22 Kasım 2017 - Çarşamba

Şu anda buradasınız: / TEVRAT VE İNCİL’İN HÜKMÜ KUR’AN’IN NÜZULÜ İLE ORTADAN KALKMIŞTIR!

TEVRAT VE İNCİL’İN HÜKMÜ KUR’AN’IN NÜZULÜ İLE ORTADAN KALKMIŞTIR!



 

Soru 174: Kur’an-ı Kerim’in gelmesi ile diğer kitapların hükmü ne oldu?

Cevap 174: Kur’an’ın gelmesiyle birlikte, Allah’ın diğer Rasullerine indirdiği ama ümmetleri tarafından tahrif edilen kitapların hükmü kalmamıştır.

 Bu konuda, Allah’ın (c.c.) şu ayetlerini okuyalım:

“Allah katından yanlarında olan (Tevrat)ı doğrulayan bir Kitap geldiği zaman -ki bundan önce inkâr edenlere karşı fetih istiyorlardı- işte bilip tanıdıkları gelince, onu inkâr ettiler. Artık Allah'ın laneti kâfirlerin üzerinedir.”(Bakara, 2/89)

 

“Allah'ın kullarından, dilediğine kendi fazlından (peygamberliği) indirmesini 'kıskanarak ve hakka baş kaldırarak' Allah'ın indirdiklerini tanımamakla, nefislerini ne kötü şeye karşılık sattılar. Böylelikle gazap üstüne gazaba uğradılar. Kâfirler için alçaltıcı bir azap vardır.”(Bakara, 2/90)

 

Bu ayetlerin Esbab-ı Nüzulünde şunlar zikredilmiştir:

 

İbni Abbas (r.a.)’dan rivayet olunmuştur:

 

Rasulullah (s.a.s.)’ın gönderilmesinden önce yahudiler, Evs ve Hazrec kabilelerine karşı ondan medet umuyorlardı. Ancak Yüce Allah onu Araplar içinden (seçip) gönderince ona iman etmediler ve onun hakkında söylediklerini inkâr ettiler.

 

Bunun üzerine, Muaz b.Cebel, Bişr b. el-Berrâ ve Davud b. Seleme onlara:

 

- Ey yahudi topluluğu! Allah’tan korkun ve müslümanlar olun ki, bizler müşrik iken, bize karşı Muhammed’den meded umardınız. Bize onun gönderileceğini haber verir ve onu sıfatıyla tavsif ederdiniz, dediler.

 

Bunun üzerine, Beni en-Nadir’den biri:

 

- O, bize bildiğimiz bir şey getirmedi. O, size sözünü ettiğimiz değildir, dedi. Bunun üzerine bu ayet-i kerime nazil oldu.

 

Amr b. Katade el-Ensari’den rivayet olunmuştur. O der ki: Bana yaşlılarımız anlattı. Onlar şöyle diyorlardı:

 

- Araplar arasında hiç kimse Rasulullah (s.a.s.)’in durumunu bizden iyi bilemezdi. Yanımızda yahudiler vardı. Onlar Kitab Ehli, biz ise putperesttik. Başlarına bizim tarafımızdan hoşlanmadıkları bir şey gelince: “Bir peygamber gelecek, zaman geldi çattı. Ona tabi olup onunla birlikte Âd ve İrem kavimleri nasıl katledildiyse sizi de öyle katledeceğiz” diyorlardı. Rasulullah (s.a.s.) gönderilince, bizler ona tabi olduk. Yahudiler ise O’nu inkâr ettiler, Allah’a yemin ederim ki bu ayet, bizler ve onlar hakkında nazil oldular.1

 

 

Bu ayetin iniş sebebi, bize yahudilerin Rasullah (s.a.s.) gelince sırf bir inat ve gurudan dolayı tabi olmadıklarını gösterir. Bakara Suresi’ni okumaya devam edelim:

 

“Andolsun, biz Musa'ya kitabı verdik ve ardından peş peşe elçiler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da apaçık belgeler verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs'le teyid ettik. Demek, size ne zaman bir elçi nefsinizin hoşlanmayacağı bir şeyle gelse, büyüklük taslayarak bir kısmınız onu yalanlayacak, bir kısmınız da onu öldürecek misiniz?” (Bakara, 2/87)

 

“Onlara: ‘Allah'ın indirdiklerine iman edin’ denildiğinde: ‘Biz, bize indirilene iman ederiz’ derler ve ondan sonra olan (Kur'an)ı inkâr ederler. Oysa o (Kur'an), yanlarındakini (Kitabı) doğrulayan bir gerçektir. (Onlara) De ki: Eğer inanıyor idiyseniz, daha önce ne diye Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?” (Bakara, 2/91)

 

“Andolsun, Musa size apaçık belgelerle geldi. Sonra siz onun arkasından buzağıyı (tanrı) edindiniz. İşte siz (böyle) zalimlersiniz.” (Bakara, 2/92)

 

“Hani sizden misak almış ve Tur'u üstünüze yükseltmiştik (ve): ‘Size verdiğimize (Kitaba) sımsıkı sarılın ve dinleyin’ (demiştik). Demişlerdi ki: ‘Dinledik ve baş kaldırdık.’ İnkârları yüzünden buzağı (tutkusu) kalplerine sindirilmişti. De ki: İnanıyorsanız, inancınız size ne kötü şey emrediyor?" (Bakara 2/93)

           

“De ki: Cibril'e kim düşman ise, (bilsin ki) gerçekten onu (Kitabı), Allah'ın izniyle kendinden öncekileri doğrulayıcı ve mü'minler için hidayet ve müjde verici olarak senin kalbine indiren O'dur.” (Bakara, 2/97)

“Her kim Allah'a, meleklerine, elçilerine, Cibril'e ve Mikail'e düşman ise, artık şüphesiz Allah da kâfirlerin düşmanıdır.” (Bakara 2/98)

“Andolsun biz sana apaçık ayetler indirdik. Bunları fasıklardan başkası inkâr etmez.” (Bakara, 2/99)

 

“Ne zaman bir ahidde bulundularsa, içlerinden bir bölümü onu bozmadı mı? Hayır, onların çoğu iman etmezler.” (Bakara, 2/100)

 

“Ne zaman onlara Allah katından yanlarındakini doğrulayan bir elçi gelse, kitap verilenlerden bir takımı, sanki bilmiyorlarmış gibi Allah'ın Kitabını arkalarına attılar.” (Bakara, 2/101)

 

Allah (c.c.) bu ayetlerle, yahudilerin yaptıklarının bir alışkanlık olduğunu göstermiştir. Allah’ın ayetlerini her zaman arkalarına attıklarından elleri ile yazıp bozdukları kitapla da amel edilemeyeceği için, Allah (c.c.); Rasulullah (s.a.s.) şöyle vahiy etti:

 

“Ey Peygamber, kalpleri inanmadığı halde ağızlarıyla ‘İnandık’ diyenlerle yahudilerden küfür içinde çaba harcayanlar seni üzmesin. Onlar, yalana kulak tutanlar, sana gelmeyen diğer topluluk adına kulak tutanlar (haber toplayanlar)dır.

Onlar, kelimeleri yerlerine konulduktan sonra saptırırlar, ‘Size bu verilirse onu alın, o verilmezse ondan kaçının’ derler. Allah, kimin fitne (ye düşme)sini isterse, artık onun için sen Allah’tan hiç bir şeye malik olamazsın. İşte onlar, Allah'ın kalplerini arıtmak istemedikleridir. Dünyada onlar için bir aşağılanma, ahirette onlar için büyük bir azab vardır.

           

Onlar, yalana kulak tutanlardır, haram yiyicilerdir. Sana gelirlerse aralarında hükmet veya onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirecek olursan, sana hiç bir şeyle kesin olarak zarar veremezler. Aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Şüphesiz, Allah, adaletle hüküm yürütenleri sever. 

 

Allah'ın hükmünün bulunduğu Tevrat yanlarında olduğu halde, seni nasıl hakem kılıyorlar ve sonra bunun peşinden yüz çeviriyorlar? İşte onlar, inanmış değildir.

 

Gerçek şu ki, biz Tevratı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik. Teslim olmuş peygamberler, yahudilere onunla hükmederlerdi. Bilgin-yöneticiler (Rabbaniyun) ve yüksek bilginler de (Ahbar), Allah'ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahidler olduklarından (onunla hükmederlerdi.) Öyleyse insanlardan korkmayın, benden korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, kâfir olanlardır.

           

Biz onda, onların üzerine yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve (bütün) yaralara (karşılık da) kısas vardır. Ama kim bunu sadaka olarak bağışlarsa o kendisi için bir kefarettir. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, zalim olanlardır.

           

Onların (peygamberleri) ardından yanlarındaki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak Meryem oğlu İsa'yı gönderdik ve ona içinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat'ı doğrulayan ve muttakiler için yol gösterici ve öğüt olan İncil'i verdik.

           

İncil sahipleri Allah'ın onda indirdikleriyle hükmetsinler. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, fasık olanlardır.

 

Sana da (Ey Muhammed,) önündeki kitap(lar)ı doğrulayıcı ve ona 'bir şahid-gözetleyici' olarak Kitab'ı (Kur'an'ı) indirdik. Öyleyse aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen haktan sapıp onların heva (istek ve tutku)larına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol-yöntem kıldık. Eğer Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet kılardı; ancak (bu,) verdikleriyle sizi denemesi içindir. Artık hayırlarda yarışınız. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.

           

Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve onların hevalarına uyma. Allah'ın sana indirdiklerinin bir kısmından seni şaşırtmamaları için diye onlardan sakın. Şayet yüz çevirirlerse, bil ki, Allah bir kısım günahları nedeniyle onlara bir musibeti tattırmak istemektedir. Şüphesiz, insanların çoğu fasıklardır.

           

Onlar hâlâ cahiliye hükmünü mü arıyorlar? Kesin bilgiyle inanan bir topluluk için hükmü, Allah'tan daha güzel olan kimdir? 

           

Ey iman edenler, yahudi ve hristiyanları dostlar (veliler) edinmeyin; onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez.” (Maide, 5/41-51)

             

Bu ayetlerden sonra, şu ayet-i zikredelim:

           

“Kendilerine kitap verilenlerden, Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Resûlü'nün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini (İslam'ı) din edinmeyenlerle, küçük düşürülüp cizyeyi kendi elleriyle verinceye kadar savaşın.” (Tevbe, 9/29)

           

Allah (c.c.) bu ayetle, onları yani Kitab Ehlini müşriklerle bir tutmuş,  onların iman etme iddiasını kabul etmemiş ve zillet içinde cizye vermelerini emretmiştir.

           

Bu konuda ki ayetleri çoğaltmak mümkündür. Ama görüldüğü gibi ne kendi kitaplarını doğrulamış ne de kendi kitaplarını da doğrulayan, Kur’an-ı doğrulamışlardır.         

 

Ehli Kitabın kitaplarının hükmünün kalmadığını ve Rasulullah (s.a.s.) tabi olmalarının gerekliliği hadislerde de bildirilmiştir. Şimdi onları da zikredelim:

           

“Ebû Hüreyre’den, o da Resulüllâh (s.a.s.) 'den naklen onun şöyle buyurduğunu rivayet eylemiş: Muhammed'in nefsi kabza-i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki eğer bu ümmetten bir yahudi veya hristiyan beni işitir de sonra be­nimle gönderilene iman etmeden ölürse mutlaka cehennemliklerden olur.”2  

İmam Suyuti,  “Esbab-u Vurudil Hadis” adlı eserinde, bu hadisin söylenme nedenini şöyle kaydetmiştir:

“Darekutni, ‘İfrad’ da Abdullah İbn  Mesud’un şöyle dediğini rivayet eder:

 

Peygamber (s.a.s.)’e geldi ve şöyle dedi:

 

- Ey Allah’ın Rasulu, ben hristiyanlardan İncil’e tam bağlı bir adam, aynı şekilde yahudilerden de Tevrat’a son derece bağlı bir adam gördüm ki, bunlar Allah’a ve kendi peygamberine inanıyorlar, fakat sana tabi olmuyorlar.

 

Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s.) buyurdu ki:

 

- Yahudi ve hristiyanlardan bir kimse benim (davetimi) duyduğu halde, bana tabi olmazsa, gideceği yer cehennem olur.”3

 

Bu konuda şu hadisi de zikredelim:

 

“Âmir'den, (o da) Câbir'den (nak­len) haber verdi ki:

 

(Bir gün) Ömer İbnu'l-Hattâb (radıyallahu anh), Resûlullah'a bir Tevrat nüshası getirdi ve:

 

Ya Resûlallah dedi, bu bir Tevrat nüshasıdır. (Resûlullah) da bir şey söylemedi. Sonra o okumaya başladı. Bu esnada Resûlullah'ın yüzü (nün rengi de) değişi­yordu. Bunun üzerine Ebû Bekir (radıyallahu anh);

 

Evlât acısı gö­renler seni kaybedesice! Resûlullah'ın -sallallahu aleyhi ve sellem- yüzünü hiç görmüyor musun? dedi. Hz. Ömer, o zaman Resûlullah'ın -sallallahu aleyhi ve sellem- yüzüne baktı ve hemen; şöyle dedi:

 

Al­lah'ın gazabından, onun Resulünün gazabından Allah'a sığınırım. Rab olarak Allah'a, din olarak İslâm'a, peygamber olarak Hz. Muhammed'e razı olduk.

 

Bunun üzerine Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

 

Muhammed'in canı elinde olan (Allah'a) yemin olsun ki, şayet Musa sizin için ortaya çıksaydı ve siz de beni terk ederek ona uysaydınız, doğru yoldan sapmış olurdunuz. Şayet o sağ olsa ve peygamberliğime kavuşsaydı bana ittibâ ederdi.”4

 

Bu konuda şu hadisi de zikredelim:

 

“Bize Abdurrezzak haber verdi; (oda) Bize Ma’mer Zuhriden; Hafsa Yusuf kıssasının yazılı olduğu bir kürek kemiği ile Rasulullah (s.a.s.) geldi ve ona okudu. Nebi (s.a.s.) yüzünün  rengi değişti bunun akabinde Rasulullah (s.a.s.) dedi ki:

 

O ki nefsim elinde olan (Allah’a) yemin olsun ki şayet Yusuf size gelse ona tabi olsanız ve beni terk etseniz sapıtmış olursunuz.”5

           

Yukarıda zikrettiğimiz deliller, Tevrat ve İncil’in hükmünün Kur’an’ın nüzulü ile ortadan kalktığını açıkça ortaya koymaktadır. Çünkü ayetle sabittir ki; yahudi ve hristiyanlar  kitablarını tahrif etmişlerdir. Hakka batılı karıştırmışlardır. Zaten Allah en son vahiy’ini Kur’an olarak nazil etmiştir.

 

Dipnot

 

1- Abdulfettah el-Kadi Esbab-ı Nuzul Sh/8 Çev: Salih akdemir Fecr y.

 

2- Muslim(2/49) K.İman bab.70 Hdsno:240

3- İmam Suyuti Esbabu Vuridi’l-Hadis Sh/207 Hdsno: 256 çev: Necati Tetik &Abdulmecid okçu Ayrıca bknz.Allame İbrahim b. Muhammed b. Kemaleddin  el-Hanifi El-Beyan ve’t-Tarif (sh/665)Hdsno:1784 1.Bsm 2003/1424 Darul Marife Beyrut Lübnan

4- (Darimi (1/403) Mukaddime Bab:39 hdsno:449 Kitabın Tahkikçisi Huseyin Selim Esed hadis için: “ İsandı zayıftır zayıflığının sebebi Mucelled’dir Lakin Hadis Hasendir.& İmam Heysemi Keşfu’- Estar  an Zevaidu’l-Bezzar ala’l-Kutubu’s-Sitte(1/78-9) K.İlim bab:Rasulullah (sas) ittiba Hdsno: 124& İbni Ebi Asım es-Sunne(1/67)  bab :15 Hdsno: 50 farklı bir lafızla &Abdurrezzak Musannef(6/90)K.Ehlu’l-Kitab bab:59 Hdsno:10200& İbni Abdilberr Camia  beyani’l-ilmi ve Fadlihi (sf/301) Hdsno:847& Heysemi Mecmeu’z-Zevaid (1/421)K.İlim bab:78 Hdsno:810 Taberani Kebirde rivayet etmiştir. Onda Amir el-Kasım b. Muhammed el-Esedi verdır. Tercemesini göremedim geriye kalan ricali mevsuktur.)

 

5- Musnedi İshak b. Rahuveyh(4/199) Hdsno: 20-2001 Ricali sikadır. Yalnız Munkatıdır.& AbdurrezzakMusannef(6/90)K.Ehlu’l-Kitab bab:59 hdsno:10201& Abdurrezzak Musannef(10/145) K.Cami’ bab: 133 Hdsno: 20230 & İbni Hacer Askalani Metalibu’l Aliye(3/114) K.İlim bab:- Hdsno:3024&  el-Camiu  Şuabul İman (7/173)Hafazel-LisanBab:34Hdsno.4840                                                                                                                             tahkik: Muhtar Ahmed en-Nerevi Hadis için: Ricali sikattır Lakin Zuhri  ve Hafsa arasında inkita  vardır.

 

 

 

 

 

Yazar:
Seyfulislam ÇAPANOĞLU
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul