasıflarıyla ilgili müstakil eserler kaleme alınmıştır.

 

Bu makalemizde Kur'ân-ı Kerîm'in haber verdiği bilgilerden hareketle Ehl-i Kitab'ın tahrif edilmiş mevcut kitaplarında Hz. Peygamber'in geleceğine dair bilgileri tespit etmeye çalışacağız. Yüce Allah Kur'ân-ı Kerîm'de eski ilahi kitaplardan İncil, Tevrat, Zebur ve Zübür, Suhuf ve Elvah isimleriyle bahsetmektedir. Zamanımızda Hz. İsa'ya verildiğine inanılan İnciller, Hz. Musa'ya verildiğine inanılan Tevrat, Suhuf ve Levhalar, Hz. Davud'a verildiği bilinen Kitab-ı Mukaddes içinde bulunan Zebur gibi kitaplar yer almaktadır. Söz konusu kitaplara inananlar kabul etmeseler de asrımıza kadar kadar gelebilen asıllarından uzaklaşmış fakat vahiy izlerine rastlanan kitaplarda Hz. Peygamber'le ilgili bilgileri bulmak mümkündür. Bu yazımızda söz konusu haberlerin kriteri yapılarak Kur’an’ın haberlerine ne dewraca uydukları tespit edilmeye çalışılacaktır.

 

İncillerde Hz. Muhammed (s.a.s.)

 

1- Kur'ân-ı Kerîm'in İncil'e Atıfta Bulunması

 

Kur'ân-ı Kerîm Hz. İsa'ya verilen İncil'in bir defada ve tekbir kitap olarak verildiğini bildirmesine rağmen,[16]Hz. İsa'dan sonra Hıristiyanların inandıkları birçok İnciller bulunmaktadır. Bu durum İncilin aslından uzaklaştığını gösterir. Durum böyle olmakla birlikte zamanımızda mevcut olan İncillerde Hz. Peygamberin geleceğine dair haberleri bulmamız mümkündür. Her şeyden önce Hz. İsa'nın Hz. Muhammed'i tanımaması ve O'nu haber vermemesi peygamberlerden alınan ahide uymamaktadır. [17]Nitekim Kur'ân-ı Kerîm Hz. İsa'nın şu sözüne işaret ederken şu bilgilere yer verir.

"Meryem oğlu İsa' da Ey İsrail oğulları ben size Allah'ın elcisiyim. Benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed ismindeki bir peygamberi müjdeleyici olarak geldim' demişti."[18]

Yüce Allah İncil'de olması gereken Hz. İsa'nın sözünü yukarıdaki şekilde haber verdikten sonra, İncil'de bulunması gereken bilgiyi şöyle haber verir. “

“İncil’deki vasıfları da (şöyledir. Onlar) filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirmiş, kalınlaştırmış, sapları üzerine doğrulup kalmış bir ekine benzer ki bu ekicilerinde hoşuna gider..."[19]

 

1. Hz. Peygamberin İncil’de olması gereken diğer bazı vasıfları şöyledir. a) Ümmi oluşu, b) İyiliği emrettiği, c) Kötülüğü yasakladığı, d) Temiz şeyleri helal kıldığı, e) Pis şeyleri haram kıldığı[20]f) Ağır yükleri kaldırması.[21]İlahi kitap sahiplerinin Hz. Peygamberi kendi evlatları gibi tanıdıkları bilinmesine rağmen inanmamaları dünya çıkarlarına ters düştüğü içindir.[22]

 

2- İncillerde Hz. Muhammed'in Haberi

 

Zamanımızda mevcut olan İncillerde Hz. Peygamberin geleceği ile ilgili hayli İncil cümlecikleri bulunur. Durum böyle olmakla birlikte Hz. Muhammed'e inanmamalarına sebep olarak: a) Hıristiyanlıktaki Mesih inancı, b) Hased etmeleri, c) Dünya menfaatlerine olan meyilleri gösterilebilir. Çünkü İncillerdeki gözden kaçan cümlecikler son nebinin Hz. İsa olmadığını, tam aksine Hz. Muhammed olduğunu gösterir. Bu ifadelerden bazıları şöyledir:

 

a) "Eğer beni seviyorsanız emirlerimi tutarsınız. Ben de babaya yalvaracağım. O size başka tesellici, hakikat ruhunu gönderecektir. Ta ki daima sizinle beraber olsun. O'nu dünya kabul edemez. Çünkü O'nu bilmez ve göremez. Siz O'nu bilirsiniz. Çünkü yanınızda duruyor ve içinizde olacaktır... Yanınızda dururken size bu sözleri söyledim. Fakat ismimde babanın göndereceği tesellici Ruhu'l-Kudüs, O size her şeyi öğretecek ve size söylediğim her şeyi aklınıza getirecek."[23]

 

b) "Artık sizinle çok şeyler konuşmayacağım. Çünkü bu dünyanın reisi geliyor. Bende O'nun hiç bir şeyi yoktur. Fakat dünya bilsin ki ben babayı severim ve baba bana nasıl emir verdiyse öyle hareket ederim"[24]

 

c) "Babadan size gönderilecek tesellici, babadan çıkan hakikat ruhu geldiği zaman, benim için şahadet edecektir."[25]

 

d) "Ve size bu sözleri başlangıçta söyledim. Çünkü sizinle beraberdim. Şimdi ise beni gönderene gidiyorum. Sizden kimse bana nereye gidiyorsun? diye sormuyor. Fakat size bu şeyleri söylediğim için yüreğinizi keder kapladı. Bununla beraber ben size hakikati söylüyorum Benim gitmem sizin için hayırlıdır. Çünkü gitmez isem tesellici gelmez. Gidersem size O'nu gönderirim... Size söyleyecek çok şeylerim var. Fakat şimdi dayanamazsız. O hakikat ruhu geldiği zaman size her hakikate yol gösterecek, zira kendiliğinden söylemeyecektir... O beni ta'ziz edecektir… Çünkü o benimkinden olacak ve size bildirecektir."[26]

 

İbn-i İshak (ö. l51/768), Kitab-ı Mukedes'te Hz. Peygamber'in isminin Süryanicede "Münhamenna" olarak geçtiğini, bunun Arapça karşılığının Muhammed, Rumca karşılığının Paraklits olduğunu bildirmektedir.[27]

 

e) Hz. Yahya, Hz. Peygamberle ilgili olarak "İsa" ya peygamberin dediği gibi,[28]Rabb'in yolunu düzeltsin diye çölde tebliğ yapacak bir peygamberin sesiyim."[29]demektedir. Hz. İsa'da Hıristiyan âlemine seslenirken, "Allah'ın melakütü sizden alınacak ve onun meyvelerini yetiştirecek bir millete verilecektir."[30]Şekliyle haber vermiş, Kur'ân-ı Kerîm'de de hayırlı milletin Hz. Peygamber'e inanan ümmet olduğunu bildirmiştir.[31]

 

Yukarıya almış olduğumuz İncil cümlelerine dikkat edilecek olursa meselenin Hıristiyanların inandığı ve iddia ettiği gibi olmadığı, aksine Hz. İsa'dan sonra bir nebinin geleceği anlaşılmaktadır. Zamanımızda mevcut olan İncillerin İngilizcesinde ve Türkçesinde Paraklit kelimesi yerine "Counselor" kelimesi yazılmış, söz konusu kelimenin de danışman, elçi, müşavir anlamlarına geldiği görülmüştür.[32]İncilerde yer alan Hz. Peygamberle ilgili haberler tahrif edilmesine rağmen gözden kaçmış olanlar, Hz. Peygamberin geleceğine dair yeterli bilgiyi oluşturmaktadır. Hz. Peygamberin geleceğini, ahir zamanda son nebi olarak geleceği iddia edilen nüzulü İsa inancına bağlayarak reddetmek Hz. İsa'nın verdiği bilgi ve haberlere, Hz. İsa'nın getirdiği dinin aslına inanılmadığını açık bir şekilde ortaya koymaktadır.[33]

 

  3- Barnabas İncili'nde Hz. Muhammed (s.a.s.)

 

Hz. İsa'ya verilmiş olan İncil bir tane iken, zamanla sayıları hayli çoğalmış, günümüzde bunlardan sadece dört tanesi kabul edilmiştir. Kabul edilmeyen İncillerden biri de Barnabas İncilidir. Bu İncil'in kabul edilmemesinin sebebi, teslisi red etmesi ve Hz. Muhammed'in geleceğini haber vermesine dayandığı sanılmaktadır. Bununla birlikte Kur'ân-ı Kerîm, Hz. Peygamberin isminin İncil'de Ahmed olarak yer aldığını haber vermiştir. Barnabas İncilinde ise Kur’an’daki gibi Muhammed olarak zikredilmektedir.[34]

 

Barnabas İncilinin üzerinde yaptığımız araştırmada, Ahmed yerine Muhammed isminin konulduğu akla gelmiş olsa da, cümleciklerden Hz. İsa'dan sonra bir peygamberin geleceği anlaşılmaktadır.

 

"Allah dedi: Bekle Muhammed; çünkü senin uğruna cenneti, dünyayı ve mahlûkatı yaratacağım. İçlerinden seni elçi olarak göndereceğim. Öyle ki kim seni kabul ederse yücelecek, kim seni inkâr ederse lanetlenecektir. Seni göndereceğim zaman, kurtuluş elçisi olarak göndereceğim. Senin sözün gerçek olacak. O kadar ki gök ve yer düşecek ve senin dinin düşmeyecek. Muhammed O'nun meşhur adıdır."[35]

 

"Hz. İsa havarilerin sorularına cevap vererek kalbiniz üzüntü çekmesin. Korkmayın sizi ben yaratmadım. Fakat sizi yaratmış olan yaratıcımız Allah sizi koruyacaktır. Bana gelince ben şimdi dünyaya selamet getirecek olan Allah'ın elçisinin yolunu hazırlamak için dünyaya gönderilmiş bulunuyorum..."[36]demektedir. Başka cümleciklerde son nebinin vasıfları belirtilirken otuz kadar havarinin olduğu bir dönemde geleceği, üzerinde bir bulutun dolaşacağı, puta tapıcılığı kaldıracağı, Hz. İsa'yı gerçek olarak tanıtacağı, ay ile ilgili mucize göstereceği belirtilmektedir.[37]Barnabas incilinde son nebiden sonra gelecek yalancı peygamberlere de işaret edilirken; "Son nebiden sonra gerçek bir peygamber gelmeyecek fakat yalancı peygamber gelecektir"[38]buyuran Hz. İsa son nebinin kitabının Allah tarafından korunacağı kimsenin tahrif edemeyeceği belirtilmiş olur.[39]

 

Barnabas İncilinde son gelecek nebinin ahiret durumu haber verilirken ahir zaman nebisine inananların cennete gireceği, inanmayanların cehenneme gideceği ve son nebiye şefaat etme hakkı verileceği ileri sürülmektedir.[40]Hıristiyanların kabul etmedikleri Barnabas İncilinde yer alan Hz. Peygamberin Muhammed ismini tahlil eden hocamız Süleyman Ateş Bey bu ismin müslüman âlimlerce konulmuş olabileceğini belirtmiş olsada,[41]Ahmed veya Muhammed isminde bir nebinin Hz.İsa’dan sonra geleceği açık bir şekilde anlaşılmaktadır.

 

Yukarıya almış olduğumuz İncil cümleciklerinden de anlaşıldığı gibi Hıristiyanların kabul ettikleri veya kabul etmedikleri İncillerde Hz. İsa'ın dışında ahir zamanda bir peygamberin geleceği çok açık bir şekilde yer almaktadır. Bu kadar net bilgileri bir mesih inancı ile red etmek ilmi açıdan hiçbir kritere uymaz. Dini açıdan ele alınacak olursa bu durum Hıristiyanlık açısından son derece şaibelidir. Kur'ân-ı Kerîm'in Hıristiyanlar Hz. İsa'ya değil Papazlara inanırlar şeklindeki ithamı ne kadar haklı olduğunu bir kere daha ortaya koymaktadır.[42]

 

Tevrat'ta Hz. Peygamber

 

1-Kur'â-ı Kerîm'in Tevrat'a İşareti

 

Hz. Peygamber’den önce gelen incil’de son Nebinin geleceğine işaret edildiği Al-i İmram Suresi 81. Ayette de işaret edilen bilgilere uygun olarak Hz. Musa'ya verilen Tevrat'ta da haber verildiği görülmektedir. Bu haberleri okuyan Hz. Musa'nın ümmeti ahir zaman nebisinin geleceğini bilmemesi düşünülemez. Nitekim Yüce Allah bu gerçeği haber verirken, "Kendilerine kitap verdiklerimiz O'nu kendi oğulları gibi tanırlar. Öyle iken içlerinden bir gurup kendileri bilip durdukları halde mutlaka hakkı gizlerler"[43]buyurur. Yukarıya aldığımız ayeti yorumlayan müfessirler söz konusu ayetin muhatabının Ehl-i Kitap âlimleri olduklarını belirtirler.[44]Konuyla ilgili Hz. Ömer, bir Yahudi âlimi iken müslüman olan Abdullah b. Selam'a bu durumu sorar. Abdullah Hz. Peygamber'in vasıf ve haberleri konusunda kendi oğlundan daha iyi bilgiye sahip olduğunu belirterek zayıf ihtimalde olsa hanımının yanılabileceğini belirtir. Hâlbuki Hz. Peygamber hakkındaki bilgilerde hiç şüphe ihtimalinin olmadığını belirtir.[45]

 

Yüce Allah Tevrat'ta olması gerekenleri haber verirken şu ifadelere yer verir. "Muhammed Allah'ın Rasulüdür. O'nun mahiyetinde bulunanlar kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rukü ve secde ederek görürsün. Onlar Allah'ın fazlını ve rahmetini isterler. Onlar yüzlerindeki secde izlerinden tanınırlar. İşte bu onların Tevrat'ta olan vasıflarıdır"[46]buyurur. Dikkat edilirse bu ayette Hz. Muhammed ve O'na inananların şekil ve ibadetleri tasvir edilmektedir.[47]Araf suresi 157. ayette de İncille birlikte Hz. Peygamberin, a)Ümmiliği, b)İyiliği emretmesi, c)Kötülükleri yasaklaması, d)Temiz yiyecekleri helal ve pis yiyecekleri haram kılması, e)Müslümanların yapamayacağı işleri kaldırması şeklinde belirtilir.

 

2- Tevrattaki Haberler

 

Yüce Allah'ın Hz Musa’ya vermiş olduğu Tevrat'ın O'ndan sonra tahrif edildiğini haber verdikten sonra dünyada mevcut olan ve zamanımıza kadar gelenlerin içinde yanlışlıkların olduğunu belirtirken Kur’an İsrailoğularının yanıldıklarını ve unuttuklarını haber vermek için gönderildiğini beliritir. “Doğrusu bu Kur'an, İsrailoğullarına, hakkında ihtilâf edegeldikleri şeylerin pek çoğunu anlatmaktadır.” (Neml 76)  Asrımızda bununan Tevrat metinlerinin içinde Hz. Musa’ya verilen vahiy olduğu gibi özellikle Hz. Peygamber ve ahkamla ilgi bilgilerin değiştirildiği, ortadan kaldırıldığı veya unuttuğu anlaşılmaktadır.[48]Hz. Musa'ya bir defada verilmiş olan Tevrat, nazil olduğu şekilde korunamamış, Yahudiler tarafından tahrif edilmiştir.[49]Durum böyle olmakla birlikte Hz. Peygamber'in geleceği ile ilgili haberlerden bazıları gözden kaçarak zamanımıza kadar gelebilmiştir. Zira Hicaz Yahudileri zaman zaman Müşrikler tarafından saldırıya uğradıklarında, onları ahir zaman nebisinin geleceğini ve kendilerine yardım edeceğine dair bilgilerle korkutmuşlardır.[50] Hz. Muhammed gelince de Hahamların çıkarlarına ters düşmesi ve Yahudi ırkından olmaması sebebiyle inkâr etmişlerdir.

 

Hz. Yakup son nebi için "Yüce Allah Mekke'li olan peygamberi gönderecek ve O'nun ümmeti Kabe'yi tekrar inşa edecektir. O peygamberlerin sonuncusudur. O'nun ismi Ahmed'dir"[51]şekliyle haber vererek görevini yapmıştır. Eski Ahit'te son nebi için "Allah'ın, Rab senin ağzından kardeşlerinin içinden benim gibi bir peygamber çıkaracak, O’nu dinleyeceksin"[52]denilirken başka bir cümlecikte; "Onlar için kardeşleri arasında senin gibi bir peygamber çıkaracağım. Sözlerimi O'nun ağzına koyacağım. O'na emredeceğim her şeyi onlara söyleyecek ve vaki olacak ki benim ismimle söyleyeceği sözleri dinlemeyecek olan adamdan ben arayacağım"[53]denilir. Diğer taraftan Eski Ahit'in Haggay 2/7-9 cümlelerinde aşağıdaki ifadeleri bulmaktayız. "I will shake all nations will came...", I will give Shalom says the lord of hosts."[54]"Orduların sahibi bütün milletlere yeni bir peygamber atayacağım. ve Himada bütün insanlığa gelecek", "Yine orduların sahibi bu yere sulh (SHALOM) vereceğim diyor." [55]

 

Yukarıya almış olduğumuz Tevrat cümleciklerini geniş tahlile tabi tutan Abdul Ahad, Haggay 2/7-9 da yer alan "SHAKE) kelimesinin yerinde "HİMADA" veya "HİMDA" kelimesinin bulunduğunu bunun arapça karşılığının Ahmed olduğunu bildirmektedir. Diğer taraftan aynı cümleciklerdeki (Haggay 2/9) da Prosperity kelimesinin yerinde "Shalom" kelimesinin yer aldığını bunun karşılığının da sulhu ve barışı ifade eden İslam olduğunu ileri sürmektedir.[56]

 

Tevrat cümlelerinde yer alan Himada ve Shalom kelimelerinin karşılığı olarak Ahmed ve İslam kelimelerinin olmaları ve mana itibariyle övülmüş ve sulh anlamlarına gelmesi Kur’ân’ın verdiği bilgilerle uyum halinde olduğu görülmektedir. Bu günkü Kitab-ı Mukaddes cümlelerine baktığımız zaman "Shalom" kelimesi yerine "Selamet" kelimesinin kullanıldığını, bununda İslam kökünden geldiği görülür.[57]Demek ki Eski Ahid'i tercüme edenler selamet, sulh ve barış kelimelerinin İslam anlamına geldiğini gözden kaçırmışlardır. Aksi takdirde "Prosperity" kelimesini ve selamet kelimelerini de değiştirmeleri gerekirdi.[58]

 

Hz. İbrahim Ahmed isminde son nebiyi haber vermiş, Yahudi Hahamları da son nebi ile ilgili bilgilerin kitaplarında mevcut olduğunu her fırsatta açıklamışlardı.[59]Şam Yahudilernden İbn-i Hayyibin İslam'ın gelmesinden birkaç yıl önce Medine'ye gelip yerleşir. Halk arasında salih bir kişi olarak tanınırdı. Ölümünden önce Yahudilere "Ey Yahudi cemaati! Siz benim ormanlık, ağaçlık, üzümlük bir yerden yoksul bir yere çıkarılmamı ister misiniz?" diye sorar. Yahudiler! "Ey Ebu Uzeyr! Sen daha iyi bilirsin" dediler. Bunun üzerine "Ben Medine'ye son nebinin gelmesini bekleyip duruyorum O'nun geleceği zamanın gölgesi üzerime düştüğü bir sırada gelmişimdir. Burası O'nun hicret ettiği yerdir. Ben O'na yetişmeyi ve inanmayı dilerim. Siz O'nun geldiğini işitir ve inanmazsanız sizi öldürür. Çocuk ve evlerinizi tahrip eder Siz O'nu bundan men edemezsiniz"[60]dedikten bir süre sonra vefat eder.

 

Yahudi bilginlerinden Zubeyr b. Batta elindeki Tevrat kalıntılarında Hz. Peygamberin Ahmed isminde geleceğini görüp okuduğu halde ahir zaman nebisi geldikten sonra bile bile inkâr ettiği nakledilmektedir.[61]Diğer taraftan Ka'bul Ahbar gelecek peygamberle ilgili bilgi verirken, a)Medine'ye hicret edip Şam'ı alacağı, b)İyi huylu ve yumuşak kalpli olacağı, c)Pazarlarda usulsüz konuşmayacağını, d)Kötülüğe iyilikle muamele edeceği, e)Af etmeyi seveceği ve namaz kılacağını haber vermektedir.[62]Yukarıdaki vasıflara ilaveten gelecek peygamberin korkutucu, şahit, müjdeci ve Allah'ın kulu ve Rasulü sıfatlarının Tevrat'ta mevcut olması gerektiği ileri sürülmektedir.[63]

 

R.Rıda Kitab-ı Mukaddes Tesniye 32/21. ayetteki cümleleri zikrettikten sonra Yahudilerin Allah'a eş koşmaları ve batıl şeylere inanmaları sebebiyle başka milletler vasıtalıyla intikam alınacağını zikrettikten sonra Yahudilerin buzağıya tapmalarını, kendi peygamberlerine ve diğer peygamberlere gereği gibi inanmamalarını batıla sapma olarak değerlendirir. Diğer taraftan "O dur ki ümmiler arasında kendilerinden olan ve onlara Allah'ın ayetlerini okuyan, onları yücelten, onlara kitap ve hikmeti öğreten bir elçi gönderdi. Oysa onlar, apaçık bir sapıklık içinde idiler."[64]ayetiyle Yahudi ve Müşrik Arapların durumu belirtilmiş olur.[65]Eski Ahid cümlelerinde Hz. Peygamberle ilgili daha birçok delil bulur. Yahudi bilginleri Tevrat'ı tahrif ederek kendi çıkarlarını korumak, dini sömürülerini devam ettirmek isteseler de, tahrif edilen metinlerde gözden kaçırdıkları önemli ipuçlarını bulmamız mümkündür.[66]Yahudi Hahamları vasıtasıyla Yahudi milletinin Hz. Musa'dan önceki peygamberlere inanıp son peygamberi Hz. Musa ile sınırlamış olmaları, Hz. İsa ve Hz. Muhammed'e inanmamaları kendi peygamberlerine de inanmadıklarını açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Zira Hz. Musa'nın getirdiği Tevrat'ın aslını bulmak ve sağlam kaynaklarla korunduğunu söylemek Yahudiler açısından da mümkün değildir. Her şeyden önce Tevrat'ın hacmiyle ilgili Yahudi ve İslami kaynaklar açısından da sıhhatli bir bilgiye sahip değiliz. Kesin olan şu ki Hz. Muhammed'in geleceğini Hz. Musa haber vermiş, asrımıza kadar gelebilen Tevrat metinleri de yukarıda işaret edilen bilgileri doğrulamıştır.

 

3- Zebur'daki Hz. Peygamberle İlgili Haberler

 

Kur'ân-ı Kerîm Hz. Davud'a verilen kitaptan haber vermiş,[67]Tevrat ve İncil'de olduğu gibi Zebur'un içeriğinden bahsetmemiş, İsrail Oğullarının ayrılığa düştüğü konuların önemli olanlarına işaret etmiştir.[68]Zebur'da yer alan Hz. Peygamberle ilgili haberlerin açık olarak zikredilmemiş olması Zebur'da zikredilmediği anlamına gelmemektedir. Çünkü Kitab-ı Mukaddes içinde yer alan Mezmurlar bölümünde konuyla ilgili önemli bilgileri bulmamız mümkündür. Buna göre ahir zamanda gelecek nebinin vasıfları arasında şu bilgiler bulunur.

 

a) Âdemoğullarının en güzelinin olacağı, b) Cihad edeceği, c) Peygamberliği sürekli olacağı, d) İyiliği emredip kötülüğü yasaklayacağı, e) Nesilden nesile isminin zikredileceği, f) Emin, adil ve hakka riayet edeceği, g)Milletleri emri altına alacağı gibi dikkat çekici bilgiler bulunmaktadır.[69]Yukarıya almış olduğumuz Zebur’daki bilgilerin benzerlerini son nebinin getirdiği kitabında da bulmamız mümkündür.[70]Yukarıdaki bilgiler hz peygamber’in başta Kur’an olmak üzere diğer ilahi kitaplardaki vasıflarıdır. Diğer bir ifade ile Hz. Peygamber, adaleti, hakkı, cihadı, dünya ve ahiret dengesini getirmiştir. Peygamberlerin ortak vasıfları da söz konusu bilgilerdir. Hiçbir peygamber bunların dışında insanlığın zararına olan şeyleri emretmemiştir. Tarafsız olarak Zebur ve diğer bilgiler tahlil edildiğinde Hz. Peygamberin peygamberliğini inkâr etmek dinler tarihi kriterlerine uymamaktadır.[71]

 

Sonuç

Netice olarak ilahi kitapların peygamberlik anlayışı Yüce Allah'tan geldiği şekliyle aynıdır. Bütün Peygamberler bir birini tasdik etmektedir. Dikkat edilirse Yahudiler Hz. Musa’dan önceki Peygamberlerin hepsine inanırlar. Hıristiyanlar da Hz. İsa’dan öncekileri kabul ederler. Yahudi ve Hıristiyanların Son Nebiyi inkar etmeleri Peygamberlerinin getirdiklerine gereği gibi inanmadıklarını gösterir. Kur'an'ı Kerim'in dışındaki ilahi kitapların zaman aşımı neticesinde tahrif edilmiş olması İslam'ın haber verdiği özelliklerden uzaklaştığını ortaya koymaktadır. Aksi halde son nebiyi hemen kabul etmeleri gerekecekti. İslam'a göre peygamber bir insan,[72]Allah'ın elçisi ve kuludur.[73]Ne bir kral,[74] Ne de Allah'ın oğludur.[75] Silsile itibariyle Hz Muhammed (s.a.s.) peygamberlerin son halkasıdır.[76]Kendinden önce gönderilen bütün peygamberlere ve onlara verilenlere iman eden Hz. Muhammed ilahi dinlerin bir birlerini tasdik ettiklerini ortaya koymaktadır

Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul