18 Ocak 2018 - Perşembe

Şu anda buradasınız: / İSLÂM’DA MESCİDLERİN GAYESİ VE ÖNEMİ

İSLÂM’DA MESCİDLERİN GAYESİ VE ÖNEMİ

İSLÂM’DA MESCİDLERİN GAYESİ VE ÖNEMİ

İslâm tarihinde, mescid / cami, Rasulullah’ın zamanında inşâ edilmeye başlanmıştır. Rasulullah (s.a.s.), Medine’ye hicret ettiğinde, Ashabıyla birlikte, “Mescid-i Nebevi”yi inşa etmiştir.

Mescid / Cami,  İslâm Medeniyeti ve kültürünün merkezidir. İlk dönem Müslümanları, bütün işlerini, istişarelerini, çalışmalarını, sohbetlerini, mescidlerde gerçekleştirmekteydiler. Devlet işleri, İslâm Ordusu’nun hazırlanması, Mescid-i Nebevî’de yapılmaktaydı.  İslâm’da Mescidler, hayatî bir öneme sahiptir.

Peki, bu kadar önemli olan, mescid/ cami ne anlama gelmektedir? Bunu kısaca izah etmekte fayda var:

“Câmiler; ‘Müslümanları toplayıp bir araya getiren’, onların hayatını tümüyle kuşatan, İslâmî hayatın mihveri konumunda olan mekânlardır. İbadet hayatımızın odağını namaz, namazın da zirvesini secde teşkil etmekle, bu mekâna Kur’ân/İslâm ıstılahında, ‘secde edilen yer’ anlamında ‘mescid’ denmektedir.” (Abdullah Yıldız)

Müslümanların bir araya gelip karar verdikleri, birlikte ibadet ettikleri mekâna, mescid/cami denilmektedir.  Aynı şekilde mescidler, Müslümanların birlik ve beraberlik içerisinde hareket ettiği mekânlardır.

Rasulullah ( s.a.s.),  Mescidler hakkında şöyle buyurmaktadır:

“Beldelerin Allah’a en sevimli yerleri mescidlerdir. Beldelerin Allah’a en sevimsiz yerleri de çarşı ve pazarlardır.” (Müslim, Mesacid, 288)

İbn Abbas (r.anhuma) şöyle demiş:

 “Mescidler yeryüzünde Allah’ın evleridir. Gökteki yıldızların yer ehlini aydınlattıkları gibi, onlarda gök ehlini aydınlatırlar. (Heysemî, Mecmeuz-Zevâid, 1934.)

Asr-ı Saadet döneminde Müslümanlar için, mescidler / camiler aynı zamanda birer ilim merkezleriydi. Mescidler / camiler Tevhidî bilincin inşâ edildiği yerlerdi. İnsanlar, İslâm’ı öğrenmek için, akın akın bu mescidlere koşuyorlardı. Bütün ilimler, mescidlerde öğreniliyordu. Mescidlerin, birçok fonksiyonu vardı.  Osmanlı döneminde de mescidler aslına uygun bir şekilde kullanılmaktaydı. İslâm âlimleri, derslerini mescidlerde vermekteydiler.  Yakın tarihimizde, rahmetli Molla Sadreddin Yüksel ve Mehmet Emin Saraç Hoca’nın da İstanbul Fatih Camii’nde ders verdikleri bilinmektedir.

Allah (c.c.) Mescidler hakkında Kur’ân’da şöyle buyurmaktadır:

Allah'ın Mescidlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler îmâr eder. İşte hidayete ermiş olmaları umulanlar bunlardır.” (Tevbe, 9/18)

“Şüphesiz mescidler hep Allah’ındır. Onun için, Allah ile birlikte hiçbir şeye dua ve ibadet etmeyin!” (Cin, 72/18)

“Allah’ın mescidlerinde, Allah’ın adının anılmasına engel olan ve onların harap olmasına çalışandan daha zalim kim vardır?” (Bakara, 2/114)

Osmanlı’nın yıkılışıyla birlikte mescidler/camiler, aslı fonksiyonlarından uzaklaştırıldılar. Hattâ Cumhuriyetin ilk yıllarında, mescidler/camiler ahıra çevrilmiştir.  Bunun amacı, İslâm’ı insanlara unutturmaktı.

Günümüzde resmî ideolojinin baskısıyla, Mescidler/ Camilerin içeriği boşaltılmıştır. Günümüz camilerinin mahiyeti çıkış noktasına uygun değildir. Mescdilerin/ camilerin İslâm’da ne anlama gediğini, neyi ifade ettiğini anlamak adına, bu sayımızı “Mescid Bilincine” ayırmayı uygun bulduk. Konuyla ilgili değerli hocalarımız, Kur’ân ve Sünnet ışığında makaleler kaleme aldılar.

Ayrıca dergimizde, diğer kıymetli yazarlarımızın kaleme almış oldukları makaleleri istifadenize sunuyoruz.

Gelecek sayıda tekrar buluşmak ümidiyle, Allah’a emanet olunuz.

Selâm ve duâ ile…

 

Yazar:
Ziya Gündüz
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul