24 Kasım 2017 - Cuma

Şu anda buradasınız: / HAYALLER VE GERÇEKLER

HAYALLER VE GERÇEKLER

                

 


Müslümanlar olarak çok karmaşık bir gerçeklik ile kar­şı karşıya bulunuyoruz. Kaotik değişimler ve gelişmeler karşısın­da, çoklu süreçler karşısında neler yapılabileceğini konuşmu­yor, tartışmıyoruz. İslami bütüne yönelik ilgi-dikkat-bağlılık kaybolmak üzeredir. Herkes kendi küçük parçasına meşruiyet ve kutsallık kazandırma mücadelesi veriyor. İslami bütüne, temel tevhidi ilkelere, derin değerlere, Ümmet'e, İslami sorumluluk­lara ve eyleme yabancı Müslümanların iyimserliği, pratik açıdan bakıldığında hiç bir değer taşımıyor.

 

Müslüman kitleler masallara, menkıbelere, efsanelere ilgi duyuyor, ancak, gerçeklere ilgi duymuyor. Gerçekleri gör­mek, bunlar üzerinde düşünmek, bunlarla yüzleşmek hiç hoşuna gitmiyor. Kitleler en çok din'i söylem yoluyla aldatılıyor, kullanılıyor, sömürülüyor, istismar ediliyor. Pek çok klinik vak'a, acilen tedavi edilmeleri gerekirken cemaat-hizmet lide­ri olarak saltanat içerisinde hayatlarını sürdürüyor, sürdüre­biliyor. Bu durum Müslümanların kesinlikle seçici bir dikkate, seçici bir bilince sahip olmadıklarını gösteriyor.

 

Bilinçli tercihler yapmak yerine, duygusal tercihler yapıyoruz.

 

Manevi aracılara ihtiyaç duyanlar, bilinçli bilgiye ih­tiyaç duymazlar, manevi aracılara ihtiyaç duyanlar manevi köle­liğe ihtiyaç duymuş olurlar. Manevi aracılara ihtiyaç duyanla­rın bağımsız bir biçimde düşünmeleri, bağımsız tercihlerde bu­lunmaları, bağımsız kararlar vermeleri ve kendilerini gerçek­leştirmeleri asla mümkün olamaz. Bunlar taklit hayatlar yaşar­lar. Nereye yönelik olursa olsun, her taklitçilik basitlikten tembellikten, iradesizlikten ve yetersizlikten kaynaklanır. Bilim'e, bilim adamına, bilgeliğe ve bilgeye saygı duymakla, manevi aracıya itaat etmek birbirine karıştırılmamalıdır. Her durumda ve her duruma itaat sorunlu bir karaktere/kişiliğe işaret eder. Taklitçi basitliği ve kolaycılığı seçenler hiç bir şekilde ve hiç bir zaman köklü değerlendirmeler, çözümlemeler ve eleştiriler yapamazlar. Gerçeklere vurgu yapmak, gerçekleri görmeye davet etmek, karamsarlık olarak değerlendirilemez. Kendi düşünce tarzımızı, kendi yöntemi­mizi oluşturamadığımız, kendi kültürel ilkelerimizi, çerçe­vemizi belirleyemediğimiz çok acı bir gerçektir. İslami kimliğimizi ifade edebileceğimiz, açıklayabileceğimiz kül­türel ve siyasal bir dil oluşturmayı başaramadığımız için, başkalarının, egemenlerin diliyle konuşuyor, onların diliy­le sözcükleriyle, kavramlarıyla kendimizi ifade etmeye çalı­şıyoruz. Toplumlarımız kendileri için neyin iyi, doğru ve hayırlı olduğunu tesbit etme yeteneğine ve özgürlüğüne sa­hip değil. İyi-doğru-hayırlı olanı bize emperyal egemenler dayatıyor, dayatabiliyor. Gerçek bilgi yerine, ideolojik ya da politik bilgiler/yorumlar tüketiyoruz. Her tür kibir, her tür bencillik, her tür ırkçılık insanları ya da toplum­ları farklı olana yabancı ya da düşman haline getiriyor. Her tür kibir, her tür bencillik ve ırkçılık düşünceleri tek tipleştiriyor karşıtlarını basitleştiriyor.

 

Geçmişi taklit etmeye devam ettiğimiz takdirde her şeyin çok farklılaştığını göremeyiz. Nitelik değişimini gerçekleştirmeden, değişimi etkileyemeyiz, geleceğimizi hazır­layamayız. Müslümanlar olarak; olan şeylerle, olması gere­ken şeyler arasında oluşan büyük uçurumları fark etmeliyiz. Umut, kendi kendimizi kandırmak anlamına gelmemeli. 13 ve 14 ncü yüzyıllara kadar Hıristiyan dünya bütünüyle kırsal tarım toplumu özellikleri taşırken, İslam dünyası toplumla­rı, kentli-zanaatkâr toplumlardı. Bugün üzerinde bulunduğu­muz nokta iç karartıcıdır. Bu durum her şartta Batı'nın üs­tünlüğü mitolojisine güç kazandırıyor. Maddi-teknolojik iler­lemenin ahlaki/insani/manevi gerileme pahasına ger­çekleştirildiği,  maddi-teknolojik ilerlemenin insani değerleri tehdit eden bir dünya oluşturduğu unutuluyor. İlerleme ideolojisi, hayatın ve tabiatın bütün boyutlarını kirletiyor, tahrip ediyor, çirkinleştiriyor.  Sekülerleşmeyi tek model olarak sunmak/dayatmak ideolojik zorbalıkla yakından ilgili bir konu olarak değerlendirilmelidir.

 

Spekülasyonlara, önyargılara, ırkçı/mezhepçi karşıt­lıklara, masallara, hayallere dayalı olarak değil, temel İslami ilkelere, verilere, kanıtlara, araştırmaya dayalı bilgi­ye dayalı olarak konuşmalı ve yazmalıyız. Bütün imkânlarımızı kullanacak bilgi-bilgelik-kültür birikimimizi çoğaltabilmeliyiz. Geçmişin bilgeliklerine-erdemlerine kuşkusuz kayıt­sız kalamayız. Güç ve iktidar sahibi olmak, kibir sahibi olmak anlamına gelmemeli. Mevki sahibi olmak yerine/sahici kişilik sahibi olmak için çaba harcamalıyız.

 

Gösterişli varoluşlar aldatıcı/yanıltıcı varoluşlardır.

 

İslam’ın çok sınırlı ve marjinal konuma hapsedildiğini unutmamak gerekir. Doğru sorular sormadığımız takdirde, doğru çözümlemeler yapamayız. Kamusal alana hitap etmeyen, kamusal alanla ilgili iddiaları olmayan yeni bir din dili/söylemi/ kültürü oluşuyor. Bu nedenledir ki, hiç bir toplumda Müslü­manlar olarak kamusal tartışmaları etkileyemiyoruz, İslam bir araştırma nesnesi, mesleki bir uğraşa-ilgiye dönüştürülemez. İslam yerelleştirilemeyeceği gibi, millileştirilemeyeceği gi­bi, şirk ve putperestlik unsurlarına da indirgenemez. Günümüz­de İslam bireysel bir tercihe dönüştürülürken, tasavvufi/batıni tercihler bir şekilde toplumsallaştırılıyor. Bu gelişme kayıtsız kalınacak bir gelişme değildir.

 

Zihinlerimizi, inançlar/düşünceler/fikirler/bilgelik1erden boşaltarak, indirgeyici ideolojik/ırkçı/mezhepçi kurmacalarla doldurmak kadar ilkel/barbar bir tercih olamaz. Kim olurlarsa olsunlar ötekileştirilenlerle ilgili her yorum, her bilgi her zaman çarptırılmıştır. Âlimlerin, yazarların, düşünürlerin, entelektüellerin indirgeyici karşıtlıklar ve kutuplaşmalar içerisinde bulunmaları kadar büyük bir sorum­suzluk düşünülemez. Dünyadan ve tarihten kopuk bir dini hayat meşrulaştırılamaz. İslam, kolektif hamaset-keramet-hayal-rüya alanına hapsedilemez.

 

 


Yazar:
Atasoy MÜFTÜOĞLU
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul