18 Kasım 2017 - Cumartesi

Şu anda buradasınız: / ÖRTÜNMENİN PSİKOLOJİSİ

ÖRTÜNMENİN PSİKOLOJİSİ

                                   

                                                                      

                                                                                                        

 

Bütün memeli hayvanlar, iklim şartlarına ve dış tesirlere karşı muhafazalı halde dünyaya geldikleri halde,  insanoğlu çıplak doğar. Yani korunmasızdır ve giyinmek zorundadır. Böylelikle giyinerek hayvanlardan daha doğuşta ayrılır. Çünkü hiçbir hayvan giyinmez.

Elbise, sadece insanla hayvanın farkı değildir; medeni insanla ilkel insanın da bir farkı giyimdir. Gerçekten bugün bile hâlâ yaşayan iptidaî kabileler hep yarı çıplaktır.

Bu yüzden kadim uygar toplumlarda ve hemen her devirde örtünme, insanî ve ahlakî bir değer kabul edilmiş ve hep var olmuştur.

Giyinme ile ilgili olarak yapılan araştırmalar, elbisenin üç temel ihtiyaç için vazgeçilmez ehemmiyette olduğunu göstermektedir:

a)     İnsanı soğuk-sıcak, kar, yağmur, rüzgâr gibi doğal etkilerden korumak.

b)     Örtünmek.

c)     Şekil ve güzellik kazanmak.

Örtü Yasaklanabilir mi?

Ülkemizde yakın zamana kadar bilimsel ve sosyolojik verilere zıt olan başörtüsü yasağı söz konusuydu. Çünkü bütün dünyada toplumlar ve gelenekler kapalılığın derecesini adeta bireysel tercihe bırakmış, açıklık konusunda sıkı kayıtlar koymuşlardır. Eteğini meselâ günün modası olan, dizkapağı hizasında tutacak yerde, ayak bileklerine kadar indireni kimse cezaya müstahak görmez de kalça hizasına kadar kaldıranlar hoş görülmez. Bu yüzden kıyafet konusunda yapılan resmi düzenlemelerde ya kapalılık yönünde mecburiyet konmuş veya açıklık konusunda serbestlik verilmiştir.

Başörtüsünün sembol olduğu iddiaları da saçmaydı. Öyle olsa bile hür insanlar vicdanlarında yaşadıklarını neden serbestçe ifade edemesinler ki? Vicdan hürriyeti herkesin vicdanında inandığı orada kalacak anlamına geliyorsa buna özgürlük değil esaret denmez mi?

Kısacası örtünün yasaklanması bir akıl tutulmasıydı ve inşallah geçti, geçiyor.

Tesettürün Psikolojisi

Tesettürün psikolojisini değerlendirirken öncelikle hanımların açık saçık giyinmelerinin erkeği nasıl etkilediğinden bahsetmek gerekir:

Çeşitli araştırmalarda erkeklerin ömürlerinin bir yılını alacak süre boyunca kadınları dikizledikleri ortaya çıktı. Bir erkek bir günün 43 dakikasını 10 ayrı kadına bakmakla geçiriyormuş. Araştırmalarda kadınlara bakıldığında ilk akla cinsellik geliyormuş. Erkekler bir bütün olarak görülürken, kadınlarda vücutlarının cinselliği ön plana çıkaran göğüs, kalça ve bacaklar gibi kısımları dikkati çekiyormuş.

Bu yüzden kadınlarda teşhircilik duygusu ağır basarsa vücutlarını sergileyecek kıyafetleri tercih edecekledir. İşte gerçek anlamda tesettüre riayet eden hanımlar kendilerini cinsel obje olarak görülmesinin önüne geçmiş olacaklardır. Tabii ki cinselliği ön plana çıkaran giyim tarzından uzak durdukları takdirde. Böylelikle aile ve toplum hayatında birçok problem ve sıkıntıdan da uzak durmuş olacaklar, tesettüre girmekle karşısındakine “ben cinsel meta değil insanım” mesajı vermiş olacaklardır. Titus Burchardt’ın sözleriyle; “Vücudu örtmek onu inkâr etmek değil, fakat onu altın gibi, kalabalıkların gözünden gizlenen şeylerin alanına çekmektir.” Yani tesettür güzelin yansıması ve bir ziynet içerdiğinin imasıdır.

Yine örtünme, kendisindeki güzelliğin dahi “kendisinden kaynaklanmadığını”; ona emanet edildiğini kabul etmektir. Kısacası tesettürün çok daha evrensel ve ilahi boyutları olduğunu itiraftır.

Tesettürün bir başka yönü ise İslâm’ın bir belirtisi, hattâ sembolü olarak algılanmasıdır. Bir büyüğümüz, “bir yörenin İslâm mülkü olduğu öncelikle camilerin cemaatinden ve kadınların örtüsünden anlaşılır” demişti. Bu yüzden örtünen bir hanım Müslüman olduğunu ilân ediyor demektir. Tesettürün altında sakınma psikolojisi ve edep hisseder, davranış ve tavırlarını buna göre ayarlar. Kulluğunu yaşama sevinci içinde olur. Örtüsü içinde huzur ve sükûnet içerisinde, haramdan korunmuş olarak yaşar. Kapanmanın onun namusunu ve haysiyetini koruduğu düşüncesindedir.

Yine kapanan, erkeklerden ayrı bir cinsiyete sahip olduklarını ve kadınlığından memnuniyetini ilân ediyor demektir.

Eşinden ayrılan bir hanım hastamız erkeklerin ve toplumun bakış açısından bunalıma girmiş, alkole başlamıştı. Problemi tedavilere rağmen yenemeyince tesettüre girdi. “İlginçtir” dedi ve “Kapanınca alkolden uzaklaştım. Erkeklerden de korunuyorum. O kadar rahatladım ki.” diye ekledi. Tesettür kendisine saygısını ve güvenini artırmıştı.

Örtünmenin topluma hâkim olduğu kültürlerde cinselliğin evlilik yolu ile tabiî ve ahlâkî çözümüne doğru kaçınılmaz bir yöneliş olacak, herkes güvenli ve itibarlı çözümün evlilikte olduğu bilinci ağırlık kazanacaktır. Kısacası tesettür toplumu aşırılıklardan ve sapmalardan koruyacaktır. Özellikle gençler cinsellik peşinde vakit harcamak yerine eğitimleri için vazgeçilmez olan bu çağlarda yetenek, beceri ve bilgi kazanmaya yöneleceklerdir. Geçici ve yıpratıcı ilişkilere değil sağlıklı aileler kurma fikrine kayacaklardır.

Tesettürle ilgili bir iddia ise kadınların açık giyinmeye istekli oldukları tarzındadır. İşte Allah rızası için kapanan kadın nefsanî arzuların değil, ulvi ve ilahi his ve motivasyonla örtünmenin manevi hazzını ve karşı cinsi kışkırtıcı olmayışın mutluluğunu yaşar. Çünkü açıklıkta ilkel ve kaba bir çekicilik vardır.

Kısacası örtünmek huzur ve rahatlıktır.

*Prof. Dr. Sefa Saygılı, Kırklareli Üniversitesi Öğretim Üyesi

 

Yazar:
Doç.Dr. Sefa Saygılı
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul