22 Ocak 2018 - Pazartesi

Şu anda buradasınız: / Gazze´ye Uygulanan Ambargonun Amacı Filistin Halkını, İslâmî Direnişi DesteklemesindenDolayı Cezalandırmaktır

Gazze´ye Uygulanan Ambargonun Amacı Filistin Halkını, İslâmî Direnişi DesteklemesindenDolayı Cezalandırmaktır

-Gazze'nin kuşatılması ve ambargo neyi hedefliyor?
Gazze'ye uygulanan ambargonun birinci amacı Filistin halkını, direnişi özellikle de İslâmî direnişi desteklemesinden dolayı cezalandırmaktır. İsrail işgal devleti ve onun arkasında duran çağdaş emperyalist güçler önlerinde, her söylediklerinde kendilerine itaat eden, sadece gösterdikleri istikamette ilerleyen, hakkını arayan değil dayatmalara boyun eğen Filistin halkı istiyor. Madrid süreciyle uygulamaya geçirmek istedikleri strateji de bunu amaçlıyordu. Ama Filistin halkının direnişi açıktan ve büyük bir çoğunlukla desteklemesi üzerine işgal devleti hesaplarının tutmadığını gördü. Bunun üzerine Filistin halkından intikam almaya başladı.
Ambargonun önemli bir amacı da direnişi bizzat Filistin halkının baskısıyla geri adım atmaya, İsrail işgal devletinin dayatmalarını, isteklerini kabul etmeye zorlamaktır. İşgal devleti, onun arkasında duran emperyalist güçler ve yerli işbirlikçi rejimler Filistin halkının ambargo ve kuşatma baskıları karşısında "biz bu kadar zorluğa tahammül edemiyoruz; direniş ısrarlarından vazgeçsin ve kendinden istenen noktaya gelmeyi kabul etsin" demesini arzuluyordu.
Ama beklenenler gerçekleşmedi. Filistin halkı Madrid süreci yoluyla işgal devleti tarafından güdülen, yönlendirilen bir toplum olmayı kabul etmediği gibi ambargo baskısı altında da bunu kabul etmedi. Bütün zorluklara ve baskılara rağmen işgal devletinin tahakkümüne boyun eğmeme konusundaki kararlılığından vazgeçmedi. Dolayısıyla Siyonist yönetimin, onun arkasında duran emperyalist güçlerin ve onların yönlendirdiği yerli işbirlikçi rejimlerin yürüttüğü ambargo amacına ulaşamamış oldu.
Çünkü Filistin halkı ambargonun kalkması için Siyonist işgal devletine teslim olunması durumunda içinde bulunduğundan daha iyi bir ortama çıkmayacağını kesin biliyordu. Siyonist işgal güçlerinin güdümüne girmeyi kabullenmek onu insanî açıdan rahatlatmayacağı gibi mücadeledeki kararlılığın kazandırdığı onuru da elinden alacaktı. Bu yüzden bütün zorluklara katlanarak direnişe destek verme, işgale karşı kararlı mücadelenin devam etmesi için gerekli katkıyı sağlama yönündeki tutumunu değiştirmedi. Çünkü Siyonist işgalin baskı ve dayatmalarından kurtaracak tek geçerli yolun direniş yolu olduğunu biliyordu.
Ambargo ve kuşatmanın hesaplananı gerçekleştiremeyeceğini gören Siyonist işgal yönetimi de bu kez saldırı, yıkım ve katliam yolunu seçti. Ama Gazze'deki direnişi bu da dize getiremedi. Tam aksine oradaki mücahitlerin kararlı mücadelesi karşısında işgalci Siyonistler yenilgiyi kabul etmek ve tek taraflı ateşkes ilan etmek zorunda kaldılar.

- Ambargo süresince Gazze halkının yaşadığı dramın boyutları nedir?
Öncelikle ambargo sürecinin bütün şiddetiyle devam ettiğini, Gazze'de kazanılan zaferin henüz bu konuda sonucu değiştirmediğini hatırlatalım. Hatta işgalci Siyonistlerin saldırıları sebebiyle gerçekleşen yıkım, yaralanma olayları vs. sebebiyle ambargo ve kuşatmanın etkisi savaş sonrasında daha da arttı. Yıkılan binlerce evin, yüzlerce caminin, yüzlerce resmi kuruluş binasının tekrar inşa edilebilmesi, bölgenin yeniden imarı için bol miktarda inşaat malzemesine ve yardıma ihtiyaç var. Ama ambargo yüzünden hâlâ yıkılan binaların yeniden inşası için gerekli malzeme sokulamıyor. Evleri yıkılan binlerce ailenin bir kısmı yakınlarının yanlarında ikamet ederken, bir kısmı da çadırlarda hayatını sürdürüyor. Bu açıdan bakıldığında çağdaş emperyalizmin ve yerli işbirlikçi rejimlerin göstermelik birtakım yardımlar yapmaları gerçekte bir anlam ifade etmiyor. Bu kadar ev, hastane, okul, cami ve resmi bina yıkıldıktan sonra gerçek yardım buraların yeniden inşa edilmesinin önünde duran engelin kaldırılmasıdır. Onun için de ambargonun kaldırılması gerekir. Fakat Siyonist işgal devleti Filistin halkını dize getirmeye ve onu kendi dayatmaları önünde boyun eğmeye zorlamak amacıyla ambargonun bütün şiddetiyle devam etmesini istiyor.
İsrail işgal devletinin ambargo uygulaması Filistin halkının seçimlerde Hamas'tan yana tavır sergilemesi, ona destek vermesi dolayısıyla Özerk Yönetim hükümetinin bu hareket tarafından kurulması ile birlikte başladı. Fakat başlangıçta bazı ticari malların girmesinin engellenmesi ve gümrük vergilerinin bloke edilmesi şeklindeydi. Sonra kapasitesi genişletildi. Haziran 2007'de Siyonist işgal devletine çalışan ve onun hesabına cinayetler işleyen, baskınlar, saldırılar düzenleyen Muhammed Dahlan çetesinin tasfiye edilmesinden sonra ise çok geniş çaplı ambargo uygulanmaya başlandı. Bu yeni dönemde ilaç ve gıda maddesi dâhil hiçbir şeyin sokulmasına izin verilmez oldu. Müzmin hastalıklardan muzdarip hastaların tedavisinde kullanılan tıbbi cihazların sokulması ve bu gibiler de dâhil bütün hastaların Gazze dışına çıkmaları engellendi. Bu yüzden çok sayıda hasta ihtiyaç duydukları ilaçları alamamaları veya tedavilerinin engellenmesi sebebiyle hayatını kaybetti.
Ambargonun pek çok boyutu bulunuyor. Fakat bunların içinde birinci derece önemli boyutu sağlık hizmetlerinin engellenmesi, ikinci önemli boyutu ise yakıt malzemeleri girişinin engellenmesi oluşturmaktadır. Çağımızda elektrik ve enerji malzemelerinin hayatın bir zarureti olduğu bilinmektedir. Fakat ne yazık ki petrolü Arap ülkelerinden alan İsrail işgal devleti Gazze'ye petrol girişini engelliyor. Petrol malzemelerinin bir kısmı elektrik üreten termik santrallerde kullanıldığı için bu santraller çoğu zaman yakıt yetersizliği sebebiyle atıl durumda kalmaktadır. Elektrik yetersizliği ise hastanelerdeki sağlık hizmetleri dâhil pek çok önemli hizmetin aksamasına sebep oluyor.
Üzerinde durulması gereken önemli bir husus da kavram ve isimlendirmelerdir. Ne kadar ilginçtir ki bir buçuk milyon insanı sırf siyasi tercihlerinden dolayı ilaç ve tedaviden bile alıkoyan vahşi ambargo zulmü normal bir uygulama olarak lanse edilirken, o insanların hayatlarını sürdürebilmek için ihtiyaç duydukları zorunlu ihtiyaç maddelerini tüneller açarak sokmaları "kaçakçılık" olarak isimlendiriliyor. O insanları hayatta kalmak için tüneller açarak zorunlu ihtiyaç maddelerini oralardan sokmaya zorlamalarından dolayı çağın zulüm rejimlerinin yüzü kızarmazken o insanlar "kaçakçılık" yaparak suç işlemiş oluyorlar! Biliyorsunuz benzer kavram ve isimlendirme sorunlarından dolayı meşru ve haklı özgürlük mücadelelerinin de "terör" olarak nitelendirilmesinden kaynaklanan sorunlar yaşıyoruz. Dolayısıyla çağdaş emperyalizme karşı mücadelemizin önemli bir boyutunu da kavram ve isimlendirmelerin oluşturması gerekmektedir. Çünkü kavramlar ve isimler insanların bakış açılarını belirlemekte, zihinlerindeki ön yargıların şekillenmesinde fikri altyapı ve zemini oluşturmaktadır. Bu yüzden kavramların ve isimlerin basite alınmaması gerekir.

- Mısır neden bu ambargonun içerisinde aktif bir şekilde yer alıyor?
Mısır'ın bu ambargonun içinde yer alması sanıldığı gibi sadece dış güçlerin baskısından dolayı değildir. Mısır yönetimi fiili olarak bu baskının ve ambargonun içindedir. Mısır yönetiminin Filistin'deki İslâmî direnişe karşı işgalci Siyonist saldırının ve baskının yanında yer aldığı Gazze'ye yönelik son saldırıda da herhangi bir şüpheye mahal bırakmayacak derecede açığa çıktı. Mısır yönetimi ve onun gibi birtakım işbirlikçi rejimler bu saldırının Filistin'deki İslâmî direnişi bitireceğini bekliyorlardı. Ondan dolayı tavırlarını biraz açığa çıkarmışlardı. Onların bu yanılgıları maskelerinin düşmesine ve gerçek yüzlerinin ortaya çıkmasına sebep oldu. Bu itibarla Gazze savaşı bir Furkan Savaşı rolü oynadı ve işgalci saldırgan Siyonistlerin safında yer alanların gerçek kimlikleri gün yüzüne çıktı.
Mısır'ın işgalci Siyonist devletin ambargo ve baskısına destek vermesinin muhtelif sebepleri var. Birinci ve en önemli sebep Filistin'deki İslâmî direniş bayrağının yükselmesinden rahatsız olmasıdır. Bu bayrağın yükselişi onu da rahatsız ediyor ve bütün İslâm âleminde etkisini göstereceğinden korkuyor. Mısır'daki rejimi en çok tedirgin eden ve endişelendiren gelişme de İslâmî direniş bayrağının yükselmesi ve İslâmî uyanışın etkisini artırmasıdır.
İkinci önemli etken ise Mısır'ın bölgede tampon güç görevi görmesidir. Çağdaş emperyalizm Filistin toprakları üzerinde Siyonist işgal devletini kurdurduktan sonra onu sağlama alacak tampon güçler de oluşturdu. Mısır ile Ürdün işte bu tampon güçlerdir. Biz bu iki ülkenin tampon güç görevi görmesi hakkında ayrıntılı bilgiler içeren bir dosya yayınladık. Bu dosyada söz konusu iki ülkenin işgal devletini korumak için bu devletin kuruluşundan bu yana ne gibi önemli vazifeler icra ettiklerine dair çok bariz örnekler verdik. (Bu dosyamız Web sitemizde yani http://www.vahdet/. com. tr adresinde mevcuttur.) İsrail işgal devletini ayakta tutabilmek için bütün imkânlarını seferber eden ABD bu iki ülkenin tampon güç görevi görmeleri için kendilerine gereken karşılığı da veriyor. Dolayısıyla onlar bu karşılığı kaybetmemek için kendilerinden istenen görevi yerine getiriyorlar.
Bu sebeple Mısır yönetiminin söz konusu ambargoda aktif rol almasının sebebi ileri sürdüğü gerekçeler değil fiilen işin içinde yer alması, Filistin direnişinin ambargo yoluyla dize getirilmesini istemesi, bu politikaya fiilen destek vermesi yani bilfiil işin içinde ve Siyonist işgal devletinin safında, onun tarafında yer almasıdır.
Gazze'ye uygulanan ambargonun etkili bir şekilde devam edebilmesinin sebebi de zaten Mısır'ın bilfiil işin içinde yer alması ve ambargonun devamı için gereken bütün katkıları sağlamasıdır. Mısır yönetimi sadece kapıları kapalı tutmak suretiyle değil Gazzelilerin çözüm üretmek amacıyla açtığı tünellere gaz bombası atarak, böylece hayatta kalma mücadelesi veren insanları gaz bombalarıyla boğarak vahşette Siyonist işgalcilerden geri kalmayacağını göstermiştir. Bu itibarla Mısır'ın çağdaş Firavun'u durumundaki Hüsni Mübarek'in işgal devletinin başbakanı Olmert'ten veya saldırganlıkta onu sollayarak Siyonist göçmenlerin desteğine mazhar olan Netanyahu'dan geri kalır bir tarafı yoktur.

- Ambargoyu kırabilmek için neler yapılabilir?
   Gazze üzerindeki ambargonun etkisiz hâle getirilmesi açısından Rafah sınır kapısının açılması büyük önem arz etmektedir. Eğer bu kapı açılırsa işgal devletinin uyguladığı ambargo büyük ölçüde etkisini kaybedecektir. O yüzden bu kapının şartsız bir şekilde açılması ve normal gümrük kapısı haline getirilmesi için Mısır yönetimine baskı yapmak gerekiyor. İslâm âleminde Mısır yönetimine baskı artarsa bu yönetimin o baskılara fazla direneceğini sanmıyoruz. Baskılar biraz etkisini gösterdiğinde Mısır'ın geçici olarak kapıyı açtığını görüyoruz. Demek ki baskılar yeterli değil ve kapının kalıcı bir şekilde ve normal kullanıma açılması için Mısır üzerindeki baskıların dozajının biraz artırılması gerekiyor.
Ambargoyu kırmanın bir diğer yolu da Gazze'ye bir deniz hattı açılmasıdır. Avrupa'dan muhtelif yardım gemileri gönderildi. Fakat bunlarla yetinilmeyip bir deniz hattı oluşturulması için çalışmaları artırmak gerekiyor. İşgal devleti belki başlangıçta buna engel olmaya çalışacaktır ama kapıların zorlanması durumunda yapacağı bir şey olmayacaktır. İşgal devletinin gücünü gözümüzde fazla büyütmemeliyiz.
Üçüncü önemli seçenek de işgalci Siyonist devletle ticaretin durdurulması, ona ekonomik baskıların artırılması ve İsrail'le işbirliği halindeki firmaların ürünlerinin boykotunun yaygınlaştırılmasıdır. Global ekonomik krizin gittikçe etkisini artırdığı bu dönemde boykotun yaygınlaştırılması işgalci Siyonist devleti zorlayacaktır.
Bütün bu çalışmaların etkili hale getirilmesi için de yatay dayanışma ve işbirliğinin yaygınlaştırılması, herkesin kendini sorumlu bilerek bilinçli bir şekilde mücadeleye katılması gerekir. Hiç kimse kendini tek kişi olarak görmemeli ve bu mücadelenin dışında saymamalıdır. Kitlesel dayanışmanın önünde duran en önemli engel ferdi sorumluluk bilincinin kaybedilmesi ve "benimle ne olur" duyarsızlığı içine düşülmesidir.

Yazar:
M.Ahmet VAROL
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul