23 Kasım 2017 - Perşembe

Şu anda buradasınız: / KUR’AN KENDİNİ NASIL TANITIYOR?

KUR’AN KENDİNİ NASIL TANITIYOR?

Kur’an nasıl bir kitaptır sorusuna herkes kendi açısından farklı cevap verebilir. Bu cevapların isabetli olması mümkün olduğu gibi, Kur’an’ı yanlış tanıtıyor da olabilir. Onu en iyisi kendi dilinden, kendi ifadeleriyle, kendi tanımlamasıyla tanımak.

 

Kitap Nedir?

               

Kavram olarak, harf ve kelimelerin birbirine bağlanarak oluşturulan söz bütünlüğüne ‘kitap’ adı verilir. Allah (c.c.)’ın peygamberlere vahyettiği şey, yazılı olmasa bile ‘kitap’ adını almaktadır. Bu anlamıyla ‘kitap’, genelde vahy ve vahy yoluyla peygamberlere indirilmiş her şey, özelde de Hz. Peygambere indirilmiş son vahy olan Kur’an anlamına gelir.

 

Kur’an

 

Kur'an, Allah'ın Kitabı'nın özel adıdır. Kur'an'da, Kur'an için birkaç isme daha yer verilmekle birlikte (Mesela: Zikir, Furkan, Mushaf, Kitabu'l-Mübin, Kelâmullah, Nûr, Hüdâ, Şifa, Mev'ize gibi); en çok Kur'an adı geçmektedir. Bu ad Kur'an'da 70 defa geçiyor.

 

Kur'an kelimesi için iki ayrı kök gösterilir. Bunlardan biri, okumak anlamındaki kıraat;ikincisi toplamak, kompoze etmek anlamındaki karn köküdür.

 

Kur'an, ilk emri olan  "ikra' " yani oku anlamındaki kelimeyle aynı kökten bir isim taşıyarak okumaya ve ilme en büyük değeri verdiğini belirttiği gibi, neyi ve nasıl okumamız gerektiğini de gösterir. Birçok inceliği ve gerçeği topladığı için de toplamak manasındaki bir köke dayanması ayrı bir hikmet sergiler.  

 

Mushaf

 

İslâm'ın mukaddes kitabı Kur'ân’ın isimlerinden biri iki kapak arasında toplanan sayfalardan oluşan kitap. Kur'ân-ı Kerim Hz. Ebu Bekir'in halifeliği sırasında kitap olarak biraraya toplandıktan sonra ona ‘el-Mushaf’ adı verildi.

 

Kelâmullah

 

Allah’ın kelamı/sözü demektir. ‘Kelâm’ sözlükte kulakla algılanan ve etkisi olan şey demektir. Bunun kökü olan ‘kelleme’ fiili, konuşma, kelime ile etki bırakma anlamına gelmektedir. ‘Kelime’, bir anlam ifade eden söz demektir. ‘Kelime’ kavramının kök anlamıyla yakından ilgisi vardır. Her sözün karşıdaki insan üzerinde iyi veya kötü bir etkisi vardır. Tıpkı yara izi gibi.

       

 ‘Kelâm’ kelimelerden meydana gelir. Kelime ise anlam ifade eden düzenli sözdür. Harflerle yazılan sözler, ağızdan çıkan sözün veya düşünülen anlamların kendisi değil, onları bize hatırlatan şekillerdir. Biz o şekillerden, yani harflerden ve kelimelerden kasdedilen anlamı bulmaya çalışırız.

       

 Tıpkı bunun gibi, evrendeki her şey Allah’ın ‘ol’ emriyle yarattığı ‘kelimeleri’dir. Biz evrendeki bu kelimelerle Allah’ın varlığını ve yüce kudretini anlarız. Allah’ın âyetleri (kelimeler) Kelâm’ı, yani Kur’an’ı oluştururlar. Kur’an’ın açılmış bir biçimi olan evren içindeki her varlık Allah’ın kelâmı, yani ‘ol’ emrinin sonucudur.

 

‘Kavl’ de söz anlamındadır. Ancak Kur’an için ‘Kavlüllah/Allah’ın sözü denmemiştir. Zira kavl, karşısındaki fazla etkilemeyen hafif söz demektir. Kur’an kendisi hakkında ‘Kavlün sekîlâ/ağır bir söz’ diyor. (Müzemmil, 73  /5)

 

Kur’an’a Göre Kur’an’ın Temel Özellikleri

 

1-Kur’an Allah’tan gelen bir kitaptır

 

Bazıları Onun bir şair sözü veya bir kâhin sözü olabileceğini, Onun bir şeytanın ilhamı ve vesvesesi olabileceğini, Peygamberin uydurması olduğunu ileri sürmüşlerdir. Kur’an bunu kesin bir dille reddediyor. "O, bir şair sözü değildir, bir kâhin sözü de değildir. Siz pek az düşünüyorsunuz. O âlemlerin Rabbından indirilmedir." (Hâkka, 69 /41-43)

 

Kur’an Allah’ın kelamıdır. Allah’tan Hz. Muhammed’e 23 yıl boyunca vahiy yoluyla indirilmiştir.  "Bu Kur'an, Rahman, Rahim tarafından indirilmedir." (Fussilet, 41/2.) Ayrıca bak. 10 Yûnus/37. 4 Nisa/82. Neml 27/6. 69 Hâkka 69/44-47. 26 Şuarâ/210- 211)  

 

2- Kur’an benzersiz bir kitaptır.

               

Kur’an, bilinen kitaplara benzemez. Kur’an edebiyat değil, hayattır. Yani Kur’an hayata müdahele için vardır. Ona belli bir konuda yazılmış kitap olarak değil, hayatı inşa eden bir hidayet kitabı olarak bakmak gerek. ( Bakara, 2/23-24)

 

3- Kur’an, hem hikmet hem de hüküm kitabıdır.

 

Hem akla, hem kalbe, hem de vicdana hitap eder. Bütün bunlarla birlikte aslında insan ve toplum hayatını inşa etmek istemektedir. (Zuhruf, 43/4. Lokman, 31/2)

 

4-Kur’an yol gösterici bir kitaptır:

 

Kur’an, bütün insanlar ve bütün zamanlar için kurtuluş ve hidayet rehberidir. Hidayet/Hüda kelimesinin anlamından hareket edersek o, herkes için kılavudur. İnsanlara hayatları boyunca takip etmeleri gereken esasları, yasaları gösteren ve onları teşvik eden bir kitaptır.

 

-Kur’an, önceden gelen ilâhî kitapları doğrulayıcı olarak, kıyâmete kadar gelecek olan her kesimden, her kültürden insan için rehberdir, onlara doğru yolu gösterir. (Bakara, 2/185)

 

-Kur’an, Rabbine teslim olup, O’na hakkıyla kulluk yapmak isteyen, O’na ulaşmak için yollar arayan müslümanlara kılavuzluk eder, onlara esenlik ve cennet yollarını gösterir. (Maide, 5  /15-16. Nahl, 16/89. A’raf, 7 /52) “... Ve o, müminler için gerçekten bir hidayet rehberi ve rahmettir( Neml, 27/76-77. ayrıca bak. Nisa/174-175. Bakara/97. A’raf/203. 1 Yûnus/57. Yusuf/111. Casiye/20)

 

-Kur’an, Allah’a karşı sorumluluk bilinci duyan, kulluk görevlerinin farkında olan, Rabbinin yasaklarını çiğnemekten sakınan kimselere kılavuzdur. ( Âli İmran, 3 /138. Bakara, 2/2)

 

-Kur’an, Allah’ın razı olacağı amelleri yapan, yaptığı her işini güzel ve sağlamca yapan, Allah’ı görüyor gibi ibadet eden muhsinler için de yol göstericidir. (Lokman, 31/2-3)

               

5-Kur’an insanlığı karanlıktan aydınlığa çıkaran bir nurdur.

               

Hayat, karanlık bir yol yürümek, çölden çıkmak bir vahaya çıkmak ise Kur’an bunun için bir ışık/nur, bir kılavuzdur. İnsan tek başına ne faziletleri ve ne güzel ahlâkı bulabilir, ne sorunlarına köklü çözüm bulabilir. İnsan kılavuzsuz bu hayat denilen uzun karanlıkta güvenle yürüyemez.

 

Kur’an bütün zamanlar ve mekânlar için bir ışıktır/nurdur. ( İbrahim, 14/1. 5 Maide/14-15. 2 Bakara/257)

 

6- Kur’an huzur ve şifa veren bir kitaptır

 

Kur’an, müslümanlar için bir huzur (sükûnet) kaynağıdır. Müslümanların kalpleri onunla doyar, gözleri onunla aydınlanır, onunla güçlenirler, onunla teselli olurlar. Kur’an, manevi hastalıkların, kalp paslarının, sapıklık marazlarının, günah takıntılarının, vesvese sapmalarının, bunalımların şifasıdır. Kim Kur’an’a yaklaşırsa, kim onun davetine uyarsa, kim onun ölçüleriyle hareket ederse, kim onu hayatına uygularsa; onun için ilaç olur, ona şifa verir, onun manevi hastalıklarını tedavi eder. (Yûnus, 10 /57-58. İsra, 17/82. Fussilet, 41/44)

 

7-Kur’an bütün insanlık için rahmettir

 

Kur’an, hangi yöne gideceğini ve ne yapacağının bilemeyen, şaşkınlık içinde bocalayan insanlara doğru yolu gösterdiği gibi, onu tehlikelere karşı uyarır, ahirete hazırlar, mutluluğun reçetesini verir. Bütün bunlar da insanlık için rahmettir. Daha doğrusu Allah’ın Rahman sıfatının sonucudur. ( A’raf, 7/52, 203. Nahl, 16/64, 89. Ankebût, 29/51)

 

8-Kur’an, bir öğüt/bir uyarıdır

 

Kur’an’ın isimlerinden biri de ‘ez-Zikr’ veya el-Tezkira’dır. Yani hatırlatan, öğüt veren ve uyarandır.

 

İnsan yapısı gereği unutkandır. Niçin yaratıldığını, dünyadaki görevlerini, kulluk yaptığı zaman neler kazanacağını, isyan ederse neler kaybedeceğini, iyiyi ve kötülüğü unutur. Dünya hayatına dalar öleceğini unutur. Dünya zevkini tadar, sonsuz mutluluk aklına gelmez. Günahları sevimli ve zevkli bulur ahiret cezasını unutur. Gençliğine ve kuvvetine aldanır, ihitiyarlığı ve zayıf düşmeyi unutur. Peşin kârlar gözünü boyar, ebedî kazançları unutur. Maddiyata aldanır, Ğayb olan şeyleri unutur. Ömrüne aldanıp imtihan için yaratıldığını unutur. Yeryüzünün her şeyini kullanır ama yerin ve göklerin sahibini ve O’na şükretmeyi unutur. Kur’an ise sürekli bunları hatırlatır ve insanın aklını başına almasını ister. (Müzemmil, 73/19. Müdessir, 74 /54-55)

 

Kur’an, bütün insanlar için, (Yûnus, 10/57. Zümer, 39/27. İbrahim, 14/52), âlemler için ( En’am, 6/90. Ayrıca bak. Yusuf, 12/103-104. Sâd, 38/86-87), mü’minler için A’raf, 7/2. Zariyât, 51/55. Bakara, 2/221, 231. Âli İmran, 3/118-120), muttakiler için (Hâkka, 69/48. Nûr, 24/34. Tâ-hâ, 20/1-3. Âli İmran, 3/138-139. Kâf, 51/45) bir öğüttür, bir hatırlatmadır, bir uyarıdır.

 

Kur’an ölüleri rahatlatmak için değil diri olanları uyarmak için vardır. (Yâsîn, 36/5-6, 69-70.  En’am, 6/155-157)

 

i-Kur’an hem müjdeleyen hem de uyarak bir kitaptır

 

Kur’an, kötü insanları, zalimleri, inadına inkâr edenleri; kötü sonuçlarla, rahmeti kaybetmekle, cehennem cezasıyla uyarıyor. İman edip salih amel işleyenleri ise güzel sonuçlarla, ilahî ödüllerle, sonsuz kurtuluş ve cennetle, Allah’ın sevgi ve rahmetiyle müjdeliyor. Kur’an, kendisine uymayanları mutsuzluk, zarar etme ve sonsuz ceza ile tehdit ederken; müslümanlara Allah’ın hoşnutluğunu, dünya ve ahiret mutluluğunu muştuluyor. (Fussilet, 41/2-4. Tâ-hâ, 20/113)

               

9-Kur’an mü’minler için başvuru/ana kaynak kitabıdır

               

İslâmı din olarak seçenlerin her konuda referans aldıkları temel kaynak Kur’an’dır. Müslümanlar helâl ve haram ölçülerini, inanç esaslarını, ahlâk ilkelerini, değer yargılarını, mutluluğun prensiplerini ondan alırlar. Nefislerini onunla arındırırlar, kalplerini onunla doyururlar. Hayatın anlamını, ölümden sonrasını ondan öğrenirler. Hayatlarına ve davranışlarına ait hükümleri Kur’an’dan alırlar, ya da Kur’an’a göre hükmederler. (İsra, 17/9. Nahl, 16/89. Yusuf, 12/111)

               

10-Kur’an Hakkı batıldan ayıran bir ölçüdür (Furkan’dır)

               

Kur’an’ın bir adı da Furkan’dır. Hakkı batıldan, doğruyu yanlıştan, hidayeti sapıklıktan ayırır. Kur’an, müslümanlar için her konuda şaşmaz ölçüdür, mihenk taşıdır.  (25 Furkan/1. 4 Nisa/59. 2 Bakara/185)

 

Kur’an aynı zamanda hem açık/anlaşılır bir kitaptır. Kur’an hem gerekli konuları açıklayıcı ve hem de Allah’an bütün insanlara gelen sağlam belgedir.

 

11-Kur’an insanlara bir duyurudur 

 

Kur’an, insanlara gerçekleri en uygun bir dille, ikna edici bir üslupla, uyaran ve müjdeleyen bir metodla, en etkileyici bir dille duyuran ilahi bir tebliğdir. Bu (Kur'an), insanlara bir tebliğdir. (İnsanlar), bununla uyarılsınlar; O'nun yalnız Tek tanrı olduğunu bilsinler ve sağduyu sahipleri öğüt alsınlar diye (gönderilmiştir).” ( İbrahim, 14/52. 50 Kâf/45)

 

12-Kur’an teori kitabı değil, pratik kitabıdır 

 

Kur’an sadece okunan, dinlenilen, ruhlara şifa vermesi için kendisinden yararlanılan, ya da hastalar veya ölüler için okunan bir kitap değil; bir hayat kitabıdır. İçerisindeki ilkeler, helâl ve haram ölçüleri, ahlâkî kurallar, ibadetle ilgili hükümler uygulanmak, bizzat hayatta yaşanmak içindir.

 

Kur’an öncelikle insanları inanç, zihniyet ve görüş açısından yetiştirir, sonra da müslümanların kendisine uygun yaşamalarını ister. Önce iman, ikna olma, kabul etme; sonra da emre teslim olma... Yani inanılan Kur’an ilkelerini hayata aktarma. Allah’ın koyduğu ölçülere uygun davranma. ..

 

Kur’an kendisine uymayanlara pek fayda sağlamaz. Onu yüzünden veya ezbere okumak sevap olsa bile; asıl amaç onu sadece okumak değil, ölçülerine uygun yaşamaktır.

 

“Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen, dosdoğru yoldasın. Doğrusu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.” ( Zuhruf, 43/43-44. Ayrıca bak: A’raf, 7/3. Tâ-hâ, 20/124. Nahl, 16/97)

 

Kur’an ne değildir?

 

Kur’an, kendis aleyhine söylenen sözlere ve yapılan iftiralara kesin ve ikna edici cevaplar

vermektedir.

 

1-Kur’an insan sözü değildir. İnkârcıların bir kısmı ta baştan beri Kur’an’ın Hz.

Muhammed tarafından yazıldığını veya uydurulduğunu iddia etmektedirler. (Müdessir, 74/18-25. Nahl, 16/103)

 

2-Kur’an şiir değildir. Vahye inanmayanlar, şiirin ve şairlerin arap toplumundaki

yerine ve Kur’an’daki söz güzelliğine ve etkileyici üslubuna bakarak ona şiir demişlerdir. Hâlbuki Allah (c.c.) “Biz ona (Muhammed'e) şiir öğretmedik, (şiir) ona yakışmaz da. O(na vahyedilen) sadece bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır buyuruyor. ( Yâsin,36 /69)

 

3-Kur’an şaka/boş bir söz değildir. Noksan sıfatlardan uzak olan Allah (c.c.) boş

ve gereksiz kelâmdan da münazzehtir. Onun kelamı ciddi, tutarlı ve Hakikatin kendisidir. “O hak ile batılı ayııredici bir sözdür. O boş bir lakırdı (şaka) değildir.” ( Târık, 86/14)

 

4-Kur’an, bir falcının, yazarın veya sihirbâz sözü değildir. Peygamberin hasımları ona kâhin, şair, sihirbâz dediler. ( Hud, 11/7.  Enbiya, 21/3) Böyle olunca da Kur’an vahiy ürünü bir kitap değil, akılları çelen, insanları etkileyen kurnaz bir kâhinin/sihirbâzın sözüdür. ( En’am, 6/7)

 

5-Kur’an içinde çelişki olmayan bir kitaptır. Çelişki ve tutarsızlık; bilgisizlik, unutkanlık, kıt anlayış, dalgınlık ve benzeri şeylerden kaynaklanır. Allah bütün bunlardan münezzeh olduğuna göre O’nun kitabında tutarsızlık olmaz.  “Onlar bu Kur’an'ı hiç anlamaya çalışmazlar mı? Eğer o, Allah'tan başka birinden gelmiş olsaydı onda mutlaka birçok (tutarsızlık ve) çelişkiler bulurlardı!” ( Nisa, 4/82.  Yûnus, 10/15- 37)

 

6- Kur’an üzerinde şüphe olmayan bir kitaptır."Bu o Kitaptır ki, kendisinde hiçbir şüphe yoktur. Muttakiler için rehber-kılavuz (hüden)dur."( Bakara, 2/2)

 

Kur'an, kendisini eline alan okuyucunun ‘Kitabın ne olduğu, ne işe yarayacağı ve kime fayda vereceği’ sorusunu cevaplamakla söze başlıyor. Bu Kitap, "lâ raybe fîh"kendisinde şüphe bulunmayan, doğru yolu gösteren ve Allah (c.c.)'tan gelen bir kitaptır.  “Lâ raybe fîh” ifâdesiyle Kitabın "hak" olduğu; “hüden” ifâdesiyle "ne işe yarayacağı", “li'l-muttekıyn (Allah'tan sakınanlar için) ifâdesi ile de "kime" yarayacağı açıklanmış oluyor. 

 

7-Kur’an değiştirilmesi, tahrif edilmesi mümkün olmayan bir kitaptır. İnkârcılar Kur’an’ın bazı hükümlerini beğenmedikleri için Peygamberden başka bir kitap getirmesini istediler. Hâlbuki Kur’an Allah’tandır ve insanların keyfine göre değiştirlecek bir şey değildir. (Yûnus, 10/15-16.  En’am, 6/115.  Kehf, 18/27) Kur’an, Tevrat ve İncil’in akıbeti gibi bir şeyle karşılaşmayacak. O değiştirilmesi mümkün olmayan, korumasını Allah’ın üzerine aldığı bir kitaptır. ( Vâkıa, 56 /77. Kıyâme, 75 /17. Hıcr, 15 /9)

 

8-Kur’an önceki nesillerden kalma bir rivâyet ve hükmü geçen bir kitap değildir. Vahyi kabul etmeyenler Kur’an için eskilerden kalma rivâyet, uydurma, derleme şeydir derler. Böylece onun hakkında şüphe uyandırmaya, dahası onun güncel olmadığını, bugüne hitap etmediğini isbat etmeye yeltenirler. (Enfâl, 8/31-32.  En’am, 6/25.  Nahl, 16/24) Kur’an eğer derleme bir kitap olsaydı, şüphesiz insanlar onun benzerini yapabilirlerdi.

 

9-Kur’an benzeri getirilemeyecek bir kitaptır. Kur’an “onu Muhammed yazdı/uydurdu” diyenlere meydan okumaktadır. Eğer kulumuz (Muhammed)e indirdiğimizden şüphe içinde iseniz, haydi onun gibi bir sure getirin. Allah'tan başka bütün şâhid (yardımcı)larınızı da çağırın;...” ( Bakara, 2/23.  Hûd, 11/13-14.  Yûnus, 10/38.  Tûr, 52/34) Bütün insanlar bir araya gelseler yine de onun bir benzerini yazamazlar, meydana getiremezler. (İsra, 17/88) 

 

Kur’an, insanların dünlerini, bugünlerini ve yarınlarını haber vermek (Enbiyâ, 21/10.  Mü’minun, 23/71), insanları uyarıp korkutmak (En’am, 6/92.  A’raf, 7/2.  İbrahim, 14/52), hak ile batılı ayırmak ( Furkan, 25/1), insanlar arasında din konusundaki anlaşmazlıkları sona erdirmek ( Bakara, 2/213. Nahl, 16/64), insanları karanlıklardan (zulmetten) aydınlığa (nûra) çıkarmak ( Maide, 5/16. 14 İbrahim/1), onları doğru yola (sırat-ı müstakime ulaştırmak ( Maide, 5/16.  İsra, 17/9), kendisiyle her konuda hükmedilmesi ( Nisa, 4/105), kendisine tabi olunması ( En’am, 6/155.  A’raf, 7/3.  En’am, 6/155), Allah’tan korkup sakınanlara hayır olması (Nahl, 16/30),  adaleti tam anlamıyla yerine getirmek (Hadid, 57/25), zalimleri uyarmak ( Ahkaf, 46/12), insanları karanlıktan aydınlığa çıkarmak (İbrahim, 14/1), onlara yol göstermek ve rahmet etmek üzere ( Nahl, 16/64), müslümanların imanını güçlendirmek ve kalplerini doyurmak ( Tevbe, 9/124.  Nahl, 16/102. 11 Hâd/120),  müslümanları Allah’ın lütuf ve bağışlarıyla, af ve mağfiretiyle, zafer ve izzetiyle müjdelemek ( İsra, 17/9.  Nahl, 16/89)  için gönderilen bir kitaptır.

 

Kur’an, hidayet rehberidir. Onun gösterdiği yol, yaratılışın, var olmanın amacıdır. Ona uyan kurtulur, uymayan helak olur. İnsanı, hayatı, evreni, fikirleri, yanlışı-doğruyu anlamak için ona bakmalı. Okuduğumuz kitaplar onu anlamaya yardımcı olmalı, onu anlamanın yolunu açmalı. 

 

Allah’ın ipi olan Kur’an’a yapışanlar kopması mümkün olmayan bir kulp’a yapışmış olurlar. (Bakara, 2 /256) Böylece dünya ve ahiret mutluluğunu kazanırlar.

 

 


 

Yazar:
Hüseyin Kerim ECE
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul