22 Ocak 2018 - Pazartesi

Şu anda buradasınız: / İMAMLARIN FIKHİ İHTİLAFLARINDA HADİSLERİN ROLÜ

İMAMLARIN FIKHİ İHTİLAFLARINDA HADİSLERİN ROLÜ

İMAMLARIN FIKHİ İHTİLAFLARINDA HADİSLERİN ROLÜ

Bu konu işlenmeden evvel anlatılması gerekli mesele, Rasulullah (s.a.s.) döneminden müctehid ulemanın dönemine kadar olan, fıkhı gelişimin nasıl olduğu incelenmelidir. Çünkü Bu gelişim bilinmeden, ulemaya haksız saldırı olabilir…

 

Ebu Hureyre’den, Rasulullah (s.a.s.) dedi ki:

“Allah kimin hayrını dilerse onu dinde fakih kılar.” 1

Allah (c.c.) kimin hayrını dilerse, onu dinde fakih kılar. Bu Fakihlik önce dinin asıllarındadır. Yani akide ve inanç fıkhıdır.

İmam Azam (rh.a.) dediği gibi: 

“Fıkhu’l Ekber”dir.

“Fıkhu’l Ekber”i anlamayan “Fıkhu’s-Sağire” geçemez. Bundan dolayıdır ki: “Fıkhu’l Ekber”i kalbine oturtmayanlardan, “Fıkhu’s-Sağir “alınamaz!

 İmam Gazali(rh.a.), “el-Mustasfa” adlı usul kitabında, (1/376)’da fetva sorulan şahsın adil olup olmayacağı meselesini araştırmış, netice de fetva  makamında ki kişinin adil olması gerektiği vurgulanmıştır.

Adilliğin veya adaletin ölçüsünü ise İmam Şafii şöyle belirtmektedir:

“… Adalet Allah’ın (c.c.) emrine uygun şekilde amel de bulunmaktır.”2

Bu sözden anlaşılan, İslam şeriatının zıddına hareket edenler, Allah’ın düşmanları ile iş birliği yapanlar, onca bilgilerine rağmen fakih olamamışlardır. Edindikleri bilgiler, sırtlarındaki yükleridir.

Bu girişten sonra fıkhın evrelerine geçebiliriz. Rasulullah (s.a.s.) zamanında insanlar bir mesele ile karşılaştıklarında, onu Rasulullah’a sorup O’nun söyledikleri ile amel ediyorlardı. Ama Rasulullah’ın bulunmadığı yerlerde, sahabenin hareket tarzı Rasulullah’ın (s.a.s.) Muaz (r.a.)’ı Yemene gönderirken Muaz (r.a.) söylediklerinde saklıdır. İkisinin arasında şöyle bir konuşma geçer:

-  Söyle bakalım (Muaz) sana bir muhakeme işi çıkarsa nasıl hüküm vereceksin?

(Muaz) dedi ki:

- Allah’ın kitabıyla hüküm veririm (dedim).

Buyurdu ki:

- Peki, Allah’ın kitabında yoksa?

(Muaz) dedi ki:

- O zaman Rasulullah’ın sünnetiyle (dedim)

Buyurdu ki:

Rasulullah’ın sünnetinde yoksa?

(Muaz) dedi ki:

- Elimden geleni yaparak kendi görüşümle ictihad eder,(hüküm veririm) dedim.

 Bunun üzerine  (Nebi s.a.s.) göğsüme vurdu, sonra şöyle buyurdu:

- Rasulullah’ın elçisini, Rasulullah’ı hoşnud edecek şeye muvaffak kılan Allah’a hamdolsun”3

Sahabe zamanında fıkhı kaynakları bunlardı. Yani Kur’an, Sünnet ve İctihad... Rasulullah (s.a.s.)’ın vefatından sonra bu kaynağa bir diğeri eklendi.

Bunu da İmam Ömer (r.a.) Kadı Şureyh’e hüküm verme de takib edeceği metod ile ilgili uzun bir mektubunda, Kur’an ve Sünnet’ten sonra hüküm çıkarmak için icmayı gündeme getirerek:

“…Halkın üzerinde görüş birliğine vardığı şeye bak ve onu uygula…”4 diyerek fıkhın kaynakları dörde çıkarmış bulunmaktadır.

Yani müctehidler Kur’an, Sünnet, İcma ve Kıyasa başvurarak hüküm çıkarırlar. Tabi ki bunun yanında müctehidlerin kendilerine has usul metodları vardır ki bunların işletilmesi başlı başına ihtilaf gündeme getirir. Mesele İmam Azam (rh.a.) kıyastan önce hükmünü bulmadığı mesele de  sahabenin  o konuda söylemiş olduklarını delil alır. Ama İmam Şafii onların müctehid olduğunu kendisininde müctehid olduğunu belirterek, usulüne sahabe kavlini almaz.

Bu da ihtilafa sebeb olur. Bu ihtilafın caizliğini İmam Şöyle açıklar:

“ Allah Teâlâ’nın kitabında ve ya Rasul-i Ekremin lisanı üzerinde apaçık ortaya koyduğu naslarda İlim ehli için bu noktada ihtilafa düşmek helâl değildir.”5 Diyerek nasların açık şekilde anlaşılmadığı konularda ihtilafın caiz olduğunu vurgulamaktadır. Sahabe devrinde de bu konuda ihtimalli sözlerden dolayı ihtilaflar olmuştur.

Bir örnekle izah edelim:

“…İbn Ömer (r.a.) şöyle demiştir: ‘Azhab (savaşın) dan dönünce peygamber (s.a.s.) bizlere: Hiçbir kimse ikindiyi Benu Kurayza yurduna ulaşmadıkça kılmasın’ buyurdu. Oraya gidenlerin bazıları yolda iken ikindi vakti girdi. Bazıları. Oraya varmadıkça namazı kılmayız, dediler. Diğer bazıları da: ‘Hayır biz kılarız. O emirle bizden istenen bu (dediğiniz) değildir’ dediler. Sonra bu işi peygambere arz ettiler. Peygamber (s.a.s.) onlardan hiçbir kimseye darılmadı.”6

Sahabe, Rasulullah’ın sözünden ne kasd ettiği noktasında ihtilafa düşmüş herkes anladığı gibi amel etmiştir. Rasulullah (s.a.s.)’de onların ictihadlarına ses çıkarmamış yani iki görüşe de  razı olmuştur.

Rasulullah (s.a.s.)’den sonra İmam Ömer ile İmam Ali’de fıkhı konularda ihtilaf etmişlerdi. Mesela: İmam Ömer (r.a.), kadına el değdiğinde kişinin abdestinin bozulacağını söylerken, görüşüne Maide süresi beş ayeti delil getirmiştir. İmam Ali (r.a,) ise ayetteki “lemes=dokunmak” ifadesinin kişinin hanımıyla cima etmesi olarak yorumlamış ve kadının tenine dokunmaktan veya hanımını öpmekten dolayı abdest almanın gerekmeyeceğini düşünüyordu. Ama önemli olan ictihadları farklı olmakla birlikte bir birlerinin arkasında namaz kılmamazlık etmemişlerdir.

Sahabeyi takib eden Tabiin neslinde de durum aynı idi. İbrahim en Nehai (rh.a.) ve  Hasan Basri (rh.a.) namaz kıldıran imamın adil olması görüşünde idiler. Her hangi bir zorla götürüş olmadan Haccac’ın arkasında Cuma Namazı kılmıyor, onun bulunduğu mescidlerden uzak duruyor, o gün Cuma yerine öğlen namazını arkadaşlarıyla birlikte kılıyorlardı.7

Ama İbn Ömer gibi bir Sahabe ise Haccac’ı “Fasıku’l-Ekber” olarak nitelendirip arkasında kerahatende olsa Cuma Namazı’nı kılıp ona sabır ediyordu.8

Gelelim dört mezheb ulemamıza,  onlarda kendinden önceki mutlak müctehidler gibi  ihtilaf etmişlerdir. Bu ihtilafları zikretmeden evve,l imamları hadis noktasındaki konumunu ve rütbelerini belirtmek iyi olur.

Muhaddisler arasında alttan yukarıya doğru sıralandığında, en altta “MUHADDİS” ünvanı  bulunur. Bu kişi yirmi bin hadisi senediyle birlikte bilir”ama hadisin sahihliği hakkında bir şey söyleme yetkisine sahib değildir. Bundan sonra, “HAFIZ”  ÜNVANI GELİR. Bu kişi sened ,cerh ve  tadil ve diğer bakımlarda ricala aid bilgilerle birlikte yüz bin hadis” bilen kişidir. Bundan sonra, “HUCCET”ünvanı gelir bu da sened, cerh, tadil ve diğer hususlarda ricalin hallerini bilmesiyle beraber sekiz yüz bin Hadis” bilir. En son olarak, “HAKİM”ünvanı gelir bu kişi de hadis ilminde kabul ve redd gerektiren ıstılahlat mucibince muteber olan evsafı ve hadisin senedleri ile birlikte sekiz yüz binin üstünde hadis bilen kişiye denir.”9

Ali Özek,  hâkim ünvanına Sahib olarak üç imamımızı zikretmiştir. İmam Azam, bu kitab da zikredilmemesi büyük bir eksikliktir. Çünkü İmam Azam da, bu imamların ayarında ve hadis bilgisi de bunların ayarında bir şahıstır. Bundan dolayıdır ki, İmam Zehebi (rh.a.) “Tezkiretu’l-Huffaz” adlı eserinde İmam Azam’ı da zikretmektedir.

Hatta kitabının giriş bölümünde şöyle demektedir:

“Bu eser de anılacak olanlar Nebevi ilmi yüklenmiş, adil kabul edilen, ravilerin güvenilir veya zayıf kabul edilmesinde keza rivayetlerin sahih veya zayıf kabul edilmesinde değerlendirmelerine  müracaat edilen kimselerdir.”10

Bu söz İmam Azam’ın hakim ünvanına sahib olduğunu gösterir. Yahya b. Main İmam Ebu Yusuf (rh.a.) övgü ile anarak, rey ehlinin hadiste en sağlamı olduğunu söylemiştir.11

Halbuki İmam Ebu Yusuf İmam Azam’a (rh.a.) kendi görüşünü destekleyen hadisleri Kufe’deki hadisçileri dolaşarak getiriyor İmam kendi görüşüne  uygun olmasına rağmen o hadisleri sahih değildir diyerek,  kabul etmiyordu.

İmam Ebu Yusuf:

“Senin görüşüne uygun olduğu halde bunlar (ın illetini) nasıl biliyorsun? Derdim. Bana ‘Ben Kufe ulemasının bütün ilmini bilirim’derdi.”12

Birde şu var ki İmam Azam (rh.a.) kendi zamanında karşılaştığı bütün müctehidlerden övgü almış bilgisi ve zekası hayranlıkla karşılanmıştır. Mesela: İmam Malik, Süfyan b.Sevri, İmam Evzaî,  Suyfan b. Uyeyne (rh.a.) de Kufe’de hadis  rivayetine  başlatan bizzat odur.

“Aliyyu’l Kari ‘de Muhammed b. Sema’a (v.233) den nakille: ‘Ebu Hanife (80/150) nin eserlerinde yetmiş bin küsür hadis zikrettiğini ve ‘el-Asar’ adlı eserini 40 bin hadisten seçerek meydana getirdiğini’ rivayet etmiştir.”13

Aktardığımız haberlerden anlaşılan odur ki, İmam Azam (rh.a.)’de hakim sıfatına sahib bir muhaddistir.  Eğer o hadis bilmeseydi müctehid ulema onu niye övsün?

Hâkim ünvanına sahib olan müctehid ulemamızın hadise yaklaşımından kaynaklanan birçok ihtilaflar olmuştur. Mesela: İmam Azam ile İmam Malik, mürsel hadisi sahih ve delil olarak kabul ederek, amel edileceğini söylerken, İmam Şafii (rh.a.) delil olarak kabul etmemektedir. Bu ölçü bile, başlı başına büyük ihtilaflara neden olmaktadır. İmam Azam (rh.a.) sahih hadisin ravilerinde aradığı zabt şartı gerçekten çok ağırdır. İmam bir hadis rivayet eden  ravinin rivayet ettiği andan ömrünün sonuna kadar, aynı lafızlarla rivayet etmesi” şartı İmam Buhari’(rh.a.)’nin şartından çokça ağırdır. Bu şarta göre İmam Buhari’nin hadisleri bile İmam Azam nezdinde zayıf olabilir.

İmam Azam raviler arasında tercihi gündeme getirirken ravilerin fakih olanlarının rivayetini tercih edip, öne alarak onunla amel eder. Yâda ravinin rivayet ettiği hadise muhalefet etmesini hadisin hükmünün nesh olduğuna yorarak, Sahabenin yaptığı ile amel eder. İmam Şafii ise sahabenin ameline değil, Rasulullah (s.a.s.)’den rivayet ettiğine bakar. İşte bu da başlı başına bir ihtilaf konusudur. Neticede Sahabe ve Tabiin fakihleri arasında, hadisler  bazı tercih kaidelerine nasıl  dayandırılarak amel edilmiş ise, hadis konusunda da ictihadlarını ortaya koymuşlarsa, dört imamımızda  müctehid olduklarından yetkilerini kullanarak hadiste ictihadlarını ortaya koymuşlardır. Dolayısıyla genel kaidenin gereği ictihad, ictihadı nakz etmeyeceğinden her biri kendi görüşünü delilleriyle savunmuş Rasulullah’ın sözlerini kendi anladıkları gibi yorumlamışlardırki bu gayet tabii bir şeydir…

En son olarak, İmamların hadislerde ki tercihine bir örnek vererek bu konuyu bitirelim:

İmam Azam ile İmam Evzai arasında namazdaki elleri başlangıçta ve rukudan kalkarken kaldırmak hakkında bakın imamlar, hadisleri nasıl kullanıyorlar:

96/18-Süfyan b. Uyayne dedi ki:

 

Ebû Hanîfe ile Evzâî Mekke'de buğdaycılar çarşısında karşılaşmışlardı. Ebû Hanîfe'ye Evzâî sordu:

- Niçin namazda ruküa giderken ve rükûdan kalkarken ellerinizi kaldırmamaktasınız?

 

Ebû  Hanîfe:

 

- Bu konuda Allah'ın Elçisinden-selatve selam ona- kesin bir şey bulunmadığı için, diye karşılık verdi.

 

Evzâî:

 

Nasıl kesin bir şey yok!? Evet, bu konuda: Zührî bana. Salim de ona, buna da babası Ömer b. el-Hattâb'ın oğlu Abdullah haber verdi ki, Al­lah'ın Elçisi (s.a.s) namaza başladığında, rukûa giderken ve de rükûdan kalkarken ellerini omuzlarına kadar kaldırırdı.

 

Ebû Hanîfe:

 

- Bize de Hammâd, ona da İbrahim en-Neheî buna da Alkame ile Esved, bu ikisine İbnMesûd haber verirdi, Allah'ın Elçisi-selat ve selam ona- yalnız, namaza başlarken ellerini kaldırır, bunun dışında böyle bir şey yapmazdı.

 

Evzâî:

 

- Ben sana diyorum ki: Zührî, Sâlim'den o da babasından böyle nakletti, sen ise bana, Hammâd'ın İbrahim'den yaptığı nakli söylüyorsun.

 

Ebû Hanîfe:

 

Hammâd hadisleri anlamada, Zührî'den daha üstündü. İbrahim de bu alanda Sâlim'den üstündü. Alkame ise Fıkıhda İbn Ömer'den geri kalmaz. Her ne kadar İbn Ömer sahabe olma şerefini taşıyorsa ki bunun faziletinde kuşku yoktur. Esved'in de birçok yönden faziletleri vardır.  Abdullah ise  Abdullahdır.

 

Ebû Hanife'nin bu sözü üzerine, Evzâî sustu.”14

 

İşte İmamların hadise bakışlarından yalnız biri... Kaldı ki, Sahabe’den bazısı namaz da ellerini kaldırır. Bazısı da kaldırmazdı. Ama bu onlar arasında ayrılığa sebep olmazdı. Bu edebe dikkat edelim. Allah’ın rahmeti o müctehidlerin üzerine olsun. Allah bizi onlara benzetsin ve onlarla haşr eylesin. (Âmin.)

 

Dipnot

 

1- (a)Musned-i İshak B. Rahuveyh (sh/186) Hds no:435

2- er-Risale sh/26 Md:71

3- Darimi(1/256) Mukaddime bab.20 Hds no:170

4- Darimi (1/255) Mukadime Bab:20 Hds no:169

5- er-Risale sh/327 Mad: 1674 Nur y.

6- Buhari (2/908) K. SalatulHavf bab:6 Hds no: 5

7- Bkz. İbn Ebi Şeybe Musannef (3/98) K.Cuma Bab:- Hds no:5438 Ocak Yay.

8- Bkz: Mevsuatu Fıkhu Abdullah İbn Ömer (sh/512)  Darun Nefais 1986/1406 1.Bsk. Beyrut

9- Bkz. Ali Özek Hadis Ricali Sh/140-8) İst 1967 Özel Basım.

10- Ebu Hanife’nin Hadis İlmindeki Yeri. (sh/46) Çev: Enbiya Yıldırım, Rağbet Yay.

11- İmamları Fıkhı İhtilaflarında Hadislerin Rolü Sh /85-6 Kayıhan Yay.

12- Mezheb Meselesi ve İhtilaflar.  Çev:  Ebu Bekir Sifil. sh/140 Risale Yay.

13- Muhammed Avvame, Age Sh/84 Kayıhan Yay.

14- Musned-i İmam Azam Sh/74) Hds no: 96 Emin Yay.

 

 

Yazar:
Seyfulislam ÇAPANOĞLU
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul