22 Ocak 2018 - Pazartesi

Şu anda buradasınız: / Şehadetinin Beşinci Yıldönümünde Prof. Abdülaziz Rantisi

Şehadetinin Beşinci Yıldönümünde Prof. Abdülaziz Rantisi

   
Ahmet Varol

 Nisan 2009 Filistin direnişinin önemli dava ve hareket önderlerinden Prof. Dr. Abdülaziz Rantisi’nin şehadetinin beşinci yıldönümüydü. Bu vesileyle biz de bu ayki yazımızda onu anmak ve özgürlük mücadelesindeki kararlılığını gündeme getirmek istedik. Üstat Rantisi’nin hayatı hakkında daha önce ayrıntılı bilgiler içeren dosyalar hazırladığımız ve yayınladığımız için aynı bilgileri burada aktarmayacağız.

Prof. Dr. Abdülaziz Rantisi, Şeyh Ahmed Yasin’in şehit edilmesinden sonra Filistin İslâmî Direnişi’nin liderliği görevini üstlenmesinin ardından 17 Nisan 2004 tarihinde işgalci Siyonistlerin uçaklarından atılan füzelerin aracına isabet etmesi sonucu şehit edildi. İşgalciler daha önce de onu öldürmek için saldırılarda bulunmuş ancak başarılı olamamışlardı.

Şeyh Ahmed Yasin’den sonra onun yerine geçmek ve sorumluluğu devralmak, şehadeti de kucaklamak anlamına geliyordu. Fakat Üstad Rantisi zaten böyle bir fedakârlığa hazır olduğunu ve Siyonist işgal devletinin tehditlerinin kendisini korkutamayacağını bütün dünyaya haykırmıştı.

Filistin’de İslâmî mücadelenin önüne geçmenin liderliğin sağladığı nimetlere konmak değil ağır yükümlülüklerin altına girmek ve büyük fedakârlıkları göğüslemek anlamına geldiğini, bu mücadelede liderlerin her zaman ön safta yer aldıklarını anlayamayanlar Şeyh Ahmed Yasin’den sonra HAMAS içinde liderlik kavgasının yaşanacağını ve bölünmeler olacağını iddia etmişlerdi. Bu onların temennisiydi. Ama ne kadar ilginçtir ki bu tür kin dolu sözde yorumcuların temennilerini ve arzularını dile getirmeleri kamuoyuna “yorum” olarak yutturulabilmektedir. Uluslararası Siyonizmle ve emperyalizmle işbirliği içinde oldukları için onların hesabına konuşan bu kişilerin beklentileri olmadı ve HAMAS her zaman direnişteki bütünlüğünü muhafaza etti.

Prof. Dr. Abdülaziz Rantisi’nin hayatı bir direniş destanı gibidir. Bizim onun hayatı ve mücadelesi hakkında hazırlamış olduğumuz yazılarımız ve dosyalarımız Web sitemizde (www.vahdet.com.tr) mevcuttur. Ayrıca Üstat Rantisi’nin hayatını özetleyen önemli bir dosyanın tercümesi Filistin Enformasyon Merkezi’nin Türkçe bölümünde (www.filistinhaber.com) yayınlanmıştır.

 

Obama’nın Türkiye Çıkartması

Malum olduğu üzere ABD’de Barack Obama’nın başkanlığa seçilmesiyle birlikte olumlu bir hava esmeye başladı. Bunun birinci sebebi, belki yıllarca siyahlara karşı ırkçı ayrım politikaları uygulayan ve hatta zenci vatandaşlarını hayvan seviyesinde gören ABD’de bir zencinin başkanlığa seçilmesi gibi önemli bir değişimin gerçekleşmesiydi. Bu havanın esmesinin sebeplerinden biri de başkanlığa seçilen Obama’nın babasının Müslüman asıllı olması ve hatta Obama’nın isimlerinden birinin de Hüseyin olmasıydı. Hatta bazılarının tespitlerine göre birinci ismindeki Barack kelimesi de İslâm kültürüne ait Burak adından geliyordu. Üçüncü önemli sebep de Bush’un saldırgan ve savaşçı tutumundan sonra Obama’nın nispeten “barış” vadeden mesajlar vermesiydi. Bu mesajlar her ne kadar ABD’nin sömürgeci ve saldırgan tutumunu bırakacağı anlamı taşımasa da, tehditçi tutumunu değiştirmeye niyetli olabileceği beklentilerinin oluşmasına vesile oldu.

Bütün bu ve benzeri sebeplerden dolayı olumlu havanın oluşmasından sonra Obama’nın İslâm dünyasına yönelik ilk ziyaretini Türkiye’ye yapması, gerek Türkiye’de ve gerekse İslâm dünyasının genelinde önemli yankılara sebep oldu. Türkiye’deki bazı çevreler bu ziyareti bayağı önemseyerek Obama’nın attığı her adımı magazin haberi yapacak kadar işi ileri götürdüler. Obama’nın gerek Ankara’da Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada ve gerekse İstanbul’da yaptığı açıklamalarda verdiği mesajlar birçoklarının yazı ve yorumlarının konusu oldu.

Belki Amerika’da Obama’nın başkanlığa seçilebilmesi önemli bir hadisedir. Ama bunun Amerikan emperyalizminde köklü bir değişimin işareti olabileceği beklentisi içinde olunması da tamamen yersiz ve anlamsızdır. Amerika’da emperyalist politikalar başkanı aştığı gibi Obama’nın verdiği mesajlar da bu politikalardan rahatsız olduğunu ve değiştirme niyeti taşıdığını ortaya koymuyordu. Onunla birlikte yapılması istenen bir taktik değişikliği ve şiddet politikaları sebebiyle ciddi sıkıntılara düşen ABD’nin önünü açmak için dünya kamuoyunun bakış açısını değiştirmektir. Türkiye’de barış mesajları veren ve gülücükler dağıtan Obama’nın Pakistan’da şiddet yanlısı tutumu değiştirmemesi, Afganistan’a yönelik tehditlerini artırarak sürdürdüğünü iki yüzlülük ve çifte standartçılık konusunda onun da seleflerinden farklı olmadığını gözler önüne sermektedir.

 

Kudüs’te İşgalci Yıkım ve Mescidi Aksa

Siyonist işgal devleti Gazze’deki direniş karşısında ağır bir yenilgi almasından sonra Kudüs’e yönelik Yahudileştirme faaliyetlerini hızlandırarak Müslümanlardan bir başka şekilde intikam alma çabası içine girdi. Tabii bu arada dünya Müslümanlarının dikkatlerinin Gazze’ye yönelmiş olmasını da Kudüs’le ilgili sinsi planlarını hayata geçirmek için bir fırsat olarak değerlendirmek istedi. Biz muhtelif yazılarımızda işgal devletinin Kudüs’teki Yahudileştirme planlarına ve çalışmalarına dikkat çektik. Burada da özet bilgiler vererek kısaca üzerinde durmak istiyoruz.

Siyonist işgal devleti Kudüs’te Filistinli nüfusu azaltmak ve şehrin demografik yapısını Yahudiler lehine köklü bir şekilde değiştirmek amacıyla ırkçı tasfiye politikalarına başvuruyor. Bu amaçla Filistinlileri göçe zorlayabilmek için özellikle Eski Kudüs’te, Mescidi Aksa’nın çevresinde yer alan mahalleleri yıkmak amacıyla çeşitli kararlar aldı. Yıkım faaliyetlerinde bu mahallelerin seçilmesinin en önemli amaçlarından biri de Mescidi Aksa’yı Yahudi kuşatmasına almak ve böylece bu kutsal mabedi Yahudi mabedine dönüştürme planlarının da önünü açmaktır. Mescidi Aksa’yı hedef alan tünel çalışmaları, baskınlar, yakın çevresinde bazı binalara el koyarak buraları Yahudi mabedi yapma çabaları da bir yandan devam ediyor.

Ne kadar ilginçtir ki görünüşte ırk ayrımı politikasına karşı olduğunu iddia eden ve bu konuda uluslararası toplantılar düzenleyen BM, Siyonist işgal devletinin genelde işgal altında tuttuğu tüm bölgelerde özelde ise Kudüs’te yürüttüğü ırk ayrımı ve ırkçı tasfiye politikaları karşısında sürekli sessiz kalmayı tercih etmektedir. BM’nin bu tutumu ırk ayrımı karşıtlığı konusundaki söylemlerinde çoğu zaman siyasi davrandığını ve çifte standartçı olduğunu gözler önüne sermektedir.

Özelde Arap dünyasının ve Arap Birliği teşkilatının, genelde ise tüm İslâm âleminin ve kuruluşunun mayasında Kudüs davası olan İK֒nün sessizliği işgalci Siyonistlere, Kudüs’teki ırk ayrımı politikalarını yürütme konusunda büyük cesaret vermektedir.

Biz, Vuslat dergisinin bu ayki sayısı için yazdığımız yazıda Siyonist devletin Kudüs’teki ırkçı tasfiye politikası hakkında ayrıntılı bilgi vermeye çalıştık. Ayrıca Vakit gazetesi için yazdığımız muhtelif yazılarda da bu konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunduk ve bilgi vermeye çalıştık. Bu yazılarımızın tümünü Web sitemizde bulmanız mümkündür. Okuyucularımızdan bu bilgileri yaymalarını ve Kudüs davasındaki duyarlılığın artması çabalarına katkıda bulunmalarını bekliyoruz. Çünkü Siyonist saldırgan devletin Kudüs’teki Yahudileştirme ve ırkçı tasfiye politikalarının önüne geçecek en önemli etken bizim duyarlılığımız ve tavrımız olacaktır.

 

Firavun’un Hizbullah’la Savaşı

Gazze savaşında çok açık bir şekilde Siyonist işgal devletinin yanında ve Filistin direnişinin karşısında yer alan, Siyonist saldırgan devletin Gazze’ye uyguladığı insanlık dışı ambargonun etkisini göstermesi için Rafah sınır kapısını kapalı tutma ısrarını sürdüren çağdaş Firavun rejimi geçtiğimiz ay Filistin direnişine silah temin ettiği iddiasıyla Hizbullah’a savaş açtı. Aynı Firavun rejimi herhangi bir Arap ülkesinden birilerinin Mısır üzerinden işgalci Siyonist devlete silah temin ettiğini tespit etmiş olsaydı onlara belki madalya verebilirdi. Arsızlıkta bu kadar ileri giden bir işbirlikçi rejimin böyle bir şeyi yapması da herhalde mümkündür ve bir gün bunu da görürsek çok fazla garipsemeyebiliriz.

Mısır’daki çağdaş Firavun rejimi Filistin direnişine silah temin ettikleri suçlamasıyla bazı Hizbullah mensuplarını tutukladı. Firavun rejimi bunu yaparken kendi hainliğini açığa çıkardığını Hizbullah mensuplarına eziyet etmiş olsa da bu hareketin Filistin direnişinin yanında yer aldığını dünyaya ilan etmek suretiyle gerçekte onun propagandasını yaptığını belki baştan düşünememişti. Ya da bunu tahmin ettiği halde ABD ve İsrail tarafından gelen talimatları yerine getirmesi için bunu yapmak zorunda kaldığını düşündü.

Mısır’ın Hizbullah karşıtı operasyonu Katar’daki Arap Birliği Zirvesi’nin hemen ardından başlatması da dikkat çekiciydi. Böyle bir gelişme planın söz konusu zirvede de ele alınmış ve hatta karara bağlanmış olabileceği ihtimalini akla getirdi. Mısır’ın “Arap olmayanlar Filistin’e karışmamalı” tezini kullanarak İran’ın, Filistin halkını temsil yetkisinin normalde görev süresi dolmuş ve artık hiçbir şekilde yasallığı kalmamış Abbas yönetiminin elinde olduğu iddiasından hareketle de HAMAS’ın Katar Zirvesi’ne katılmasını engellemek için ısrar etmesi belki Hizbullah karşıtı planı görüşmeye açma niyetinden kaynaklanıyordu.

Filistin İslâmî Direniş Hareketi (HAMAS), Hizbullah’la herhangi bir koordinasyon içinde olmadığını fakat Filistin halkının meşru direnişine destek veren herkese minnettar olduğunu ve Hizbullah’ın Filistin direnişine silah temin etmesinin suç olarak gösterilemeyeceğini konuyla ilgili açıklamalarında dile getirdi. Filistin’deki diğer tüm direniş grupları da İsrail işgal devletinin planlarına destek mahiyeti taşıyan operasyonundan dolayı Mısır rejimine tepki gösterirken Hizbullah’a da destek verdiler.

 

Emperyalizmin Yargı Cephesi ve Sudan

Uluslararası emperyalizmin sözde yargı cephesinin Sudan Cumhurbaşkanı Ömer Hasan el-Beşir aleyhine başlattığı savaş devam ediyor. Emperyalizmin yargı cephesinin savaş suçlarının üzerine gitme çabalarında samimi olduğunu ispat edebilmesi işgalci Siyonist devletin Filistin halkına karşı işlediği ve dosyalara sığması mümkün olmayan iğrenç suçları gündemine almasına ve gerekli cezalandırmaları yapmasına bağlıdır. Bu konuda şimdiye kadar herhangi bir adım attığına şahit olmadık. Bu tutumu, söz konusu cephenin gerçekte uluslararası yargıyı emperyalizmin siyasi hesapları ve emelleri için kullandığını herhangi bir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde gözler önüne sermektedir.

 Sudan Cumhurbaşkanına karşı açılan savaş da gerçekte onu Darfur’daki suçlarından dolayı cezalandırma değil emperyalizm önünde diz çökmeye zorlama amacı taşımaktadır. Emperyalizmin yargı cephesi aynı zamanda çağın sömürgeci eşkıyalarına kafa tutan veya buna cesaret etmeye hazırlanan daha başka yöneticilere de gözdağı verme niyetindedir.

 

IMF Global Krize Çözüm Olabilecek mi?

Çağdaş emperyalizmin G-20 Zirvesi’nde, global ekonomik krize çözüm amacıyla alınan kararlar arasında IMF için bir trilyon dolarlık kredi hesabı oluşturulması da var. Bu, gerçekte finans krizinden dolayı sıkıntı yaşayan zayıf ülkelere kredi temin etme değil emperyalist güçlerin dünya ekonomisine hükmetme planlarının önünü açmak için yeni finans kaynağı oluşturma amacı taşımaktadır. Fakat gelişmeler çağdaş emperyalizmin ve özellikle de Amerikan emperyalizminin saltanatını sallamakta olan büyük krize karşı IMF şemsiyesi altında uygulamaya geçirilecek planların da çözüm olamayacağını gösteriyor.

 

Filistin İçin Etkinlikler

İstanbul, Mayıs ayında Filistin davasıyla ilgili önemli uluslararası toplantılara ve etkinliklere ev sahipliği yapacak. Gazze’ye yönelik saldırı esnasında Siyonist saldırganlığa karşı önemli faaliyetlere öncülük eden gönüllü kuruluşlar şimdi de Filistin davasının dünya gündemine taşınması ve işgalci Siyonist devletin baskılarının son bulması için çağrı niteliği taşıyan önemli toplantıları organize ediyor. Bu toplantıları düzenleyen veya düzenlenmesine katkıda bulunan kuruluşların basın yayın organları vasıtasıyla gerekli bilgilendirmeleri de yapacağını tahmin ediyoruz. İnşallah biz de günlük yazılarımızda okuyucularımızı bilgilendirmeye çalışacağız ve halkımızın bu önemli toplantılara ilgi göstermesini bekliyoruz.

Yazar:
.
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul