22 Ocak 2018 - Pazartesi

Şu anda buradasınız: / MEBRUR HACC MI MECBUR HACC MI?

MEBRUR HACC MI MECBUR HACC MI?

                                     

 

 


 

Rasulullah (s.a.s.), amellerin en üstünü hangisidir diye soruldu:

“Allah’a ve Rasulüne imandır, buyurdu. Sonra hangisi dendi; Allah yolunda cihaddır. Sonra hangisi diye sorulunca; Mebrur olan (kabul edilmiş) hacc cevabını verdi.” (Buhari ve Müslim)

İmam Eş Şevkani’nin hadislerin arasını bulma konusunda açıklaması şöyledir; “Söz konusu üstünlük muhatabın durumuna göre değişir. Eğer kişi savaşta etkili ve düşmana karşı güçlü biriyse ona, amellerin en üstünü cihaddır denmiştir. Şayet mal varlığına sahip ise amellerin en üstünü sadakadır denmiştir. İşte böyle muhatapların farklı durumuna göre farklı cevaplar verilmiştir.”1

Haccın İslam’ın farzları2 içinde olduğunu bilmekteyiz ve bunun bilinci ile dünyanın birçok yerinden Müslümanlar akın akın her sene Kabe’yi ziyaret etmektedirler. Hadiste de belirtildiği gibi, bir Müslüman'ın dinde ulaşması gereken uç noktalardan birisi de mebrur yani kabul edilmiş haccdır. Buhari,Tirmizi ve Neseiden Ebu Hureyre’nin rivayet ettiği hadiste “Umre (bir diğer ) umreye kadar aralarındakine (günahlara) kefarettir. Mebrur hacc ise, onun mükâfatı ancak cennettir” Buyurmuştur. İmam Nevevi ‘mebrur’ kelimesini hiçbir şekilde günahın bulaşmadığı hacc olarak alır.3

Hatta “Hacc cihaddan üstün müdür? bahsinde Malikiler, hacc nafile de olsa cihattan üstündür. Tabi düşman korkusunun bulunması halinde cihad, nafile haccdan üstündür” derler.4

Böyle üstün bir amelin muhatabı olma bilincine eren, Müslüman'ın amelidir, hacc… İmam Şevkani’nin önemli açıklamasını da, göz önünde bulundurunca, hacc mevsimi yaklaştığında Müslümanların gönlüne düşen eda edilmesi en önemli ibadettir. Müslümanlar bu amelin önem bilincine ermişlerdir de, acaba eda şuuruna erebilmişler midir?

Fıkıh kitaplarının hepsinde haccın vücubunun şartları sayılırken, Türkiyeli Müslümanlara has olan bir madde unutulmuştur. Bu altmış yaş üzeri olma şartıdır. Maalesef ülkemde, üç aşağı beş yukarı manzara böyledir. İşi bitmiş, camiden başka bir yerde kendine arkadaş bulamayan en sonunda mecburen de hacca giden Müslüman(!) İşte bu mebrur hacc mı yoksa mecbur hacc mı?

Fıkhı kural ve kaideleri amel ile ifa edilmediği müddetçe unutulur. Ama şunlar unutulmamalıdır: Hacc, sosyal hayatı da düzenleyen bir ameldir. Dilleri renkleri ve vatanları ayrı olan Müslümanları buluşturur. Ekonomik hayata faydası olan Müslümanların uluslararası ticaret yapmasını sağlayan bir önem arz eder. Dosta güven, düşmana korku salan toplantı yeridir ve en önemlisi düşmanların karşısında tek saf olma halidir.

Hatırlanmalıdır ki,  Peygamberimizde İslam Devleti’nin nüvesini hacc için Mekke’ye gelenlerden oluşturmuştu. Haccın hikmetleri, güzellikleri saymakla bitmeyecek kadar çoktur. Peki, bunları anlamak ve arzu edilen ruhuyla hacc nasıl yapılacak?  Bu şuura nasıl erişilecek? İşte biz makalemizde, bunu izah etmeye gayret göstereceğiz.

“Hacc adet değil, ibadettir. Hacc İslam ümmetinin yıllık içtimasıdır. Hacc şeytan ve şeytanileri taşlama kültürüdür.5 Haccın en önemli ibadetlerinden olan ve dinde istenilen İbrahimi duruşu, İsmail’i teslimiyeti temsil eden şeytan taşlama şuurundan bile uzağız. İbrahim (a.s.) göz bebeği İsmail’i Rabbi için kurban etmeye götürürken şeytan yanına yanaşmış gördüğü rüyayı yanlış yorumladığını oğlunu kesmemesi gerektiğini fısıldamış İbrahim (a.s.) yedi taşla onu yanından kovmuştu. Bu kez de, İsmail (a.s.)’a yanaşmaya çalışınca O’nun da yedi taşla kovmasıyla şeytan yerin dibine batmıştı. Şeytan taşlamanın özü, Rabbimizin hak olan yolunda, yürürken şeytanın bizden istediklerini yapmamak için, kulağımıza fısıldamaya başladığında Allah’a sığınmamızdır. En önemlisi, şeytani rejimlere karşı taş atabilmek yerin dibine batırmaktır. Maalesef bugün, şeytan yerin dibine battığı yerden demokrasi yardımıyla çıkmakta.

Hz. Âdem babamızı fısıltıları ile cennetten çıkarmayı başaran şeytanın şimdiki amacı, fısıltıları ile Âdem’in çocuklarını cennete sokmamaktır. Kendi gibi cehenneme odun yapmaktır!  Sizden olmayan içinizden gelen fısıltılara dikkat edin!

Molla Hüsrev: “Şeytan taşlanırken Cabir (r.a.)’nın rivayet ettiği; Allah Teâlâ’nın adıyla başlarım. Yemin ederim ki, Allah en büyüktür. Şeytan ve şeytanilerin düzenine (partisine) hakaret olsun ve şeytani güçler kahrolsun diye taş atıyorum. Allah’ım kabul buyur, diye dua edilir” buyurmaktadır.6 Yusuf Kerimoğlu hoca, bu duayı zikrettikten sonra da; ”Şeytan taşlanırken; kominizm, kapitalizm, liberalizm, demokrasi ve bütün ideolojiler taşlanır. Amelin mahiyeti budur”7diyor.

Bu günün hacıları, istatistiklerde Arabistan’a gelen turist sayısı olarak belirtilmektedir. Arabistan’da tüm hazırlık ve hizmetlerini bu rakamlar üzerinden yürütmektedirler. Suud yönetiminin iki önemli geçim kaynağı vardır. Biri petrol, diğeri ise Kâbe için gelen turistler. Turist sayısından elde edilen gelir, petrol gelirden daha fazladır.

Haccda aranan şartlardan,  bugün Müslümanlar nezdinde yok sayılan maddelerden biri de yol emniyetidir. Bir Müslüman hacc için niyet edip ibadeti ifa edebilmesi için önünde hiçbir engelin olmaması gerekir. Uygulanan kota engeli de buna dâhildir. Sunulan mazeretlerden biride, “efendim her gelmek isteyeni o mübarek topraklara alsalar sığmazlar, izdiham olur” mantığıdır. Gerekçe kabul edilemez düz şeytan-i mantık bunu söyletiyor. Peki hacc ruhuna aykırı olan Kabe’nin burnunun dibindeki otellerin orada ne işi var. Mademki samimisiniz Müslümanların mebrur hacc yapmasını istiyorsunuz yıkın otelleri genişletin Kâbe’nin etrafını. Bakın o zaman milyonlarca hacı nasılda sığıyor o topraklara! Ama bize düşünmeyi de unutturanların kara para oyunudur bu. Kâbe’nin burnunun dibine diktikleri ve çoğu hrıstiyanlara ait olan otellerde bunun ispatıdır.

İmam Razi, “yağmacılık olduğu ve eşkıyanın galib geldiği defalarca tecrübe edilmekte ise hacılar onlar karşısında kendilerini zayıf hissederlerse hacc vacib olmaz” durumuna binaen “Bağdat’lılardan hacc sakıttır” fetvasını vermiştir. Daha sonraki yıllarda, Allah’a hamd olsun korku kalmadı fetvasını verdi.

Peki, günümüzde, başta Nusayri Hafız Esad rejimi olmak üzere, tağuti devletler hacc yolunu kesmemişler midir? Hacc yolunda rüşvet ve yağma gırla gitmektedir. Bir ibadeti hakkı ile eda etmek, onun şartlarını eda etmekle mümkündür. Bu gerçekleri görmemezlikten gelmek büyük vebaldir. Hele hele bu konuda hassasiyet gösteren mü’minleri “fitne çıkarmakla suçlamak” tevhid akidesine düşmanlığı beraberinde getirir.”8

Bu açıklamalardan sonra nasıl bir Müslüman bunları görmezden gelir, ödediği paralarla ne dolaplar döndüğünü nasıl umursamaz!

Hacc mevsiminde yol, konaklama, yeme, içme vb. tüm masrafların fahiş artması tefeciliğin göstergesidir. İbadet edecek Müslümanları yolunacak tavuk gibi görmeleri,  kota koymaları kabullenecek durum değildir. Suud ve İşbirlikçisi ABD’nin amacı, başta İslam düşmanlarına peşkeş çekilen Müslüman paralarını hiç etmektir.

Bizim için hacc ve Kabe elbette çok önemlidir. Rasulullah: “kim açıktan bir ihtiyaç, yolculuğuna mani olan bir hastalık veya zalim bir sultan/hükümdar engellemediği halde hacc etmezse, dilerse Yahudi, dilerse Nasranî olarak ölsün.” (Tirmizi kitabu hac-35) Zalim bir yöneticinin engeli, zorbalığı, Müslümanları sömürmesi ve böylece güçlenip Müslümanları ezmesi yol engeli olarak algılanmayacaksa, bir kez daha düşünülmelidir.

           

Türkiye’de mevcut sistem, laik sistemdir. Bu sistemin ortaya çıkardığı Diyanet Teşkilatı, Diyanet Vakfı vasıtasıyla hacca ipotek koymuştur. Diyanet Vakfı, hacca gitmek isteyenlerden beş, altı ay önceden paralarını belirlediği bankaya yatırmalarını istemektedirler. Türkiye’de herkes bilir ki, bankalar faizle çalışan kurumlardır. Kitap sünnet, icma ile sabittir ki faiz haramdır. Hatta faiz alanın Allah ve Rasülüne savaş açtığı bilinmektedir.

Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:

“Ey iman edenler Allah’tan korkun ve artık faizin peşini bırakın eğer gerçekten mü’minler iseniz.” (Bakara,2/278)

Bir sonraki ayette şöyle buyrulmaktadır:

“Eğer böyle yaparsanız o zaman Allah ve Rasülü size savaş açmış olur.” (Bakara, 2/279)

İbrahim (a.s.) duasıyla, Mekke ve çevresi bereketli kılınmıştır. Kâbe’nin çekiciliğinden bahsederken tefsirler: “bırakın her sene gitmeyi her ay gitseniz oraya doyamazsınız” gerçeğini ortaya koyar. Evet, burası red edilmez bir gerçektir. İkinci sefer umreye gitmektense gidemeyen birini göndermenin daha sevap olduğunu da herkes bilir ama becerebilen kaç kişidir. Belki sekizinci gidişten sonra(!)

Unutulmamalıdır ki, Kâbe için Kâbe’den vazgeçemezsek belki de yakın bir tarihte İslam düşmanlarının kontrolünde hacc görevini yapacağız. İşin kötüsü, Müslümanlar bundan da hiç rahatsızlık duymadan bir kılıf uyduracaklar. Rasulullah, Kâbe için Kâbe’den vazgeçmiş, gücü ortaya koymak için Medine’ye göç etmişti. “Ey Kâbe yeryüzünde senden daha değerli yer yok benim için, ama senin insanların beni burada bırakmıyor” deyip gitmişti. Bir daha da geri dönmedi eşsiz önder. Fetihten sonra bile evini, otağını, başkentini Mekke’ye taşımadı. Demek ki amaç “Kâbe” Mekke değildi.

Amaç İslam’ın şerefini yükseltmekse, devleti kurmaksa, Kâbe’nin izzetini fark ettirmekse, Kâbe içinse, Kâbe’den vazgeçmek gerekir.

Bugün, Müslümanlar toptan kıyam edip paralarını Suudlulara değildi iki sene cihad meydanlarına aktarsa bu paralarla ümmet ayağa kalkar, dünyaya huzur ve mutluluk gelir. Hadi bırakın cihad alanlarını iki sene hacca gidilmese infial oluşur. Suudun ve işbirlikçisi ABD’nin planları çöker. Pastadaki payın azalmasından ziyade, Müslümanların uyanıyor, bilinçleniyor  olması da onları çok rahatsız eder..

Bu gerçeği iyi gören haçlı zihniyeti hacc yolunu açık tutup Müslümanları meydan muharebelerinde yenememenin acısını tüm paralarını ceplerinden alarak çıkarıyorlar. Turist gibi, hacca giden, turist gibi haccdan dönen Müslümanlar sayesinde.

Bizim hacılık anlayışımızda, yabancı turistler gibi olmasın… Türkiye’ye gezmeye gelmişken birde Efes’te hacı oluyorlar ya; bizdekilerde yaşlanmışken birde hacca gidiverelim oluyor. İbadetlerimizde ve şuurlarımızda bir değişim yok. Şeytan içimize sızmış, hatta birçoğumuz şeytanın şubesi olmuşuz, farkında değiliz. Sonra “şeytan taşladım” bu ancak şeytanı sevindirir.

Madem hacısın madem şuurlusun, senelik içtimaya katıldın, madem hadi haber ver Çeçenya’dan ne durumda oralar… Televizyona yansımıyor haberleri, yoksa savaş orada bitti mi? Müslümanlar galip mi geldi? Hacım anlat bana, Filistinli ne yapıyor? Anlat hacım,  televizyondan değil senden duymak istiyorum haberleri. Senin Hucurat altıncı ayetinden haberinde mi yok. Münafık özellikleri taşıyanların TV’lerde yaptığı haberlerden değil içtimaya katılan senden duymak istiyorum kardeşlerimin halini. Eritre, Moro, Afrika ne durumda? Suriye’de son durum ne? Hadi hacım söyle, yoksa çok ibadet yapmaktan, tavaftan, Kur’an okumaktan görüşemedin, haber alamadın mı kardeşlerden. Yoksa Arapçan mı yok diye konuşamadın kimseyle. Yoksa harf inkılâbı mı baltaladı seni de! Orada anladın mı yapılan inkılâp cinayetlerinin sonuçlarını. Yoksa onunda mı farkına varamadın… Sen Osmanlı torunuydun, dünya İslam’ı senden öğrenmişti, dertlerini bile soramadan gerimi geldin kardeşlerinin… Yoksa gerek bile yok muydu?  En güzel İslam Türkiye’de yaşanıyordu zaten…  

Yoksa yine çok mu pisti peygamberimizin doğduğu evin önü… Rahatsız mı oldun kokudan. Bu Arap’ta ne pis canım… Dağ gibi olmuş çöp yığınlarımı engelledi kardeşlerini görmeni… Görüşüp hal hatır sormanı… Türkiye’den de onlara haber vermeni… Deseydin ya onlara Sütçü İmam’ın torunları artık Fransızlara bırakmadan kendileri açıyor kız kardeşlerinin örtülerini. Allah’ın kanunları yerine darü’n Nedveler hüküm veriyor eskiden olduğu gibi yine… Anlatsaydın onlara resmi gazetede Kur'an’ın ölülerin arkasından okunan kitap olarak kabul edildiğini… Ve daha neler neler…

Bırak bu eskilerin deli saçması hikâyelerini... Ne haberi getireceksiniz daha kendinizden, niçin Mekke’ye gittiğinizden haberiniz yok… Sen hangi yüzle bakarsın Çeçenin, Afganlının, Keşmirlinin, Iraklının, Suriyelinin yüzüne… Daha duanda yer ayırmadığın kardeşinin yüzüne…

Küçücük Suriyeli çocuğun ölürken son sözleri: “Her şeyi söyleyeceğim Allah’a” olmuştu. Her şeyi söyleyecekti Rabbine zalimide, zulmüde, zulme sessiz kalıp tonlarca parayı o çocukların kurtulması için değil turistik keyfi için Kâbe’de, dön baba dönelimden öteye geçmeyenleri de.

Mekke esnafı Türk hacılarını bekliyor… Türk’te Dolar gani, Riyal gani… Dünyanın ortak dili İngilizceyken neden Mekke’nin ortak dili Türkçe? Peki, mücadelenin İslam’a hizmetin ortak dili ne? Cihad ferd olarak, hacc ibadetine engel olmaz ama ümmetin müdafaaya, İslami olgunun nadasa bırakılmaya Müslümanlarında olgunlaşmaya ihtiyacı var. Bu da iki sene hacca gitmemekle zihinleri dinlendirip mücadele şuuruna ermekle olur.

Herkes o kutsal topraklara giderken oralarda ölüp, Cennet-ül Bâki’ye gömülmek istediğini söyler. Şunu unutuyoruz ki, Allah'ın razı olduğu şekilde yaşamayınca Kâbe’nin içinde ölsen ne fayda eder?

Ne zamanki bizler hacc yolunda durdurulup Hudeybiyemizi yaşar, bu sene gelmeyin seneye gelirsiniz korkusunu gönüllere salarız, ne zamanki Mekke’yi feth ederek hacc ederiz, ne zamanki, Allah Rasulü gibi Kâbe için Kâbe’den vazgeçeriz işte o zaman ayaklarımızı vura vura Kâbe’ye gireriz.

Hacc, Hz. Âdem’le başlayan, Hz İbrahim’in mücadelesiyle var olan bir ibadettir. Mücadeleyi bir kenara bırak tavafa bak, denemez. Taif, taşlananların yurdu. Müslüman şeytan taşlamadan önce Taif taşlarının acı eğitiminden geçmelidir. Müslümanın bugün Taifi neresidir? Herkesin yaşamak ve yaşatmakla mükellef olduğu kendi mahallesi şehri ülkesidir, Taif…

Hacc sevinci kurban bayramıyla yaşanır. Kurban Haccı idrak, bayram haccı eda etmek mükafatıdır.

“Kurban bayramı ümmet çapında şeytanı, şeytani düzenleri sistemleri taşlayan Müslüman'ın sevincidir. Şeytanların alkışlandığı, şeytani ve projelerin işlediği topraklarda bayram kutlamanın anlamı ne ola ki… Koyunlarını Allah’a, gençlerini şeytana kurban eden peşkeş çeken Müslüman'ın kurban bayramı kutlama hakkı yoktur.”10

Daha Hacerü’l Esved taşını öpmek için bile olsa, Müslüman kardeşine zarar vermemeyi öğrenememiş insandan ne kadar hacı olur.

Hacı olmak, “Yarabbi yerimi yurdumu bırakıp sana geldim. Bu uğurda da vaktimi, terimi, gücümü, paramı harcayıp hacı olmaya gayret ettiğim ilk adımımda sen bana yardımcı ol. Ülkeme geri dönünce senin dinin uğrunda aynı bugünlerde çektiğim ve katlandığım sıkıntılara katlanma gücü ver. Şeytanı benden uzak tut. Hacı olmak için yaptığım gayretimi devam ettirmeyi bana nasib et. Zerrelerime kadar senden başka hüküm koyuculardan uzak tut beni” diyebilmek ve ölüm gelene kadar ihramı sırtından çıkarmamaktır.

Mebrur hacılığımızı mecbur hacca dönüştürmeyelim. Adet olduğu için değil, adaletin ihyası için gidelim.

Dipnot

1. Zuhayli, İslam Fıkhı ansk.3/404 Risale Yay.

2. El Hidaye 1/291 Kahraman Yay.

3. Zuhayli Age.3/405

4. Eşşerhul Kebir 2/10

5. Mustafa Çelik, Hacc Şuuru sy:102

6. Gürerür Hükkam 1/228

7. Yusuf Kerimoğlu, Emanet Ehliyet, 1/522 

8. Yusuf Kerimoğlu (age) 1/494

9. Mustafa Çelik, (Age ) sy:136

10. Mustafa Çelik,  9 Ocak 2008 Yeni Akit makalesi

Yazar:
.
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul