18 Ocak 2018 - Perşembe

Şu anda buradasınız: / 21. YÜZYILDA KUR’AN’I HAYATA TAŞIMAK

21. YÜZYILDA KUR’AN’I HAYATA TAŞIMAK

Herkes kendi vazifesinden, kendi kulluğundan sorumlu olduğuna göre, Kur’an’ı hayata taşımak da herkesin görevidir. Kur’an bütün insanlara ve bütün zamanlara hitap ediyor. Mademki bütün insanlar, yalnızca Allah’a kulluk için yaratıldı, öyleyse bunu herkes sağına soluna bakınmadan, öteki ‘ne der’ diye düşünmeden yapmalıdır.

 

Kur’an’ı hayata uygulamak dindir, imandır. Müslüman olmak, Kur’an’ı hayata uygulayacağına söz vermektir.  Kur’an’a sırt dönmek, iman iddiasıyla bağdaşmaz. İnsan bir şeye o doğru olduğu için inanır. İnandığı şey bir vazife ise, o vazifeyi yapmam gerekir diye iman eder. Hem inanıyorum demek, hem de keyfine göre hareket etmek olmayacak bir şeydir. Kişi ‘âmentü’ diyerek “Allah’ın kitaplarına, özelde Kur’an’a iman ettim, şehâdet ile Hz. Muhammed’in son peygamber olduğuna şâhitlik ettim” der. Bu iman ifadesi; “Kur’an’ı Allah’ın kitabı olarak kabul ediyorum, hayatımı; yani tasavvurumu, hükümlerimi, değer yargılarımı Kur’an’a uygun hale getireceğim, Kur’an’ın bak dediği yerden bakacağım, olayları, hayatı ve ölümü, insanı ve varlığı, geçmişi ve geleceği Kur’an’ın kriterleri ile değerlendireceğim, onun ibadet ve ahlâk ölçüleriyle hareket edeceğim” demiş olur.

 

Kur’an’ı hayata taşıma konusunda en önemli nokta, Kur’an’a bakış açısıdır. Kur’an bizim için nedir, nasıl bir kitaptır? Tarihsel bir miras mı? Maddî değeri yüksek eski kutsal bir metin mi? Arap dilinin harika bir edebî ürünü mü? Tılsım, üfürük, nefes ve rukye (muska) malzemesi mi? Fizikî hastalıkların ilacı, ölülerin ruhlarını sakinleştiren bir terapi aracı mı? Bilimsel araştırma kaynağı mı? Yürek tellerini harekete geçiren mûsîki mi? Bir geçim aracı mı? Yoksa hayat kitabı mı?

 

Her mü’min kendi kendine şu soruları sormalı ve cevabını yine kendisi vermeli. Kur’an benim için ne ifade ediyor? Ben Kur’an’ın karşısında neredeyim? Hayatımda Kur’an’ın fonksiyonu nedir? Ben gerçekten Kur’an’a inanıyorum dediğim kadar ona uymakta titizlik gösteriyorum mu? Yoksa bütün bunlar iddiadan öteye geçmiyor mu?

 

Kur’an ile ilgili öncelikle şunların bilinmesi gerekir:

 

Kur’an Hayat Kitabıdır

 

Kur’an niçin indirildi sorusunun cevabı budur. Hayat kitabı olsun, hayatı inşa etsin. Zira hayat insana ait değil. Hayatın asıl sahibi insanı geçici bir süreliğine bu dünyada yaşatıyor.  İnsan, gönderiliş amacına uygun nasıl yaşayabilir? Hayat aynı zamanda bir emanettir. İnsan bu emanetleri nasıl en güzel bir şekilde koruyabilir ve gereğini yapabilir? Varlık âleminde en küçüğünden en büyüğüne (zerreden küreye) kadar her yaratığın bir görevi var. Peki, insanın bir görevi yok mu? İnsan bu görevini nasıl yerine getirebilir? İnsan en küçük bir iyiliğe bile -eğer kadirşinâs ise- teşekkür eder. Hayatını sürdürebilmesi için kendisine sayısız iyilik eden Yaratıcısına teşekkür etmesi gerekmez mi? Cevap evet ise, soru şu: İnsan nimetlerin sahibine nasıl teşekkür (şükr) etmelidir? İnsan bu dünyada iyi bir hayat yaşamak ister. Ağzının tadıyla, hoş, az sorunlu, az kavgalı, az stresli ama daha mutlu, daha huzurlu. İnsan nasıl huzurlu bir hayat sürebilir? Ahiretin varlığına inananlar orada da kurtuluş ve saadet isterler. Peki, nasıl olabilir bu?

İşte bütün bu soruların cevabı tek: Kur’an ile… Zira Âlemlerin Rabbi insan dünya denemesini başarı ile tamamlasın, Rabbine hakkıyla şükretsin, dünyada fıtrata uygun bir hayat yaşasın, Ahirette de ona saadet sağlayacak bir hayat sürsün diye ona elçiler ve kitaplar gönderdi. Bir başka deyişle, imtihan için yaratılan insan, bu imtihanı ancak Kur’an ile kazanabilir. Kur’an, Allah’ın insana olan rahmetinin bir sonucudur. Rahman ve Rahim olan Allah kullarına olan sevgi ve şefkatinden dolayı, onlara iyilik olsun diye rahmet olan Kur’an’ı gönderdi.[1] Öyleyse Kur’an bazılarının zannettiği gibi yalnızca okunan bir kitap değil. Tam tersine O hayat kitabıdır

 

Kur'ân beyyineleri (apaçık delilleri), ölçüleri, hükümleri, ilkeleri ve haber verdiği hakikatlerle fikirleri ve kalbleri aydınlatan basiret nurudur. İnsanlar için hidâyet rehberi ve rahmettir.[2] “Şüphesiz bu Kur'ân, insanları en doğruyola, en isabetli olana yöneltir.”[3] 

 

“Elif. Lâm. Mîm. İşte kendisi hakkına hiç bir şüpheye yer olmayan bu Kitap, takva sahipleri için bir hidayet rehberidir.”[4]

 

Kur’an’ın indiriliş amacı, insanların Allah’ın koyduğu ölçülerle yaşamak, hayatı ilahi ilkelere uygun sürdürmelerini sağlamaktır.[5] Bu anlamda kim Allah’ın indirdiği ölçülere uymazsa, onları hayatına uygulamazsa, hangi konu da olursa olsun, karar verdiği zaman Allah’ın indirdiklerine uygun karar vermezse, böyle kimseler Kur’an’a göre fâsık, zâlim ve inkârcıdır.[6] Kur’an sözlerin en güzeli[7] ve en hayırlısı[8] olduğu gibi aynı zamanda ölçüler ve değerler, hükümler ve en doğru haberler içeren, münzel (Allah tarafından indirilen) bir kitaptır.

 

Kur’an Öncelikle Okunması Gereken Bir Kitaptır

 

Çünkü Kur’an’ı okumadan anlamak, anlamadan uygulamak mümkün değildir. Dünyada

ve ahirette esenlik yurduna kavuşa bilmek, ancak Kur’an ile sağlanır. Kur’an okumak önemlidir. Ama sırf okumuş olmak için değil, hidayete kavuşmak, dosdoğru bir inanca sahip olmak, dürüst bir hayat tarzı kurmak ve ahiret saadetini kazanmak için okunmalı.[9]

 

Kur’an’ı okuyalım. Ama sayısız sevap kazanıp cennette daha iyi bir yer kazanma hayaliyle değil. Güzel sesli karilerin okuduğu Kur’an’ı dinleyelim. Ama musiki zevkimizi gidermek için değil. Kur’an’ı okuyalım. Ama içinde ne dediğini bilmeden, sadece okumak için değil. Öğrenmek, anlamak, yaşamak ve yaşatmak için okuyalım. Hayatı kurmak, başkalarını uyandırmak için, çalışmak, zorlukla mücadele etmek için okuyalım.[10]

 

İstenilen şekilde Kur’an okumanın sonuçları şöyledir: “Gerçek mü’minler şu kimseler

dir ki, Allah hatırlatıldığı zaman kalpleri ürperir, kendilerine O’nun âyetleri okunduğu zaman imanları güçlenir ve daima Rablerine tevekkül ederler.”[11]

 

Peygamber (s.a.s.) pek çok hadisinde Kur’an’ın okunmasını tavsiye ediyor.[12]Kur’an öğrenenleri ve öğretenleride hayırlı insanlar olarak sayıyor.[13]Ancak Kur’an okumak herhangi bir kitabı okumak gibi değildir. Onu okumanın kendine göre şartları ve metodları vardır. Bunlardan birkaçını şöyle sıralamak mümkün:

 

1- Kur’an’ı okumaya istiâze (eûzü) ve besmele ile başlamalı. Çünkü bu Kur’an’ın emridir.[14]Kur’an aynı zamanda her şeyin Allah’ın adıyla okunması gerektiğini söylüyor.[15]

 

2- Kur’an’ı uygun bir yerde ve zamanda okumalı. Kur’an okumaktan maksat onun rehberliğinden faydalanmak, uyarılarına ve öğütlerine kulak vermek,  hükümlerini uygulamak üzere öğrenmektir. Onu daha iyi anlayabilmek için dikkati ona vermek, zihin ile onu anlama arasında olabilecek engelleri kaldırmak gerekir. Kur’an sakin bir ortamda, sakin bir kafa ile daha iyi okunur. Bir hadiste buna işaret ediliyor. “Kalpleriniz kendisi ile ülfet ettiğiniz süre Kur’an okuyunuz. İhtilaf ettiğinde ise okumayı bırakıp kalkınız.”[16]

 

3- Kur’an’ı can kulağı ile duyarak ve hissederek okumalı. Can kulağı ile dinlemek bazen anlama, kavrama ve tefekkür etmek demektir. Kur’ân akla hitap ettiği gibi kalbe ve duygulara da hitap eder. Allah (c.c.): “Kur’an okunduğu zaman hemen ona kulak kesilin ve susun ki merhamet olunasınız.”[17] buyuruyor.  Bu emir elbette ilk önce onu okuyana yöneliktir. Okuduğu Kur’an’ı ilk işiten odur. Kaldı ki buradaki amaç başkasını “Kur’an okurken duyarsanız susun” emrinden önce, Kur’an okuyun ama, önce kendiniz dinleyin, ne dediğine kulak verin, -zımnen- duyduklarınızla amel edin ki merhameti hak edesiniz demektir. Kulağın duyduğunu akıl anlamalı, idrak etmeli. “Susmak iyi dinlemeye, iyi dinlemek basirete yani hakkı görmeye ve doğruyu kavramaya, basiret iman ve amele, iman ve amel de rahmet ve ilâhî nimete sebep ve yoldur.”[18]

 

Kur’an: “vahyi işitmedikleri halde işittik diyenler gibi olmayın” diyor.[19]  Bu, işittikleri Kur’an davetini kabul etmeye yanaşmayan, ya da duydukları halde aldırmayanlar hakkındadır.

 

4- Kur’an’ı aklederek okumalı.  Çünkü Kur’an akılla anlaşılır. Kur’an akla hitap eder. İnsanların aklını kullanmalarını ister. Kur’an’a göre akletmek, Allah’ın kudretini gösteren varlık âlemindeki ve Kur’an’daki âyetler üzerinde düşünüp gerekli sonuçları çıkarmaktır.[20]

 

5- Kur’an’ı tertîl üzere okumalı. Yani ağır ğır, sindiresindire, üzerinde dura dura ve manalarını düşüne düşüne.[21]Böyle bir okuma emri, ‘Kur’an’ı niçin okuyalım’ sorusunun da cevabıdır. Anlamak, idrak etmek, hiss etmek ve pratiğe aktarmak amacıyla. Tertîl, Kur’an’da iki yerde vahyi anlama ve hayata aktarma bağlamında gelir. Tertîl emrinin amacı, vahyin manalarını nakleden kalbe iyice yerleştirilmesidir.[22]

 

6- Kur’an’ı düşünerek okumalı. Kur’an, pek çok âyette doğrudan doğruya insanın düşüncesine hitap eder. Israrla aklını, idrakini, mantığını, şuurunu, basiretini, kullanmasını ister ve gönüllere seslenir. Bu düşünmeyi Kur’an farklı kelimelerle anlatıyor.

 

7- Kur’an’ı tefekkür ederek okumalı. Tasavvur etme, hatırlama, düşünme, kafayı çalıştırma ve fikir üretme demektir. Kur’an insanın kurukuruya değil, ilâhî iradeyi keşfetsinler diye tefekkür etmesini istiyor.[23]

 

8- Kur’an’ı tedebbür ederek okumalı. Düşünüp taşınmak, derinlemesine incelemek, bir işin sonunu başından görüp tedbir almak, geleceğe yönelik düşünmek demektir.Kur’an kendisi üzerinde tedebbüre dilemesini söylüyor[24]ve “Onlar hala Kur’an’ı düşünüp tedebbür etmediler mi?”diye soruyor.[25]

 

9- Kur’an’ı tezekkür ederek okumalı. Zikir ile aynı kökten türeyen tezekkür geçmişe yönelik bir düşünme eylemidir. Geleceğe yönelik sonuçlar elde etmek, ders/ibret almak üzere kalbin titreyerek hatırlaması ve tefekkür etmesidir.[26]

 

10- Kur’an’ı fıkh ederek okumalı. Fıkıh birşeyi derinlemesine anlamak, tefakkuh ise iyice anlamak, kendini öğrenmeye vermek, net birfikir elde etmek demektir. Allah (c.c.)  âyetlerini fıkheden (anlayan) bir toplum için açıkladığını haber veriyor.[27]

 

11- Kur’an’ı şuurlu olarak ve ibret almak (i’tibar) maksadıyla okumalı. Kur’an’ı ancak şuur ve basiret sahipleri anlar, bilinçsiz ve basiretsiz yaklaşananlar ise onu anlayamaz.[28]Kur’an şöyle diyor: “Ey akıl (basiret) sahipleri, düşünüp ibret alın.”[29]

 

12- Kur’an’ı kendi bütünlüğü içinde okumalı. Kur’an okuyanlar parçaya takılıp kalmamalı, parçada bütünü görmeye çalışmalı. Çünkü Kur’an birbirini tamamlayan âyetlerden müteşekkildir. İçinde çelişki (tenâkuz), yanılma ve yanıltma yoktur. O Allah katından gelmeseydi şüphesiz içinde pek çok tutarsızlık olurdu.[30]

 

13- Kur’an’ı anlamak için okumalı. Müslüman Kur’an’ı yüz yıllarca önce değerli bir tarihî kitap olarak değil, doğrudan kendisine şimdi vahy olunuyor gibi okumalı. Kur’an’ın kendisine hitap ettiğini, onun amacının da kendisine doğru yolu göstermek olduğunu bilmeli.[31]

 

14- Kur’an’ı uygulamak için okumalı. Kur’an, sadece okunmak için değil uygulanmak için gönderilmiş bir kitaptır. Kur’an’ı yüzünden veya ezbere okumak elbette bir ibadettir. Ama bu tilâvet ibadetinin asıl amacı, Kur’an ile hayatı kurmak üzere anlamak olmalıdır.

 

Kur’an Uyulması Gereken Bir Kitaptır

 

Kur’an, içindekiler öğrenilsin, onlara uyulsun diye okunması gereken bir kitaptır. “İşte bu da bizim indirdiğimiz mübarek bir kelâmdır. Şu halde ona uyun ve sorumluluk bilincini kuşanın ki rahmete nail olasınız.”[32]

 

Kur’an’a uyabilmek, ona sımsıkı tutunabilmek için onun anlaşılması gerekiyor. Kişi bilmediği, duymadığı, anlamadığı şeye duyarsız kalır ve bununla sorumlu tutulmaz.

 

Kur’an, İslâm ümmetinin terbiye ve yönetim kitabıdır. İnsanların en hayırlısını toplumu yetiştiren Kur’an’dır. Peygamber (s.a.s.) sahabeleri Kur’an’la terbiye etti ve yetiştirdi, onları en hayırlı toplum yaptı. Kur’an’ın bu işlevi halen devam ediyor. İslâm şekil ve gösteriş dini veya havada kalmış hayaller değildir. Bu din hayatın realitesidir. Kur’an da bu dinin kitabıdır.[33]

 

Kur’an Anlaşılır Bir Kitaptır

 

Kur’an, kendisini ‘mübîn’ diye takdim ediyor. Yani anlaşılabilen, açık ve net bir mesaj. “Andolsun ki biz size (gerekeni) açık açık bildiren âyetler, sizden önce yaşayıp gitmiş olanlardan örnekler ve takvaya ulaşmış kimseler için öğütler indirdik”[34]

 

Kur’an dilini bilmeyenler bile Kur’an’ın ne demek istediğini, neye davet ettiğini, haberlerini, hükümlerini, müjde ve uyarılarını, güzelliklerini, mucize oluşunu, etkilerini rahatlıkla anlayabilirler. Bunu da onun genel mesajından, muhatabın diline aktarılmış  açıklamalardan, yorumlardan ve araştırmalardan yola çıkarak yapabilirler. Allah (c.c.) âyetleri insanlar anlasınlar, akletsinler, düşünsünler diye açıklamaktadır. Mesela : “… Allah size âyetlerini böyle açıklamaktadır. Belki düşünürsünüz.”[35]

 

Kur’an’ı Anlamak Farzdır

 

Kur’an anlaşılır bir kitap olduğu gibi, onu anlamak ve hayata taşımak her müslümana farzdır. İslâm inancına göre insanın yaratılış sebebi bellidir. Kulluk, deneme, kimin daha salih amel (güzel iş) yapacağının belli olması için insan yaratıldı. Yani o bir kuldur. Kulun da bir sahibi ve o sahibine karşı görevleri vardır.

 

Kur’an’ı herkes anlamalıdır. Çünkü herkes kulluktan sorumludur. Anlamak sorumluluktur. Ya da sorumlu olabilmek için anlamak gerekir. Bundan önce insan anlama sistemleriyle donatılmış, anlayabileceği bir Kitap indirilmiş, indirilen Kitabı anlamayı sağlayacak elçi de bereberinde görevlendirilmiştir. Yalnız onu anlama çabası insandan gelmelidir.

 

Kur’an’ı Günümüze Taşımak

 

Kur’an’ı okumak ve anlamak da yeterli değil, onu hayata hâkim kılmak

esastır. Yani tıpkı Peygamber gibi yaşayan Kur’an olmak. Bunu siz Kur’an’ı okur yaşar olmak diye adlandırabilirsiniz. Bunun için şunların yapılmasını faydalı görüyoruz:

           

1- Her gün mümkün olmasa bile hafta en az bir defa veya daha fazla Kur’an’da velev bir sayfa da olsa mealiyle, mümkünse kısa tefsiriyle birlikte okumalı. Hatta yanımızda her zaman bir Kur’an taşımak da güzel olur.

           

2- Kur’an’la ilgili, tefsir usûlü, Kur’an tarihi, Kur’an’ın özellikleri ve konuları hakkında öz bilgi veren kaynaklar ve Kur’an konularını ayrıca ele alan -ki bunlara konulu tefsir deniyor- eserler sık sık okunmalı.

           

3- Kur’an kavramları ile kaynak kitaplara bakılmalı, imkân dâhilinde haftalık dersler yapmalı. Bu şüphesiz Kur’an’ı daha iyi anlamaya katkı sağlar.

 

4- Bulunduğumuz yerde bir kaç kişi de olsa mutlaka Kur’an halkaları kurmalı. Buralarda ya belli sûreler, ya belli konular, ya da belli pasajlar müzakere edilmeli, öğrenilmeli.

           

5- Elden geldiği ve bildiğimiz kadar Kur’an’ın emirlerine uymalı, yasaklarına dikkat etmeli. Bunu zaman zaman kendimize hatırlatmalı. Bu gibi şeyleri hatırlatan derslere, Kur’an sohbetlerine, programlara katılmalı.

           

6- Zamanı müsait olanlar dijital imkânlardan yararlanarak Kur’an’ı meali veya tefsiri ile dinleyebilirler.

           

7-Oyuna, eğlenceye, gezmeye, tv. İzlemeye, faydasız sohbetlere, hatta yemeğe ayrılan zamanın bir kısmını Kur’an’ı öğrenmeye ayırmayı denemek gerek.

           

8- Her hafta Cuma günleri ve özellikle Ramazan’da Kur’an ile ilişkilerimizi, ona terk edilmiş kitap muamelesi yapıp yapmadığımızı, davranışlarımızın Kur’an’a uygun olup olmadığını nefis muhasebesi şeklinde gözden geçirmeli.

 

 

Dipnot



[1]- En’am 6/157. A’raf 7/52 203. Yûsuf 12/111. Nahl 16/64, 89. İsrâ17/82

[2]- Câsiye 45/20

[3]- İsrâ 17/9. Birbenzeri: Bakara 2/2. Câsiye 45/11. Zümer 39/23.Nahl 16/64

[4]- Bakara 2/1-2

[5]- Maide 5/49

[6]- Maide 5/44, 45 ve 47

[7]- İbn Mâce, Mukaddime/7 (46). Nesâî, Sahv/65 (1312)

[8]- Müslim, Cuma/43 (2005 )

[9]- C. Vatandaş, Kur’an ve Hayat, s: 87-88

[10]- B. Karlığa, Kur’an’ı Nasıl Okuyalım içinde, s: 18-19

[11]- Enfâl 8/2. Birbenzeri. Zümer 39/23

[12]- Tirmizî, F. Kur'ân/13 (2905) Buhârî, F. Kur’an/32, 33, 35 (5049,5050, 5055). Müslim, Musâfirîn/247 (700). Tirmizî, Tefsir/Nisa (3027). Ebu Dâvûd, İlim/13 (3668)

[13]- Tirmizî, F. Kur’an/15 (2907-2909) Buhârî, F. Kur'ân, 21 (5027, 5028)

[14]- Nahl 16/98-99

[15]- Alak 96/1

[16]- Buhârî, F. Kur’an /37 (5060), I’tisam 67 (7364).

[17]- A’raf 7/204

[18]- Elmalılı, H. Yazır, Tefsir, sad. 4/196

[19]- Enfâl 8/21

[20]- Bakara 2/164. Âliİmran 3/118. Hac 22/46. Yûsuf 12/2. Ankebût 29/43. Yûnus 10/100

[21]- Müzemmil 73/4

[22]- M. İslâmoğlu, Meal s: 1185

[23]- Âliİmran 3/190-191. Nahl 16/44, 69. Bekara 2/219, 266. Ra’d 13/3. Rûm 30/21. Câsiye 45/13

[24]- Muhammed 47/24. Nisâ 4/82. Sâd 38/29

[25]- Mü’minûn 23/68

[26]- Yâsin 36/69. İbrahim 14/52. Ahzâb 33/34. A’raf 7/130. Neml 27/59-64. Nahl 16/13

[27]- En’am 6/97-98. İsrâ 17/44. A’raf 7/179

[28]- En’am 6/122-123. Mü’minûn 23/54-56

[29]- Haşr 59/2

[30]- Nisâ 4/82) (A. Yıldız-Ş. Özdemir, Kur’an’ı Anlamak Farzdır, s: 130-159. A. Yıldız, Yol Haritamız Kur’an, s: 30-42 özetle)

[31]- Âl-i İmran 3/101-103. Sad 38/29) .

[32]- En’am 6/155. Birbenzeri: A’raf 7/3. Zuhruf 43/43-44

[33]- M. Kutub, Kur’an’ı Nasıl Okuyalım, s: 21

[34]- Nûr 24/34. Birbenzeri: Yâsin 36/69. Yûsuf 12/1. Kasas 28/2)

[35]- Bakara 2/219. Ayrıca bakınız: Bakara 2/187, 221, 230, 242, 266. Âl-iİmran 3/103. Mâide 5/89. Nûr 24/18, 61. Nahl 16/39, 44, 64

 


Yazar:
Hüseyin Kerim ECE
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul