19 Ocak 2018 - Cuma

Şu anda buradasınız: / Zalimler İçin Bir Bedduamız Yok Mu?

Zalimler İçin Bir Bedduamız Yok Mu?

bu Hureyre (ra)'dan rivayetle Rasulullah(sas) şöyle buyurur:
"Sıkıntılar ve tasalar anında duasının Allah tarafından kabul edilmesi her kimi sevindirirse duayı bollukta (ferahlıkta) çoğaltsın. (Tirmizi (6/12) K. Daavat Bab: 8 Hds no: 3604 hasen garib.)
Rasulullah(sas) Önder kabul edinen her mü'min bu uyarıyı dikkate alarak afiyet zamanları içinde olduğunda Rabbine bolca münacatta bulunur…
Rasulullah(sas) bir başka hadislerinde duayı şöyle nitelendiriyor:
"Dua ibadetin beynidir." (Tirmizi (6/6) K.Daavat Bab:2 Hds no: 3593)
Mademki Rasulullah(sas) duayı ibadetin beyni yani yöneticisi tayin etmiştir, o zaman mü'minler dua ibadetine gerekli ilgiyi göstermek zorundadırlar. Hz. Ali (ra) Rasulullah (sas)'den rivayet ettiği şu hadisi okuyalım:
"Dua mü'minin silahı, dinin direği, göklerin ve yerin nurudur." (Ebu Ya'la el-Mavsili Müsned (1/215) Hds no: 435)
İşte dünyanın en güzel silahı mü'min, muvahhid şahsiyetin elindedir. O bu silahı yerli yerinde kullanmalıdır.
Hadisin zahirinden anlaşılan odur ki, bu silahın tek sahibi Allah'ı her yönüyle birleyen, muvahhid mü' mindir. Ama gördüğümüz kadarıyla maalesef  bu silahın hakkını mü'min muvahhidler veremektedirler. Belkide mü'minlerin şuurları örtülmüş, baygın bir halde olduklarından bu silahı kullanamamaktadırlar. Ya  da ellerindeki silahın farkında değillerdir?...
Çünkü içinde bulunmuş olduğumuz "İRTİDAT ÇAĞ"ında müminlerin başlarına o kadar felaketler gelmiştir ki belki de İslam Tarihin de eşine az rastlanılır… Ama neden mü'minler bu içinde bulunduğu mazlumluktan dua silahıyla çıkmıyor? diye sormaktan da kendimizi alamıyoruz… İşin aslında bunun duanın kabulüyle alakalı bir hal olduğunu düşünmekteyiz. Ya duanın kabul şartlarına uymuyoruz… Ya da uymuyoruz… İkinci bir şıkta bilmiyoruz. Çünkü Allah (cc) şöyle buyurmaktadır:
"Kullarım sana Beni sorarlarsa, işte muhakkak Ben pek yakınım. Bana dua ettiğinde dua edenlerin duasına karşılık verir, kabul ederim. O halde onlarda çağrımı kabul etsinler.Bana iman etsinler.Olur ki doğruyola ulaşırlar"  (Bakara 2/186)
Başka bir ayette de:
"Rabbiniz buyurdu ki: "Bana dua edin. Bende duanızı kabul edeyim." (Mümin40/60)
Yine başka bir ayette de:
"Öyle ise kâfirler hoş görmese de, dini yalnız Allah'a has kılanlar olarak O'na dua(ibadet) edin"  (Mü'min40/14)
İslam uleması bu ayetlerin tefsirinde birçok güzel şeyler söylemişlerdir. Özetle söyleyecek olursak duanın kabul şartları şunlardır:
a)Her şeyin Allah'ın iradesi ve elinde olduğunu bilmek
b)İhlas
c)Haram yemekten sakınmak
d)Duaya devam etmek.
 Bu bir duanın olmazsa olmazlarıdır. Yalnız içinde yaşadığımız Şirk ve Küfür düzeninde Allah'ın kanunları yeryüzüne hakim değilken Haram yememekten bahsetmek oldukça zorlaşmış bir durumdur. Ama sakınanlar illa ki vardır… Ama işin esasında duaların kabulunde tesbit ettiğimiz kadarıyla eksik olan Allah'a ibadetin içinin doldurulmamasıdır. Çünkü Allah Azze ve Celle Bakara süresinde duanın kabulunde; kendisine kullarının iman etmelerini duanın kabulune bağlamıştır. Ama üzülerek belirtelim ki Allah'a iman ve ibadet Demokratik, Laik düzenin öğretileriyle yalnız belirli kalıblar etrafında insanlara öğretilmiştir. Namaz, Hacc, Zekat, Oruç bu ibadetlerin dışında Allah'a yaklaştırıcı ibadet olan Hukuk alanında onun kanunlarına iman ve ibadet unutturulmuş veya mecrası demokratikleştirilmek istenmiştir. Allah'ın şirk düzenleriyle bağdaşmaz tavrı,Allah'a-sözde-inandığını söyleyenler tarafından şirk ideolojileri ile bağdaştırılmaktadır maalesef!…
Allah'ın hoş görmediği düzene o düzenin yöneticilerine -yine sözde- müslümanım diyenler özenmişlerdir… İşin aslında kendileri de bilmektedirler ki Demeokrasi denen yönetim tarzı İslam gelmeden önce ortaya atılmış, ortaya atıldığı günde, bu günde insanlara ışık tutup onların dertlerine çare olamamıştır. Günün insanları gerici bir zihniyetle Tarihin tozlanmış raflarından Demeokrasi oyuncağını çıkarıp halkı evvelce Müslüman olan ama yönetimi Müslüman olmayanların gündemine yerleştirmişlerdir. Neticede uygulanması ibadet olan Şeriat=Allah'ın kanunları Müslüman olduğunu söyleyen insanlar Devlet yönetiminden kaldırmış, daha sonra başlarına gelen zulümlerden ve zalimlerden şikâyetle ellerini semaya kaldırarak "Ya Rabbi Ya Rabbi" diyerek duaya girişmektedirler. Peki, Allah böylesi bir topluluğun duasını nasıl kabul etsin?
Hem zulme rıza göster hem de zulüm ve zalimden yakın olacak iş değil! Demokrasi kurumlarıyla birlikte büyük bir zulümdür. Çünkü Allah'ın Hakimiyet sıfatını ve Hakim ismini gasb etmeye çalışmıştır. Maalesef bunda başarılıda olmuştur(Şimdilik).Çünkü Allah'a iman edenler zulme bulaşmışlardır. Hâlbuki Allah:
"Zalimlere meyletmeyin yoksa size ateş dokunur" (Hud,11/113) dediği halde bırakın meyl etmeyi bizzat zalimlerin emrinde çalışıp zulmün bir parçası olmuşlardır.
Huzeyfe (ra) rivayetiyle Rasulullah (sas) buyuruyor ki:
"Zalim ve onların yardımcıları ateşte (Yani cehennemde)dir. (Deylemi Firdevs (3/470)Hds no: 4000, Kenzul Ummal (3/199) Hds no: 7586, Acluni Keşful-Hafa (2/47) Hds no:1688= Deylemi  Huzeyfeden zayıf bir isnadla  rivayet etmiştir.)
Demokrasi ve partilerini içinde bulunduğumuz topraklarda veya Allah'ın sahib olduğu herhangi bir arzında hakim kılmaya çalışıyorlarsa O insanlar zalim onların partilerini oylarıyla ayakta tutanlarda zalimdir. Demokratik zalimler ve onların yardımcıları ateştedir…
İşte Muhammed ümmetine dahil olduğunu iddia edenler eğer bu zalimlerden yüz çevirirlerse Allah'a yalvardıklarında Allah onların çağrılarına cevap verecektir…
Rasulullah (sas): Zülümden sakının" (Hakim Müstedrek (sh/13) Hds no: 27) Diyor. Biz biliyoruz ki Zülüm Lokman süresinde (31/13) zikredildiği üzere şirktir. İşte Şirk zulmünden sıyrıldığımızda bu en büyük karanlıktan çıkıp imanı yeniden tazeleyip Allah'ı her yönüyle birleyip onun dinini her yönüyle kabul  edip tasdik ettip haykırdığımızda bu topraklarda yada İslam'ın hakim olmadığı zulüm düzeni Demokrasinin bulunduğu herhangi bir kara parçasında o Mazlum konumundadır .Mazlumlaştığı anda onun duası ile Allah arasında bir perde kalmaz.
Rasulullah(sas) şöyle buyuruyor:
"Mazlum (yani zulme uğrayanın) duasına icabet edilir. Ve eğer bir facir (günahkar ise) onun fucuru kendi nefsinedir." (Ahmed b. Hanbel (2/367) Hds no: 8782)
Eğer biz gerçekten mazlumsak yapacağımız dua ne olursa ona icabet edilecektir. Veyahutta Rasulullah(sas) öğrettiği şu duayı yapalım:
Abdullah Bin Mes'ud(ra)'dan Rasulullah (sas)'ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Sıkıntısı artan kimse şöyle desin: "Allah'ım, ben senin kulunum, erkek ve kadın kulunun oğluyum. Ben senin kabzan dahilindeyim. Saçımın perçemi elindedir. Benim hakkında vermiş olduğun hüküm geçmişte takdir olunmuştur. Hakkımda(ezeli ilimle) takdir etmiş olduğun kaza adaletlidir. Kendisine vermiş olduğun veya kitabında indirmiş olduğun yada gaybın gizliliklerinde mahfuz tutup ilmini kendine sakladığın bütün isimlerinle senden istiyorum. Kur'an-ı kalbimin baharı eyle ve onunla üzüntümü gider. " Hangi kul bu duayı yaparsa Allah onun gamını giderip o sıkıntısının yerine bir çıkış yolu verir." (Said Havva İslam Akaidi(1/85-6) Ahmed b. Hanbel (1/391)'den).
Başımızdaki Demokrat zalimlerden kurtulmak için bu iki unsuru kullanalım… Mazlumluğumuzdan hareketle kabul olan bir duamız varsa bu toprakların insanlarının tekrar İslam la şereflenmesi ve muvahhid mü'minlerin Zulumden kurtulması için o duayı kullanalım… Rabbimiz olan Allah Bize yine kendi adeletli sistemiyle hükmedip insanlığa huzur getirip yeryüzünde huzursuzluk kaynağı olan bütün izmleri yok etmeyi nasip etsin. Amin
Ama dua icabet ister. Yani duaya uygun amelide yerine getirmek lazımdır. İnsanların hidayetini doğruya yönlenmesini isterken, kendimizin hidayetinin arttırılmasını ve korunmasınıda dilemeliyiz. Bu gün içine düştüğümüz durum gerçekten zor bir durumdur. Amerikan zalimi ve onun yandaşları demokrasiyi getirme adına yeryüzünde binlerce insanın kanını akıtmaktadır. Dikkat edin Müslüman demiyorum… İnsanların kanını yani Müslüman olmayan diğer halklarında kanını akıtmakta onları demokrasiyi kabul etmedi diye ülkelerini işgal etmekte erkeklerini terörist diye öldürmekte. Kadınlarını hapislere tıkıp, olmadık işkencelerden geçirmekte ve tecavüz etmektedir (Viatnam örneğindeki gibi)… Demokrasi denen bu zülüm düzeni ve onun havarileri dünyada haçlı ordularını yürütürken, Onlara yaranmak adı altında onların rızasını kazanmak isteyenler kendi dinlerini ve onun hükümlerini ayaklar altına almaktadırlar… Aslında demokrasi adı altında dünyaya düzensizlik, huzursuzluk ve kaos getirmektedirler… Bu kadar zulmü insanlığın gözünün içine baka baka yapmaktadırlar ama insanlar bu zulme rağmen Bu tiplere zalimsin bile demekten çekinmektedirler. Bakın Rasulullah (sas) bu konuda ne buyuruyor:
"Ümmetimi, Zalime "şüphesiz sen zalimsin" demekten korktuğunu gördüğün zaman onlardan ümidini kes." (Ahmed b. Hanbel (2/163) hds no:6521= Şuayb isnadı zayıf dedi. Ama İbn Hacere göre bu hadis hasendir.)
Rasullah (sas) ümmetinden olan bizler bu hadistekilerden olmaktan Allah'a sığınırız. Çünkü biz Amerikanın, Türkiye'nin ve yönetim tarzı ile olmasa bile uygulama bakımından Suud'un zalim olduğunu söyleyebilmekteyiz… Dua ile amel gerekir dedik. İşte birincisi zalime zalimsin demektir. İkincisi ise Onlara itaat etmemektir. Çünkü mademki onlar Allah'ın kanunlarını kötülüyor, kötülemese bile uygulamıyor, uygulamak için Allah'ın ve Rasulunun yolunu uygulamıyorsa böylesine itaat yoktur. Çünkü Rasul böyle emretmiştir: Şu Hadisi okuyalım:
"Ali (ra)' Nebi (sas)'den: Allah'a(karşı)günah (işleme konusunda Hiçbir) insana itaat yoktur." (Ebu Ya'la el-Mavsili (1/146) Hds no: 274)
İşte bu konuda kalbimiz, dilimiz ve azalarımız birlikte hareket ederse Zalimlere bir dur diye biliriz. Yani şunu diyemeyiz: "Elimizden bir şey gelmiyor." Hayır, elinden geleni sıraladık. İslamı Tanımayan Çağdaş İzim ve parti sahiblerine zalim diyecek ve onların isteklerine, hevalarına itaat etmeyecek…
Bu söylediklerimiz bazılarına uç bir noktada görüne bilinir. Ama iş öyle değildir gerçekten kabul olan bir dua ile Allah'a kafa tutan devletler ve onların zalim yöneticileri darmadağın olabilir. İbni Abbas (ra) şu rivayetini okuyalım:
"Rasulullah (sas) Kisra'ya mektubunu Abdullah İbn Huzafe es-Sehmi ile gönderdi ve Abdullah İbn Huzafe'ye mektubu götürüp Bahreyn'in büyüğüne-ki Kisranın Bahreyn emiridir- vermesini emretti. İbni Huzafe de Bahreyn'in Emiri Münzir'e mektubu verdi. O da götürüp Kisra'ya verdi. Kisra Mektubu okuyunca yırtıp parçaladı.
İbn Şihab dedi ki: Ben Said İbnu'l-Müseyyeb'in şöyle dediğini zannediyorum: Bu haber kendisine ulaşınca Rasulullah( Kisra ile Kavmine): "Parça parça olsunlar!" (diye) beddua etti. (Buhari (9/4123) K. Mağazi. Bab: 84 Hds no:417)
Bu beddua tuttu mu? Mehmet Sofuoğlu bu hadisin dipnotunda Kisraya gönderilen mektubun metnini verdikten sonra şunları söylemiştir:
"Peygamberin duası kabul buyrulup Husrev Perviz, Oğlu Şirveyh tarafından karnı deşilerek öldürüldü. O tarihten itibaren gerilemeye başlayan İran saltanatı, Ömer zamanında tamamıyla yıkılmıştır." (Buhari tercümesi (9/4123) 457 nolu dipnot.)
İşte Koskoca Sasani İmparatorluğunun yıkılışı "Rasulullah'ın (sas) bedduasıdır. Eğer bizde Rasulullah gibi Allah'ın birliğini her yönüyle onaylar ve onu yeryüzüne hakim kılmaya çalışırsak onun duasının kabulu gibi bizim duamızda kabul olur… Ama İllada Rasulullah'ın itikadı olmalıdır.
Birileride şöyle söyleye bilir: "O Rasulullah dı onun duası tabiî ki kabul edilir." Bu sorunun cevabını Rasulullah (sas) medresesinde yetişmiş olan Fakih Muaz b. Cebele bırakalım. O (ra) diyor ki:
"Eğer Allah'tan gerçek manada korksaydınız, yanında cahilliğin barınmayacağı bir ilimle alim olurdunuz. Eğer Allah'ı hakkıyla tanısaydınız, duanızla dağlar yerinden oynardı." (Cami'us-Sağir (3/220) Eser no: 3275)
Netice itibariyle Allah'ın sisteminin yeryüzüne hakim olmamasını en az Kisra kadar istemeyen bu sistemi ve onların yöneticisi ve uygulayıcılarını, Allah'ın kaldırıp onların kültürlerinden hiçbir iz bırakmamasını niyaz eder Allah'a hamd ve Onun Rasulune Salat ederim İlahi Amin.
Yazar:
Seyfulislam ÇAPANOĞLU
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul