20 Ocak 2018 - Cumartesi

Şu anda buradasınız: / KUR’AN’IN SÂLİH DEDİKLERİ

KUR’AN’IN SÂLİH DEDİKLERİ

                                     

 

               

 

                                                                                                                                           

Sâlih Ne Demektir?

 

“Sâlih” kelimesi “salah” mastarının fail ismidir ve daha çok insan fiilleri hakkında kullanılır. “Salah” sözlükte fesadın zıddıdır. “Bir şey düzeldi, doğru oldu, sağlam oldu, fesat kendinden gitti” demektir.[1] 

 

Sâlih ise “doğru yolda olan, fesat içinde olmayan, faydalı ve yarayışlı” demektir.

 

Aynı kökten gelen sulh; “doğruluk, uygunluk, düşmanlığa son verme, barış” demektir.

 

Salah; “bozulma, kötülük, kavga, çekişme, fesadın karşıtıdır ve bir şeyin faydalı veya münasip olduğunu ifade eder.”[2] Eylemlerinde “sulh ve salahı” esas alan kişinin davranışları sâlih olduğu gibi kendisi de faydalı ve doğru iş yapan manasında “sâlih” kimsedir.[3]

 

Kur’an’da Sâlih

 

Kur’an’ın “sâlih” kelimesini altı anlamda kullandığını söyleyebiliriz.

 

Birincisi:Faydalı ve yarayışlı, amaca uygun veya Allah katında makbul amelleri nitelendirmek üzere… Allah (c.c.) Hz. Nuh’un oğlu için “Çünkü onun yaptığı amelun ğayr-u sâlih-doğru olmayan bir iştir” buyuruyor.[4]

 

Kur’an, imana uygun veya imanın gereği bütün eylemleri amel-i sâlih olarak niteliyor ve iman edenlere emrediyor, sâlih amel işleyenleri çok farklı ve pek çok mükâfatla müjdeliyor.[5] 

 

İkincisi: İyi ve hayırlı işler yapan, yolu ve istikameti düzgün, sözleriyle ve fiilleriyle bozgunculuğa ve fesada sebep olmayan, Allah’ın razı olacağı işlerle meşgul iyi kimseleri nitelendirmek üzere.[6]

 

Üçüncüsü: Bir şeyin elverişli kılınmasını, amaca uygun hale getirilmesini nitelendirmek üzere... Meselâ, “Aranızdaki bekârları, kölelerinizden ve cariyelerinizden elverişli (salihîn) olanları ile evlendirin...”[7]âyetindeki “sâlihîn” terimi ahlâk ve fizik olarak evliliğe uygunluğu, elverişliliği yani, hem bedensel ve zihinsel olgunluğu hem de evlenecek erkekle kadın arasındaki karşılıklı sevgi ve denkliği işaret etmektedir.[8]

 

“Biz onun (Zekeriyya’nın) da duasını kabul ettik ve ona Yahya’yı verdik; eşini de kendisi için (çocuk doğurmaya) elverişli kıldık...”[9]Çünkü onlar normal halde çocuk yapamayacak kadar yaşlı idiler.

 

Dördüncüsü:Kazancı ve sonucu kalıcı dürüst davranışları nitelemek üzere… Kur’an bunu salihkelimesinin çoğulu olan “sâlihât” olarak iki âyette kullanıyor. “Mal mülk ve çocuklar dünya hayatının süsleridir ama ürünü kalıcı olan dürüst ve erdemli davranışlar (sâlihât) ise karşılığı bakımından, Rabbinin katında daha değerli ve bir ümit kaynağı olarak daha verimlidir.”[10]

 

Beşincisi: Bir şeyin kusursuz ve eksiksiz olduğunu nitelendirmek üzere… İnsanlardan bazıları “...Andolsun bize kusursuz (sâlih) bir çocuk verirsen muhakkak şükredenlerden olacağız, diye dua ettiler. Fakat (Allah) onlara kusursuz (sâlih) bir çocuk verince, kendilerine verdiği bu çocuk hakkında (sonradan) Allah’a ortak koştular…” [11]

 

Altıncısı: Adı Salih olan peygamberi anlatmak üzere… “Semûd kavmine de kardeşleri Sâlih’i (gönderdik)...” [12]

 

Sâlih amel

 

Sâlih kelimesi Kur’an’da en fazla düzgün, maksada uygun, faydalı, imanın gereği, Allah’ın razı olacağı, insan ve toplum için maslahat olan fiilleri, işleri nitelendirmek üzere kullanılıyor.

 

Amel sözlükte; iş, davranış, hareket, aksiyon, faaliyet demektir. Terim olarak amel; bir niyete, bir maksada bağlı olarak yapılan -ister kötü olsun, ister iyi olsun- fiillere/eylemlere denir. Bu bakımdan diğer canlıların yaptığı fiillere amel denilmez.

 

Dinî açıdan amelleri, sonuçlarına göre üç kısma ayırmak mümkündür: Sâlih amel, fâsid (batıl, sû’i) amel ve mübah (caiz) amel.

 

Sâlih amel: Faydalı, maksada uygun, zararlı ve ifsat edici (bozucu) olmayan davranışlar. İslâm’ın yapılmasını emrettiği ya da tavsiye ettiği bütün hayırlı işler. Bununla insan ya kendine, ya çevresine, ya da insanlara faydalı olur. Allah (c.c.) katında sevap ve O’nun rızasını kazanır. Ya da bir zararı defeder, bir faydayı elde eder.

 

Kur’an’da amelin söze uygunluğu, ihsan etmek, yardımlaşma, alçak gönüllü olmak, tevekkül, Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle hareket etmek, amelde istikamet sahibi olmak, hayırlarda yarışmak sâlih amel olarak niteleniyor. Dünyada ve ahirette gerçek başarıya götürecek olan, dinin emrettiği veya tavsiye ettiği bütün işler sâlih ameldir.

 

Peygamberler Sâlih İnsanlardı

 

Bütün peygamberler sâlih kimselerdi. Ancak Kur’an bazı peygamberlerin isimlerini anarak onların sâlih olduklarını, bazılarının sâlihlerden olmak için dua ettiklerini, bazılarının Allah’tan sâlih evlat istediklerini anlatıyor.

 

Meselâ; İbrahim (a.s.), Yusuf (a.s.) ve Süleyman (a.s.) “… Ey Rabbim, beni sâlihler (dürüst ve erdemli insanların, ya da iyilerin) arasına kat” diye dua ettiler.[13] 

 

İbrahim (a.s.) aynı zamanda Allah’tan sâlih evlat istedi. Allah (c.c.) da ona İsmail’i ve İshak’ı ve onun oğlu Yakub’u sâlihlerden peygamberleri armağan etti.[14]

 

Allah (c.c.) Hz. İbrahim’in duasını kabul etti ve onu sâlihlerden yaptı. O bu dünyada kendisine hasene (her türlü güzellik) verilenlerden ve ahirette de sâlihlerdendir.[15]

 

Allah’ın kendi rahmetine kabul ettiği Lût (a.s.) da sâlih bir kimse idi.[16] Kur’an iki kötü kadını örnek veriyor. Bunlar iki sâlih insanla evli olmalarına rağmen, onlara inanmadılar, kocalarına ihanet ettiler. Bu sâlih kimseler Hz. Nûh ve Hz. Lût idiler.[17]

 

Bir yerde İsmail, İdris ve Zü’l-Kifl sayılıyor ve onların hakikaten iyi kimseler (sâlih) oldukları söyleniyor.[18] Allah (c.c.) Hz. Yunus’u seçtiğini, ona vahyettiğini ve onu sâlihlerden yaptığını söylüyor.[19]

 

Doğru yola iletilen Zekeriyya, İsa, Yahya da sâlihlerdendir.[20]Melekler mabedde namaz kılan Zekeriyya’ya Allah’tan gelen bir kelimeyi tasdik edici, efendi, iffetli ve sâlihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdelediler.[21]

 

Hz. Şuayb, Hz. Musa’ya kızıyla evlenmesini ve kendisi için sekiz yıl çalışmasını istedikten sonra: “…İnşallah beni iyi kimselerden (sâlihlerden) bulacaksın” dedi.[22]Şüphesiz ki Hz. Şuayb da sâlihlerdendi. Diğer peygamberler gibi işlerini, görevlerini, ibadetlerini en güzel, en mükemmel, en faydalı bir şekilde yapan bir kimse idi.

 

Sâlihlerden Olmak

 

Allah (c.c.) Hz. İsa’ya şöyle buyurdu: “Ey Peygamber! Temiz olan şeylerden yeyin; güzel işler yapın. (sâlih amel işleyin) Ben sizin yaptıklarınızı hakkıyla bilmekteyim."[23]

 

Hz. Davud’a da benzer emrin verildiğini görüyoruz: “(Ey Davud hanedanı) İyi işler yapın (sâlih amel işleyen). Kuşkusuz ben, yaptıklarınızı görmekteyim, diye (vahyettik).”[24]Bu sâlihlerden olun demekti.

 

İnsanları Allah’a çağıran ve sâlih amel işleyenler güzel insanlardır.”[25]“Kim iyi bir iş yaparsa (sâlih amel işlerse), bu kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa aleyhinedir. Rabbin kullara zulmedici değildir.”[26]

 

Medine’de Hz. Peygamberin aleyhinde çalışanlardan bazıları “…Eğer Allah, lütuf ve kereminden bize verirse mutlaka sadaka vereceğiz ve elbette biz sâlihlerden olacağız diye Allah’a and içtiler”[27]ancak bunlar bu sözlerinde durmadılar.

 

Kur’an iman edenleri şöyle uyarıyor: “Herhangi birinize ölüm gelip de: Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden (sâlihlerden) olsam demesinden önce size verdiğimiz rızıktan harcayın.”[28]

 

Ehl-i kitaptan hakikati kavrayanlar: "Neden Allah’a ve bize gönderilen hakikate inanmayalım ki? Zira biz, Rabbimizin bizi erdemliler (sâlihler) arasına katmasını dileriz”[29]derler.

 

Hz. Yusuf’un kardeşleri onu öldürmeyi veya kuyuya atmayı planladılar ve aralarında şöyle konuştular: “… Ondan sonra da (tevbe ederek) sâlih kimseler olursunuz.” (Yusuf 12/9)

 

Allah (c.c.) insanları yaratır ve yeryüzünün her tarafında yaşamalarına imkân sağlar. Onlardan kimisi kendi tercihleriyle sâlihlerden (dürüst ve erdemli) olur. Kimileri de yine kendi tercihleri ile böyle olmaz.[30]

 

Kur’an hem Allah’a itaat eden hem de Allah’ın koruduğu (iffeti eşlerinin yokluğunda da koruyan) kadınlara sâliha kadınlar diyor.[31]

 

Sâlihlerin Özellikleri

 

1- Sâlihler ma‘rufu emredenler

 

Ma’ruf dinin ve aklın güzel gördüğü bütün davranışlardır. Sâlih olan kimseler ma’ruf olan işler yaygınlaşsın diye çalışırlar, kendileri de ma’rufu kuşanarak örnek olurlar. Ma’rufun zıddı olan münker ile uygun araçlarla mücadele ederler. Salihlerin bir görevi de ıslahtır. “Onlar, Allah’a ve ahiret gününe inanırlar, iyiliği emreder, kötülükten menederler, hayırlı işlere koşuşurlar. İşte bunlar iyi insanlardandır (sâlihlerdendir).“[32] 

                               

2- Sâlihler sâlih amel işlerler

 

Yaratıcı olarak Allah (c.c.), yarattığı kullarından hep sâlih amel işlemelerini ister. Bu da ancak Allah’ın koyduğu ölçülere uymakla mümkün olabilir. Kendi hevalarına uyanların sâlih amel işlemeleri mümkün değildir. Hevalarına uyanlar fâsit (yanlış, zararlı) amellere yönelirler ve böylece karada ve denizde fesadı meydana getirirler.

 

Yeryüzünde sulhun (barışın), salahın (en iyi durumun) olabilmesi için, insanların maslahat (insana yarayışlı) olan işleri tercih edip, sâlih amel işlemeleri; hallerini, niyetlerini, amellerini İslâmî ölçülerle ıslah etmeleri gerekir.

 

Sâlih amel, hem Allah’ın rızasına uygun ameldir hem de insana ve topluma faydalı, barışa, kardeşliğe, iyiliğe ve erdemliliğe hizmet eden her türlü düşünce, faaliyet ve ibadettir.

 

3- Sâlihler ıslah ederler, ifsat etmezler

 

Sâlih kavramı ile aynı kökten gelen “ıslah” maslahat olan şeylerin kazanılması, fesadı gidermek, düzelmek, yoluna koymak, uygun hale getirmek, elverişli ve faydalı hale getirmek, “mefsedet” (zararlı ve ifsat edici) olan işlerin azaltılması ve sulhun (barışı) fert ve toplum hayatına kazandırılmasıdır. Zaten Allah (c.c.) işleri bozanla, düzelteni (ıslah edeni) bilir.[33]

 

Münafıklara:  “...Yeryüzünde fesat çıkarmayın, denildiği zaman, ‘Biz ancak ıslah edicileriz’ derler. Hâlbuki onlar bozguncuların ta kendileridir.” [34]

 

Kur’an, sadaka vermeyi teşvik eden, bir iyiliğe kapı açan veya insanların arasını ıslah etmeye yarayan fısıldamalara bile değer veriyor.[35]Islah etmek başta Hz. Şuayb olmak üzere peygamberlerin hem ahlâkları, hem de görevleri idi. O şöyle diyordu: “... Ben sadece gücümün yettiği kadar ıslah etmek istiyorum...”[36]

 

4- Sâlih amel işleyenler salihlere katılır

 

Allah (c.c.) iman edip iyi işler yapanları, muhakkak sâlihler (zümresi) içine katacağını müjdeliyor.[37] “Kim Allah’a ve Resul’e itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddıklar, şehidler ve sâlih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır.”[38]

 

5- Sâlihler yeryüzüne varis olurlar

 

Kur’an şöyle diyor: “Andolsun Zikir’den sonra Zebur’da da: Arz’a iyi kullarım (salihler) varis olacaktır" diye yazmıştık.”[39]

 

Salih amel denilince Müslüman’ın sadece Allah’a karşı kulluk görevleri gelmemeli. Müslüman’ın farz olsun, nafile olsun ibadetleri hasenâttır. Bunlar, kişi ile Allah arasındadır. Salih amelin hasenâta dönük bir tarafı olduğu gibi, diğer insanlara, yaratılmışlara karşı da dönük bir yüzü vardır. Kur’an’ın üzerinde çok durduğu ve karşılığında cennet vadettiği salihâttan, insanın faydasına olan, dünyevî-uhrevî mutluluğuna vesile olacak, yükselmesini sağlayacak olan bütün çalışmalar, iyilikler, yardımlar, eylem, aksiyon, icat-keşif ve davranışlar anlaşılmalı. Sâlih kul denildiğinde de dünyada da ahirette de büyük sonuçlar almaya elverişli insanlar anlaşılır. Bu bakımdan mü’minleri ahirette olduğu gibi, dünyada da başarıya ileten bütün çalışmalar sâlih amel kapsamında ele alınmalıdır. Bu salih amelleri yapanlar da yeryüzüne varis olurlar, izzet, güç, iyi bir isim ve sorumluluk kazanırlar.[40]

 

6- Allah sâlihleri veli edinir

 

“Şüphesiz ki, benim koruyanım Kitab'ı indiren Allah'tır. Ve O bütün salih kullarını veli (yakın/dost) edinir.”[41]Bir başka deyişle Allah dürüst ve erdemli olanları bir şekilde savunur, yardımcı olur, korur gözetir.

 

7- Sâlihler Peygamberin dostudurlar

 

Peygamber’in (s.a.s.) dostu ve yardımcısı Allah, Cebrail ve müminlerin iyileridir (sâlihleridir). Bunların ardından melekler de.”[42]

 

8- Sâlihlerin emeklerinin karşılığı cennettir

 

Kur’an yetmişten fazla âyette sâlih amel (salihât) işleyenlere verilecek ödüllerden, onların kavuşacakları güzelliklerden bahsediyor. Meselâ; “Allah (c.c.) hiç bir şekilde iman edip ‘sâlih amel’ işleyenin bu amelini kaybetmez, onun karşılığını mutlaka verir.”[43] “Kim inkâr ederse, inkârı kendi aleyhine olur. Sâlih amel işleyenlere gelince, onlar da kendileri için (cennetteki yerlerini) hazırlamış olurlar.”[44]“Sizi huzurumuza yaklaştıracak olan ne mallarınızdır ne de evlâtlarınız. İman edip sâlih amelde bulunanlar müstesna, onlara yaptıklarının kat kat fazla mükâfat vardır. Onlar (cennet) odalarında güven içindedirler.”[45]

 

Son söz: Kim Rabbine kavuşmak istiyorsa

 

 “De ki: Ben, yalnızca sizin gibi bir beşerim. (Şu var ki) bana, İlah’ınızın, sadece bir İlah olduğu vahyolunuyor. Artık her kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa sâlih amel işlesin (salihlerden olsun) ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın.”[46]

 

Sonuçta herkes ziyan içindedir. Ancak sâlih amel işleyenler, yani sâlih olanlar, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler hariç. (Asr Sûresi)

 

Sözü şu dua ile tamamlayalım: “Allahümma’hşurnâ fi-zümrati’s-sâlihîn. (Yarabbi bizi salihler topluluğu ile birlikte haşret.)”

 

 

 

Dipnot

 



[1]- İbni Manzur, Lisânu’l-Arab, 8/267.

[2]- Isfahani, el-Müfredât s: 420. El-Cürcânî, et-Ta’rifât, s: 137

[3]- İbni Manzur, Lisânu’l-Arab, 8/267

[4]- Hûd 11/46

[5]- Meselâ; Ankebût 29/27. Bakara 2/62. Maide 5/69. Tevbe 9/102. Nahl 16/97. Hacc 22/56. Mü’min 40/40

[6]- A’raf 7/168. Kehf 18/82. Enbiyâ 21/72. Furkan 25/71. Ankebût 29/27. Saffât 37/112. Sâd 38/28

[7]- Nûr 24/32

[8]- Elmalılı, Tefsir 6/19. M. Esed, Meal s: 715

[9]- Enbiya 21/90

[10]- Kehf 18/46. Bir benzeri: Meryem 19/76

[11]- A’raf 7/189-190. Secde 32/12

[12]- A’raf 7/73, 77. Hûd 11/61, 62, 66, 89. Neml 27/45. Şuarâ 26/142

[13]- Saffât 37/100. Yusuf 12/101. Neml 27/19

[14]- Saffât 37/ 101. Enbiyâ 21/72. Ankebût 29/27. Saffât 37/112

[15]- Nahl 16/122. Bakara 2/130

[16]- Enbiya 21/75

[17]- Tahrim 66/10

[18]- Enbiyâ 21/85-86

[19]- Kalem 68/50

[20]- En’am 6/85. Âli İmran 3/46

[21]- Âli İmran 3/39

[22]- Kasas 28/27

[23]- Mü’minun 23/51

Yazar:
Hüseyin Kerim ECE
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul