18 Ocak 2018 - Perşembe

Şu anda buradasınız: / EVLİLİK ÖNCESİ VE NİŞANLILIK

EVLİLİK ÖNCESİ VE NİŞANLILIK

EVLİLİK ÖNCESİ VE NİŞANLILIK

Nişan, evlilik öncesi evliliğe hazırlık döneminin adıdır. Nişanlılık dönemi, evlenecek kişilerin ve ailelerin birbirlerini tanımalarını sağlar. Eş seçimi yapıldıktan sonra karşılıklı karar ve karşılıklı anlaşma gerçekleşince, yörelere göre söz ve nişan uygulaması yapılır.  Nişanlılık devresi evlilik değil, evliliğe atılan bir adımdır.

 

Yaşadığımız bu ülkede genellikle, birer yüzük takılarak kesilen bir sözle başlatılır. Söz kesilir, sözü nişanlılık devresi izler, nişanlılık devresini ise evlilik izler. Bu dönemler içerisinde bütün sorumluluklar peyderpey yerine getirilir. Nişanlılık dönemi, evlenecek kişilerin birbirine ister istemez “şirin” görünmeye çalıştığı dönemdir. Bu dönemde taraflar birbirine gerçek yüzlerini göstermezler.

 

Bu süreçte nişanlılar yapmacık davranışlar içine girip gerçek yüzünü sezdirmeyebilir. Aşkın insanın gözünü kör ettiği gerçeğini göz önüne aldığımızda bu aldatıcı davranışları “nişanlı” ların fark etmesi zor olur. Bu durumda yakın çevresindekilerin yardımını almalı, onların görüşlerine önem vermelidir. Bir kişinin gerçek yüzünü, iyi ve kötü yönlerini bütünüyle o kişiyle uzun süre birlikte olan kişiler bilebilir. Bu da o kişinin aile, komşu, iş ve arkadaş çevresindeki kişilerdir.

 

Bu kişilerden “nişanlı” ile ilgili sağlıklı bilgi alınabilir. Bunun yolu da bu çevredeki kişiler arasında bir araştırma yapmaktır. Bunu nişanlı kişi değil de bir yakını yapmalıdır. Nişanlılık dönemi, çiftler için çok önemli bir fırsattır. O ana kadar birbirlerini yeterli ölçüde tanıyamamış olanlara, son bir imkân su­nulmaktadır. Bir anlamda, evlilik öncesi çiftlerin ne kadar ciddi bir iş yaptıklarının farkına varmaları sağlanmakta­dır. Nişanlılık devresinde tarafların ilgilerini, karakterleri­ni, alışkanlıklarını meydana çıkaracak geniş fırsatlar mevcuttur. Uygun görülmeyen yönlerin evlilikte nasıl halledi­leceği ve tahammülle karşılanacağı da nişanlılıkta düşü­nülmelidir.

 

Nişanlılık Dönemi

 

Nişanlılık dönemi tarafların evlilikten önce birbirini görüp beğenmesi, ne derece yakınlık kurabileceğini araştırması, muhtemel bazı problemleri en aza indirmesi bakımından önemlidir. Bunun yanı sıra çiftlerin nişanlılık döneminde dikkat etmesi gereken şeyler de vardır. Nişanlılık dönemi, bir araştırma, bir tanıma ve bir an­lamda keşif dönemidir. Çiftler, evliliğe hazırlık yapmalı­dırlar. Bu dönemin şöyle geçirilmesi tavsiye edilebilir:

 

1. Çiftler, birbirlerini ne kadar tanıdıklarını test etme­lidirler. Tanımadıkları yönlerini ortaya çıkarmaya gayret göstermelidirler. Karanlık nokta bırakılmazsa, evlilik ha­yatı aydınlık olur.

 

2. Bu dönemde akrabalar tanınmalı, onların gönlü alınmalı ve çok iyi dostluk ve yakınlık mesajları verilmelidir. Özellikle de dedelerin ve ninelerin tavsiyeleri ve duâları alınmalıdır.

 

3. Bu dönemde bir anlamda evlilik planları yapılmalıdır. Özellikle de anne ve baba sorumluluğuna ne kadar hazır olunduğu tartışılmalıdır.

 

4. Çocuk eğitimi konusunda ne kadar yeterli ve ne kadar eksik bulunulduğu gözden geçirilmeli, eksiklikler en kısa sürede tamamlanmalıdır.

 

5. Kurulacak ailenin ekonomik bağımsızlığı temin edilmeli, sonra evlilik yapılmalıdır.

 

6. Evlilik hayatında kimlerle yakınlık ve dostluk kurulması gerektiği, kimlerden uzak durulmasının lazım olduğu tartışılmalı ve bir politika belirlenmelidir.

 

7. Evlilikle ilgili bilimsel ve dinî kaynaklar incelenmeli, gereken inanç, ibadet ve güzel ahlâkla ilgili bilgiler edinmeli.  Evlenme yaşına gelen gençler, bu konuda ilmin kendilerine farz olduğu hal bilgisi olan nikâh ve talâkla, iman ve elfâz-ı küfür ve şirkle,  İslâm aile hukukuyla, ailevî haklar ve görevlerle ilgili doğru bilgilere sahip olmalıdır.

 

8. Nişanlılık döneminin meşrû dairede geçmesine özen gösterilmelidir.

 

Nişanlanma sadece tarafların evlenme niyetini açıklayan bir evlenme vaadinden ibarettir. Bu itibarla, nikâh yapılmadıkça nişanlanmakla kadın ve erkek birbirine helâl olmaz. Nişanlılık dönemi kişilerin birbirlerini tanıyacakları dönemdir. Bu dönemde kız ile erkek dinen birbirlerine yabancı oldukları için kapalı bir mekânda yalnız başlarına kalamaz, el ele tutuşamaz, birbirlerine sarılamazlar.

 

Nikâh kıyılıncaya kadar birbirine yabancıdır. Aralarında mahremlik devam eder. Nişanlıların, telefon, internet vb. iletişim araçlarıyla görüşmeleri, edep sınırları dâhilinde, aşırıya kaçmadan ve fitneye sebebiyet vermeyecek şekilde olabilir. Nişanlı olmakla taraflar birbirine karşı evli gibi davranamaz. Nişanlılıktan sonra da önceden olduğu gibi aralarında iki yabancı insanın görüşmesinde bulunan bütün sınırlar mevcuttur. Bu bakımdan mahremiyet sınırlarına dikkat etmeleri gerektiğini bilmelidirler.

 

Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.):

 

“Sizden kim Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsa, yanında mahremi olmayan bir kadınla baş başa kalmasın. Çünkü bunu yaparsa üçüncüleri şeytan olur.” (Buhârî, Nikâh 111-112)   buyurmuştur.

 

Sözlü veya nişanlı olanlar, yalnız başlarına kalmaları caiz değildir. Nikâh yapılmadığı sürece nişanlılar evlenmiş sayılmazlar. Karşılıklı ilişkilerde dinî ölçülerin gözetilmesi gerekir.

 

Nişanlılık döneminde dinî nikâh adı altında nikâh kıyılmamalıdır. Zira anlaşmazlık durumunda özellikle kız açısından sıkıntı ortaya çıkmaktadır. Nişan ve nikâh  törenleri yapılırken, israftan, gösterişten ve aileleri sıkıntıya sokacak davranışlardan, harcamalardan kaçınmak gerekir. Zira peygamberimiz:  “Nikâhın en hayırlısı, kolay ve külfetsiz olanıdır” (Ebû Dâvud, Nikâh 31) buyurmuştur.

 

Altından kalkılamayacak ağır şartlar ve masraflar ileri sürmek, evlenmeyi zorlaştırır. Cemiyeti ve evlenecek gençleri hem de ailelerini sıkıntıya sokar. Evlenmek kolaylaştırılmalı ve evleneceklere yardımcı olunmalıdır. Nişan ve düğün törenleri sırasında dinimizin haram kıldığı tutum ve davranışlardan kaçınmalı, toplantı adabı konusunda İslâmî duyarlılıklar gözetilmelidir.  

 

Söz gelimi, yörenin örf ve âdeti dine aykırı ise, bundan vaz geçilmelidir. Bu gibi durumlarda usulünce uyarıda bulunmak ve "âdetimiz böyledir" diye karşı çıkılır endişesine yer vermemelidir. Zira İslâmî bilinç bunu gerektirir. Âyet-i kerimede mü’minler hakkında; “Hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar.(Mâide, 5/54)  buyrulmaktadır. Ne mutlu her konuda İslami kurallara uygun davranış sergilemeye gayret edenlere!

Yazar:
Süleyman GÜLEK
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul