20 Ocak 2018 - Cumartesi

Şu anda buradasınız: / DOĞRU YOL BUDUR!

DOĞRU YOL BUDUR!

                                               

 

                                                                                             

Cinler de, insanlar da Âlemlerin Rabbi ve Îlahı Allah Teâlâ’nın kullarıdır ve Allah, cinleri de, insanları da yalnızca kendisine ibadet, yani itaat etsinler diye yaratmıştır…1

Allah Azze ve Celle, yarattığı insan kullarına kendisine ibadet, yani itaat etmesini emir buyururken, baş tağut olan şeytana ve şeytanîlere ibadet, yani itaat etmemeleri içinde emir etmiştir… İnsan, kendisine asla şirk koşmadan yalnızca Allah’a ibadet etmeli, gerek akîde de gerekse amelde O’na şirk koşmamalı, O’nu Tevhid etmelidir…

Rabbimiz Allah, yalnızca kendisine ibadet etsinler ve Rabblerine asla şirk koşmasınlar2diye yarattığı insan kullarına şöyle seslenmektedir:

“Ey Âdemoğulları, Ben size and vermedim mi ki, şeytana kulluk etmeyin, çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin, doğru yolu budur.”3

Dosdoğru yol, şeytana ve şeytanîlere, tağuta ve tağutîlere asla itaat etmeden, Allah’a tam iman ve teslimiyetle itaat etmektir!..

“De ki: ‘Bu, benim yolumdur. Bir basiret üzere Allah’a davet ederim, ben ve bana uyanlar da. Ve Allah’ı tenzih ederim, ben müşriklerden değilim.”4

Yol budur!.. Kurtuluş budur!.. Mutluluk bu!..

Allah Teâlâ, yaratmış olduğu insan kullarına, onları dosdoğru yola sevk edecek Rasuller, Nebîler ve hayatî her şeyin beyan edildiği Kitaplar göndermiş, Nebîler ve Rasuller, kitabdaki Allah’ın emirlerini tebliğ ettikleri gibi, Allah’ın muradı üzere açıklamış, nasıl uygulanacağını “fîîlî ve kalî” olarak göstermişlerdir…

Allah, insan kullarının hidayeti, huzuru, kurtuluş ve mutluluğu için gönderdiği en son mesajı olan Kur’ân-ı Kerim’i, en son Nebîsi ve en son Rasulü Mahammed (s.a.s.)’e vahyetmiş, insan kullarına açıklamasını emretmiştir…

“Biz Kitab’ı ancak, hakkında ihtilafa düştükleri şeyi onlara açıklaman ve inanan bir kavme rahmet ve hidayet olması dışında (başka bir amaçla) indirmedik.”5

“Sana da zikri (Kur’ân’ı) indirdik ki, insanlara kendileri için indirileni açıklayasın ve onlar da iyice düşünsünler, diye”6

İnsan kulları için önder ve örnek kılınan Rasul (s.a.s.), en mükemmel ve zirve şahsiyet, hidayet rehberi olarak gönderilen Kitab, yani Kur’ân-ı Kerim, hayatî her şeyin beyan edildiği hayat Kitabı!..

“Hayat Kitabı’nı indiren Âlemlerin Rabbi Allah Azze ve Celle şöyle buyurur:

 “Kendilerine okunmakta olan Kitab’ı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? Şüphesiz bunda iman eden bir kavim için gerçekten bir rahmet ve bir öğüt (zikir) vardır.”7

“Andolsun, bu Kur’ân’da her örnekten insanlar için açıklamalarda bulunduk. İnsanların çoğu ise ancak inkârda ayak direttiler.”8                                                                                        

“Andolsun, bu Kur’ân’da insanlar için Biz, her örnekten çeşitli açıklamalarda bulunduk. İnsan her şeyden çok tartışmacıdır.”9                                                                                          

“Andolsun, Biz bu Kur’ân’da, belki öğüt alıp düşünürler diye, insanlar için her örnekten verdik.”10

“Biz, Kitab’da hiçbir şeyi noksan bırakmadık.”11

Vahiy kesildi, din tamamlandı!..

Hak din İslâm’dır… İslâm, insanların hayatları, sıhhatleri, huzur ve mutlulukları için mükemmelleştirilmiş hayat nizamıdır… Tek kurtuluş yoludur…

 Âlemlerin Rabbi Allah’ın tamamlanmış nimetidir…                                                                                   

“Bugün size dininizi kemâle erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslâm’ı seçip beğendim.”12                                                                                                               

“Kim İslâm’dan başka bir din ararsa (benimserse) asla ondan kabul edilmez. O, ahirette de kayba uğrayanlardandır.”13 diye buyuruyor Âlemlerin Rabbi Allah Teâlâ!..                    

İnsanların hayatını tamamen kuşatıcı ve içinde hayat ile ilgili bütün hükümler bulunan, muttakilerin hidayet rehberi, hayat kitabı Kur’ân-ı Kerim, yegâne önder Rasulullah (s.a.s.) tarafından tebliğ edilip açıklanmış ve ümmete miras bırakılmıştır… Ümmet, kendilerine sımsıkı sarıldıkça asla sapmayacak, dosdoğru yoldan ayrılmayacak, dünyada da, ahirette de kurtulanlardan olacak iki miras: Allah’ın Kitabı ve O’nun açıklaması olan Rasulullah (s.a.s.)’in sünneti!..14                                                                                                       

Yalnız kendisine mahsus ilmiyle her şeyi kuşatan Rabbimiz Allah, insan kullarını en bilen ve en tanıyandır… Arzularını, hedeflerini, hislerini, kişisel ve toplumsal yapılarını, ihtiyaçlarını, nasıl mutlu ve huzurlu olacaklarını… Gizledikleri ve açıkladıkları her şeyleriyle insan kullarını en iyi tanıyan ve en iyi bilen, onları yaratan Allah Teâlâ’dır…                                                    

“Göklerde ve yerde Allah O’dur. Gizlinizi ve açığınızı bilir, kazandıklarınızı da bilir.”15     

“Rabbimiz, şüphesiz Sen, bizim saklı tuttuklarımızı da, açığa vurduklarımızı da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.”16                                                                              

“Sözü açığa vursan da (gizlesen de bilir). Çünkü şüphesiz O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilmektedir.

Allah, O’ndan başka ilah yoktur. En güzel isimler O’ nundur.”17                                      

“O (Allah) , önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Onlar ise, bilgi bakımından O’nu kavrayıp kuşatamazlar.”18                                                                                                             

Bu ayetlerde, Allah Teâlâ’nın insanın her şeyini, önlerindekini, yani geleceklerini, arkalarındakini, yani geçmişlerini bildiği, ilmiyle bütün zaman ve mekânları kuşattığı beyan olunmuştur... Bu ayetlerin inzâl olduğu dönemdeki insanlar için geçerli olan bu değişmez “Sünnet” kıyamete kadar bütün insan toplulukları için geçerlidir…                                            

“(Bu,) Allah’ın öteden beri sürüp giden sünnetidir. Sen, Allah’ın sünnetinde kesinlikle bir değişiklik bulamazsın.”19                                                                                               

Yeryüzünde yaşayacak insanların kıyamete kadar nelere ihtiyaçlı olduğunu bilen ve kullarını tanıyan Rabbimiz Allah, onlar için kâfî gelen ve başka hiçbir şeye ihtiyaç duymayan bir nizam beyan etmiş ki, bu İslâm’dır ve hiç değişmeyen bir hayat kitabı indirmiştir ki, bu Kur’ân’dır ve nasıl uygulanacağını açıklayan bir Rasul göndermiştir ki, bu Rasulullah Muhammed (s.a.s.)dir…

Rasulullah (s.a.s.)’in “Kalî, Fîîlî ve Takrirî Sünneti” ile Kur’ân hayata uygulanmış ve kıyamete kadar yaşayacak insan nesilleri için bir örnek ortaya konulmuştur…

Ve Âlemlerin Rabbi Allah Teâlâ, gönderdiği kitabını, hayat kitabı olarak kabul etmeyen, beyan buyurduğu nizamını hayat nizamı kabul etmeyenler, hani Allah’ın yalnızca kendisine ibadet, yani itaat etsinler diye yarattığı insan kulları, Rabbleri Allah’ın Kitabı Kur’ân’a karşı anayasalar yaptılar, hayat nizamı İslâm’a karşı tağutî düzenler ve ideolojiler gündeme getirip, gerek ferdi, gerek toplumsal hayatlarına egemen kıldılar… Hele hele terör ve anarşi ile işgal ettikleri İslâm topraklarında, İslâmi değerlerini sürgün edip, Allah’ın indirdiği hükümleri yasakladılar… Hâkim oldukları beldelerde tağutî düzenlerini ve hevâlarından kaynaklanan anayasalarını geçerli kıldılar…                         

Kapitalizm, Liberalizm, Sosyalizm, Komünizm, Demokrasi, Laiklik, Nasyonalizm ve ideolog ile liderlerine hass kıldıkları nice tağutî, beşerî ve bâtıl anlayışlar, inançları düzenler…          

Kendisine ibadet, yani itaat etsinler diye yarattığı insan kullarının geçmişini ve geleceğini bilen, ilmiyle zamanları ve mekânları kuşatan, Âlemlerin Rabbi Allah soruyor:                       

“Deki: ‘Siz mi daha iyi biliyorsunuz, yoksa Allah mı?”20 

 Asla değişmeyen hakikat:                                                                                                                                                                                          

 “Allah bilir de, siz bilmezsiniz.”21                                                                                                    

“Allah bilir, sizler bilmezsiniz.”22                                                                                                            

“(Allah: ) ‘Şüphesiz, sizin bilmediğinizi Ben bilirim’ dedi.”23

“(Allah) dedi ki: ‘Size demedim mi göklerin ve yerin gaybını gerçekten Ben bilirim? Gizli tuttuklarınızı ve açığa vurduklarınızı da Ben bilirim.”24                                                            

“Hiç şüphesiz Allah bilendir, haberdardır.”25                                                                      

“Senin Rabbin yaptıklarından gafil değildir.”26                                                                             

Hangi çağ, hangi asır olursa olsun değişmeyen cevap budur!...                                                        

“Allah bilir, siz bilmezsiniz!”                                                                                                                    

“Allah, iman edenlerin velîsi (dostu ve destekliyicisi)dir. Onları, karanlıklardan nûra çıkarır.”27     

 “Size, Allah’dan bir nûr ve apaçık bir kitap geldi. Allah, rızasına uyanları bununla kurtuluş yollarına ulaştırır ve onları kendi izniyle karanlıklardan nûra çıkarır. Onları, dosdoğru yola yöneltip, iletir.”28                                    

 “Elif, Lâm, Râ. Bu bir Kitab’dır ki, Rabbinin izniyle insanları karanlıktan nûra, O güçlü ve övgüye lâyık olanın yolunu çıkarman için sana indirdik.”29                                                          

“O’dur ki, sizi karanlıklardan nûra çıkarmak için size rahmet etmekte, melekleri de (size dua etmektedir). O, mü’minleri çok esirgemektedir.”30                                                                      

“Sizi karanlıklardan nûra çıkarması için kuluna apaçık ayetler indiren O’dur. Şüphesiz Allah, size karşı elbette şefkatli olandır, esirgeyendir.”31

Kullarına karşı çok merhametli olan Allah, onları her türlü karanlıklardan nûra çıkarmakta iken, O’nun hükümlerini beğenmeyip inkâr ederek, ya da etmeyerek yürürlükten kaldıran ya da kaldıranların izinden gidenler, onların şirk ve küfür işgalci düzenlerini devam ettirenler, yani tağutlar, egemen oldukları bölgelerdeki mazlum ve mustaz’af insanları, nûrdan karanlıklara sürüklemektedirler…

Rabbimiz Allah beyan buyurur: “İnkâr edenlerin velîleri tağuttur. Onları nûrdan karanlıklara çıkarırlar.

İşte onlar, ateşin halkıdırlar, orada süresiz kalacaklardır.”32

Kadın olsun, erkek olsun Allah’ın büyük bir nimet olarak verdiği akıl nimetini kullanabilen her insan, apaçık görüp, bilip idrak etmektedir ki, işgal edilen İslâm topraklarının her parçasında bir tağut ve tağutî düzen hâkimiyetini devam ettirmektedir…

İşgal beldelerinde terörist düzenlerin, İslâm’ı hayat nizamı olarak kabul etmedikleri gibi yasakladıklarını görmekteyiz… Allah’ın hükümlerini yasaklayan, Kur’ân’daki emirleri geçersiz kılan, Rasulullah (s.a.s.)’ın sünnetini çağ dışı ilân eden işgalci terörist egemenler, bu yapılarıyla, egemen oldukları bölgelerdeki halkı, nûrdan karanlıklara çekmiş, şirk, küfür, ahlâksızlık ve sömürü bataklığına batırmışlardır…

Âlemlerin Rabbi Allah Teâlâ, kendisine katıksız iman edip kul olanlara, tağutu reddedip İslâm’a sarılanlara emrediyor:

“Öyleyse dosdoğru yolda devam edin ve bilgisizlerin yoluna uymayın!”33

Allah’dan gelen hakkı ve bilgiyi kabul etmeyen bilgisizler… Yeryüzünde yaşayan insanların çoğunluğu… İşgal edilen İslâm topraklarına hâkim olan tağutî düzenleri benimseyen, destek olan, yardım eden çoğunluk… Aldatılan, yanıltılan, cahil bıraktırılmış kitleler… Çoğunluğu demokrasiyi, laikliği istemekte, bâtıl te’villerle, yorumlarla destek olup, yardım etmekteler… Bâtıl üzere olan çoğunluk!

Rabbimiz Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Yeryüzünde olanların çoğuna uyacak olursan, seni Allah’ın yolundan şaşırtıp saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar, zan ve tahminle yalan söylerler.”34

Yeryüzünde olan insanların çoğunluğu, gayr-ı müslimdirler… Kitablı gayr-ı müslimler ve kitapsız gayr-ı müslimler… Kitablı gayr-ı müslimler, onların dışındaki müşrik ve kâfirdirler… Her türlü bâtıl inanç sahipleri, tağutî düzen taraftarları, tağutî düzenleri kabul edip İslâm’a sırt çeviren her küfür ve müşrik kişiler, kitapsız gayr-ı müslimdirler.

Komünistler, Sosyalistler, Kapitalistler, Faşistler, Nasyonalistler, Laikler, Demokratlar vs… vs… Yeryüzünde yaşayan insanların çoğunluğunu oluşturmaktadırlar…

Rabbimiz Allah buyurmakta:

“Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, kâfir olanların ta kendileridir.”35

“Kendi istek ve tutkularını (hevâsını) ilâh edineni gördün mü? Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın? Yoksa sen, onların çoğunu (söz) işitir ya da aklını kullanır mı sayıyorsun? Onlar, ancak hayvanlar gibidirler, hayır, onlar yol bakımından daha şaşkın (ve aşağı)dırlar.”36

İşte böyle olan kitapsız gayr-ı müslimler, yani kâfir ve müşrikler, yeryüzündeki insanların çoğunu oluşturmaktadırlar… Bunlar, Allah’dan başka ilâh edinmiş, hevâlarını ilâhlaştırmış, hevânın kulu olmuş, birbirlerine ilâhlar ve kullar haline gelmişlerdir… Çünkü birbirleri için yasama makamları oluşturmuş, yaptıkları yasalara uyulmuş, yasalara uyanlar, yasaları yapanlara itaat ederek, onları rabler edinmişlerdir…37

Allah Azze ve Celle, onlara uymayın ve itaat etmeyin diye buyurur. Çünkü onlar muvahhid mü’minleri saptırmak istemektedirler…

 “Şehvetleri ardınca gidenler, sizin büyük bir sapmayla sapmanızı isterler.”38

 “İnkâr eden (kâfir)ler, iman edenlere dedi ki: ‘Siz bizim yolumuzu izleyin, hatalarınızı biz yüklenelim.’ Yoksa kendileri, onların hatalarından hiçbir şeyi yüklenecek değildir. Gerçekten onlar elbette yalancılardır.

Şüphesiz onlar, hem kendi yüklerini, hem kendi yükleriyle birlikte başka yükleri de yüklenecekler ve kıyamet günü, düzüp uydurduklarına karşı sorguya çekileceklerdir.”39

 “Onlar, kendilerinin inkâra sapmaları gibi, sizin de inkâra sapmanızı istediler. Böylelikle bir olacaktınız.”40

 “Ey iman edenler, eğer inkâr eden (kâfir)lere itaat ederseniz, sizi topuklarınız üzerinde gerisin geriye çevirirler. Böylece büyük hüsrâna uğrayanlara dönersiniz. Hayır, sizin Mevlânız Allah’dır. O, yardım edenlerin en hayırlısıdır.”41

Kitapsız gayr-ı müslimlerin durumu bu!..

Kitaplı gayr-ı müslim olan yahudi ve hristiyanlara gelince, Rabbimiz Allah, onlar için şöyle buyurur:

                                                                                                                                                                                  “Ey iman edenler, eğer kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba boyun eğecek olursanız, sizi imanınızdan sonra tekrar küfre döndürürler.”42 

“Kendilerine kitaptan bir pay verilenlerin sapıklığı satın aldıklarını ve sizin de yolu sapıtmanızı istediklerini görmedin mi?”43

Bunlar da, kitaplı gayr-ı müslimler!..

İster kitaplı olsun, ister kitapsız olsun bütün gayr-i müslimler, İslâm ve mü’min Müslümanlara düşman olmakta, muvahhidleri Tevhid’den, dosdoğru olan yoldan saptırma konusunda birbirlerinin aynısının tıpkısıdırlar… İslâm Milleti’ne azılı düşman olma konusunda birleşiyor ve örtüşüyorlar…

Çünkü:                                                                                                                                          

“Küfür, tek bir millettir.”44                                                                                                                                                                                   

Ve yegâne Rabbimiz Allah Azze ve Celle’nin ferd ferd İslam Milleti’ne emri:

 “Ayetlerimizi yalan sayanların ve ahirete inanmayanların hevâ (istek ve tutku)larına uyma!”45

 “Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların hevâ (istek ve tutku)larına uyacak olursan, o zaman gerçekten zalimlerden olursun.”

 “De ki: ‘Ben, sizin Allah’tan başka tapmakta olduklarınıza tapmaktan nehyedildim.’ De ki: ‘Ben, sizin hevâ (istek ve tutku)larınıza uymam. Yoksa bu durumda ben, şaşırıp sapmış ve doğru yolu bulamamışlardan olurum.”47 

“Şu halde sen, bundan dolayı davet et ve emrolunduğun gibi doğru bir istikamet tuttur. Onların hevâ (istek ve tutku)larına uyma ve de ki: ‘Allah’ın indirdiği her kitaba inandım. Aranızda adaletli davranmakla emrolundum. Allah, bizim de Rabbimiz sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bizim, sizin amelleriniz de sizindir.”48                                                                                   

“Sizin dininiz size, benim dinim bana.”49                                                                                                   

 “Ey iman edenler, Allah’tan nasıl korkup sakınmak gerekiyorsa öylece korkup sakının ve siz, ancak Müslüman olmaktan başka (bir din ve tutum üzerine) ölmeyin. Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp parçalanmayın.”50                                                                                            

“Bunlar, Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’a ve Rasulüne itaat ederse, onu, altından ırmak akan, içinde ebedî kalacakları cennete sokar. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur.”51

Değişmez, değiştirilemez, eskimez, son kullanım tarihi olmayan, her tarihte geçerli olan hakikat budur… Büyük kurtuluş ve mutluluk da budur!..

“Allah, kuluna kâfî değil mi?”52

Bütün bunlar, İslâm’ı bilen herkes tarafından bilindiği halde, yegâne Rabbimiz ve İlâhımız Allah Teâlâ, İslâm’dan başkasını kabul etmezken, ondan başkasına razı olmazken,53işgal altında ve tağutların egemenliğinde bulunan İslâm topraklarında yaşayan ve “Müslüman” olduklarını haykıran kitlelere ne oluyor ki, “Arap Baharı” ismi altında demokratlaşıyor, demokrasi diyor da başka bir şey demiyor… Arap Baharı dışında kalan işgal beldelerinde zaten demokrasi devam etmekte ve diğer bölgelere örnek olunmaktadır…                                                     

Bu insanlara ne oluyor ki, gayr-ı İslâmî ve tağutî düzenlere rıza gösteriyor, diktatör, baskıcı ve darbeci zorba yönetimlerden kaçarken tağutî bir düzen olan demokrasiye sarılıyorlar?.. Bâtıldan kaçınıp hakka sarılmak emrolunmuş iken, bir bâtıldan diğer bâtıla sığınıyorlar!..                                         

Hâlbuki yalnızca kendisine ibadet etsinler ve ibadette, yani itaatte kendisine asla şirk koşmasınlar54 diye yarattığı insan kullarına şöyle buyuruyor Rabbimiz Allah:                                            

“Öyleyse Allah’a doğru kaçın. Gerçekten ben sizi, O’ndan yana açıkça uyarıyorum.

Allah ile beraber başka bir İlâh’ı ortak kılmayın. Gerçekten sizi ondan yana açıkça uyarıyorum.”55

Müslümanlar, bâtıl tağutî düzenleri tamamen redd ve terk ederek, İslâm’a toptan sarılmadıkça, zilletten ve esaretten kurtulamaz ve izzeti bulamazlar!.. İzzet, kurtuluş, huzur ve mutluluk İslâm’da olduğu malumdur… Kim bunları istiyorsa, hiç taviz vermeden, her şeyiyle İslâm’a teslim olmalı ve İslâm’ı hayata hâkim kılmalıdır… Meşrû hedefe, meşrû araçlarla gidileceğini unutmamalı, gayr-ı meşrû araçlarla meşrû hedefe gidilemeyeceğini idrak etmelidir…

Muvahhid ve mücahid mü’min ve müslümanların sarsılmaz inancı, devamlı ameli ve düşmanların ödünü koparan narası şu olmalı:

 “Yalnızca İslâm, başkası değil!”

Dipnot

1-     Bkz. Zariyat, 51/56.

2-     “De ki: ‘Şübhesiz ben, ancak sizin benzeriniz olan bir beşerim. Yalnızca bana, sizin İlâhınızın bir tek İlâh olduğu vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, artık salih bir amelde bulunsun ve Rabbine ibadette hiç kimseyi ortak tutmasın.” Kehf, 18/110.

3-     Yasin, 36/60-61.

4-     Yusuf, 12/108.

5-     Nahl, 16/64.

6-     Nahl, 16/44.

7-     Ankebut, 29/51.

8-     İsra, 17/89.

9-      Kehef, 18/54.

10-  Zümer, 39/27.

11-  En’âm, 6/38.

12-  Mâide, 5/3.

13-  Âl-i İmrân, 3/85.

14-  Bkz. İmam Mâlik, Muvatta’, Kitabu’l-Kader, Hds. 3.

15-  En’âm, 6/3.

16-  İbrahim, 14/38

17-  Taha, 20/7-8.

18-  Taha, 20/110.

19-  Fetih, 48/23.

20-  Bakara, 2/140.

21-  Bakara, 2/216.

22-  Âl-i İmrân, 3/66.

23-  Bakara, 2/30.

24-  Bakara, 2/33.

25-  Lokma, 31/34.

26- 

Yazar:
Muhammed İslamoğlu
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul