21 Ocak 2018 - Pazar

Şu anda buradasınız: / HADİSLERDE DİĞER KİTAPLARIN DURUMU

HADİSLERDE DİĞER KİTAPLARIN DURUMU

Soru 168: Kur’an dışındaki Kitabların durumu Kur’an’da izah edildiği gibi Sünnet’te de izah edilmiş midir?

Cevap 168:Allah’ın Rasulu (s.a.s.) geçmiş İslam Kitablarının tahrif edildiğini, bozulduğunu ashabına bildirmiş, ashabı da bize bildirmiştir. Şimdi bu konuyla ilgili olarak şu hadisleri zikredelim.

“...Bera b. Azib’den naklen haber verdi. Şöyle demiş:

Peygamber (s.a.s.)’in yanına yüzü kömürle karartılmış, dayak vurulmuş bir yahudi getirdiler. Bunun üzerine Peygamber (s.a.s.), yahudileri çağırarak:

Siz zina eden kimsenin haddini (cezasını) kitabınızda böyle mi buluyorsunuz? diye sordu.

Evet! dediler. Müteâkıben onların âlimlerinden birini çağırdı ve:

Sana, Tevrat’ı Musa’ya indiren Allah (adı) ile soruyorum! Zina edenin haddini kitabınız da böyle mi buluyorsunuz? dedi. O:

Hayır! Eğer bana bu sözle sormasa idin sana haber vermezdim! Biz onu recm buluyoruz lakin bu iş eşrafımız arasında çoğaldı. Artık o hale geldik ki, şerefli birini yakalarsak onu bırakıyoruz; zayıfı da yakalarsak ona haddi vuruyoruz. Dedik ki: Geliniz soyluya da, soysuza da tatbik edeceğimiz bir şey üzere ittifak edelim! Ve kömüre boyamakla dayak vurmayı recmin yerine koyduk. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s.):

Allah’ım! Senin emrini onlar öldürdükten sona ilk ihya eden benim! buyurdu ve emir vererek yahudi recm olundu. Derken Allah (Azze ve Celle):

Ey Peygamber! Küfre şitab edenler seni mahzun etmesin!.. (Maide 5/41) ayeti kerimesini: Size bu getirilirse onu hemen alın! Kavline kadar indirdi. Buyuruyor ki: Muhammed (s.a.s.) gidin şayet size kömürlemekle dayağı emrederse onu alın! Ama recimle fetva verirse sakının!.. Az sonra Allah Teala:

Her kim Allah’ın indirdiği (kitab) ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir. Her kim Allah’ın indirdiği (kitab) ile hükmetmezse işte onlar zalimlerin ta kendileridir. Her kim Allah’ın indirdiği (kitab) ile hükmetmezse işte onlar fasıkların ta kendileridirler. Bunların hepsi kafirler hakkındadır.”1     

Bu konu ile ilgili daha çarpıcı ve daha açık bir hadis Muslim (rh.a.)’in  Sahih’inde aynı babda yer almaktadır. Bu hadisi daha ilginç kılan yan önceleri yahudi bir âlim olan Abdullah b. Selam (r.a.)’ı bu olayın içerisinde olması ve yahudilerin kitaba karşı ihanetini ortaya koymasıdır. Hadis şöyledir:

“...Abdullah İbn Ömer haber vermiş ki,  Rasulullah (s.a.s.)’e zina etmiş bir yahudi erkekle bir yahudi kadın getirmişler. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s.) kalkarak yahudilere gelmiş ve:

Zina eden bir kimseye siz Tevrat’ta ne (ceza) buluyorsunuz? diye sormuş. yahudiler:

Yüzlerini karaya boyar; kendilerini yük üzerine bindirir, yüzlerini birbirine ters döndürürüz ve (sokaklarda) dolaştırırlar! demişler. Doğru söylüyorsanız o halde Tevrat’ı getirin! buyurmuş.

Yahudiler hemen Tevrat’ı getirerek okumuşlar. Recm ayetine gelince, okuyan genç elini recm ayetinin üzerine koymuş ve onun evvelindekini ve sonundaki okumuş. Abdullah b Selam ki, Rasulullah (s.a.s.) birlikte bulunuyormuş. (Efendimize):

Buna emir buyur da elini kaldırsın! demiş. Yahudi elini kaldırınca bakmışlar ki altında recm ayeti var! Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s.) her ikisi içinde emir vererek recm ettirmişler...”2

Yine yahudilerin Kitablarında yazılan hükümleri tahrif edip yalnız yoksul ve fakirlere uygulayarak hükümleri bir kısmı ile iptal etmeleri de kitabı bozmalarıdır. Bu konu ile ilgili bir hadisi zikredelim:

“...Aişe’den naklen haber verdi ki:

Nebi (s.a.s.) zamanında Fetih gazasında hırsızlık eden kadının hali Kureyş’i üzmüş de: Bunun hakkında Rasulullah (s.a.s.)’le kim konuşacak? demişler. (Bazıları) Buna kim cesaret edebilir! Meğer ki Rasulullah (s.a.s.)’in habibi Usame ola! demişler. Bunun üzerine kadın Rasulullah (s.a.s.) getirilerek onun hakkında kendileri ile Usame b. Zeyd konuşmuş. Derken Rasulullah (s.a.s.)’in yüzü renklenmiş ve:

Allah’ın hadlerinden bir hadd hakkında şefaat mi ediyorsun? buyurmuş bunun üzerine,

Usame kendilerine:

Benim için mağfiret dile ya Rasulallah! demiş. Akşam olunca Rasulullah (s.a.s) ayağa kalkarak hutbe okumuş: Allah’a gerektiği gibi senada bulunmuş sonra şunları söylemiş:

Bundan sonra (malum ola ki): (Allah) sizden öncekileri ancak şunun için helak etmiştir ki, onlar aralarında şerefli biri hırsızlık ederse onu bırakırlar; zayıf olan çalarsa üzerine haddi tatbik ederlerdi. Hiç şüphe yok ki ben -nefsim yedi kudretinde bulunan Allah’a yemin olsun!- Muhammed’in kızı Fatıma hırsızlık etse mutlaka elini keserdim!

Bundan sonra emir buyurmuş ve hırsızlık eden o kadının eli kesilmiş.

Yunus şunları söylemiş: İbn Şihab dedi ki: Urve şunu söyledi: Aişe:

‘Sonraları kadın güzelce tevbe etti ve evlendi. Bu işten sonra bana gelir; ben de onun hacetini Rasulullah (s.a.s.)’e arz ederdim’ dedi.”3

Hadiste “sizden öncekiler” lafzı İsrail oğulları olarak şerhlerimizde bildirilmiştir. Buraya kadar zikretmiş olduğumuz hadisler Tevrat’ın tahrif edildiğine dair olan örneklerdi. Asıl itibariyle İncil, Tevrat’tan ayrı bir Kitab olmayıp, onun bazı hükümlerini değiştirerek tamamlandığından o da İsrail oğullarına gelmiş bir Kitabtır. Ve aynı şeyler Onun içinde geçerlidir.

Bu noktadan sonra zikredeceğimiz iki hadis Kur’an’dan önce gelmiş, İslam’ın Kitablarının tahrifi sonucu hükümlerinin nesh edildiğine dair hadislerdir. Onları da zikredelim:

“…Cabir’den (naklen) haber verdi (bir gün) Ömer İbnu’l-Hattab (r.a. ) Rasulullah’a bir Tevrat nüshası getirdi ve:

Ya Rasulallah dedi. Bu bir Tevrat nüshasıdır. (Rasulullah) da bir şey söylemedi. Sonra o okumaya başladı. Bu esnada Rasulullah’ın yüzü(nün rengi de) değişiyordu. Bunun üzerine Ebu Bekr (r.a.): Evlat acısı görenler seni kaybedesice! Rasulullah’ın (s.a.s.) yüzünü hiç görmüyor musun? dedi. Hz. Ömer o zaman Rasulullah’ın yüzüne baktı ve hemen şöyle söyledi:

Allah’ın gazabından O’nun Rasulünün gazabından Allah’a sığınırım. Rab olarak Allah’a, din olarak İslam’a, Nebi olarak Muhammed’e razı olduk. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:

Muhammed’in canı elinde olan (Allah’a) yemin olsun ki şayet Musa sizin için ortaya çıksaydı ve siz de beni terk ederek ona uysaydınız doğru yoldan sapmış olurdunuz. Şayet o sağ olsa ve Nebiliğime kavuşsaydı bana ittiba ederdi.”4

Başka bir rivayette şöyledir: 

“Abdurrezzak Mamer’den, O’da Zuhri’den rivayet eder:

“Nebi (s.a.s.)’in Zevcesi Hafsa, Yusuf (a.s.)’ın kıssasının yazılmış olduğu bir Kitabla Nebi (s.a.s.)’e geldi. Onu, yavaşça (Rasulullah’a) okuyordu. Nebi (s.a.s.)’ın yüzünün rengi değişti ve buyurdu ki:

Nefsim elinde olan (Allah)a yemin olsun ki şayet Yusuf size ben sizin aranızda iken gelse, O’na tabi olsanız ve beni terk etseniz delâlete düşersiniz.”5

“Cabir b. Abdullah (r.a.)’tan: Rasulullah (s.a.s.) buyurdu:

Ehl-i Kitabtan bir şey sormayın! Onlar, kendileri saptığı halde sizi hidayete/doğruya getiremez. Siz de bu durumda ya batılı tasdik etmiş ya da bir hakkı tekzib etmiş olursunuz. Eğer Musa (a.s.) aranızda olsaydı, benden başkasına tabi olması (ona da) helal olmazdı.”6

İmam Buhari (rh.a.) bu hadisi Sahih’inde  K. İ’tisam bab: 25’te: Nebi (s.a.s.) “Ehli Kitaba herhangi bir şey sormayın” sözü diye başlık atmış ve sözü Rasulullah (s.a.s.) atfetmiştir. Bu başlık altında bir hadis bir sahabe sözü nakletmektedir. Onları aktaralım sonra “Fethu’l-Bari”den konunun şerhine müracaat edelim:

“...Ebu Hureyre (r.a.) şöyle demiştir: Ehli Kitab (olan yahudiler) Tevrat’ı İbranice metni ile okurlar. Arap diliyle onu müslümanlara tefsir ederlerdi. Bu hususta Rasulullah (s.a.s.) sahabelerine:

Siz kitab ehlinin sözlerini tasdik de, tekzib de etmeyin ancak şöyle deyin: Biz Allah’a, bize indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve torunlarına indirilenlere; Musa’ya, İsa’ya verilenlere ve bütün Nebilere Rabbleri katından verilenlere iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Biz Allah’a teslim olmuşlarız.” (el-Bakara 2/136)

Ve:

...Abdullah İbn Abbas (r.a.) şöyle demiştir: Sizler Kitab Ehli olanlara şeriatten herhangi bir şeyi nasıl soruyorsunuz? Hâlbuki Rasulullah (s.a.s.) üzerine indirilmiş olan Kitabınız, Kitabların en yenisidir. Sizler onu halis olarak ve içine hiçbir şey karışmamış olduğu halde okumaktasınız. Bu Kur’an sizlere, ehli Kitab olanların Allah’ın kitabını tebdil edip değiştirdiklerini ve Kitab’ı kendi elleriyle yazdıklarını ve bununla az bir bahayı satın almaları için: Bu Allah katındandır dediklerini sizlere söylemiştir. Dikkat edin! Size gelmiş olan ilim, sizleri onlara sual sormaktan nehyetmektedir. Vallahi biz onlardan hiçbir kimseyi size indirilmiş olan kitabdan size sual sorar görmüş değiliz!”7

Buhari Şerhi “Fethu’l- Bari” de bu hadislerin şerhinde şunlar kaydedilmiştir:

“Abdurrezzak’ın Hureys b. Zahir’den nakline göre Abdullah b. Abbas şöyle demiştir: Ehli Kitab’a (dininiz hakkında herhangi bir şey) sormayınız. Çünkü onlar, nefislerini saptırmış kimseler olarak sizlere doğru yolu asla göstermeyeceklerdir. (onlara uyarsanız) Ya hakkı yalanlarsınız ya da bir batılı doğrularsınız.

Sufyan es-Sevri bu haberi bu isnadla ancak şu lafızla nakletmiştir: Ehl-i Kitab’a herhangi bir şey sormayınız! Çünkü onlar sapıtmış kimseler olarak bir hakkı yalanladığınız veya bir batılı doğruladığınız yolunda uyarıda bulunarak size doğru yolu asla gösteremeyeceklerdir. Bu haberin isnadı hasendir. İbn Battal’ın nakline göre Muhelleb şöyle demiştir:

Söz konusu yasaklık, Ehl-i Kitab’a hakkında nas olmayan bir mesele konusunda soru sormakla ilgilidir. Çünkü bizim şeriatımız kendisi ile yetinilen bir dindir. Bizim dinimiz de Herhangi bir nas bulunmadığında nazar (düşünce ve tefekkür) ve istidlal, onlara soru sormaya ihtiyaç bırakmaz. Söz konusu yasaklığa bizim şeriatımızı tasdik eden haberlerle, geçmiş milletlere dair haberler hakkında soru sormak dâhil değildir. Yüce Allah’ın ‘senden önce kitabı okuyanlara sor’ (Yunus 10/94) ayetine gelince bundan maksat, ehli kitabın iman edenleridir. Yasaklık ise onların içinden iman etmeyenlere soru sormaktır. Emrin tevhid ve Muhammed’i risalet ve benzeri konularla ilgili olması, yasaklığın bunun dışındaki şeylerle bağlantılı olması ihtimalide mevcuttur…” 8

İbni Abbas (r.a.)’ın dikkat çektiği nokta önemlidir. Tekrar vurgulamak için zikredelim: “Vallahi biz onlardan hiçbir kimseyi size indirilmiş olan Kitabtan size sual sorar görmüş değiliz!” İşte bu meselenin özüdür. Onlar niye bize sormuyor?!

Abdullah İbn Mes’ud (r.a)’dan bu konuda şunları söylemiştir:

“Ehli Kitaba herhangi bir şeyden sormayın. Şüphesiz onlar sizi asla hidayete iletmez. Kesinlikle kendileri dalâlettedirler. Ya onlar size bildiriler, onları doğrularsınız bunun üzerine onlar yalan söylerler veya batıl (dersiniz) Onlar doğru konuşurlar.9        

Said Havva (rh.a.) bu hadisi  zikrettikten sonra şunları söylemektedir:

“Müslüman Allah’ın Kitabını yahut Rasulullah (s.a.s.)’ın Sünnetini okurken prensibi, bunların emrettiklerini yerine getirmek, nehy ettiklerinden de kaçınmak olmalıdır. Yine küfür, sapıklık, bid’at ya da fusuktan söz eden bir ayet veya hadisle karşılaştığı zaman, kendini onun üzerinde durduğu şeyden sakındırmaya çalışması gerekir. Böyle yaparsak söz konusu, fenalıklara düşmüş olanların hayatlarından, bizim hayatımıza bir fenalığın karışmasını önlemeye çalışırız. Bu noktadan hareketle başkalarına benzemekten nehyolunmuş bulunuyoruz.

Rasulullah (s.a.s) dini alana giren bütün uygulamalarda müşriklere ve kâfirlere muhalefet etmeyi bize bir ölçü olarak göstermiştir. Geçmiş ümmetler, taşkınlıklar ve bid’atler ortaya çıkarmak suretiyle sapıttıkları gibi, Tevhid inancından uzaklaşarak da sapıklığa düşmüşlerdir. Bu Ümmetler, dinin özü hakkında sapıklığa ve ayrılığa düştükleri, fenalıklara ve taşkınlığa daldıkları ve bid’atler ortaya çıkardıkları gibi, kendilerine inen vahyi de tahrif etmiş ve bu vahyin getirdiği hükümleri tamamen uygulamadan kaldırmışlardır. İşte müslümanın bu durumlardan sakınması gerekmektedir.”10

 Rasulullah (s.a.s.)’ın Tevrat’la ilgili şu sözlerine kulak verelim:

“Ebi Musa’dan dedi ki: Rasulullah (s.a.s.) dedi ki:

Şüphesiz İsrail oğulları bir kitab yazdılar ve ona tabi oldular. Tevrat’ı da terk ettiler.”11       

Said Havva (rh.a.) bu hadise şu açıklamayı yapmıştır:

“İsrail oğulları Ahdi Kadim’in (Eski Ahid’in) ilk Kitabları olan Hz. Musa (a.s.)’nın beş kitabından çok Talmud’a uymaktadırlar. Bazıları söz konusu beş kitaba Tevrat adını vermektedirler. Ancak anlaşıldığına göre Tevrat, bunlardan sadece bir kısımdır. Bütün bu Kitabların içerisinde pek çok tahrifat ve değiştirmeler olmuştur. Yahudilere göre ise Tevrat değer bakımından daha üstün olsa da Talmud’a göre amel daha öncelik arz etmektedir.”12

İmam Buhari (rh. a.) “Kitabu’l-i’tisam” da 25. Bab başlığında şunları kaydetmektedir:

“Ve Ebu’l-Yeman şöyle dedi: Bize Şuayb haber verdi ki, ez-Zuhri şöyle demiştir: Bana Humeyd İbn Abdirrahman haber verdi; kendisi Muaviye’den işitmiştir. Muaviye, Halifeliğinde Hacc ettiği zaman Medine’de tahdis ediyordu. Ve bu arada Ka’bu’l-Ahbar’ı zikretti de şöyle dedi: Muhakkak bu Ka’b, Kitab ehlinden İslam’a girip de eski Kitablardan hadis tahdis etmekte olan bu muhaddislerin en doğru söyleyenidir. Yine muhakkak ki, bununla beraber biz onun eski Kitablardan nakletmekte olduğu haberlerinde, Ka’b’ın bazen hata edip yalan yanlış şeyler söylemekte olduğunu da Ka’b aleyhine tecrübe etmekteyizdir.”13        

“Fethu’l-Bari”de bu konu ile ilgili olarak şunlar kaydedilmiştir:

“...Muaviye’nin sözündeki  ‘muhaddisin’ kelimesinden maksad, Ka’bu’l-Ahbar gibi ehli Kitabtan olan sonra müslüman olan kimselerdir. Ka’bu’l-Ahbar, ehl-i Kitabtan rivayette bulunurdu. Onların Kitablarına bakıp, orada olan şeyleri nakledenlerde böyledir. İbnu’t-Tin şöyle devam eder: Herhalde onlar da Ka’b gibi idiler. Ancak Ka’b onlardan çok daha basiretli ve sakınacağı şeyi çok iyi bilen bir kişi idi. İbn Hibban, ‘Kitabu’s-Sikat’ isimli eserinde şöyle der: Muaviyenin maksadı, Ka’b’ın yalancı olduğunu bildirmek değil, verdiği haberlerde zaman zaman hataya düştüğünü vurgulamaktır.

Bir başkası ise şöyle demiştir: Li nebluve aleyhi tecrübe etmekteyiz ifadesindeki zamir Ka’b yerine değil, Kitab yerine kullanılmıştır. Yani Kitablarını değiştirip tahrif ettikleri için içinde yalan yanlış şeyler yer almıştır. İyaz’ın bu konudaki görüşü şöyledir: Söz konusu zamirin, ‘Kitab’, ‘Ka’b’ ve yalan söylemek istemese ve kasıtlı davranmasa bile Ka’b’ın sözü yerine kullanılmış olması mümkündür. Zira yalan sözcüğünde kasıtlı olmak şart değildir. Tam tersine yalan herhangi bir şeyi olduğunun aksine haber vermekten ibarettir. Bunda Ka’b’ı yalancılıkla cerh etme niteliği yoktur. İbnu’l-Cevzi şöyle demiştir: İfadenin manası şudur: Ka’b’ın ehli Kitabtan haber verdiği bazı şeyler asılsızdır. Yoksa cümlenin manası, Ka’b kasten yalan söylemektedir demek değildir. Çünkü Ka’b bilginlerin hayırlılarındandır. (..........)

İbn Sa’d’ın Abdurrahman b. Cubeyr b. Nufeyr’den nakline göre Muaviye şöyle demiştir: Dikkat edin! Ka’bu’l-Ahbar âlimlerden biridir. Biz onun hakkında aşırıya gitmiş olsak bile onda denizler gibi ilim vardır.”14              

Ka’b’ul-Ahbar (rh.a.) hakkında zikretmiş olduğumuz şeylerin nedeni onun güvenilir biri olmakla Kitabın tahrifinden dolayı yanlış şeyler söylediğine dair olan görüştür. Bu bilgiler de açıkça göstermektedir ki, Kitab tahrif olmuştur.

Netice itibariyle, eski Kitabların tahrifi ile daha çok bilgi verilebilinir. Ama bu kadarı yeterlidir. İmam Heysemi (rh.a.) “el-Mecmu” da bu hadisleri topladığı babın adını şöyle koymuştur:

“Rasulullah (s.a.s.) sözünün yanında hiç kimse söz söyleyici değildir.” Bu güzel başlık din konusunda hiç kimseye ihtiyaç olmadan Rasulullah (s.a.s.)’ın sözünün yeterli geldiğinin ifadesidir. Allah (c.c.) bize Fatiha Suresi ile dua etmeyi öğretmiş ve orda geçen “Gazaba uğrayan ve dalalete uğrayanların yoluna değil” ifadesi Rasulullah tarafından yahudi ve hristiyanlar olarak tefsir edilmiştir. Gazaba uğramış ve sapıtmışların yoluna uğramaktan ve onlar gibi hareket etmekten Âlemlerin Rabbi Allah’a sığınırım.

Dipnot

1- Muslim (8/372/3) K. Hudud bab: 6 Hds no: 28

2- Muslim (8/370) K. Hudud bab. 6 Hds no: 26

3- Muslim (8/344) K. Hudud Bab:2 Hds no:9

4- Darimi (1/440) Mukaddime Bab:39 Hds no: 441 & Ahmed b. Hanbel Müsned (3/471) Hds no: 15958 Lafız farklılıklarıyla & Ahmed b Hanbel Müsned (25/197) Hds no: 15864 Şuayb Arvauvti dedi ki: İsnadı zayıftır. Zayıflığın sebebi Cabir ibn Zeyd el Cufidir... & Ahmed b. Hanbel Müsned Fethu’r- Rabbani Tertibi (1/315) Hds no: 63/260 Süleyman Sarı Hadisin Tahkikinde hadise: Hasen demiştir. & Abdurrezzak Musannnef (9/544) K. Ehlu Kitabeyn Bab. 1 Hsd no: 19333 Not: Darimi (rh.a)’ın Sünen’indeki seneddeki ravilerden birinin adı Mucellid’dir. Bu ravi zayıf görülmüştür. Bu hadislerin toplamı kuvvet bulduğundan hadis hasen olarak değerlendirilmiştir. & Elbani İrvau’l-Ğalil (6/34) Hds no: 1589 hasen olarak hüküm vermiştir.

5- Abdurrezzak Musannef (6/90) K.Ehlu’l-Kitab bab: 59 Hds no: 10201 & Abdurrezzak Musannef (10/145) K.Cami bab: 133 Hds no: 20230 & Beyhaki Şuabu’l-İman (4/309) Bab: 34 Hafaze’l-Lisan Hds no: 5205 & Beyhaki el-Camiu Li Şuabul İman (7/173) Bab: 34 Hds no: 4840 Tahkikte: Ricalinin sikat olduğu, bununla birlikte Munkatı olduğu da belirtilmiştir. Zuhri ile Hafsa (r.a) haberi getirenler belli değildir. Mektebetu’r-Ruşd baskısı. & Metalibul Aliye (3/115) K. İlim Bab – Hds no: 3024 Daru’l- Marife Tahkik Habibu’r-Rahman el-Azmi Beyrut Lübnan. & Metalibul Aliye (12/ 630) K.İlim Bab:10 Hds no: 3042 Tahkik: Ömer Eymen Ebu Bekr 1. Bsm. 2000/1420 Daru’l-Asımeh Suudi Arabistan & İshak b Rahuveyh Müsned (4/199) Hds no:2001 1. Bsm 1995/1415 Mektebetu’l -Eymen Suudi Arabistan. & Elbani; İravu’l-Ğalil (6/37) Hds no: 1589 nolu hadisin şahidi olarak zikretmiştir.

6- Ahmed b. Hanbel Müsned Fethu’r-Rabbani tertibi (1/313) Hds no: 61/258 Süleyman Sarı hadisin tahkikinde hadise: Hasen demiştir. & Deylemi Müsnedi Firdevs (5/649 Hds no: 7469 Zehru’l Firdevs (4/184) de şu senedle verilmiştir: Bize babam haber verdi, o da bize Ebu Amr İbn Menduh haver verdi, o da bize babam haber verdi, o da bize Ebu Said, o İbn Arabidir bize el-Heysem ibn Sehl tahdis etti, oda bize el-Heysem bin sehl tahdis etti oda bize Hammad bin Zeyd tahdis etti, oda bize Mucalid Amir eş-Şabiden, O da Cabir’den oda ref ederek, tahdis etti. & Ebu Ya’la el-Mavsili Müsned (2/315) Hds no: 2132 & Ebu Ya’la el-Mavsili Müsned (4/102) Hds no: 2135 Tahkik: Hüseyin Selim Esed 2. bsm 1992/1412 Daru’l-Sakafi’l-Arabi Dimeşk. Hadis hakkında: İsnadı zayıftır. Zayıflığının sebebi Mucalid b. Sad’dan dolayıdır. & İmam Heysemi el-Maksadu’l-Ali (1/58-9) K. İlim Bab: 31 Hds no: 61 & İmam Heysemi Keşfu’l-Estar (1/78-9) K.İlm Bab Hds no: 124-5. 124 nolu hadis Cabir (r.a) dan Ömer (r.a) olayı anlatmaktadır. 125 nolu hadis ise Abdullah b. Sabit el-Ensari’den “Şu şekilde: Ehli Kitabdan bir şey sormayın” rivayet edilmiştir. & Heysemi Mecmeu’z-Zevaid (1/421) K. İlim Bab: 78 Hds no: 807-809

7- Buhari (16/7233-4) K. İ’tisam bi’l- Kitabi ve’s-Sunneti bab: 25 Hds no: 89-90

8- Fethu’l-Barî Muhtasarı (14/419) çev: İbrahim Tüfekçi Polen y.

9- Heysemi Mecmeu’z-Zevaid (1/455) K. İlm bab: 101 Hds no: 923 Taberani Kebirde rivayet etmiştir. Ricali Mevsultur.

10-  Said Havva İslam Akaidi (2/155) Çev: Ahmed Varol Aksa y.

11- Heysemi Mecmeu’z-Zevaid (1/455) K. İlm Bab: 102 Hds no: 924 Taberani Kebir’de rivayet etmiştir. Ricali Sikattır. & Heysemi Mecmeu’l-Bahreyn (1/284) K. İlm Bab: 70 Hds no: 337

12- Said Havva İslam Akaidi (2/154) çev: Ahmed Varol Aksa y.

13- Buhari (16/7233) K. İ’tisam Bab.25. bab başlığının altında

14- Fethu’l-Bari Muhtasarı (14/419-20) Çev: İbrahim Tüfekçi Polen y. & İbn Hacer Askalani Fethu’l-Bari (17/266-8) Tahkik: Abdurrahman bin Nasır el-Berrake 2. bsm. 2008/1429 Daru Tayyibe Suudi Arabistan & Bedreddin el-Ayni Umdetu’l-Kari (25/112) 2. Bsm 2009 Darul Kutubul İlmiyye Beyrut.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazar:
Seyfulislam ÇAPANOĞLU
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul