20 Ocak 2018 - Cumartesi

Şu anda buradasınız: / KUR’AN’IN MUSHAFLAŞMASI HAKKINDA

KUR’AN’IN MUSHAFLAŞMASI HAKKINDA


 


Soru 178: Rasulullah (s.a.s.) zamanın da kendi çabalarıyla mushaf oluşturanlar var mıydı?

Cevap 178:Bu konuda Osman Keskioğlu’nun, “Nuzulünden Günümüze Kur’an-ı Kerim Bilgileri” adlı eserinde, -Ashab-ı Kiramdan Kur’an’ı Yazanlar- başlığı altında şunları kaydetmektedir:

“En asli kaynaklardan biri olan fihrist sahibi İbn Nedim, Peygamber Efendimizin Ahdi Saadetlerinde Kur’an’ı toplayan ashaptan şunların isimlerini vermektedir: Hazreti Ali, Sa’d Bin Abid, Muaz Bin Cebel, Zeyd Bin Sabit, Ubey Bin Kaab, Ubeyde ibni Muaviyye.

Buhari (h.256/m.849)’ye göre ahdi risalette mushafı tam toplayanlar şu dörttür: İbni Kâab(h.29/m.649), Muaz b Cebel, Zeyd bin Sabit (h.48/m.668), Ebu zeyd Ensarî hazretleri. Bu rivayete göre yalnız dört kişi toplamış. Hâlbuki rivayetlerde daha çok isim geçiyor. Bunlar ya hem kitaben ve hıfzan cem’edenlerdir, yahut da toplayan yalnız bu dört değil, fakat ravî onları biliyor, onları söylüyor. Bu, başkaları toplamadı demek değildir.

Cemaleddin Suyutî de İtkan’ında bu isimlere daha bazı isimler ilave etmektedir. Bunlardan da anlıyoruz ki, ashabın ellerinde yazılı Mushaflar vardı. Bunda şüpheye mahal yoktur.

Mısırlı Ferid Vecdi “Dairet’ül-Maarif”inde ahdi Risalette Kur’an’ı cem’eden ashabdan şunları zikreder: Hazreti Ubeyy, Muaz bin Cebel, Zeyd bin Sabit, Ebu Zeyd bin Said, Abdullahibn Mesud, Ali Bin Ebi Talib,Osman bin Affan, Ebu Bekir’i Sıddık, Ömer bin Hattab, Amr bin As, Aişe, Hafsa, Ümmü Seleme....Lakin bu sonunculardan bazıları onun cem’ini Rasullah’ın irtihalinden sonra tamamlamışlardır.

İbn Sa’d tabakatında “Ahdi Risalette Kur’an cem’edenlerin zikri” diye bir hususi bahis açmıştır1

İbni Sa’d (rh.a.) Tabakad’ın (2/360-63)de Musahaf’ı toplayan sahabelerin isimlerini vermiştir.2        

Hz. Aişe (r.a.) annemizin bir Mushaf’ının olduğuna dair elde bilgiler mevcuttur. Bu konu ile ilgili olarak Muhammed Mustafa el-Azami “Kur’an Tarihi” adı altında Türkçeye çevrilen eserinde bu konu da şu hadisi zikretmektedir:

“Ömer b. Şebbe, Savver b.Şebib’ten şunu nakletmektedir:

Küçük bir grupla birlikte İbn Zübeyr’i görmek için gittim ve ona “Osman niçin bütün eski nüshaları imha etti” diye sordum. O şöyle cevapladı: “Ömer döneminde çok geveze bir adam halifeye yaklaştı ve insanların Kur’an’ı farklı farklı telaffuz ettiklerini söyledi. Ömer bunun üzerine tüm Kur’an nüshalarını toplayarak standart bir telaffuz oluşturmak istedi ama meşum hançerleme bu işi daha ileri götürmesini engelledi. Osman döneminde aynı adam gelerek sorunu ona hatırlattı; böylece O, Osman (kendi bağımsız) Mushaf’ını oluşturdu ve sonra beni peygamberin Kur’an yazdığı bütün sayfaları almak için (Peygamberin dul eşi) Aişe’ye gönderdi. Bağımsız olarak hazırlanmış nusha bu sayfalarla karşılaştırıldı ve bütün hatalar düzeltildikten sonra Osman diğer Kur’an nüshalarının tamamını imha edilmesini emretti.3

Her ne kadar muhaddislerin ölçülerine göre rivayet zinciri zayıf olsa da bu rivayette sayfaların Aişe’nin korunmasından alınmasıyla ilgili yararlı ayrıntılar bulunmaktadır. Fakat aşağıdaki rivayet önceki rivayeti güçlendirmektedir. İbn Şebbe, Harun b.Ömer’den şunu nakletmektedir:

“Osman resmi bir nüsha oluşturmak istediğinde Aişe’den peygamber tarafından yazdırılan ve onun da odasında mahfuz bulunan sayfaları göndermesini istedi. Sonra kendi zamanını idare ve yargı işlerine tahsis etmek istediğinden beri serbest olmadığı için Zeyd b. Sabit’e (Aişe’den gelen) bu nüshaya göre düzeltme yapmasını emretti.4 

Bu konu da Sahih-i Buhari’de geçen şu hadiste bize yukarıda nakledilenlerin doğruluğunu ispatlamaktadır. Hadis şöyledir:

“-.......İbn Cureyc haber verip şöyle dedi: Bana Yûsuf ibn Mâhek haber verip şöyle dedi: Ben Mü'minlerin annesi Âişe'nin yanın­da idim. Derken onun yanına Iraklı bir kimse çıkageldi de:

— Kefenin hangisi daha hayırlıdır? dedi.

 

Âişe:

 

— Yazık sana! (Artık ölümünden sonra hislerin bâtıl olduğu için) sana hangi şey zarar verebilir ki? dedi.

 

Bu sefer o Iraklı zât:

 

— Ey mü'minlerin annesi, bana kendi Mushaf'ını göster, dedi.

 

Âişe:

 

—  Niçin? diye sordu.

 

O zât:

 

— Ben ümîd ederim ki, Kur'ân'ı senin Mushaf'ına göre te'lîf ede­rim. Çünkü Kur'ân te'lîf edilmiş olmayarak okunuyor, dedi.

 

Âişe:

 

— Diğer sûrenin kıraatinden evvel Kur'ân'ın hangi sûresini oku­muş olsan sana ne zarar verir ki? Kur'ân'dan ilk nazil olan Mufassal'dan, içinde cennet ve ateş zikrolunan bir sûredir. Nihayet insanlar İslâm'a döndükleri zaman, helâl ve haram nazil oldu. Şayet ilk evvel "Şarab içmeyin " yasağı inseydi, insanlar elbette: Biz ebeden şarâbı bırakmayız, derlerdi. Ve şayet yine ilk evvel "Zina etmeyin" yasağı inmiş olsaydı, insanlar muhakkak: Biz zinayı ebeden bırakmayız, di­yeceklerdi. Yeminle söylüyorum ki, ben henüz oyun oynayan bir kız çocuğu iken Mekke'de Muhammed'e: "Bel’is-sâatu meviduhum ve's-sâatu edhâ ve emerru /Daha doğrusu onlara va ‘d olunan asil vakit, o saattir. O saat daha belâlı ve daha acıdır" (el-Kamer: 46) inmiştir, el-Bakara ile en-Nisâ Sûreleri ancak ben Peygamber'in yanındayken in­mişlerdir, dedi.

 

Râvî dedi ki: Bundan sonra Âişe, o Iraklı için Mushaf'ı meyda­na çıkardı ve o şahsa sûrenin -bir rivayette: Sûrelerin- âyetlerini imlâ ettirip yazdırdı.”5

 

Bu hadisin açıklaması sadedinde Mehmet Sofuoğlu, şunları kaydetmiştir:

 

“...Sonra Iraklı zat, Aişe’ye Kur’an’ın tertibinden sordu. Böylece büyük bir suale geçti. Ve Aişe’ya Kur’an’ı telif edilmemiş olarak, yani sureleri sıralanmamış olarak okunduğu haber verdi. Bu, Mü’minlerin Emiri Osman’ın bu gün meşhur olan tertibi üzere telif edilmiş olan “İmam Mushafları” etrafa göndermesinden ve bu Mushafları lazım kılmasından önce idi. Allah, en iyi bilendir.

 

İşte bunun için Aişe, o kimseye:

 

-Kur’an’ın surelerinden hangisi ile başlasan sana zarar vermez. Şüphesiz ilk inen sure, içinde cennet ve cehennem zikredilen suredir, diye haber vermişti.

 

Bu sure İkra suresi değilse, Aişe’nin, içinde va’d ve vaîd bulunan el-Mufassal surelerinin cins ismini irade etmiş olması muhtemeldir...

 

Sureler içinde ayetlerin tertibine gelince, bunda hiç bir ruhsat yoktur. Bu takriri yukarıda geçtiği gibi, tamamıyla Rasullah tarafından yapılmış tevfiki bir iştir. Bundan dolayı Aişe, o şahsa bu hususta ruhsat vermedi. Fakat kendi Mushaf’ını o şahıs için ortaya çıkardı ve ona surelerin ayetlerini imla ettirdi. Allah, en iyi bilendir...6

 

Mehmet Sofuoğlu’nun, İbn Kesir (rh.a.)’den yapmış olduğu alıntıda Aişe (r.a.)’nın Mushaf’ının Osman (r.a.)’ın toplatmış olduğu Mushaf olmadığı açıkça ifade edilmiştir.

 

Burada şunu belirtmekte fayda vardır ki; Ebu Bekr (rh.a.)’ın toplatmış olduğu Mushaf eğitim de kullanılmadı. Osman (r.a.), yapmış olduğu gibi yalnız o nüsha bırakılıp diğerleri imha edilmedi. Bu Mushaf’tan evvel nasıl ashab eğitim veriyor idiyse öylece eğitimlerine devam edip Mushafı Rasulullah(s.a.s.)’in izin verdiği karilerden okuyup yazıp öğreniyorlardı.

 

Bu sözlerimizin delili şu hadistir:

 

“Tirmizî şunu ilave etti:

Zührî dedi ki: Bana Ubeydullah bin Abdillah (b. Utbe) bildirdi: "İbn Mes'ûd, mushafla­rı Zeyd bin Sâbit'in yazmasını istemedi ve dedi ki: 'Ey müslümanlar topluluğu! Ben Mushafları yazmaktan uzak tutuldum. Bu işin ba­şına, ben müslümanken henüz kâfir bir ada­mın sulbünde olan bir adam geçmiştir. -Bununla Zeyd bin Sâbit'i kastediyor-"

 

Bu sebeple İbn Mes'ûd şöyle hitap etmiş­ti: 'Ey Irak ehli! Yanınızdaki Mushafları giz­leyip onları saklı olarak bulundurun! Zira Al­lah buyuruyor ki: 'Kim hıyanet yaparsa, kıya­met gününde yaptığı hıyanetle gelir'." (Al-i İmrân, 161) Bunun üzerine Iraklılar (bu çağ­rıdan hoşlanmadıkları için) mushafları onun üzerine fırlattılar."

 

Zührî der ki: "Bana ulaştığına göre İbn Mes'ûd'un bu sözünü fazilet sahibi bazı sahabiler hoş karşılamadılar."7

 

Hadisteki: 'Ey Irak ehli! Yanınızdaki Mushafları giz­leyip onları saklı olarak bulundurun!”Lafzında elde edilen sonuç onların yanında kendilerinin yazdığı Mushafların olduğudur.

 

Bu konuda zikredeceğimiz hadisten hareketle yine Rasulullah (s.a.s.) zamanında Mushafların olduğunu ve yazıldığını söylemek mümkümdür. Hadis şöyledir:

 

“Osman b. Abdillah b Evs es-Sekafi’nin, dedesine dayanarak bildirdiğine göre Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

 

“-Kişinin Mushaf’a bakmaksızın Kur’an okumasına bin derece verilir. Musahafı yüzünden okumasına ise bundan iki bin derece fazlası verilir.”8

 

Hadisin bir ravisine yapılan eleştiri dikkate alınırsa hadis zayıf olarak değerlendirilir. Yalnız bu hadisi mana olarak destekleyecek bir sahih bir de zayıf hadis vardır. Önce bu konudaki zayıf hadisi zikredelim:

 

“Abdullah b. ez-Zubeyr’in bildirdiğine göre Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

 

“-Kim Kur’anı ezbere veya yüzünden okursa, Allah ona cennette öyle bir ağaç verir ki bir karga onun dallarından her hangi bir dala yuva yapıp yavrulasa, sonra da uçup gitse daha onun yaprağının sınırını aşıp gitmeden ihtiyarlık onu yakalar.”9

 

Bu konuda şu hadisi de zikredelim:

 

“Abdullah b Ömer’den; Rasulullah (s.a.s.) dedi ki:

 

“-Kur’an’a temiz olandan başkası dokunmasın.”10

 

Bu hadiste İbni Ömer (r.a.)sahih bir şekil de bize ulaşmıştır. Hadisin uzun olan şekli Amr b Hazm’dan rivayet edilmiştir. Orada Rasulullah (s.a.s.)’ın Yemen halkına zekâtla Kur’an’la ve büyük günahlarla ilgili beyanları vardır. O hadiste bazı âlimlerimizce zayıf, bazı âlimlerimizce sahih kabul edilmiştir.

Netice de Yemen Halkına Kur’an’a temiz olandan başkası dokunmasın sözünün alında ki mesele. Onlarda bulunan Mushaflara cünüp veya abdestsiz olan kimselerin el sürmemesi ile ilgilidir. Bu da Mushaf’ın olduğunu gösteren delillerden biridir.

Bu konuda şu hadisi de zikredelim:

“Ebû Hureyre (Radiyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre Resûlulah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“-Mü'min kişinin öldükten sonra kendisine ulaşan amelinden ve hayratından bir kaç tanesi: Öğrettiği ve yayınladığı ilim, geride bı­raktığı salih evlâd,miras olarak bıraktığı Mushaf, yaptırdığı mescid, yolcular için inşa ettirdiği ev, akıttığı su, sağlığı tam yerinde iken malından çıkardığı sadakadır. Bunlardan hangisini işlemiş ise ölü­münden sonra kendisine (onun sevabı) ulaşır.”11

        

İmam Munziri(rh.a.) bu hadisi zikrettikten sonra  şunları söylemiştir:

“İbni Mace isnadı Hasen ile rivayet etmiştir. Beyhaki ve İbni Huzeyme Sahihinde bunun mislini rivayet etmiş ancak: “veya bir nehir kanalı kazan” ifadesi (hadiste yer almaktadır) ve dedi ki: (hadiste) Mushaf’ı da zikretmedi.”

Bu hadiste ki tavsiyeyi ashab mutlaka dikkate almış ve çocuklarına bir mushaf bırakmanın gayretine düşmüşlerdir. Aişe (r.a.) annemize gelen Iraklı şahsın amacı da Kur’an’ı Rasullah (s.a.s.)’ın istediği gibi kayd etmekti. Hemde Iraktan Medine’te gelerek...

En son olarak şu iki hadisi de hatırlatıp konuyu sonlandıralım.

“Ebû Sa'îd el-Hudrî'den (naklen) haber verdi ki Hz. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:”

“Benden, Kur'an'dan başka hiç­bir şey yazmayınız. Kim benden, Kur'an'dan başka bir şey yazmışsa onu imha etsin.”12 

 

“...Malik Nafi’den;o da Abdullah ibn Ömer’den.  Rasulullah(s.a.s.) Düşman topraklarına Kur’an ile sefer edilmesini yasakladı.”13

Rasulullah (s.a.s.), Vahiy kâtiplerine yazdırdığı Kur’an Rasulullah (s.a.s.) evinde toplanmıştı. Rasulullah (s.a.s.)’ın yazdırdığı sure ve ayetler onun dizaynı ile yerlerine yerleştiriliyordu. Böylece ashabtan, Kur’an öğrenmek isteyenler Vahiy kâtiplerinden onu alıp yazıyor yanlarında saklıyorlardı. Bu iş Kur’an’ın en son halini alıncaya kadar böylece devam etti. Kur’an bu haliyle tamamlanıp Rasulullah (s.a.s.) vefat edince geriye sadece ashabın yaptığı gibi bütün parçaları birleştirip iki kapak arasında tamamının toplanması kaldı.

Dipnot

1- Osman Keskioğlu’nun “Nüzulünden günümüze Kur’an-ı Kerim Bilgileri(88-9)2.bsm. 1989 Ankara TDV

2- Tabakatul-Kebir(2-360-3) çev. Mahmut Polat 1.Bsk 2014 Siyer yay.

3- İbni Şebbe Tarihu’l-Medine s.990-991;ayrıca bkz. El-İtkan s,272 (Suyuti ibn Uştah’tan alıntılanmaktadır.

4- İbn Şebbe,Tarihu’l-Medine,s.997) (M.Mustafa el-Azami Kur’an Tarihi (s/133) çev:Ömer Türker &Fatih Serenli 2006 İst. İz yay.

5- Buhari (11/5090) K.Fadaili’l-Kur’an Bab:6 Hdsno: 14

6- (ibn Kesir)(Buhari Tecemesi(11/509-1) Mehmet Sofuoğlu Dipnot: 23 Ötüken yay.)

 

7- Rudani Cemu’l-Fevaid(4/172)Hdsno:7439 Çev: Naim Erdoğan İz y.&Benzeri Ahmed bin Hanbel(14/430) Hdsno:21139 Hasen kaydıyla Ocak y

 

8- Heysemi Mecmauz’zevaid(12/188)K. Tefsir Bab:- Hdsno:11668=Bunu Taberani rivayet etmiş olup ravilerinden Ebu Said b. Avn’ı İbn Main bir rivayete göre güvenilir kabul ederken, diğer bir rivayete göre zayıf saymıştır. Diğer ravileri ise güvenilir kimselerdir.”

 

9- Heysemi Mecmeu’z-Zevaid(12/189)K.Tefsir Bab:- Hdsno:11670=Bunu Bezzar ve Taberani rivayet etmiştir...... Bezzar’ın senedi ise zayıftır Ocak yay

 

10- (Heysemi Mecmeu’z Zevaid (1/616) K. Taharet bab:93 Hdsno:1012=Tabarani Kebir ve Sağir de rivayet etti. Ricali mevsuktur(güvenilirdir)&hdsno:1513 Hakim b Hizam’dan.&Beyhaki Marifetu’s-Sunen ve’l-Asar(1/186)K. Taharet Bab:16 Hdsno.106&Darimi Sunen(3/1455)K.Talak bab:3 Hdsno:2312 Huseyin Selim Esed Hadis için: İsnadı Zayıf dedi.&Heysemi Mevaridu’z-Zaman İla Zevaidi İbnHibban(1/455-7) K. Zekat bab:- hdsno:793 İsnadı Zayıf diye kayedilmiştir. Hadis uzuncadır Amr b Hazm’dan rivayetle. Ocak y.&İbni Hibban et-Taksim ve’l Enva’(7/666) Hdsno:7201Amr b Hazm’dan uzun bir hadistir.&Darekutni Sunen(1/218)K.Taharet Bab:- Hdsno:435 Amr b Hazm’dan kısa bir şekilde&Elbani İrvau’l Ğalil(1/158)Hdsno:122 Sahih kaydıyla)

 

11- İbni Mace (1/407-8) Mukaddime Bab:20 Hdsno:242 &İmam Munziri Terhib ve Terhib(1/126) Hdsno: 123

 

12- Darimi (1/455) Mukaddime bab:42 hdsno:456 & Ahmed b.Hanbel Musned(3/12) Hdsno:11101& Muslim Sahih(11/476)K.Zuhd ve’r-Rekaik Bab:16 Hdsno:726& Ebu Ya’la El-Mavsili Musned(1/544) Hdsno:1283& İbn Hibban (1/142) K.Vahy bab.- hdsno:64)

 

13- Buhari (6/2792) K. Cihad ve’s-Siyer bab:128 Hdsno: 195&Muslim (9/ 51) K.İmare bab:24 hdsno:92 & Ebu Davud (10/ 117) K. Cihad Bab:81 Hdsno: 2610& İbni Mace (8/36) K. Cihad bab:45 Hdsno:2879-80 & Malik Muvatta (1/564) K. Cihad bab: 2 Hdsno:7 &Ahmed bin Hanbel Musned(2/7)Hdsno:4507

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazar:
Seyfulislam ÇAPANOĞLU
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul