19 Ocak 2018 - Cuma

Şu anda buradasınız: / SAHUFLARIN İÇERİĞİ HAKKINDA

SAHUFLARIN İÇERİĞİ HAKKINDA


 

Soru 164: İnen sahifelerin içerisindekiler hakkında, ne olduğuna dair bir bilgi mevcut mudur?

Cevap 164:Kısmen de olsa, indirilen suhuflarda nelerin yazılı olduğu elimizde mevcuttur. Bir önceki yazımızda suhuflarla ilgili naklettiğimiz hadisin sonunda İbrahim ve Musa (a.s.)’ın sahifelerinde nelerin yazılı olduğu mevcuttur. İbn-i Kesir (rh.a.) tefsirinde bu hadisin tamamını şöyle nakletmektedir:

“Muhammed İbn Hüseyn el-Acürrî der ki: Bize Ebu Bekr Ca'fer İbn Muhammed İbn Firyâbî'nin Ebu Zerr'den rivayetine göre; o, şöyle demiştir: Mescide girmiştim, baktım ki Allah Rasûlü (s.a.s.) yalnız başı­na oturuyor. Yanına oturdum ve: Ey Allah'ın Rasûlü, sen bana namazı emrettin, dedim; az veya çok olsun namaz, mevzuların en hayırlısıdır, buyurdular. Ben: Ey Allah'ın Rasûlü, amellerin en üstünü hangisidir? diye sordum; Allah'a îmân ve onun yolunda cihâddır, buyurdular. Ben: Ey Allah'ın Rasûlü, mü'minlerin hangisi en üstündür? diye sordum. Huyca en güzel olanı, buyurdular. Ben: Ey Allah'ın Rasûlü, müslümanların hangisi en iyi müslümandır? diye sordum; insanların dilinden ve elinden emîn olduğu kişi buyurdular. Ben: Ey Allah'ın Rasûlü, hic­retin hangisi en üstündür? diye sordum. Kötülüklerden ayrılan (hicret eden) kişinin hicretidir, buyurdular. Ben: Ey Allah'ın Rasûlü, namaz­ların hangisi en üstündür? diye sordum. Kunût'u uzun olandır, buyur­dular. Ben: Ey Allah'ın Rasûlü oruçların hangisi en üstündür? diye sordum. Farz olanı yeterlidir ve Allah katında karşılığı kat kat fazla­dır, buyurdular. Ben: Ey Allah'ın Rasûlü, cihâdın hangisi en üstün­dür? diye sordum. Atı yaralanan ve kanı akıtılan kişinin cihâdıdır, bu­yurdular. Ben: Ey Allah'ın Rasûlü, kölelerin en üstünü hangisidir? diye sordum. Fiyatı en yüksek ve ehli katında en güzel olanıdır, buyurdular. Ben: Ey Allah'ın Rasûlü, sadakaların hangisi en üstündür? diye sor­dum. Fakirin güç yetirebileceği kadarı ve fakire gizlice verilenidir, bu­yurdular. Ben: Ey Allah'ın Rasûlü, sana indirilen âyetlerin hangisi en büyüktür? diye sordum; Kürsî âyetidir, buyurduktan sonra şöyle de­vam ettiler: Ey Ebu Zerr, kürsî ile birlikte yedi gök, çöle atılmış bir halka gibidir. Arş'ın kürsîye olan üstünlüğü; çölün, o halkaya olan üs­tünlüğü gibidir. Ben: Ey Allah'ın Rasûlü, peygamberler kaçtır? diye sordum. Yüz yirmi dört bindir, buyurdular. Ey Allah'ın Rasûlü, bunlar­dan kaçı rasûldür? Soruma üç yüz on üç kalabalık ve temiz bir topluluk, cevâbını verdiler.

Ben: İlkleri kim idi? diye sordum. Âdem, buyurdu­lar. O, hem nebî hem de rasûl müdür? diye sordum. Evet, Allah o’nu biz­zat yaratmış, o’na kendi ruhundan üfürmüş ve ilk önce onu mükemmel kılmıştır, buyurduktan sonra şöyle devam ettiler: Ey Ebu Zerr, dördü Süryânîdir: Âdem, Şît, Hanûh -ki bu, İdrîs olup kalem ile yazanların ilkidir- ve Nûh. Dördü de Arap’tandır: Hûd, Şuayb, Salih ve ey Ebu Zerr senin peygamberin. İsrâiloğullarından peygamberlerin ilki Mûsâ, so­nuncuları İsâ'dır. Rasûllerin ilki Âdem, sonuncuları ise Muhammed'dir. Ben: Ey Allah'ın Rasûlü, Allah kaç kitap indirmiştir? diye sordum. Yüz dört kitâb: Allah, Şît'e elli sayfa, Hanûh'a otuz sayfa, İbrahim'e on sayfa, Tevrat'tan önce Musa'ya on sayfa indirmiştir. İncil, Zebur ve Furkân.

Ben: Ey Allah'ın Rasûlü, İbrahim'in sayfaları ne idi? diye sordum. Şöyle buyurdular: Tamâmı şu idi: Ey güçlü, mağrur ve imtihan edilen kral; ben seni, kat kat dünya malı toplaman için göndermedim. Fakat ben seni mazlumun duasını benden çeviresin diye gönderdim. Kâfir bile olsa Ben, mazlumun duasını geri çevirmem. Onda şu misâl de vardı: Akıllıya gerekir ki; onun saatleri olsun. Rabbine yalvaracağı saat, nef­sini hesaba çekeceği saat, Allah'ın işleri üzerinde düşüneceği saat, yeme içme gibi ihtiyaçlarına tahsis edeceği saat. Akıllı kişinin şu üç şeyden başkasına meyletmemesi gerekir: Âhireti için azık hazırlama, hayatını düzeltme, ya da haram olmayan bir lezzet. Akıllı kişi zamanını iyi gör­meli, (zamanı hakkında basiret sahibi olmalı) işlerine yönelmeli, dilini korumalıdır. Sözünü, amelinden hesaplı tutan kişinin, kendini ilgilen­diren hususlar dışında sözü az olur.

Ben: Ey Allah'ın Rasûlü, Musa'nın sayfaları neydi? diye sordum. Bütünüyle ibretlerden ibaretti. Ölümü hakkı ile bilip de sonra sevinene, kaderi kesinlikle bilip sonra kendini yorana, dünyayı ve dünya ehliyle birlikte onun değişmesini görüp de sonra onda huzur bulana, hesaba çekilmeyi kesinlikle bilip sonra da amel işlemeyene şaşarım.

Ben: Ey Allah'ın Rasûlü, bizim ellerimizde İbrahim ve Musa'nın ellerinde olanlardan ve Allah'ın sana indirdiğinden herhangi bir şey var mı? diye sordum. Evet, ey Ebu Zerr, doğrusu, arınan ve Rabbinin adını anıp namaz kılan felah bulmuştur. Fakat siz, dünya hayatını tercîh ediyorsunuz. Halbuki âhiret, daha hayırlı ve daha bakîdir. Şüphesiz ki, bu ilk sahîfelerdedir. İbrahim'in ve Musa'nın sahîfelerinden (A'lâ, 14-19) âyetlerini oku, buyurdular.

Ben: Ey Allah'ın Rasûlü, bana tav­siye et, dedim. Sana Allah'tan korkmayı tavsiye ederim, zîrâ bu, senin işlerinin başıdır, buyurdular.

Ben: Ey Allah'ın Rasûlü, bana daha fazla (bilgi) ver, dedim. Kur'an okumaya ve Allah'ın zikrine sarıl; zira o, gökte senin için bir zikir, yeryüzünde senin için bir nurdur, buyurdular. Ben: Ey Allah'ın Rasûlü, bana arttır, dedim. Çok gülmekten sakın. Zîrâ o, kalbi öldürür ve yüzün nurunu giderir, buyurdular. Ben: Ey Allah'ın Rasûlü, bana arttır, dedim. Cihâda sarıl; zîrâ o, ümmetimin ruhbanlığıdır, buyurdular. Ben yine: Bana arttır, dedim. Hayır, dışında, susmalısın. Muhakkak ki, susmak şeytânı kovucu, dinî işlerinde sana yardımcıdır, buyurdular. Ben yine: Bana arttır, deyince; senden aşağı olana bak, senden yukarda (üstün) olana bakma. Sana yakışan Allah'ın senin üzerine olan nimetlerini küçümsememendir, buyurdular. Benim: Bana arttır, demem üzerine; fakirleri sev ve onlarla birlikte otur. Zîrâ sana yakışan, Allah'ın sana olan nimetlerini küçümsememendir, buyur­dular. Ben yine: Bana arttır, deyince: Senden çekinseler bile yakın­larınla irtibat kur. (Onlara git, gel) buyurdular. Ben yine; bana art­tır, dedim. Acı bile olsa, gerçeği söyle, buyurdular. Ben: Bana arttır, dedim. Allah konusunda ayıplayanların ayıplamasından korkma, buyur­dular. Ben yine: Bana arttır, dedim. İnsanlara kendi nefsinden bildi­ğin cevâbı ver (karşılığı ver). Sevdiğin hususlarda onlara kızma. Kendi nefsinden bilmediğin şeyleri, insanlardan bilmen ve sevdiğin hususlar­da onlara kızman, sana ayıp olarak yeter, buyurdular. Daha sonra eliyle göğsüme vurup: Ey Ebu Zerr, tedbîr gibi akıl, (kötülükten kendini) kaçınmak gibi takva ve güzel huy gibi soy-sop yoktur, buyurdular.”1

İbni Kesir (rh.a.)’in  nakletmiş olduğu bu  hadisin hükmü hakkında alimlerin  farklı görüşlerinin olduğunu  163 nolu sorunun cevabında ayrıntısı ile aktardığımızdan burada tekrar etmeye lüzum görmüyoruz.

 

İbn Kesir (rh.a.) Rasulullah (s.a.s.)’ın şemailine dair yazdığı eserinde Rasulullah (s.a.s.)’ın geçmiş  Rasullerin sahifelerinde müjdelendiğine dair bazı şeylere yer vermiştir. Onları da burada zikretmekte fayda vardır:

 

“Şa’ya’nın Suhufunda: Bu konuya uzunca olarak temas edilmiştir. Hatta orada İsrailoğulları kınanmaktadır. Şöyle buyrulmuştur:

“Ben size ve bütün milletlere öyle bir peygamber göndereceğim ki, O asla kaba, katı kalpli, çarşı pazarlarda gürültü çıkartan değildir! O’na güzel yüz ve iyi ahlak vereceğim. Sukûnet (ve vakar) onun libası, iyilik onu şiarı olacaktır. Yüreğinde takva, kafasında hikmet, tabiatında vefa, siretinde adalet, şeriatında hak (ve hakikat) olacaktır. Onun milleti hidayet üzere olacak. Dini İslam, Kitabı Kur’an, ismi de Ahmed olacaktır. Onunla insanlığı delaletten hidayete erdireceğim. İnsanlığı düştüğü perişanlıktan O’nunla kaldıracağım. İhtilafa düşüp darma dağınık olanları O’nunla bir araya getireceğim. Ayrı ayrı düşüncelerde olan kalpleri O’nunla telif edeceğim. Ümmetini, insanlığa çıkartılmış olan ümmetlerin en iyisi kılacağım. Kanları akıtılmayacak. İncilleri (Kitabları) göğüslerinde (ezberlerinde) olacak. Onlar geceleri kaim olacaklar, gündüzleri de (harp alanlarında) birer arslan kesilecekler.”

 

(............................)

 

Hızkîl’i suhufundan:

 

“Şüphesiz kulum seçtiğimdir. O’na vahiy inzal edeceğim. Milletlere adaletimi izhar edecek. Onu kendi nefsim için seçip ihtiyar ettim. Onu bütün milletlere sadık hükümlerle gönderdim.”

 

(...........................)

 

Ermiya’nın suhufunda:

 

“Güneyden zuhr eden bir yıldız! Şuaları yıldırımlardır. İşleri mucizelerdir. Ona bütün dağlar dümdüz olmuştur.” Bunula murat, şüphesiz Muhammed aleyhisselamdır.”2

 

İbni Kesir(rh.a.) bu Rasullerin sayfalarından pasajlar aktardıktan sonra şunları söylemiştir:

 

“Bu nasların çoğunu âlimleri ve ahbarları bilirler. Bununla beraber onlar maalesef bu gerçekleri gizlerler, kimseye söylemek istemezler.”3

 

Elimizde bulunan kaynaklarda sahifelerde olan şeyler ve içindekiler hakkındaki bilgimiz bunlardır.

 

Dipnot

1- İbn-i Kesir Hadislerle Kur’an-ı Kerim Tefsiri (5/2039-41), Çev: Bedrettin Çetiner & Bekir Karlığa Çağrı Yay

2- İbn-i kesir Peygamberimizin Şemaili Mucizeleri (Sh/357-359) Çev: Naim Erdoğan Çelik Yay

3- A.g.e. Sh/360.

 

 

 

 

Yazar:
Seyfulislam ÇAPANOĞLU
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul