20 Ocak 2018 - Cumartesi

Şu anda buradasınız: / YARAMAZ, HİPERAKTİF VE ZEKİ ÇOCUKLAR

YARAMAZ, HİPERAKTİF VE ZEKİ ÇOCUKLAR

                                                

 

                                                                                                           

                                                                                           

 

Yaramazlık yapan çocuklar

 

Yaramazlık olarak adlandırılan, yerinde duramama, şımarıklık, huysuzluk ve kurallara karşı gelme davranışları, gelişimin doğal bir görüntüsü olabildiği gibi, doğuştan gelen fizyolojik bir bozukluk sonucu ya da anne ve babanın yanlış eğitimi sonucu oluşabilir.1

 

1- Çocuklar Mutlaka Yaramaz mı Olur?

 

Çocukların yaramazlık yapması doğal bir durumdur. Dünyayı tanıma çabasındaki çocuk hata da yapabilir, yaramazlık da. Çocuğun aşırı derecede yaramazlık yapması durumunda; anne ve babalar ani tepkiler verip çocuğu cezalandırmadan önce yaramazlığın neden kaynaklandığını araştırmalı ve soğukkanlı çözümler bulmaya çalışmalıdırlar.

 

2- Yaramaz Çocuğa Yaklaşım Nasıl Olmalı?

 

Çocuğun yiyip içmek kadar büyük ihtiyaçlarından birisi, önemsenmek ve ilgi görmektir. Çocuk eğitiminde en çok yapılan hatalardan birisi, annenin kendisini ev işlerine kaptırmasıdır. Anne; çocuğu yedirir, içirir, giydirir ve bunları yapmakla görevini yerine getirdiğini düşünür. Oysaki kendisine değer verilmesine ve önemsenmeye ihtiyaç duyan çocuk, bu davranışı annenin düşündüğünden çok daha farklı algılar. Anne sevgisini ifade edemediği için, çocuk annenin ilgisini çekmek amacıyla birtakım arayışlara girer. Yaramazlık yapan çocuk, annesinin kendisiyle -negatif bir ilgi de olsa- ilgilendiğini görünce anneyle iletişim kurmanın yolunun bu olduğunu düşünür. 'Ağladığım zaman annem benimle ilgileniyor, o zaman annemi çağırmak istediğimde ağlamam lazım' diye düşünen çocuk huysuzluk eder ve yaramazlık yapar. Ama onun asıl niyeti annesinin ilgisini çekmektir.

 

3- Yaramaz Olan Çocuk Psikoloğa Götürülmeli mi?

 

Evde disiplin gereklidir, ancak ceza odaklı bir anlayışla ve korkuyla büyüyen çocuk, kuralların nedenleri ve haklılığı üzerine düşünemez. Çocuğun, yaptıklarının basit bir yaramazlık mı, yoksa fizyolojik nedenli mi olduğu belirlenmeli. Böyle bir durum varsa uzmanlarla birlikte sorun çözülebilir. Çocuklarının yaramazlığından şikâyet eden anne ve babalar, öncelikle bunun kendi eğitim hatalarından kaynaklanıyor olup olmadığını sorgulamalı. Işığın olduğu yerde karanlık kendiliğinden gider. Biz doğru ve güzel şeyleri yaparsak, kötülükler kendiliğinden gider.2 Çocuğun yanlışlarını düzeltmeye uğraşmak yerine, önceden çocuğa iyi ve güzel huyları, davranışları kazandırırsak; kötülükler kendiliğinden yok olur.

 

Hiperaktif Çocuklar

 

Hiperaktif çocuk, aşırı hareketli ve dikkati dağınık çocuktur. Ancak bunu normal ölçülerde hareketli ve afacan çocukla karıştırmamak gerekir. Çoğu anne-babanın bu iki durumu karıştırarak endişeye kapıldığı görülmektedir.  Hiperaktif çocuk çok hareketlidir. Ancak hareketlerinde belli bir hedefe yönelik devamlılık bulunmaz. Dikkati aşırı derecede dağınıktır. Mesela, eline bir oyuncak verildiğinde kısa süre onunla oynar ve fırlatır atar. Hemen pencerelere tırmanır, perdelere asılır. Duvarları kalemle çizer. Kısa sürede bıkarak oyuncaklarını kırar, pencereden veya balkondan atar. Bu arada gözü etraftadır. Yaptığı işe pek bakmaz. Arada anlamsız sözler, tekrarlar da yapabilir. Dikkatini uzun süre belli bir yerde, olayda toplayamaz. Her hareketli çocuk hiperaktif midir? Çocuklar genel olarak canlı, hareketli ve hayat doludurlar. Hep oynar, hareket eder, koşar ve zıplarlar. Devamlı bir şeyler yaparlar veya yapmak isterler. Yorulmak nedir bilmezler. Yani çocuğun hareketli olması aslında normaldir, sağlıklı geliştiğinin işaretidir. Özellikle kutu şeklinde apartman dairelerinde yaşayan, oyun sahası, park yeri ve bahçesi bulunmayan evlerde yetişen çocukların hareketliliği daha belirgindir. Çünkü bütün enerjilerini evde harcarlar ve annesinin “dur!”, “otur!”, “koşma!”, “gürültü yapma!” gibi ikazlarıyla karşılaşırlar.

 

1- Hiperaktif Çocuğun Özellikleri

 

- Davranışlarında aşırı motor aktivite, ataklık, dikkatin kolay dağılabilir olması hali gözlenir.

 

- Gelişim olarak aşırı ve uygunsuz davranışlar gösterir.

 

- Zaman içinde kalıcı olan ve hayatın güçlükleriyle ilişkili olmayan davranışları vardır.3 Hiperaktif çocuklar söz dinlemezler, çok konuşurlar. Anne-babalar ve öğretmenler hiperaktif çocuklarla baş edemezler. Yaramaz olarak bilinen bu çocuklar sürekli dışlanır. Ve eleştirililrler, eleştirildikçe de daha çok yaramazlık yaparlar.4 

 

2. Neler Yapılabilir?

 

*Çocuğun olumsuz davranışları karşısında hemen sinirlenmeyin. Ona dayak atmak gibi fiziksel şiddetten uzak durun.

 

* Çocuğunuzun çok hareketli ve sağa-sola zarar verecek hale geldiği durumlarda onun dikkatini farklı yönlere çekmeye çalışın. Böylece kendine ve başkalarına zarar vermesini önlemiş olursunz.

 

* Çocuğunuzun sık sık enerjisini boşaltacak geniş oyun alanlarına götürün. Sportif faaliyetlere yönlendirin.

 

* Çocukların oynamasına, hareket etmesine izin verin.

 

* Hiper aktif çocukların davranışlarını kontrol edebilmek için tıbbî yardıma ihtiyaç duyulabilir. Tıbbî yardım sonucu tedavi edilen çocukların normale döndüğü ve hareketlerindeki saldırgan davranışların azaldığı, iyileşmeyle beraber çocukta özsaygının arttığı, sosyal ve eğitimsel becerilerin geliştiği görülmüştür..5

 

* Çocuğumuzun davranışlarını kısıtlamayalım. Onlara daha çok vakit ayıralım.     

                      

 

Zeki Çocuklar

 

Zekâ; yeni ve şaşırtıcı durumlarda çevreye uyum sağlayabilme ve problem çözme gücüdür..6 İnsanın zekâsı ortaya koyduğu işlerle değerlendirilir. Mesela 3 yaşındaki bir çocuğun üçgen, dörtgen gibi şekilleri eleştirebilmesi bir zekâ ürünüdür.7 Zekânın zihin yardımıyla yeni sorunları çözebilme, çevreye uyum, olay ve olgular arasında neden sonuç ilişkisi kurabilme gibi boyutları da vardır.8 Bazı insanlar el becerilerinde, bazıları soyut meselelerde daha başarılıdırlar. Bazıları da sözlü-yazılı anlatımda, sözcük ve kavramları tanıma ve bunları iyi kullanabilme gibi durumlarda başarılıdır. Bütün bu alanlar zekâ ile ilgilidir. Ancak aynı zekâ seviyesinde olan insanların bu hususlarda başarı derecelerinin farklı olması aile, çevre ve içinde bulunulan şartlara bağlıdır.

 

Zihin eğitimi insandaki bilme, bilgiyi yorumlama ve değerlendirme eğitimidir. İnsan; görme, işitme, dokunma gibi duyular yoluyla aldığı bilgileri zihninde değerlendirir, birbiri ile ilişkilendirir, onlardan sonuçlar çıkarır ve kendine özgü kanaatlere ulaşır. “Zihnin gelişmesi, zekâ gelişimidir. Zekâyı geliştirmek demek zihni geliştirmek demektir.”9 Çocuklarınızı zihin eğitimi ile gerek okul hayatında gerekse iş hayatında daha yüksek konumlara getirebilrsiniz. Zihin eğitimi ile çocuğunuzun iletişimini geliştirir, kültür seviyesini artırırsınız. Ayrıca anlama, algılama, yorumlama, değerlendirme ve sentez yapabilme, gördüğünü, işittiğini unutmama özelliklerini de kazandırabilirsiniz. Bütün bu alanlarda çocuklarınızın diğer çocuklardan ayrılmasını istiyorsanız, zihin eğitiminin bir zorunluluk olduğunu kabullenmeli ve onlara gerekli eğitimi vermelisiniz.

 

Çocuğunuz normal zekâ düzeyinde değil, daha yavaş öğrenebilecek bir düzeyde dahi olsa, onun kendi yetenek sınırları içerisinde ilerleyebilmesini, başarılı olmasını sağlayabilirsiniz.10 Eleştirmeden, ayıplamadan, sevgiyle kuşatarak ve zihin eğitimi ilkelerine uyarak yetiştirirseniz, onlar da başarılı olacaklardır. Anne ve babalar normalden daha zeki çocuğa ellerindeki imkânları kullanarak yapabildiği uygun faaliyetleri yaptırmaları, yeterince vakit ayırmaları, ince ve kaba motor becerileri artırmak açısından uygulama yapmaları gerekir. 11

 

Ayrıca çocuk için uygun arkadaş ortamı hazırlamaları, onun hayat aşamalarını dolu dolu yaşamasını sağlamaları, çocuğun kabiliyetleri ve kapasitesi ölçüsünde ona görevler vermeleri, onun psiko-sosyal stres faktörlerinden korunmasını sağlamaları, ona çok farklı ve sıra dışı olarak davranmamaları, zamanı geldiğinde uygun bir okula göndermeleri ve öğretmenleri ile sıkı bir diyalog içerisinde olmaları, çocuk konusunda yönlendirme ve uygun ortam hazırlama konusunda zorlandıklarını hissettikleri zaman bir uzmana başvurmaları tavsiye edilmektedir.

 

                                 

Dipnot

1. Prof. Dr. Haluk Yavuzer, Ana-Baba ve Çocuk, Remzi Kiştapevi, İst. 1995, s. 95

2. Prof. Dr. Nevzat Tarthan Makul Çözüm, Timaş Yay., İst. 2008, s. 90-95

3. Prof. Dr. Sefa Saygılı, Davranış Bozuklukları, s. 169-171

4. Nevzat Tarhan, a.g.e., s. 93

5. Ercan Nar, Beni Anllayın, Babıali Kültür Yay., İst. 2006, s. 89-91

6. Ziya Selçuk, Gelişim ve Öğrenme, Nobel Yay., İst. 2004, s.73

7. Cavit Binbşıoğlu, Eğitim Psikolojisi, Ank. 1992, s. 85

8. Cavit Binbşıoğlu, a.g.e., s. 86

9. Cavit Binbşıoğlu, a.g.e., s. 132

10. Süleyman Karacelil, Çocuğum Nasıl Daha Zeki  Olur?, Nesil Yay., İst. 2011, s. 13-17

11. Hasan Aydınlı, Çocuk Eğitiminde Sık Sorulan Sorular. ve Cevapları,  Zambak Yay., İst. 2004, s.  255

� �d����arlanmaktır.

 

 

Rabia Meydanı Katliamının Yüzüncü Gününde

 

Mısır'da asıl kimlerin yargılanması, mahkûm edilmesi ve cezalandırılması gerektiğini Rabia Meydanı katliamı bize bütün açıklığıyla söylüyor. İnsanlar bu korkunç saldırıda sırf cuntayı reddetmeleri ve halkın özgür iradesine saygı duyulmasını istemeleri sebebiyle saldırıya maruz kaldılar. Birçoğu kadın ve çocuklardan oluşan binlerce insan öldürüldü. Bu insanlardan bazıları da namaz esnasında öldürülmüştü.

 

Rabia Meydanı katliamı ülkede siyasi iktidarı gayrimeşru yollardan, baltacı çetelerinden yararlanarak ve şiddete başvurarak gasp eden cunta gücünün aslında bir işgal gücünden farkı olmadığını belgeliyordu. Çünkü Müslüman bir toplumun yaşadığı ülkede insanları namaz esnasında ve üstelik keskin nişancılar vasıtasıyla hedef alarak katleden asker ancak işgal askeri ya da işgal askerinin yerli paralı gücü olabilir. Mısır'daki Sisi cuntasının hizmetindeki silahlı saldırganlar da bu nitelikte vatan hainlerinden başkaları değildir.

 

Geçtiğimiz ay Rabia Meydanı katliamının yüzüncü günü münasebetiyle ülke genelinde büyük çapta gösteriler ve eylemler düzenlendi. Üstelik bu kez eylemlerde ve gösterilerde camilerin yanı sıra üniversitelerin de önemli birer merkez rolü oynadığı görüldü.

 

Kitlesel eylemlerde camilerin yanı sıra üniversitelerin de etkin rol oynaması cuntanın ülkede kontrolü sağlamasının ve Hüsni Mübarek diktasını geri getirmesinin kolay olmayacağının, ülke halkının, gençliğinin ve cami cemaatinin böyle bir diktanın dönüşüne razı olmamakta, karşı durmakta ısrarlı olacağının delilidir.

 

Rabia Meydanı katliamının yüzüncü gününde sadece üniversitelerde değil başkent Kahire başta olmak üzere ülkenin tüm ileri gelen şehirlerinde milyonluk gösteriler adıyla ve "Hepimiz Rabiayız" sloganıyla etkin gösteriler düzenlendi.

 

Katliamın yüzüncü günü etkinlikleri sadece Mısır sınırları içinde de kalmayıp Mısır dışında da birçok yerde askerî cuntayı ve onun katliamlarını red, halkın direnişine destek amaçlı çeşitli gösteriler, eylemler, etkinlikler düzenlendi. Türkiye'de de bu amaçla muhtelif şehirlerde eylemler ve etkinlikler düzenlendi. Hatta Mısır cuntası bu yüzden Türkiye'yle köprüleri atarak diplomatik ilişkileri alt düzeye indirdi.

 

Aslında bütün bu eylemler ve dayanışma amaçlı etkinlikler artık emperyalizmin çizdiği sınırların, ördüğü duvarların aşıldığını, ümmet bütünlüğüne doğru giden yolda önemli ilerlemeler kaydedildiğini gösteriyor.

 

Bu ilerleme de İslâm âlemindeki dönüşüm sürecinin işaretlerini taşıyor ve yenilmez oldukları sanılan küresel güçler, Allah'ın izniyle bu değişim ve dönüşümün önüne geçemeyeceklerdir.

 

 

                                                                                                           

                                                                                                   Süleyman Gülek

 

 

Yaramazlık yapan çocuklar

 

Yaramazlık olarak adlandırılan, yerinde duramama, şımarıklık, huysuzluk ve kurallara karşı gelme davranışları, gelişimin doğal bir görüntüsü olabildiği gibi, doğuştan gelen fizyolojik bir bozukluk sonucu ya da anne ve babanın yanlış eğitimi sonucu oluşabilir.1

 

1- Çocuklar Mutlaka Yaramaz mı Olur?

 

Çocukların yaramazlık yapması doğal bir durumdur. Dünyayı tanıma çabasındaki çocuk hata da yapabilir, yaramazlık da. Çocuğun aşırı derecede yaramazlık yapması durumunda; anne ve babalar ani tepkiler verip çocuğu cezalandırmadan önce yaramazlığın neden kaynaklandığını araştırmalı ve soğukkanlı çözümler bulmaya çalışmalıdırlar.

 

2- Yaramaz Çocuğa Yaklaşım Nasıl Olmalı?

 

Çocuğun yiyip içmek kadar büyük ihtiyaçlarından birisi, önemsenmek ve ilgi görmektir. Çocuk eğitiminde en çok yapılan hatalardan birisi, annenin kendisini ev işlerine kaptırmasıdır. Anne; çocuğu yedirir, içirir, giydirir ve bunları yapmakla görevini yerine getirdiğini düşünür. Oysaki kendisine değer verilmesine ve önemsenmeye ihtiyaç duyan çocuk, bu davranışı annenin düşündüğünden çok daha farklı algılar. Anne sevgisini ifade edemediği için, çocuk annenin ilgisini çekmek amacıyla birtakım arayışlara girer. Yaramazlık yapan çocuk, annesinin kendisiyle -negatif bir ilgi de olsa- ilgilendiğini görünce anneyle iletişim kurmanın yolunun bu olduğunu düşünür. 'Ağladığım zaman annem benimle ilgileniyor, o zaman annemi çağırmak istediğimde ağlamam lazım' diye düşünen çocuk huysuzluk eder ve yaramazlık yapar. Ama onun asıl niyeti annesinin ilgisini çekmektir.

 

3- Yaramaz Olan Çocuk Psikoloğa Götürülmeli mi?

 

Evde disiplin gereklidir, ancak ceza odaklı bir anlayışla ve korkuyla büyüyen çocuk, kuralların nedenleri ve haklılığı üzerine düşünemez. Çocuğun, yaptıklarının basit bir yaramazlık mı, yoksa fizyolojik nedenli mi olduğu belirlenmeli. Böyle bir durum varsa uzmanlarla birlikte sorun çözülebilir. Çocuklarının yaramazlığından şikâyet eden anne ve babalar, öncelikle bunun kendi eğitim hatalarından kaynaklanıyor olup olmadığını sorgulamalı. Işığın olduğu yerde karanlık kendiliğinden gider. Biz doğru ve güzel şeyleri yaparsak, kötülükler kendiliğinden gider.2 Çocuğun yanlışlarını düzeltmeye uğraşmak yerine, önceden çocuğa iyi ve güzel huyları, davranışları kazandırırsak; kötülükler kendiliğinden yok olur.

 

Hiperaktif Çocuklar

 

Hiperaktif çocuk, aşırı hareketli ve dikkati dağınık çocuktur. Ancak bunu normal ölçülerde hareketli ve afacan çocukla karıştırmamak gerekir. Çoğu anne-babanın bu iki durumu karıştırarak endişeye kapıldığı görülmektedir.  Hiperaktif çocuk çok hareketlidir. Ancak hareketlerinde belli bir hedefe yönelik devamlılık bulunmaz. Dikkati aşırı derecede dağınıktır. Mesela, eline bir oyuncak verildiğinde kısa süre onunla oynar ve fırlatır atar. Hemen pencerelere tırmanır, perdelere asılır. Duvarları kalemle çizer. Kısa sürede bıkarak oyuncaklarını kırar, pencereden veya balkondan atar. Bu arada gözü etraftadır. Yaptığı işe pek bakmaz. Arada anlamsız sözler, tekrarlar da yapabilir. Dikkatini uzun süre belli bir yerde, olayda toplayamaz. Her hareketli çocuk hiperaktif midir? Çocuklar genel olarak canlı, hareketli ve hayat doludurlar. Hep oynar, hareket eder, koşar ve zıplarlar. Devamlı bir şeyler yaparlar veya yapmak isterler. Yorulmak nedir bilmezler. Yani çocuğun hareketli olması aslında normaldir, sağlıklı geliştiğinin işaretidir. Özellikle kutu şeklinde apartman dairelerinde yaşayan, oyun sahası, park yeri ve bahçesi bulunmayan evlerde yetişen çocukların hareketliliği daha belirgindir. Çünkü bütün enerjilerini evde harcarlar ve annesinin “dur!”, “otur!”, “koşma!”, “gürültü yapma!” gibi ikazlarıyla karşılaşırlar.

 

1- Hiperaktif Çocuğun Özellikleri

 

- Davranışlarında aşırı motor aktivite, ataklık, dikkatin kolay dağılabilir olması hali gözlenir.

 

- Gelişim olarak aşırı ve uygunsuz davranışlar gösterir.

 

- Zaman içinde kalıcı olan ve hayatın güçlükleriyle ilişkili olmayan davranışları vardır.3 Hiperaktif çocuklar söz dinlemezler, çok konuşurlar. Anne-babalar ve öğretmenler hiperaktif çocuklarla baş edemezler. Yaramaz olarak bilinen bu çocuklar sürekli dışlanır. Ve eleştirililrler, eleştirildikçe de daha çok yaramazlık yaparlar.4 

 

2. Neler Yapılabilir?

 

*Çocuğun olumsuz davranışları karşısında hemen sinirlenmeyin. Ona dayak atmak gibi fiziksel şiddetten uzak durun.

 

* Çocuğunuzun çok hareketli ve sağa-sola zarar verecek hale geldiği durumlarda onun dikkatini farklı yönlere çekmeye çalışın. Böylece kendine ve başkalarına zarar vermesini önlemiş olursunz.

 

* Çocuğunuzun sık sık enerjisini boşaltacak geniş oyun alanlarına götürün. Sportif faaliyetlere yönlendirin.

 

* Çocukların oynamasına, hareket etmesine izin verin.

 

* Hiper aktif çocukların davranışlarını kontrol edebilmek için tıbbî yardıma ihtiyaç duyulabilir. Tıbbî yardım sonucu tedavi edilen çocukların normale döndüğü ve hareketlerindeki saldırgan davranışların azaldığı, iyileşmeyle beraber çocukta özsaygının arttığı, sosyal ve eğitimsel becerilerin geliştiği görülmüştür..5

 

* Çocuğumuzun davranışlarını kısıtlamayalım. Onlara daha çok vakit ayıralım.     

                      

 

Zeki Çocuklar

 

Zekâ; yeni ve şaşırtıcı durumlarda çevreye uyum sağlayabilme ve problem çözme gücüdür..6 İnsanın zekâsı ortaya koyduğu işlerle değerlendirilir. Mesela 3 yaşındaki bir çocuğun üçgen, dörtgen gibi şekilleri eleştirebilmesi bir zekâ ürünüdür.7 Zekânın zihin yardımıyla yeni sorunları çözebilme, çevreye uyum, olay ve olgular arasında neden sonuç ilişkisi kurabilme gibi boyutları da vardır.8 Bazı insanlar el becerilerinde, bazıları soyut meselelerde daha başarılıdırlar. Bazıları da sözlü-yazılı anlatımda, sözcük ve kavramları tanıma ve bunları iyi kullanabilme gibi durumlarda başarılıdır. Bütün bu alanlar zekâ ile ilgilidir. Ancak aynı zekâ seviyesinde olan insanların bu hususlarda başarı derecelerinin farklı olması aile, çevre ve içinde bulunulan şartlara bağlıdır.

 

Zihin eğitimi insandaki bilme, bilgiyi yorumlama ve değerlendirme eğitimidir. İnsan; görme, işitme, dokunma gibi duyular yoluyla aldığı bilgileri zihninde değerlendirir, birbiri ile ilişkilendirir, onlardan sonuçlar çıkarır ve kendine özgü kanaatlere ulaşır. “Zihnin gelişmesi, zekâ gelişimidir. Zekâyı geliştirmek demek zihni geliştirmek demektir.”9 Çocuklarınızı zihin eğitimi ile gerek okul hayatında gerekse iş hayatında daha yüksek konumlara getirebilrsiniz. Zihin eğitimi ile çocuğunuzun iletişimini geliştirir, kültür seviyesini artırırsınız. Ayrıca anlama, algılama, yorumlama, değerlendirme ve sentez yapabilme, gördüğünü, işittiğini unutmama özelliklerini de kazandırabilirsiniz. Bütün bu alanlarda çocuklarınızın diğer çocuklardan ayrılmasını istiyorsanız, zihin eğitiminin bir zorunluluk olduğunu kabullenmeli ve onlara gerekli eğitimi vermelisiniz.

 

Çocuğunuz normal zekâ düzeyinde değil, daha yavaş öğrenebilecek bir düzeyde dahi olsa, onun kendi yetenek sınırları içerisinde ilerleyebilmesini, başarılı olmasını sağlayabilirsiniz.10 Eleştirmeden, ayıplamadan, sevgiyle kuşatarak ve zihin eğitimi ilkelerine uyarak yetiştirirseniz, onlar da başarılı olacaklardır. Anne ve babalar normalden daha zeki çocuğa ellerindeki imkânları kullanarak yapabildiği uygun faaliyetleri yaptırmaları, yeterince vakit ayırmaları, ince ve kaba motor becerileri artırmak açısından uygulama yapmaları gerekir. 11

 

Ayrıca çocuk için uygun arkadaş ortamı hazırlamaları, onun hayat aşamalarını dolu dolu yaşamasını sağlamaları, çocuğun kabiliyetleri ve kapasitesi ölçüsünde ona görevler vermeleri, onun psiko-sosyal stres faktörlerinden korunmasını sağlamaları, ona çok farklı ve sıra dışı olarak davranmamaları, zamanı geldiğinde uygun bir okula göndermeleri ve öğretmenleri ile sıkı bir diyalog içerisinde olmaları, çocuk konusunda yönlendirme ve uygun ortam hazırlama konusunda zorlandıklarını hissettikleri zaman bir uzmana başvurmaları tavsiye edilmektedir.

 

                                 

Dipnot

1. Prof. Dr. Haluk Yavuzer, Ana-Baba ve Çocuk, Remzi Kiştapevi, İst. 1995, s. 95

2. Prof. Dr. Nevzat Tarthan Makul Çözüm, Timaş Yay., İst. 2008, s. 90-95

3. Prof. Dr. Sefa Saygılı, Davranış Bozuklukları, s. 169-171

4. Nevzat Tarhan, a.g.e., s. 93

5. Ercan Nar, Beni Anllayın, Babıali Kültür Yay., İst. 2006, s. 89-91

6. Ziya Selçuk, Gelişim ve Öğrenme, Nobel Yay., İst. 2004, s.73

7. Cavit Binbşıoğlu, Eğitim Psikolojisi, Ank. 1992, s. 85

8. Cavit Binbşıoğlu, a.g.e., s. 86

9. Cavit Binbşıoğlu, a.g.e., s. 132

10. Süleyman Karacelil, Çocuğum Nasıl Daha Zeki  Olur?, Nesil Yay., İst. 2011, s. 13-17

11. Hasan Aydınlı, Çocuk Eğitiminde Sık Sorulan Sorular. ve Cevapları,  Zambak Yay., İst. 2004, s.  255

� �d����arlanmaktır.

 

 

Rabia Meydanı Katliamının Yüzüncü Gününde

 

Mısır'da asıl kimlerin yargılanması, mahkûm edilmesi ve cezalandırılması gerektiğini Rabia Meydanı katliamı bize bütün açıklığıyla söylüyor. İnsanlar bu korkunç saldırıda sırf cuntayı reddetmeleri ve halkın özgür iradesine saygı duyulmasını istemeleri sebebiyle saldırıya maruz kaldılar. Birçoğu kadın ve çocuklardan oluşan binlerce insan öldürüldü. Bu insanlardan bazıları da namaz esnasında öldürülmüştü.

 

Rabia Meydanı katliamı ülkede siyasi iktidarı gayrimeşru yollardan, baltacı çetelerinden yararlanarak ve şiddete başvurarak gasp eden cunta gücünün aslında bir işgal gücünden farkı olmadığını belgeliyordu. Çünkü Müslüman bir toplumun yaşadığı ülkede insanları namaz esnasında ve üstelik keskin nişancılar vasıtasıyla hedef alarak katleden asker ancak işgal askeri ya da işgal askerinin yerli paralı gücü olabilir. Mısır'daki Sisi cuntasının hizmetindeki silahlı saldırganlar da bu nitelikte vatan hainlerinden başkaları değildir.

 

Geçtiğimiz ay Rabia Meydanı katliamının yüzüncü günü münasebetiyle ülke genelinde büyük çapta gösteriler ve eylemler düzenlendi. Üstelik bu kez eylemlerde ve gösterilerde camilerin yanı sıra üniversitelerin de önemli birer merkez rolü oynadığı görüldü.

 

Kitlesel eylemlerde camilerin yanı sıra üniversitelerin de etkin rol oynaması cuntanın ülkede kontrolü sağlamasının ve Hüsni Mübarek diktasını geri getirmesinin kolay olmayacağının, ülke halkının, gençliğinin ve cami cemaatinin böyle bir diktanın dönüşüne razı olmamakta, karşı durmakta ısrarlı olacağının delilidir.

 

Rabia Meydanı katliamının yüzüncü gününde sadece üniversitelerde değil başkent Kahire başta olmak üzere ülkenin tüm ileri gelen şehirlerinde milyonluk gösteriler adıyla ve "Hepimiz Rabiayız" sloganıyla etkin gösteriler düzenlendi.

 

Katliamın yüzüncü günü etkinlikleri sadece Mısır sınırları içinde de kalmayıp Mısır dışında da birçok yerde askerî cuntayı ve onun katliamlarını red, halkın direnişine destek amaçlı çeşitli gösteriler, eylemler, etkinlikler düzenlendi. Türkiye'de de bu amaçla muhtelif şehirlerde eylemler ve etkinlikler düzenlendi. Hatta Mısır cuntası bu yüzden Türkiye'yle köprüleri atarak diplomatik ilişkileri alt düzeye indirdi.

 

Aslında bütün bu eylemler ve dayanışma amaçlı etkinlikler artık emperyalizmin çizdiği sınırların, ördüğü duvarların aşıldığını, ümmet bütünlüğüne doğru giden yolda önemli ilerlemeler kaydedildiğini gösteriyor.

 

Bu ilerleme de İslâm âlemindeki dönüşüm sürecinin işaretlerini taşıyor ve yenilmez oldukları sanılan küresel güçler, Allah'ın izniyle bu değişim ve dönüşümün önüne geçemeyeceklerdir.

 

Yazar:
Süleyman GÜLEK
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul