24 Kasım 2017 - Cuma

Şu anda buradasınız: / BARNBAS İNCİL’İ HAKKINDA

BARNBAS İNCİL’İ HAKKINDA


 


Soru 172: Barnabas İncil’ini kilise neden ret etti?

Cevap172: Barnabas İncil’ini kilisenin kabul etmemesinin altında İsa (a.s.) getirdiği dinin gerçek izlerinin bulunması ve yahudilerin ve o zaman ki müşriklerin bu hakikatlardan rahatsız olmaları yatmaktadır. Bunun içindir ki Barnabas İncil’nin iyi bir tetkikine ihtiyaç vardır. Muhammed Ebu Zehra’nın “Hristiyanlık Üzerine Konferanslar” adlı eserinde bu İncil’le ilgili olarak çok güzel açıklamaları ve hristiyan bilginlerine reddiyeleri yer almaktadır. Önemine binaen bu konunun tamamını aktaralım.

36-Barnaba İncil’i:

Az önce hristiyanların kabul ettikleri dört İncil konusundaki görüşlerimizi zikrettik ve bu dört İncil’in kaynağı olan bir ana İncil’in mevcudiyetine delalet eden metinler aktardık. Aslında elde mevcut olan İncil’ler bu ana İncil’in birer parçası veya ondan kaynaklanarak yazılmış kitaplardır. Bu hususta hür düşünceli hristiyan yazarların görüşlerini de aktardık. İncil’ler üzerinde sözü bitirmezden önce ilmi bir çalışma neticesinde keşfedilmiş olan yeni bir İncil’den söz etmenin lüzumuna inanıyoruz. Bu İncil’in hristiyanlık tarihinin en eski ve köklü yazılı kaynağı olması ihtimaline delalet eden birçok emareler mevcuttu. Bu İncil’de de Hz. İsa’nın suçlanmasına kadar olan hayat hikâyesi konuşmaları, tartışmaları ve söyleşmeleri dile getiriliyor. Ne var ki kilise bu İncil’i kabul etmiyor ve hristiyanların dini metin olarak kabul ettikleri kaynaklar arasına sokmuyor. Fakat Avrupa’da ve diğer ülkelerde ilim adamları arasında bu İncil’in nüshası elden ele dolaşıyor. Kilisenin karşı çıkması bu nüshanın ele alınıp incelenmesini önleye bilmiş değildir. İşte sözünü ettiğimiz İncil Barnabas İncil’idir. Biz İncillerden söz ederken Barnabas İncili’inden söz etmeden geçemezdik. Bu İncil’in muhtevasını hristiyanların onun hakkındaki görüşlerine hiçbir taraf tatmadan ilmi bir bakışla açıklayıp ortaya koymamız icap ederdi. Biz bunu yaparken hiç bir milletin dini inançlarına saldırmak veya onlara akıl ve fikir vermek gayesini gütmüş değiliz.

37-Barnabas:

Barnaba’nın adı incil’de Luka’nın tedvin ettiği söylenilen Rasullerin işleri bölümünün 4.babında şöylece zikredilir: “Rasuller tarafından Barnabas lakabıyla anılan aslında Kıbrıs’lı Yusuf’un, Lelei’li bir adamın tarlası vardı ve onu sattı ve parayı getirip Rasullerin ayakları önüne koydu” (Rasullerin işleri ayet:36,37)

Rasullerin İşleri kitabının 9. Babında da bilahire Aziz Pavlus adıyla ün yapacak olan Saul’un imanından söz edilirken Barnaba’nın onun İmanına şahid olduğu şöylece ifade edilir: “Saul Yeruşalim’e vardığı zaman Şakirtlere katılmağa çalışıyordu ve hepsi onun Şakirt olduğuna inanmıyor ve herkes ondan korkuyordu. Fakat Barnaba onu aldı ve Rasullere getirdi. Ve yolda nasıl Rabbi görüp, Rabbin ona söylediğini ve Şam’da İsa’nın ismiyle nasıl vaaz eylediğini onlara bildirdi. Saul Yeruşalim’de Rabbin ismiyle cesaretle vaaz eder onlarla girip çıkmakta idi.” (Rasullerin işleri ayet: 26-28) Aynı kitabın 11. Babında da Barnaba’nın adı şu vesileyle zikredilmektedir: “Bunları Haberi Yürüyüş halinde olan kilisenin kulağına erişti ve Barnabas’ı Antakya’ya kadar gönderdiler. Vardığı zaman Allah’ın inayetini görünce sevindi ve yürekten niyetle Rabb’a yakışsınlar diye hepsini teşvik etti. Çünkü Ruhu’l-Kudus ve imanla dolu iyi bir adamdı. Ve çok halk Rabb’e katıldı. Ve kendisi Tarsus’a Saul’u aramağa gitti ve Onu bulunca Antakya’ya getirdi. Ve Vakı’ olduki bütün bir yıl kilise ile bir araya toplandılar ve çok kimselere öğrettiler ve Şakırtlerin hiristiyan dinine çağrılması önce Antakya’da oldu.”(Rasullerin İşleri ayet: 22-26)

Hristiyanlar, Ruhu’l-Kudus’un Rasullerle Havariler arasında Pavlus ve Barnaba ile konuştuğunu ve onlara hitap etmeye layık olduğunu ileri sürerler. Nitekim Rasullerin İşleri Kitabı’nın  13.bölümünde şöyle denilmektedir: “Peygamberler ve Muallimler, Barnaba Niger denilen Sinov, Kirineli Lukius ve Reisirubu, Hiredos ve birlikte  büyütülmüş olan Manabel ve Saul Antakya’da oradaki Kilise de bulunuyorlardı. Rabb’e hizmet edip oruç tutmak varken ruhu’l-Kudus dedi ki, kendilerini çağırmış iş için Barnabası ve Saul’u bana ayırın. O zaman oruç tutup dua ederek onlara üzerinde ellerini koyduktan sonra yolladılar. Böylece bunlar Ruhu’l-Kudus tarafından gönderilmiş olan Selerke’ye indiler ve oradan Kıbrıs’a yelken açtılar. Salamis’e varınca Yahudilerin Havralarında Allah’ın sözünü ilan ettiler. Yuhanna’da onların hizmetinde idi.” (Rasullerin işleri Bab:13 aye:1-5) Barnaba ve Pavlus hristiyanlığı yaymak üzere Kıbrıs adasını birlikte dolaştılar. Bunlar vasıtasıyla bir çok mucizeler zuhur etti, öyleki Kıbrıs halkı onları Tanrı zannettiler. Bu olanların haberi Barnabas ve Pavlus’a ulaşınca elbiselerini yırttılar. Hepsini toplayarak heyecanla şöyle dediler:  “ey kişiler niçin böyle yapıyorsunuz? Bizde sizin gibi birer insanız, sizi bu uydurma şeylerden vazgeçmeye gökleri, yeri, denizleri ve orada bulunan her şeyi yaratan Tanrı’ya ibadete çağırıyoruz.”dediler.

Bütün bunlardan anlaşılıyor ki, Rasullerin işleri kitabı (hristiyan itikadı) Barnaba’nın bir Resul (Aziz) olduğunu kabul etmektedir. O kendisini Hristiyanlık davasına adamış, her şeyini bu uğurda harcamış varını yoğunu Rasullerin önüne dökerek hristiyanlığı yaymak için istedikleri gibi harcamalarını istemiştir. Keza hristiyan inancına göre Barnaba Pavlus’un imanına şehadet etmiş ve kilise Pavlus’a Saul’u hristiyanlığı yaymak üzere Kıbrıs’a yollamış. Daha önde de Barnaba’yı tek başına Antakya’ya göndermiş. Yine Rasullerin işleri Kitabından öğreniyoruz ki, Barnaba samimiyet dolu salih ver müttaki bir kişidir. Ruhu’l-Kudus, diğer Rasuller veya muallimler içerisinde ona ayrı bir itina göstermiş ve onu hitabına layık görmüştür.

Pavlus’un koloselilere mektubunun 4. Babında Barnaba’nın yeğeni Markos’un şöyle dediğini nakleder: “Hapishane arkadaşım Aristarkhos ve Barnabas’ın yeğeni Markos bunun hakkında emirler alınız eğer yanınıza gelirse kendisini kabul ediniz. Ve Yustuş denilen Yeşu size selam ederler.( Koloselilere Mektub Bab: 4 ayet 10)

Pavlus ve Barnaba’nın hristiyanlığı yaymak için yaptıkları gezilere Markos’ta iştirak ediyordu. Pavlos’la Barnaba daha önce Propaganda yaptıkları şehirlere yapacakları geziye yeğeni Markos’unda katılmasını istemesine karşılık Pavlos’un muhalefet etmesi yüzünden birbirinden ayrılırlar. Nitekim bu husus da Rasulerin işleri Kitabının 15. Babında şöyle denilmektedir: “Bir kaç gün sonra, Pavlus Barnabas’a dedi: Şimdi dönüp Rabb sözünü ilan ettiğiniz her şehirde kardeşleri ziyaret edelim, nasıldırlar? Barnabas, Markos denilen Yuhanna’yı da beraber almak fikirinde idi. Fakat Panfilya’da kendilerinden ayrılıp onlarla işe gitmemiş adamı beraberine olmalarını Pavlos iyi görmedi ve şiddetli bir çekişme oldu. Şöyle ki, birbirlerinden ayrıldılar ve Barnabas markos’u yanına alarak Kıbrıs’a yelken açtı.(Rasullerin işleri Bab:15 ayet: 36-40)

Markos İncil’inden söz ederken Barnabas ile Markos arasında ki münesebete değinmiştik. Ve orada bazı Hristiyan muhaliflerden aldığımız pasajları Markos’un Hz.İsa’nın ulûhiyetini kabul etmediğini Onun ve üstadı Pavlos’un bu anlayışa karşı çıktıklarını belirtmiş ve bu husustaki görüşleri serdetmiştik.

38-Barnabas (On İki) Havarilerden Miydi?

Barnabas, ittifakla kabul edilmektedir ki, Hristiyan Azizlerinden bir Azizdir. Hristiyanlarca mukaddes sayılan bir Rasuldur. İlk hristiyanlık propagandasının dayandığı esaslardan birisidir. Onun adına bir İncil’in bulunması Onun Hz. İsa’nın dikkatini çekmiş ve itimadine layık olmuş bir havari olduğunu gösterir. Barnabas İncili’nin dışındaki diğer hristiyan kitabları ise Barnabayı Havariler arasında zikretmez. Sadece hristiyanlarca havariler kadar kutsal sayılan Rasullerden bir kişi olarak kabul eder. Barnabas ister havari olsun ister olmasın hristiyanlarca huccet kabul edilen ve Tanrı tarafından ilhama mazhar kılınan bir kişidir. Eğer Barnabas İncil’indeki hususlar doğru ve bu İncil ona aid ise elbette hristiyanlar onunla diğer kitapları arasında bir muvazene yapmak zorundadırlar. Bu ikisi arasındaki mıvazeneden akla mantığa daha yakın olanı kabul etmek ve ilk hristiyanlığa uygun olanı seçmek zorundadırlar.

Şimdi Barnabas İncili’inin son yüzyıllarda bilinen en eski nüshasını incelemeye çalışalım:  Tarihçiler Barnabas İncili’ne rastlanan en eski nüshasının İtalyanca olduğunu belirtmektedirler. Prusya Kraliyet müsteşarlarından biri olan Cromer 1709 senesinde bu İncil’in İtalyanca nüshasına rastlamıştır. Cromer’in diğer kitablarıyla birlikte Barnabas İncil’inin bu en eski nüshası 1737 Viyana Kraliyet Kütüphanesine taşınmıştır. İşte diğer dilerdeki Barnabas İncil’inin en eski ve ana nüshası budur.

Ne var ki, 18. Yüzyılın başlarında yeni İtalyanca nüshasının ortaya çıktığı döneme yakın zamanlarda İspanyolca bir nüsha daha bulundu. Bu nüshayı orjentalist Saille İngilizceye tercüme etti. Fakat ne bu nüsha nede tercümesi bu gün bilinmemektedir. Yalnız Dr. Pouit’in bir konuşmasında naklettiği bazı Pasajlar bilinmektedir. Söylentiye göre İspanyolcadan İngilizceye tercüme edilen bu nüsha İspanyolcaya da İtalyancadan çevrilmiş.

Araştırmacılar, İtalyanca nüshanın İspanyolcanın aslı olduğu görüşündedirler. Bu nüshanın İtalyanca aslından tercüme edilmiş olduğunu söyleyen, Latin asıllı Rahib Ferremino’dur. Ferremino bunu nasıl fark ettiğini şöyle anlatmaktadır: “Elime Ariyansa aid bazı mektuplar geçti. Bu mektuplarda Pavlos’un yazdıklarını red ediyordu. Bu Reddiyeler de Barnaba İncil’ine dayandırılıyordu.” Ferremino konuyu derinliğine araştırmak için Barnabas İncil’ini tetkike koyuldu. Ve Papa 5.Sectus’un yakınları arasına girdiği için adı geçen papa’nın kütüphanesinde Barnabas İncil’ini buldu. Arkadaşlarına sezdirmeksizin gizlice onu okuyarak müsliman oldu. İşte 1709 senesinde rastlamış olduğu nüsha bu nüsha idi.

Bu hususta İncil’i Arapçaya çeviren Dr. Saade diyor ki: “Tarihi incelediğiniz zaman göreceksiniz ki Papa Teknus 16. Yüzyılın sonlarında yaşamıştır. Açıkladığımız gibi mezkûr nüshanın yazılı bulunduğunu kâğıda su verilmesinden onun İtalyada Mamul bir kâğıt olduğu anlaşılıyordu. Yapılan Tahminler bu nushanın 15 ila 16. Yüzyıla aid olduğunu göstermektedir. Mükündür ki bu İtalyanca nüsha Feremino’nun yukarıda zikrettiği gibi Papa’nın Kütüphanesinden aşırdığı nüshanın aynı olsun.”

39-Bu İncil’in Doğruluğu Hakkında Bir Kaç Söz:

Şu halde en eski nüsha 18. Yüzyılda bulunan nüshadır. Aslında bu nüshanın mevcudiyeti 15-16. Yüzyıla ulaşmaktadır. Asıl nüsha tamamen hristiyan bir ortamda bulunduğu için uydurma olma ihtimali azdır.

Bu nüshaya ilk rastlayan, önemli bir dini görevde bulunan kişidir. Hem de dini bir liderin özel kütüphanesinden alınmaktadır. Zamanla bu nüsha Prusya Kıraliyet müsteşarlarından bir müsteşarın eline geçmiş oradan da Viyana Kıraliyet Sarayındaki Kütüphaneye intikal etmiştir. Şu halde bu nüshanın uydurma olması ihtimali çok zayıftır. İşte hristiyan din büyüklerinden ve Azizlerinden birisi olan Barnabas’a nisbet edilen nüsha budur. Hristiyan dininde böyle yüce bir mevkiye çıkışmış başka bir Barnabas yoktur. Belki de böyle bir İncil’in bulunduğu Hristiyan bilginlerince maruf idi. Mesela Ferremino Ariyanta aid bir mektubu müteala ettiğini ve orada Barnabas İncil’ine dayanılarak Pavlos’un sözlerine karşı çıkıldığını belirtmektedir.

Daha önce de belirttiğimiz gibi Kilise’nin dokunulmazlığını yasakladığı birçok İncil’ler mevcuttur. Nitekim bu hususta Dr. Saade der ki: “Papa 1. Klasius (492 senesinde Papalık makamına geçmiştir.) bir ferman çıkararak okunması yasaklanmış kitabların listesini açıklamıştır. Bu kitapların arasında Barnabas İncil’i de bulunmaktadır. Ancak bazı araştırmacı bilginler 1.Klasius’a atfedilen bu fermanın tamamen uydurma olduğu görüşündedirler.”

Her ne kadar Dr. Saade’nin araştırıcı bilginler dediği kimseler uydurma olduğunu iddia etseler de tarih şüphesiz ki bu kişilerin söylediklerinden daha doğruyu konuşmaktadır. Tarihçiler bize sayısız İncil nüshalarının yasaklandığını haber vermektedirler. Bu işe ilk başlayan Papa Klasius olduğu gibi onun ardından gelen birçok din adamları bulunmaktadır. Tarih şahedeti bu gerçeği ortaya koyduğuna göre demektir ki Barnabas İncil’i Hz. Muhammed’in bisetinden en az iki asır önce bilinmekte ve elden ele dolaşmakta idi.

Dr. Saade’nin iddiasına göre eğer Barnabas İncil’i Doğru olsaydı ve o zamanlar da elden ele dolaşır olsaydı Hz. Muhammed (s.a.s.) kendi iddiasının doğruluğu yolunda bunun delil olarak kullanırdı. Adı geçen Müellifin bu iddiası tutarsızdır. Çünkü Hz. Muhammed Ümmü idi. Ümmi birisinin böyle şeylerden haberdar olması imkânsızdı. Hristiyanların hâkim olduğu ülkelerde uzun süre ikamet etmemişti ki, bunları bilsin ve öğrensin. Kaldı ki bu İnci’lin yasaklanmasında iki yüzyıl gibi zamanın geçmiş olması onun peygamberin geldiği devrede elden ele gezen yaygın bir eser olabilme durumunu ortadan kaldırır. İki yüzyıl bırakın yasaklanan bir eserin, elden ele gezinen eserin bile kaybolması için yeterlidir.

40-Bu İncil’in Barnabas’a Ait Olup Olmadığı:

Her ne kadar kesin olarak söylenmese de mevcut belgeler ve deliller bu İncil’in Barnabas’a ait olduğunu göstermektedir. Bir kere ilk nüshası tam bir hristiyan ortamda ele geçmiştir. Bu nüsha bulunmazdan asırlarca evvel Barnabas’ın bir İncil’i olduğu bilinmekteydi. Bu da gösteriyor ki adı geçen eserin müellifi normal bir hristiyanın bilmesi şöyle dursun, mütehassıs din adamlarının dahi bilemeyeceği şekilde Tevrat’ı çok iyi bilmekteydi. Kutsal Kitabın Peygamberlerin İşleri bölümde belirttiği gibi Barnabas Pavlos’dan hiç de geri kalmayacak şekilde hristiyanlığa hizmet eden ilk hristiyan ulularındandır.

Bu belgelerde gösteriyor ki ele geçirilen bu İncil gerçekten Barnabas’a aiddir. Bu İncil’e müslümanların hiçbir müdahelesi söz konusu değildir. Müslümanlar tarafından ortaya atıldığını söylemek çok yanlış bir iddiadir. Denilebilir ki sizin belge dediğiniz şeyler kesin delil değildir. Biz buna hemen şu karşılığı veririz. Tarihte her şey yüzde yüz kesin değil sadece kuvvetli delillerdir.  Şayet bu İncil’in Barnabas’a aid olduğu ihtimali bir tahmin ise biz bu tahmine dayana biliriz. Çünkü tarihin bütün meseleleri böyle tahminlere dayanmaktadır. Şüphesiz ki delilli tahminler varken delilsiz tahminlere iltifat edilmez. Barnabas İncil’inin hristiyanların dili ile yazılmış nüshalarının bulunduğuna ve hristiyan camiası içerisinde ortaya çıktığına göre bu eserde müslümanların elinin bulunduğunu söylemek mümkün olmaz. Bazı iddialara göre Barnabas İncil’inin asli Arapçadır. Fakat bu iddia asılsızdır. Bunu söyleyenler eserin aslını göstermek ve kim tarafından hazırladığını isbat etmek zorundadırlar. Dr.Saade’ye bu iddiayı ortaya sürme cesaretini veren husus Barnabas İncil’inin İtalyanca nüshasının kenarında Arapça yorumlar ve ilaveler bulunması ve peygamberin ismi öteki İncil’lerde işaret yolu ile belirtilirken bu eserde açıkça zikredilmiş olmasıdır.

Barnabas İncil’inin İtalyanca nüshasının kenarında Arapça açıklama ve yorumların bulunması sadece çok zayıf bir ihtimal olmakla beraber Arapça bilen birisi tarafından okunmuş olmasını gösterir. Tuhaf değil midir ki yazar eserin İtalyanca aslının mevcudiyetini hristiyanlarca yazılmış olması için mesnet olarak kabul etmiyor da kenarındaki küçük ve derme çalma açıklamaları mesned kabul ederek eseri müslümanlara mal etmeğe kalkışıyor.

Barnabas İncil’inde Hz. Peygamberin geleceği işaret yoluyla değil de, açıkça ifade edilmiş olması hususuna gelince, dini kitaplarda geleceğe dair müjdeler hep işaret yolu ile olmaz. Bazen işaret yolu ile bazen telmih ile bazen de tafsil ederek anlatılır. Elde mevcut olan İtalyanca eserin orjinali olmayıp tercümesi olduğu sarihdir. Belki bildiğimiz asıl nüshadan İtalyancaya çeviren mütercim orjinaldeki manayı anlamış ve hristiyan mütercimlerin İbranice eserleri çevirirken yaptıkları gibi telmih (ima yolu) yolu ile değil de, Hz. Peygamberin geleceğini açıkça tasrih (açıkça ifade) etmiştir.

Şurası muhakkak ki Barnabas İncil’i eskiden de, şimdi de müslümanlar tarafından bilinmiş değildir. Müslümanlarla hristiyanlar arasında eskiden beri bir çekişme var. Buna rağmen hiç bir müslüman hristiyana karşı Hz. Peygamberin geleceğine dair çok açık ve kesin hükümler taşımasına rağmen bu İncil’i delil ve dayanak olarak almamıştır. Bu durum da eldeki İtalyanca nüshanın aslının Arapça olduğunu iddia etmek mutlak manada tutarsız ve delilsiz bir davadır. Biz vehme dayanan bu iddiayı kabul edecek olsak bile İslam Tarihinin esaslarına ters düşen bir durumla karşılaşmış olmayız. Şöyle ki bunca açık ve kesin delillere rağmen hiç bir müslüman Barnabas İncil’inin kendi iddiası için delil olarak kullanmamıştır. Bu da gösterir ki müslümanların bu İncil’den haberi yoktur. Aksini iddia edenler en küçük bir delil getirebilmek için istedikleri araştırmayı yapsınlar.

41-Barnabas İncili’nin Önemi ve Muhtevası:

Barnabas İncili; güzel ifadeler, derin düşünceler ve edebi mektup hazineleri ile dolu bir din eseri olmasa idi şüphesiz ki yine de edebi değer ifade ederdi.

Öyle ise hristiyanlar öteki dört İncil’in müelliflerine ait olduğu kuvvetle kabul edilemezken, onlardan kuvvetli olmasa da geri de kalmayan bu İncil’i niçin red etmektedirler? Bu sorunun cevabı gayet açıktır. Hristiyanlar Barnabas İncil’ini öteki dört İncil’e ve peygamberlerin mektuplarına ana inanç ilkeler bakımından muhalif olduğu için ret etmektedirler.

Biz Barnabas İncil’inin bulunması ile kilise yetkililerinin dini kaynağını yeniden elden geçireceklerini ve mevcut İncil’lerden hangisinin ilk hristayanlığa daha yakın hangisinin daha uzak olduğunu delillendirmeye çalışacaklarını sanırdık. Ne varki Kilise yetkilileri böyle bir şeye yanaşmadıkları gibi çok çabuk davranarak bu İncil’i hemen afaroz etmeye kalkıştılar.

Barnabas İncil’inin öteki dört İncil’den ayrı taraflarını şu dört nokta içerisinde özetlememiz mümkündür.

1- Barnabas İncili Hz. İsa’nın İlah olduğunu veya Allah’ın oğlu olduğunu kabul etmez. Bu husus giriş kısmında şöyle ifade eder:  “Sevgili dostlarım, Ulu ve Yüce Allah’a hamdolsun ki şu günlerde O’nun peygamberleri İsa Mesih’i kaybettik. O Bir rahmet ve ulu bir öğretici idi. Şeytanın takva iddiasıyla yoldan çıkardığı birçok kimseler şiddetli küfür talimlerini müjdeleyerek Mesih’in Allah’ın oğlu olduğunu iddia ediyorlar ve Allah’ın her zaman emrettiği sünneti terk ederek her türlü murdar eti mubah görüyorlar. Bu sapıtanlar arasında kendisi ile önce üzülerek konuştuğum Pavlos’da bulunuyor. İşte gördüğüm gerçekleri bu sebeple yazıyor ve ortaya koyuyorum.”

Keza Barnabas İncili’nin 93. Babının sonunda şöyle denilmektedir: “Ve kâhin dedi ki Yahudiler doğrusu onun ayet ve talimlerinden rahatsız oluyorlar. Hatta seni Allah’ın kendisi olduğunu açıkça ilan ediyorlar. Ben bu yüzden Romalı vali ve Kral Hirodos ile birlikte buraya gelmek ve bunun yüzünden ortaya atılan fitneleri izale ederek kalbimizi hoşnut etmeni istiyorum. Çünkü bir grup senin Allah olduğunu söylüyor. Ötekisi Allah’ın oğlu olduğunu bir diğeri de peygamber olduğunu söylüyor. Bunun üzerine İsa Mesih şu karşılığı verdi: “Ve sen ey kâhinlerin reisi neden fitneyi susturmuyorsun? Yoksa sen delirdin mi? Peygamberlikleri ve Allah’ın şeriatını büsbütün unuttun mu? Ey Azgın Yahudi kadını şeytan seni aldatmış.” İsa Mesih bunu dedikten sonra döndü ve şöyle dedi: “Ben göğün huzurunda ve bütün yeryüzü sakinlerin önünde şehadet ederim ki halkın bana dair söylediklerinin hepsinden uzağım. Benim bir insandan üstün olduğumu söyleyenlerden beriyim. Çünkü ben bir insanım bir kadından doğmayım ve Allah’ın Hükmünü açıklarım, öteki insanlar gibi sıkıntı ve acılarla yatarım.”  Barnaba İncili’nin 77. babında şöyle denilir: “Ve İsa mesih cevap verdi benim hakkımda ne dersiniz? Petrus, sen İsa Mesihsin Allah’ın oğlusun dedi. Bunun üzerine İsa Mesih kızdı. Öfkeyle kızarak “-Git uzaklaş benden çünkü sen şeytanın kendisisin, ve bana kötülük etmek istiyorsun.”dedi.

2- Hz. İbrahim kurban olarak takdim ettiği oğlu Tevrat’ta belirtildiği ve hristiyan inançlarında anlatıldığı gibi İshak değil, İsmail’dir. İşte Barnabas İncil’inde Hz. İsa’nın dilinden bu konu ile ilgili metinler: “Gerçek ve doğru söylüyorum size Melek Gabrail (Cebrail) sözlerine dikkatle baktığınız zaman bizim kitaplarımızın ve rahiblerimizin söylediklerinin çirkin olduğunu göreceksiniz. Çünkü Melek Gabriel şöyle demişti: “-Ey İbrahim, Allah’ın seni nasıl sevdiğini bütün dünya öğrenecek bütün dünya senin Allah’ı nasıl sevdiğini bilecektir. Doğrusu Allah sevgisi için senin bir şeyler yapman gerekir. İbrahim cevap verdi: “-İşte bu Allah’ın kulu Allah’ın her istediğini yapmaya hazırdır. O zaman Allah İbrahim’le konuşarak dedi ki: “- ilk oğlu al ve onu kurban olarak takdim etmen için dağa çık.” İshak nasıl o sıra da ilk olabilir? Çünkü o doğduğunda İsmail yedi yaşında idi.

3- Dr. Saade’nin söylediği gibi beklenen Mesih, Hz. İsa değil Hz. Muhammed olduğunu Barnabas İncil’i belirtmektedir. O’nun Allah’ın Rasulu olduğu Hz. Âdem cennetten kovulunca cennet kapısı üzerinde nurdan harflerle “Lailahe illallah Muhammedun Rasulullah” kelimelerinin yazılı olduğunu belirtir. Barnabas İncil’inde belirtildiğine göre Hz. İsa şöyle der: “Allah’ın benim elimde ortaya çıkardığın mucizeler gösteriyor ki, ben Allah’ın istediğini söylüyorum ve kendimi sözünü ettiğiniz kimsenin dengi saymıyorum Çünkü ben bağları çözmeye emin değilim. Sizin Rasul dediğiniz Allah’ın Rasulu benden önce yaratılmıştır. Ve Benden sonra Allah’ın kelamını getirecektir. Onun diline nihayet olmayacaktır.” Barnabas İncil’inin 43 ve 44. Bablarında Hz. Muhammedin geleceğin müjdelediği açıkça belirtilir. Çünkü öğrenciler Hz. İsa’dan kendilerine bu gelecek müjdeciyi açıklamasını ister. Oda Hz. Peygamberin geleceğine ve durumunu açıklar.

4- Barnabas İncil’i Hz. İsa’nın asılmadığını aksine birisinin ona benzetildiğine bu kişinin iskariotlu  Yahuda olduğunu belirterek derdi ki: “Doğru çok doğru söylüyorum Yahuda’nın sesi, yüzü, siması ve şahsı öylesine Hz. İsa’ya benzedi ki öğrencileri ve ona inanların tümü Yahuda’nın Hz. İsa olduğunu kabul ettiler. Böylece bir kısmı Hz. İsa’nın talimlerine uymaktan kaçındı. Onun yalancı peygamber olduğunu sandı. Göterdiği mucizelerin büyü sanatı olduğunu kabul etti. Çünkü İsa dünyanın sonu yaklaşıncaya kadar ölmeyeceğini ve bu âlemden çekileceğini söylemişti.” Bilahere Hz. İsa göğe çekildikten sonra, yeryüzüne inip öğrencilerine ve annesine görünmek istediğini bunun üzerine Allah’ın izniyle üç gün dünyaya indiğini açıklayarak der ki: “Onun öldüğünü sananlardan birçokları korktular. Hz. İsa kalkarak dedi ki: “-Benim öldüğümü sananlar Allah’a yemin ederim ki yalancıdırlar. Çünkü Allah dünyanın sonu gelinceye kadar bana hayat lütfetti. Daha önce de size söylemiş olduğum gibi hak adına size diyorum. Ben ölmedim. Bilakis hain Yahuda öldü. Dikkat edin hain şeytan aldatmaya çalışıyor. Siz gördüğünüz ve işittiğiniz her şeye bütün dünya ve İsrailoğulları yanında şahit olsun.”

42-Barnabas İncil’inin ve öteki İncillerden ayrıldığı esaslı noktalar bundan ibarettir. Doğrusu Barnabas İncili bugün ki hristiyanlıkta kabul edilen Teslis akidesine, İsa’nın Allah’ın oğlu olduğunu veya Tanrı olduğunu söyleyenlere karşı çıkarak onlardan ayrılmıştır. Böylece önemli bir konuda kaim olan hristiyan inançlarına karşı çıkmıştır. Hristiyanlarca büyük sayılan bir Papaza nisbet edilen böyle bir İncil’in bulunması hristiyan dünyasında derin ve büyük sarsıntılar meydana getirmek için yeterliydi. Ne yazık ki kilise ve mutaassıp hristiyanlar kabul etmedikleri bir görüşü açıkladığı için, onu ilmi bir şekilde ele alarak bütünüyle kritik ederek cümleten kabul veya red yahut kısmen red yoluna gideceklerine, hiç ele almamış ve daha başlangıçtan kökten red yoluna gitmişlerdir. Bazı araştırma zevkine sahip bilginler Barnabas İncil’ini ele alarak hristiyanların kabul gören Tevrat, İncil ve Rasullerin mektublarıyla karşılaştırdıkları gibi Kur’an ve Hadisle de mukayese etmişler. Barnabas İncil’inde Kur’an-ı Kerim arasında hiç bir benzerlik bulamamışlardır.

Dinler tarihi ve insanlık için icra edilecek en büyük hizmet Barnabas İncil’ini kilise tarafından ele alınıp kritik edilmesi ve delilleriyle ret ettiği konuları gözler önüne sermesidir. Pavlos’un mektuplarında anlatılanlarla Barnabas İncil’inde nakledilenleri ortaya koyup izah etmesidir. O zaman okuyucular ve araştırıcılar hangisini daha doğru olduğuna hüküm verebilirler. (Muhammed Ebu Zehra Hristiyanlık Üzerine Konferanslar (sh/95-108) Çev: Akif Nuri Fikir y. 1978 İst. Birinci Bsm.)

 

 

Yazar:
Seyfulislam ÇAPANOĞLU
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul