22 Kasım 2017 - Çarşamba

Şu anda buradasınız: / BIRAKIN BOŞ İŞLERİ!

BIRAKIN BOŞ İŞLERİ!

                                                                            

 

                                                                                                                                 

 

İslam ümmeti olarak, şu anda sahip olduğumuz en büyük derdimiz “bir” olamamamız ve “birlik”te hareket edemeyişimizdir… Şu andaki halimizi en kolay tabiriyle imamı olmayan ve her tarafa saçılmış olan bir tesbih ile anlatabiliriz. Bu şekilde olduğumuz için, Müslüman ülkeler arasındaki en ufak bir konuda bile birliktelik sağlayamıyoruz.

 

Örneğin; dini bayram günlerinin tespit edilmesi için gerekli olan “Hilali gözleme” konusunda geçtiğimiz Kurban bayramında bir birlik sağlayamadık ve İslam dünyası olarak üçe ayrıldık. Ülkemiz ve Balkanlar 25 Ekim Perşembe, Suudi Arabistan başta olmak üzere çoğunluk 26 Ekim Cuma, Pakistan, Hindistan ve Bangladeş gibi Asya ülkeleri ise 27 Ekim Cumartesi günü bayrama başladı. Yaşanan bu durum Müslümanlara çok büyük zarar verdi. Birlik olamadığımız için birçok haklardan mahrum kalıyoruz. Almanya’da bir fabrikada çalışan farklı milletlerden Müslümanlar, bayramda tatil yapma hakkını almak için patrona çıktıklarında, bir kısmı 25 Ekim’de, bir kısmı 26 Ekim’de diğer kısmı ise 27 Ekim’de izin yapmak istedi. Fabrikanın sahibi ise böyle bir izin olamayacağını, bu konuda birlik sağlamalarını yoksa izin haklarını kaybedebileceklerini söyledi.

 

Birlik olamamamız noktasındaki en ufak konulardan diğeri ise Kudüs’ün ziyaret edilip, edilmemesi konusudur. Mısırlı alim Yusuf el Karadavi’nin, İsrail’in işgali altındaki Kudüs’ün “gayrimeşru bir yapının tanınması ve söz konusu yapıyla işbirliği içerisinde bulunulması” gerekçesiyle ziyaret edilmesinin caiz olmadığı şeklinde bir fetvası var. Birçok Müslüman’da bu fetva ile hareket ederek, Kudüs’ü dolayısıyla Mescid-i Aksa’yı ziyaret etmiyor. Kudüs’te yaşayan Filistinlilerin lideri konumunda bulunan Şeyh Raid Salah ise İsrail’in Mescid-i Aksa’yı yıkmak istediğini ve bu durumun yaşanmaması için Kudüs’ün ziyaret edilmesi gerektiğini belirtiyor.

 

Daha büyük sorunlara gelecek olursak, Suriye’de bugünlerde yaşanan kafa karışıklığı bizim için iyi bir örnek olabilir. İran ve Türkiye’nin karşı karşıya gösterildiği veya Şii ve Sünnilerin karşı karşıya gösterildiği bu konuda maalesef Müslüman ülkeler olarak birlikte hareket edip, ortak bir karar alamıyoruz. Bunun sonucunda da ülkedeki ölümler her geçen gün durmadan devam ediyor.

 

Tayland’da Patanili Müslümanlara, Çin’de Doğu Türkistanlı Müslümanlara, Myanmar’da Arakanlı Müslümanlara, Filipin’de Morolu Müslümanlara karşı işlenen zulümlere karşı da hiçbir şey yapamıyoruz.

 

Tunus, Mısır ve Libya’da gerçekleşen devrimlere karşı bile Müslümanlar olarak gerekli destek veremezken, Batı ise her alanda ön plana çıkıyor.

 

Birlik olmanın önemi sadece günümüzde yaşanan olaylarla sınırlı değildir. Geçmişe dönüp baktığımızda çok çarpıcı örnekler gözümüze çarpmaktadır.

 

1979 yılında Rusya Afganistan’a saldırdığında bir şey yapamadık. Müslümanlar katledilirken, insanlar evlerinden edilirken, Rus zulmüne mani olamadık. Rusya’nın 1995 ve 1999 yılında Çeçenistan’a gerçekleştirdiği saldırılarda da bir şey yapamadık.

 

Bosna’da Sırplar ve Hırvatlar, Müslümanları 1995 yılında katlederken, sesimiz çıkmadı. Soykırıma karşı gelemedik ve Srebrenitsa’da yaşananlara bir bakıma göz yumduk.

 

Kaseti biraz daha geri sayarsak, 1. Dünya Savaşı’nın ardından emperyalist ülkelerin birçok Müslüman ülkeyi sömürge haline getirdiğini ve bu ülkelerin bugüne kadar bir türlü kendini düzeltemediğini görüyoruz.

 

Batı ülkeleri, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler ile birlikte hareket etmenin formülünü bulmuşken, biz hala bunun hedefini bile ortaya koyamadık.

 

Eğer İslam İşbirliği Teşkilatı’ndan bahsedecek olursak, hiçbir yaptırım gücü olmadığını ve kınama metinleri yayınlamaktan başka bir iş yapmadığı gerçeği ile karşı karşıya kalıyoruz.

 

Olaya farklı bir bakış açısı ile bakacak olursak, Hıristiyanlar; Katolik, Ortodoks ve Proteston gibi farklılıklara ayrılsalar da, liderleri olarak Papa’yı seçmeleri ve kararları buna göre almaları bizim önümüzde hatta ilerimizde olduklarının bir göstergesidir.

 

Bütün bunların çerçevesinde geldiğimiz nokta şudur… Bir araya gelebileceğimiz ve dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan Müslümanların sorunlarının çözüm noktası olabilecek olan bir kurum veya kuruluş bizlerin en büyük hedefi olmalıdır.

 

Bu kurum veya kuruluş katledilen Müslümanların katledilmesini durduracak, açlıkla çırpınan Müslümanların karnını doyuracak, Müslümanların kendi aralarındaki sorunları çözecek, daha iyi bir şekilde dünyada nasıl yaşanabileceğinin göstergesi olacaktır. Böyle bir kurum oluştuğundan artık zalimler istediğini yapamayacaktır.

 

Şimdi artık boş işleri bırakalım ve bize böyle bir kurumun veya bir dünya liderinin lazım olduğunu zihinlerimize kazıyalım! 

Yazar:
Hüseyin KULAOĞLU
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul