20 Ocak 2018 - Cumartesi

Şu anda buradasınız: / BATI, DEMOKRASİ PUTUNU YEDİ!

BATI, DEMOKRASİ PUTUNU YEDİ!

 


 

 

 

Mısır’ın ilk seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin, Mısır Genelkurmay Başkanı ve Savunma Bakanı Abdülfettah el Sisi tarafından darbe ile devrilmesi Müslümanlara, Cezayir’deki İslami Selamet Partisi ile Filistin’deki Hamas’ın başına gelenleri hatırlattı.

 

İslam coğrafyasındaki ülkelere demokrasi pazarlayan Batı, istediği AK Parti modeli ılımlı İslam’ı uygulamayan veya uygulamayacağını düşündüğü yapıları, seçimle işbaşlarına gelmelerine rağmen darbe ile saf dışı bırakıyor. Kendi ürettiği demokrasi putunu yiyen Batı’nın bu uygulamalarına Cezayir, Filistin ve Mısır’da karşılaştık.

 

Cezayir’de İslami Selamet Partisi

 

Cezayir’in 1962 yılında Fransa’dan bağımsızlığını kazanmasının ardından, kuklacı olan Ulusal Kurtuluş Cephesi, (FLN) 28 yıl boyunca ülkede tek parti olarak egemenlik gösterdi. Tek partinin zulümleri karşısında ülkede insanların rahatsızlığı artınca diktatörlük sona ermek zorunda kaldı ve 1990 yılında çok partili sisteme yani demokrasiye geçildi.

 

Gerçekleştirilen seçimlerde Müslümanların kurduğu İslami Selamet Partisi (FIS) yüzde 54 oy aldı. İslamcı bir partinin iktidarda ülkeyi yönetecek olması başta Batı olmak üzere kuklacıları da rahatsız etti. Bunun üzerine yeni kurulan Yüksek Devlet Konseyi, "anayasal darbe" olarak nitelendirilen bir girişimle seçimleri iptal ederek, yönetime el koydu. Yeni iktidar organı olarak bütün yetkiler Devlet Konseyi'nin elinde toplandı. Olağanüstü hal ilan edildi ve 4 Mart 1992'de FIS kapatıldı. Bu durumu FIS önderlerine yönelik geniş çaplı bir tutuklama ve sindirme kampanyası izledi. FIS liderlerinden Abbasi Medeni ve Ali Belhac, 12’şer yıl hapis cezasına mahkûm oldular.

 

FIS mensupları ise halkın kendilerini seçimle işbaşına getirmelerine rağmen azınlık bir grup tarafından zulme uğramaları üzerine silahlandı ve hakkını silahlı mücadelede aradı. FIS mensuplarının silahlı mücadelesi, hükümete bağlı ordunun katliamlarını durdurmaya yetmedi. Ordu, halkını katletti ve iç savaş 10 sene boyunca ülkede devam etti. Daha sonra yapılan çeşitli anlaşmalar nedeniyle çatışmalar sona erdi.

 

Filistin’de Hamas

 

Filistin’de de Hamas, 25 Ocak 2006 tarihinde girdiği ilk genel seçimlerden yüzde 55 gibi yüksek bir oy oranıyla iktidar oldu. Hamas gibi Müslüman kardeşlerimizden oluşan bir yapının iktidar olacak olması Amerika, Avrupa Birliği ve İsrail başta olmak üzere birçok ülkeyi tedirgin etti ve seçimleri tanımadıklarını ilan ederek, Filistin’e havadan, karadan, denizden ambargo uygulamaya başladılar.

 

El Fetih Hareketi’nin lideri Mahmut Abbas, Hamas’ı gayrı meşru yollarla devirmek için Amerika ve İsrail ile işbirliği yaptı. Hamas ile el Fetih arasında yaşanan olaylar sonucunda Hamas, Gazze’de kontrolü sağlayıp, el Fetih Hareketi’ni sürdü.

 

Bunun üzerine Mahmud Abbas, Gazze ile Batı Şeria'da olağanüstü hal ilan ederken, Başbakan İsmail Heniye’yi görevden alıp, üç aylık milli birlik hükümetini feshettiğini, yerine Ramallah’ta olağanüstü hal hükümeti kuracağını açıkladı.

 

Hamas ise Mahmut Abbas'ın kararlarının hiçbir değeri olmadığını belirtti. Filistin’de böylelikle Gazze ve Batı Şeria olmak üzere iki ayrı siyasi yönetim oluştu. Bugüne baktığımızda İsrail tarafından Gazze’ye uygulanan ambargo hala devam ediyor.

 

Mısır’da Müslüman Kardeşler

 

Osmanlı devletinin yıkılmasının ardından İngiltere’nin sömürgesi altına giren Mısır’da, 1953 yılından sonra diktatörlük başladı. Sırasıyla İngiltere’nin kuklacıları Cemal Abdunnasır, Enver Sedat ve Hüsnü Mübarek tarafından yönetilen ülkede, 2011 yılında gerçekleşen ve adına Arap Baharı denilen halk ayaklanmasının sonucunda diktatör Hüsnü Mübarek devrildi. Ülkede demokrasiye geçilmesi üzerine gerçekleştirilen ilk genel seçimlerde Müslüman Kardeşler Hareketi’nin (İhvan-ı Müslimin) partisi Hürriyet ve Adalet, yüzde 47 gibi ezici bir oy oranıyla iktidara geldi. Müslüman Kardeşler’in adayı Muhammed Mursi ise yüzde 52 oy oranıyla Cumhurbaşkanı seçildi.

 

Batı, Arap Baharı’nı bölgede sistemi dönüştürme aracı olarak gördü ve Arap Baharı’nın yaşandığı ülkelerde AK Parti modeli ılımlı İslam’ın uygulanmasını hedefleyerek, Müslüman Kardeşler yönetimine bir yıl gibi kısa bir süre tanıdı. Müslümanlar Kardeşler’in, ılımlı İslam yerine ümmet bilincini öncelemesi ve hilafetin tesisi amacında olması üzerine Batı, Cezayir ve Filistin’de yaptığı gibi Müslümanların iktidara gelmesini hazmedemedi ve ülkede gerçekleşen darbeyi alenen destekledi.

 

Mısır Genelkurmay Başkanı ve Savunma Bakanı Abdülfettah el Sisi, Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi askeri bir müdahale ile devirdi. Müslüman Kardeşler Hareketi’nin liderleri tutuklandı. Şu anda Müslüman Kardeşler Hareketi’nin kapatılması için uğraşılıyor ve böylelikle ülkedeki İslami hareketin sona erdirilmesi hedefleniyor. Müslüman Kardeşler ise var olma mücadelesi vererek, meydanlarda barışçıl gösteriler gerçekleştiriyor.   

 

Sonuç olarak, Cezayir, Filistin ve son olarak da Mısır’da yaşananlar, Müslümanlara demokrasi yolunun kapalı olduğunu hatırlatıyor ve kurtuluşun İslam’da olduğunu haykırıyor!

Yazar:
Hüseyin KULAOĞLU
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul