20 Ocak 2018 - Cumartesi

Şu anda buradasınız: / İSLÂM’ DA EVLİLİK VE AİLE HUKUKU

İSLÂM’ DA EVLİLİK VE AİLE HUKUKU

                                              

                                                                                                 

                                                                                            

                                                                                                                         

 

Evliliğin Önemi                                                                

 

Evlilik kadınla erkek arasında mümkün olan en geniş anlayış birliğini kapsayan köklü, güçlü ve sürekli bir bağ kurmaktır. Evlilik, toplum hayatı ve insan fıtratının gerekli kıldığı ve dinimizin tavsiye ettiği bir ihtiyaçtır. İslâm dini, nefsin ve neslin korunmasını aile ile onu da evlilik kurumuyla temin etmektedir. Evlilik her şeyden önce bir kadın ve erkeğin aynı çatı altında yaşamaya karar verip, yuva kurma isteğiyle oluşur.  

 

 Evlilik, kadınla erkeğin birbirleriyle uyuşma ve anlaşmasına dayanan nikâh akdi ile başlar. Bu akdin temelini karşılıklı sevgi, saygı, şefkat, merhamet, sadakat ve güven oluşturur. İslâm, akıllı ve buluğ yaşını aşmış bütün müslümanları aile yuvası kurmaya çağırdığı gibi, evliliği ve aile hayatını da bir ibadet olarak değerlendirir.

 

Nitekim ayet-i kerimede:

 

 “Onlar size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz..”(Bakara, 2/187) buyrularak, eşlerin birbirlerini tamamlayan bir bütün olduğu ve aile yuvasının sevgi, saygı ve merhamet temeline dayanması gerektiği ifade edilmiştir. İslam dininde; insan neslinin devamını ve meşru bir şekilde çoğalmasını sağlamak için nikâhla evlenme emredilmiş; fıtrata ve ahlaka aykırı, nesle, nefse ve sosyal hayata zararlı olan zina ve fuhuş haram kılınmıştır.

 

Ana babaya, velilere evlenme çağına giren bekârların evlendirilmelerini emreden Yüce Allah Kur’an’da şöyle buyurmaktadır:

 

"Sizden bekâr olan kimseleri, köle ve câriyelerinizden uygun olanları evlendiriniz. Eğer onlar fakir iseler Allah fazlından onları zenginleştirecektir. Allah (imkânları ve rahmeti) geniş ve (her şeyi) bilendir" (Nûr 24/32)

 

Hz. Peygamber (s.a.s.)  muhtelif hadislerinde müslümanları evlenmeye teşvik etmiştir. Meselâ bir hadîs-i şerifinde, "Ey gençler sizden evlenmeye güç yetirenler evlensin"1buyurmuş, bir başka hadisinde kezâ, "Peygamberlerin dört sünneti vardır" demiş ve dördüncü olarak evlenmeyi saymıştır.2 Yine evlilik konusnda Hz Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurur: "Nikâh, benim sünnetimdir. Sünnetimi yapmayan benden değildir. Evlenin, çocuk sahibi olun; ben kıyâmet gününde ümmetimin çokluğu ile iftihar edeceğim."3 Nikâh, iki ayrı cinsiyetten Müslümanın İslâmî kurallar çerçevesinde bir araya gelmesidir. Peygamberimiz (s.a.s.) "Evlenmenin hayırlısı, en kolay ve külfetsiz olanıdır."4“Evlenecek kişilere Allah muhakkak yardım eder” buyurur.5 İslâm dini, evliliği tavsiye ettiği gibi, evlilik çağında olanların evlenmesine yardımcı olunmasını da öğütlemiştir. Bu tür yardımı, anne ve babaların görevleri arasında saymıştır.

 

Aile Hayatı

 

Aile, kişinin kendilerinden sorumlu olduğu eşi, varsa çocukları, ev halkı, yani yakın akrabalardan oluşan insan toplumudur.Müslüman için aile, sosyal bir müessese olduğu gibi, aynı zamanda İslâmî bir kurumdur. Âile, sevgi, saygı, şefkat, fedakârlık ve birlik ocağıdır. Âile yuvası okuldur, mesciddir; huzur evi ve çocuk yuvasıdır. Mutlu ve huzurlu toplum, huzurlu aileden, huzurlu aile ise imanlı ve ahlâklı kişilerden oluşur. Aile, huzur ve mutluluğumuzun kaynağıdır.

 

İslâm Aile Hukukunun Özellikleri

1. Evliliğin gâyesi aileye huzur ve mutluluk, toplumda da iyi bir nesil sağlamaktır. "Onun (varlık ve kudret) alâmetlerinden birisi de size kendinizden eşler yaratmasıdır, ki siz onlarla huzur ve sükûnete kavuşursunuz. Ve aranıza sevgi ve rahmet koymuştur." (Rûm, 30/21).

2. Cinsî tatmin gaye değil vasıtadır. İslâm cinsî ihtiyacın tatminini tabii karşılamakla beraber, evliliğin gâyesinin bundan ibâret olmadığını söylemektedir. "Doğuran siyah kadın, doğurmayan güzel kadından daha iyidir", "Evlenin, çoğalın: Çünkü ben kıyamet gününde diğer ümmetlere karşı sizinle (çokluğunuzla) iftihar edeceğim"6

3.  Evlilik şenlikle ilan edilir. İslâm'da evlilik, gereksiz formalite ve merâsimlerden uzak İslâmî bir akittir. Nikâhın ilân edilmesi, yakın dost ve akrabaya ziyafet verilmesi, tef vb. çalınıp şenlik yapılması güzel telâkki edilmiş, teşvik görmüş, böyle bir dâvete icâbet etmemek hoş karşılanmamıştır.7

4. Evlilik karşılıklı hak ve vazifeler getirir. Evliliğin gerçekleşmesinden itibaren karı-koca, Allah önünde birbirlerinin haklarına uymakla yükümlüdürler. Bu karşılıklı haklar âile reisliği hâriç, eşitlik esasına dayanır. Evlilik kadının şahsiyetini ortadan kaldırmaz, erkeğin hukukî ve sosyal kişiliği eşinin haklarını gölgelemez. Kadın kendi âile ismini taşıyabilir, kendine ait mallar üzerinde tam ve bağımsız bir tasarruf yetkisini kullanabilir.8

5. İyi geçinmek hedef, boşanma son çaredir. Karı-koca birbirlerine iyi niyet ve güzel ahlâk ile davranacaklardır. İslâm dini belirli şartlarla aile birliğinin bozulmasına müsaade etmiştir. Boşanma konusunda kabul edilen sistem, boşanmayı yozlaştıran yahudi uygulamasıyla onu asla kabul etmeyen hıristiyan tatbikatı arasında yer alan orta bir yol görünümündedir. Hz. Peygamber’in, eşlerin birbirlerine iyi davranmaları ve aile birliğini devam ettirmeleri hakkında çeşitli emir ve tavsiyeleri vardır. Birbirleriyle uyuşamayan eşlerin en son başvuracakları çözüm şekli boşanmadır. Bir hadis-i şerifte: "Allah'ın helâl kıldıklarının en kötüsü boşanmadır"9buyrulmuştur. Özellikle sebepsiz boşanmalar hiçbir şekilde hoş karşılanmamıştır.10

6. Prensip olarak tek kadınla evlenilir. İslâm'da aile esas itibarıyla tek evlilik (monogomi) üzerine kurulmuştur. Fakat belirli durumlarda kocanın dörde kadar evlenmesine izin verilmiştir. Ancak bunun bir emir değil; belirli şartlarla başvurulan bir ruhsat olduğu unutulmamalıdır. Böyle bir evliliğe izin veren Nisâ sûresinin 3. âyetinin devamında: "...Şâyet adâleti gözetmekten korkarsanız o zaman bir tane ile veya câriyenizle yetinin. Doğru yoldan ayrılmamak için bu daha elverişlidir" (Nisâ, 4/3) buyrularak tek evlilik teşvik edilmiştir. Uygulamada müslüman toplumların genellikle tek evliliği tercih ettikleri, bazı zengin kimselerin ve tarımla uğraşanların çok evliliğe belirli ölçüde başvurdukları görülmektedir.11

7. Evlilik dışı ilşki kesin olarak yasaktır.  İslâm zinayı ağır bir suç saydığı ve şiddetle cezalandırdığı için ona giden yollarda tıkanmıştır. Bu tıkama tedbirlerinin başında evliliğin kolaylığı gelir. İslâm’ın israf ve itidal prensipleri çerçevesinde ekonomik olarak da aşılamaz güçlükleri yoktur.12 Zinâ, erkek veya kadının evlilik dışı cinsel ilişkisidir. İslâm dini, insanların mutluluğu için, İslâm’ın emir ve yasaklarına uyulmasını istemiştir. İslâm’ın yasak ettiği haramlardan olan zinâ, büyük günahlardan biridir. Rabbimiz Allah zinâya yaklaşılmamasını emrediyor: “Zinâya yaklaşmayın, çünkü o bir hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur. (İsrâ, 17/323) Fert ve toplum hayatında insan mutluluğunu esas alan İslâm, cinsellik konusunda da fertlerin mutlu yaşamasının yolunu göstermiştir. Gayr-i ahlâkî ilişkilerin ortaya koyacağı zararları bildirmiş ve bunlardan sakınılmasını istemiştir.

8. Aile fertlerinin karşılıklı hak ve yükümlülükleri vardır. İslâm yanlızca karı-koca arasındaki ilişkileri düzenlememiş, baba ve çocuklar arasındaki karşılıklı ahlakî manevî ve hukukî ilişkileri de düzenlemiş, bu konularda kaide ve irşadlar getirmiştir.13 

Eşlerin Karşılıklı Görevleri

 

Eşlerin birbirleri üzerinde hakları vardır. Peygamberimiz (s.a.s.) bunu bize bildirmektedir: “Dikkat ediniz, kadınlar üzerinde haklarınız olduğu gibi, kadınların da sizin üzerinizde hakları vardır.”14

 

  Mutlu bir aile olmak için, eşlerİn karşılıklı görev ve sorumluluklari vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

 

1. Mehir: Evlenme sırasında erkeğin kadına ödediği veya ödeme yükümlülüğü altına girdiği para veya mal demektir ve kadının hakkıdır.

 

2. Eşler arasında karşılıklı sevgi ve saygı olmalıdır.

 

3. Erkek ailesinin beslenme, yiyecek, giyecek ve diğer ihtiyaçlarını da helâl yönden temin etmelidir.

 

4. Erkek, ailesinin İslâmî vazifelerini en iyi şekilde yapmasına yardımcı olmalıdır.

 

5. Erkek, hanımına karşı sert olmamalı, yumuşak, nazik davranmalı. Çünkü dinimizin emri de budur. Allah Teâlâ Şöyle buyurur: “Kadınlarla iyi geçinin.” (Nisâ, 4/19) “Peygamberimiz (s.a.s.) de şöyle bildirmektedir:“Sizin en hayırlınız kadınlara karşı en iyi davrananızdır.”15 “Bir kimse, karısına kin beslemesin. Onun bir huyunu beğenmezse, bir başka huyunu beğenir.”16

 

6. Kadın evine bağlı olmalı, kendi hakkında kötü söz söylenmesine sebep olacak davranışlardan kaçınmalı, dedikodulara sebep olmamalıdır.

 

7. Kadın çocuklarına en iyi şekilde bakmalı ve evinde yapması gereken şeyleri yapmalıdır.

 

8. Çocuklarının terbiyesinde de anne-baba birlikte hareket etmeli ve gerekeni yapmalıdır.

 

Rasûlullah (s.a.s.) bir sahabeye hitaben: “Hanımının senin üzerinde hakkı vardır. Bedeninin senin üzerinde hakkı vardır. Misafirlerin de senin üzerinde hakkı vardır. Her hak sahibine hakkını ver” buyurmuşlar.17Dolayısıyla aile reisi olarak erkek, gereken sorumluluğu yerine getirmelidir. Ailesini huzur ve mutluluk içerisinde idare etmeyi bilmeli ve onlara çok iyi davranmalı ve buna çok dikkat etmelidir. Kadın da, evin huzur ve mutluluğu için elinden geleni yapmalıdır.

 

Anne-Babanın Çocuklarına Karşı Görevleri

Aile yuvasının süsü ve mutluluk kaynağı olan çocuk, anne ve babaya Allah’ın bir emanetidir. Anne ve baba Çocuklarının terbiyesinden hem Allah’a hem de topluma sorumludur. Anne ve babanın çocuklarına karşı başlıca göevleri şunlardır:

 

1.  Doğumunun ilk gününde veya en geç yedinci güne kadar çocuğa güzel bir isim koymak.18çocuğun sağ kulağına ezan, sol kulağına da kamet okumak.19 Ayrıca Allah Teâlâ’ya şükür için kurban (akika) kesmek.20 Doğumunun ilk gününden büluğ yaşına kadar bir zaman içinde çocuğu sünnet ettirmek.21 

 

2. Çocuklarını sağlıklı olarak besleyip büyütmek, çocuklarının beden ve ruh sağlığını korumak.

 

3. Çocuklarına haram lokma yedirmemek, Peygamber Efendimiz: “Allah yolunda harcanan paraların sevabı en çok olanı, aile fertlerine harcanan paradır”22 diye buyurmuş; başka bir hadisinde de; “İnsanın aile bireylerini sefil bırakması kendisine günah olarak yeter”23buyurmaktadır.

 

4. Çocuğu iyi terbiye etmek, ona ahlâk yönünden güzel örnek olmak. Peygamberimiz: “Hiçbir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha üstün bir bağışta bulunmamıştır”24 buyurarak çocuk terbiyesinin önemini belirtmiştir.

 

5 Çocuğua küçük yaşlardan itibaren, İslâmî esasların öğretimi yapılmalı, bu konuda ilk öğretilecek şey, tevhid inancıdır. Nitekim Hz. Peygamberimiz'in "Çocuklarınıza önce 'Lâ ilâhe illâllah' cümlesini (anlamıyla birlikte) öğretin."şeklinde tavsiyede bulunduğu nakledilir.25 Dolayısıyla çocuğuna imanla birlikte namaz kılmayı, diğer dinî ve ahlâkî görevleri öğretmek.26

 

6. Çocuğunu okutmak, geçimini sağlayıcı bir meslek sahibi yap­mak.

 

7. Çocukları sevmek, onlarla ilgilenmek. Çünkü çocukların yemek içmek kadar sevgiye de ihtiyaçları vardır.

 

8. Çocuklara sevgi gösterirken, hediye verirken ayrım yapmamak, eşit ve adâletli davranmak:Allah’tan korkun ve çocuklarınız arasında adâleti gözetin.”27    

9. Evlenme çağına geldikleri zaman çocukları evlendirmek.28 Çocuklara merhamet etmeli, onları sevmeli, onların Allah’ın bizlere bir emaneti olduğunu unutmamalı, onların ahlâklı, faziletli yetişmesi için gayret etmeli, onlar için çokca duâ etmelidir. Rabbimiz Allah şöyle buyuruyor: “Ey insanlar kendinizi ve ailenizi (çoluk çocuğunuzu) ateşten koruyun. Onun yakıtı insanlar ve taşlardır.” (Tahrim, 66/6). Kendimizi ve ailemizi cehennem ateşinden korumamız için Allah Teâlâ bizleri uyarıyor!

Çocukların Anne ve Babalarına Karşı Görevleri

Anne ve babanın çocuk üzerinde hakları vardır. Çünkü onun dünyaya gelmesine vesile olmaları ve büyümesi için zorluklara kat­lanmaları, kendilerine saygıyı gerekli kılar. Allah (c.c.) anne babaya karşı saygılı olunmasını, onlara “of” dahi denilmemesi gerektiğini emretmektedir. (Bkz. İsrâ, 17/23)

Evlâdın anne ve babasına karşı yapması gereken görevler şunlardır:

1. Muhtaç oldukları vakit onlara bakmak, ihtiyaçlarını karşılamak,

 

2. Her ne zaman çağırırlarsa hemen koşup gitmek,

 

3. Emirlerine her zaman itaat etmek (günah olmadıkça),

 

4. Onlara karşı gâyet yumuşak konuşmak, kırıcı olmamak,

 

5.Çocuklar ana-babalarına karşı daima saygılı olmalı, onlara karşı tatlı dilli, güler yüzlü davranmalıdırlar. Ana-babalarının bütün söylediklerini Allah'a itaatsizlik söz konusu olmadıkça, dinlemek ve kabul etmek gerekir. Her işte onların rızâsını almaya çalışmalıdır. Onların hizmetlerini kendi hizmetinden önce görmelidir. Öldüklerinde de onları rahmetle anmak, onlar için hayır duâ etmek, hayır yapmak, vasiyetlerini yerine getirmek gerek!

 

  

 Dipnot

1-  Buhârî, Nikâh 3; Müslim, Nikâh 1

2-  Tirmizî, Nikâh 1; Müsned, V, 421

3-  İbn Mâce, Nikâh 1 

4-  Ebu Davud, Nikâh 32 

5-  Neseî, Nikâh 5 

6-  Avnu'l Ma'bûd Şerh-i Ebû Dâvud, I, 173

7-  Buhârî, Nikâh 66

8-  Şamil İslâm Ansiklobedisi, Aile Mad.

9-  Ebû Dâvud, Talâk 3

10-   Prof. Dr. Mehmet Akif Aydın, TDV İslam Ansiklobedisi, c. 2, s. 200

11-   Prof. Dr. Mehmet Akif Aydın, TDV İslam Ansiklobedisi, c. 2, s. 199-200

12-   Prof. Dr. Hayreddin Karaman, Anahatlarıyla İslâm Hukuku, İst. 1985,  2. s. 66

13-   Prof. Dr. Hyreddin Karaman, Aile İlmihali, İst. 2011,  s. 97

14-   Tirmizî, Radâ 11

15-   İbn Mâce, Nikâh 50

16-   Müslim, Radâ 61

17-   Buhârî, Savm 51-55

18-   Bkz. Buhâri, Akika 1 

19-   Bkz. Ebû Dâvud, Edeb 108 

20-   İbn Mâce,  Zebâih, 1

21-   Buhari, Libas 63-64; Müslim, Taharet 39

22-  Müslim, Zekât, 38 

23-  Ebû Dâvud, Zekât 45 

24-   Tirmizî, Birr ve’s-Sıla 33

25-   İbn Mahled, s. 142; İbn Kayyim, s. 158

26-   İbn Mâce, Edeb 3

27-  Buhârî, Hibe 12-13 

28-   Kayyim el-Cevziyye, s. 159; Seyfettin Yazıcı,  Temel Dini Bilgiler, s. 172

Yazar:
Süleyman GÜLEK
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul