18 Kasım 2017 - Cumartesi

Şu anda buradasınız: / KAYBOLAN VE KİMSESİZ ÇOCUKLAR

KAYBOLAN VE KİMSESİZ ÇOCUKLAR

                                

                                                                                                                    

 

 

Kaybolan Çocuklar

 

Günümüzün önemli sorunlarından biri de, kuşkusuz “kayıp çocuklar” olgusudur. Türkiye’de son yıllarda kayıp çocuk vakalarının giderek artış göstermesi, toplumsal bir tedirginliğe sebep olmuştur. Her aileyi tedirgin eden bu sorun nedeniyle de önemli ve acilen çözülmesi gereken bir konu haline gelmiştir. “Kayıp Çocuk” tanımında “ailesinin bilgisi dışında herhangi bir nedenle evden uzaklaşmış, kaçmış, kaçırılmış ve bu nedenlerle hayatı tehlike altında olan, kendisinden haber alınamayan 0-18 yaş grubu çocuk” kastedilmektedir. Uzmanların tespitine göre, kayıp çocuklar üç bölüme ayrılmıştır:

 

1-       Kendi rızası ile kaçanlar.

 

2-       Rızası dışında kaçırılanlar.

 

3-       İstemeden de olsa yoksulluk gibi nedenlerle kaçan çocuklar.

 

Kaçan çocukların özenti, ebeveyn boşanması, kentleşememe gibi alt başlıklarına değinilmiş, kaçırılanların ise genelde çocuk ticareti, dilencilik ve cinsel sömürü gibi nedenleri üzerinde durulmuştur. Bununla birlikte hastalık, uyuşturucu, şiddet ve cinsel istismar gibi problemlerin kayıp çocukları bekleyen sorunlar olduğu tespiti yapılmıştır.

 

Çocuk kayıplarının nedenleri üzerinde araştırma yapan araştırmalar çocukların kaybolmasına neden olan pek çok unsurun olabileceğini belirtmektedir. Bu unsurlar bireysel, ailevi ve toplumsal sebeplerden kaynaklanabilmektedir. Genellemek istendiğinde ise çocuk kayıplarının nedenlerini ekonomik, sosyo-kültürel, siyasi-ideolojik nedenlerle veya evlenme vaadiyle, fuhuş amacıyla, organ ticareti maksadıyla, uyuşturucu işinde kullanmak için, terör örgütlerince, evlât edinmek ve dilendirmek gibi etkenlerin zorlamasıyla da çocukların kaçırıldığı iddia edilmektedir. Evden kaçan çocuklara baktığımızda yoksulluk, evlenme vaadiyle, aile içi geçimsizlik, aile içi şiddet, sevgisizlik, ilgisizlik, şöhret ve macera arzusu, uyuşturucu madde alışkanlıkları yüzünden, üvey anne-üvey baba, bazen okuldaki başarısızlık, bazen uyumsuzluk çocuğun evini terk etmesine, kaçmasına ve meçhule doğru yol almasına sebep oluyor ve maalesef, bu çocuklar kurban oluyor. Eğer aile kayıp olduğunu ihbar etmişse bu çocuklar aranıp bulunacaklar listesine dâhil ediliyor.

 

Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre, 27 Ocak 2010 tarihi itibariyle Türkiye’de 1657 çocuk kayıp. Kayıp çocukların 1462'si 13-18, 195'i ise 0-12 yaşlarında. Bunların 1095'ini kızlar, 562'sini ise erkekler oluşturuyor. 13-18 yaş arasındaki kız çocuklarının daha çok gönül ilişkisi ve iyi bir hayat sürmek adına kaçtığı tahmin ediliyor. Kayıp başvurularının 700’ü ise Çocuk Esirgeme Kurumu yurtlarında kalan ve izinsiz ayrılıp dönmeyen çocuklar olduğu bildirilmiş.1Aile içinde izlenen TV programları (magazin, bazı diziler, polisiye, mafya filmleri) yoğun şekilde takip edildiğinde çocukların bu konulara özenti duymaları neticesi evlerinden kaçtıklarına şahit olunuyor. Olumsuz TV programları, evde, özellikle çocukların yanında izlenmemelidir. Günümüzde bilgiye ulaşmamızı kolaylaştıracak en önemli araçlardan biri olan internetin bilinçsiz kullanımı çocuğun evden kaçma sebepleri arasında sayılmaktadır. İnternetin bilinçsiz kullanımının, özellikle çocuk ve gençler üzerinde zararlı etkilerinin olduğu ve fiziksel, sosyal ve psikolojik sorunlara yol açtığı bilinmektedir.

 

a)       Aile Ne Yapmalı?

 

Anne ve baba evi çocuk için yaşamaya cazip bir hale getirmelidir. Sürekli aşağılandığı, eleştirildiği güven duyamadığı, ilgi ve sevgi bulamadığı bir evden çocuk kaçmanın yollarını arar. Eğer koşullar tam tersine çevrilebilirse, çocuğa daha fazla ilgi, sevgi verilir, daha az eleştirilirse, ev çocuk için daha yaşanılır bir yer haline gelir.

 

Peki, bu durumda ebeveyn ne yapmalı?

 

- İyi arkadaş edinmesi için tavsiyelerde bulunmalı

 

- İnançlı ve güzel ahlâklı yetişmesine özen göstermeli

 

- Çocuğuna güzel örnek olmalı

 

b) Aile Şunları Yapmamalı

 

- Çocuğunuzla kavga etmeyin

- Eksiklerini yüzüne vurmayın

- Asla şiddet uygulamayın

- Kardeşler arasında kıyaslama yapmayın

- Güvensizlik duygusu yaşatmayın

- Zorla bir yere götürmeyin

 

- Başına ne gelirse size koşabileceği bir ortam hazırlayın

- Aşağılamayın

- Kendi fikir, ideoloji ve inançlarınızı zorla kabul ettirmeyin

- Az da olsa parasız bırakmayın

- Kimseye muhtaç etmeyin

 

 -Çocuğunuza kötü örnek olmayın

  

Kimsesiz Çocuklar/Sokak Çocukları

 

Ülkemizde son yıllarda, sayıları hızla artan “sokağın çocukları” evinden atılan, kaçan, ailesi olmayan veya ailesi tarafından bütünü ile başıboş bırakılan çocuklardan oluşmaktadır. Sokağa itilen çocuk başlangıçta aile bütçesine destek sağlamak gibi masum gerekçelerle işe başlamakta, ancak zamanla çeşitli suç ve kötü alışkanlıkların pençesine yakalanmakta veya kişisel gelişimini zedeleyecek süreçlerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu koşullarda ‘sokakta yaşayan çocuklar’, ‘sokakta çalışan çocuklar’, ‘bağımlı çocuklar’ gibi tanımlamaların ötesinde, çocuğun gününü başıboş sokakta geçirmesi gibi yaygın bir olgu ile karşılaşılmaktadır. Çocukların ve gençlerin zihinsel, ruhsal ve bedensel gelişiminin güvence altına alınması Anayasa’da belirtildiği gibi önemli bir kamusal yükümlülüktür.  Ancak bu yükümlülüğün aile ve toplumdan bağımsız ele alınması, daha doğrusu çözüm bulunması mümkün değildir. TBMM Sokak Çocukları Araştırma Komisyonunun, 17 Ekim 2010 tarihinde Türkiye genelinde yaptıkları çalışmaya göre, sokaklarda yaşayan çocuk sayısı 1641… Türkiye’de 16577 çocuk sokaklarda çalışıyor. Rapora göre, Türkiye’de uyuşturucu kullanan çocuk sayısı 2550… Sokakta çalışan/çalıştırılan çocuklarla "sokağın çocukları" arasında çok ince bir çizgi vardır ve sokağın acımasız zor koşullarında çalışan çocuklar, hızla "sokağın çocukları" olabilmektedir. Sokaktaki çocukların mendil, simit, yara bandı, su, kalem satma gibi işleri yaptıkları görülmektedir. Sokak çocuklarının %7-%8’i kız çocuklarından oluşmaktadır. Bu çocuklar, sokakların ağır şartlarında hayatlarını devam ettirebilmek için büyük mücadele vermektedirler... Sokak çocukları kavramı, çocukların aileleriyle olan ilişkilerinin düzeyine göre üç kategoride tanımlanmaktadır:

 

1-  Aileleriyle sürekli ilişkisi olan çocuklar “sokakta çalışan çocuklar”. Günlerini sokakta çalışarak geçirseler de ailelerinin koruması ve denetimi altındaki çocuklardır.

 

2-  Aileleriyle zaman zaman ilişki kuran “sokaktaki çocuklar.” Bu çocukların, aile bağları zayıflasa da tümüyle kopmamıştır. Kendilerini halen ana-baba, kardeşleriyle özdeşleştirmektedirler. Gününü sokakta bir şeyler satarak ya da dolaşarak geçiren çoğu zaman geceleri evlerinde geçiren çocuklardır.

 

3- Aileleriyle hiç ilişkisi olmayan “sokaktaki çocuklar.” Genelde toplumun en yoksul kesiminin ve parçalanmış ailelerin çocuklarıdır. Ailelerinden ya zorla ya da kendi istekleriyle ayrılan bu çocuklar günün 24 saatini sokakta geçiren “sokağın çocukları”’dır. Sokakta çalışan/çalıştırılan çocuklarla “sokağın çocukları” arasında çok ince bir çizgi vardır. Sokağın acımasız zor koşullarında çalışan çocuklar, hızla “sokağın çocukları” olabilmektedir.

 

a) Çocuğu Sokağa İten Nedenler

 

 - Göç ve buna bağlı çeşitli uyum sorunları

 

- Yoksulluk

 

- İşsizlik

 

- Ekonomik yoksunluk

 

- Çocuğun sokakta çalışıp, para kazanmasına teşvik edici kültürel değerler

 

- Arkadaş grupları

 

- Ailenin çocuğu ihmal ve/veya istismar etmesi

 

- Ailede geçimsizlik ve çocuğun eğitimsizliği

 

- Ailenin parçalanması

 

- Çarpık kentleşme

 

- Sokağın çekiciliği ve özgürlüğü

 

- Medyanın olumsuz yayınları

 

- Denetimsiz oyun salonlarının çekiciliği

 

- Ailenin olumsuz tutum ve davranışları

 

- Yetişkinlerin acıma duygularıyla çocuklara sokakta rastgele para ve eşya verme gibi olumsuz tutum ve davranışları

 

b) Sokakta Çalışan ve Sokakta Yaşayan Çocukları Bekleyen Tehlikeler

 

- İhmal ve istismara uğrama

 

- Çocukların bağımlılığa yol açan maddeleri kullanması (bali, tiner, sigara vb.)

 

- Zihinsel ve fiziksel gelişiminde gerileme

 

- Şiddete maruz kalma (dayak, yaralama, ölüm vb.)

 

- Suça yöneltme (hırsızlık, gasp vb.)

 

- Psikolojik sorunlar

 

- Kazalara maruz kalma

 

- Eğitim ve sağlık sorunları

 

- Cinsel taciz ve tecavüze maruz kalma

 

Sokakta çalışan çocukların bulundukları mekânlar, gündüzleri insanların yoğun olduğu cadde, çarşı ve parklar, geceleri ise bar, cafe-restaurant, otogar gibi sabaha kadar açık olan yerlerdir. Sokakta yaşayan çocukların % 47’sinin 16-18 yaş arasında, %40’ının ise 13-15 yaş arasında olduğu tespit edilmiştir. Çocukların sokakta yaşama nedenlerine bakıldığında, ilk sırada %24 ile aile parçalanması yer almaktadır. Bunu %19 ile aile içi şiddet, %15 ile ailesi tarafından zorla çalıştırılma ve %13 ile aileyi istememe nedenleri izlemektedir2. Sokak çocukları, kanayan bir yaramızdır. Ekonomik, sosyal, politik ya da teknolojik gelişmelerin; savaşların veya göçlerin gerek toplum, gerekse bireyler üzerinde bıraktığı etkiler dolaylı ya da dolaysız bir şekilde toplumların geleceği olan çocuklara yansımaktadır. "Güç koşullar altında yaşayan çocuklar", toplumların gelişim sürecinde yaşadıkları çarpıklıkların sonucu olarak ortaya çıkmış ve yeni sorunların nedeni olmuşlardır. Güç koşullar altında yaşayan çocuklar kategorisi içerisinde, giderek artan sayıları ve toplum içinde kolayca görülebilmeleri nedeniyle dikkatleri çeken "sokak çocukları" tüm dünyada çözüm aranan bir sorun halini almıştır. 

 

  Dipnot

1-http://www.sabah.com.tr/Yasam/2011/08/16/1700-kayip-cocuga-yeni-yuz-cizilecek

     

2-Sadık Güneş-A. Rasim Kalaycı, Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Sokakta Yaşayan/Çalışan Çocuklar Tespitler ve  Çözüm Önerileri, s. 28- 40

Yazar:
Süleyman GÜLEK
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul