18 Ocak 2018 - Perşembe

Şu anda buradasınız: / Ramazan'da İslam Alemi

Ramazan'da İslam Alemi

Ramazan'da İslam Alemi

 

Ramazan ve Arınma

 

Öncelikle tüm okuyucularımızın ve bütün İslâm âleminin mübarek Ramazan aylarını tebrik ediyor; günâhlardan arınmış bir şekilde, huzur ve mutluluk içinde bayrama kavuşmalarını Yüce Allah'tan diliyorum. Allah Teâlâ bizleri birlik ve dayanışma ile gönül huzuru içinde geçireceğimiz, zulümlerin son bulduğu, İslâm'ın yüce adaletinin hâkim kılındığı Ramazan'lara ve bayramlara kavuştursun.

Ramazan bir arınma ve yenilenme ayıdır. Bu ayda oruç tutulmasının amacı da insanın bedenini açlığa ve tahammüle zorlaması, böylece zorluklara alıştırması değil; zorluklara karşı direnmenin yanı sıra günâhlardan uzak durma konusunda sabır ve duyarlılığa alıştırmasıdır. Hz. Peygamber (s.a.s.) bu ayda nafile namazlarını da artırır ve genellikle son on gününü camide itikâfla geçirirdi.

 

Bu itibarla Ramazan, Müslümanlar açısından bir fırsat ayıdır. Geçmişlerini gözden geçirip işledikleri günâhlardan tevbe ederek onlardan tamamen kurtulmak için azmetmeleri gerekir. O durumda Yüce Allah'ın da kendilerini affetmesi ve bayrama o günahlardan kurtulmuş halde çıkmaları umulur. O zaman gerçek anlamda bir bayram yaşayacaklardır.

 

Ramazan'da Azgınlaşan İnsan Şeytanları

 

İnsanlar arasında adeta şeytanların temsilciliğini yapanların Ramazan'da daha da azgınlaştıklarını görürüz. Bazıları Müslümanları karalamak ve onların ibadete yönelmeleri hakkında zihinleri bulandırmak amacıyla bol keseden yalan uydurur, iftira atarlar. Bazıları ibadetlerini zorlaştırmaya çalışırlar. Özellikle Müslümanlara sırf inançlarından, inançlarına göre yaşamak istemelerinden dolayı zulmeden yöneticiler azgınlıklarını daha da artırıyor ve onlara zulümlerini şiddetlendiriyorlar.

 

İslâm âleminde de her Ramazan'da olduğu gibi bu Ramazan'da da zulüm uygulamalarının, baskılarının, resmi terörün, saldırıların ve şiddetin arttığını görüyoruz. Biz de bu ayki yazımızda Ramazan münasebetiyle tüm İslâm âlemi hakkında genel bir değerlendirme yapmak istiyoruz.

 

Ramazan ve Ümmet Bilinci

 

İslam âleminin genel değerlendirmesini yapmaktaki amacımız sadece bilgilendirme değil Müslümanın derdiyle dertlenme duygusunu harekete geçirmedir. Çünkü Ramazan ayı bu açıdan özel anlam taşır. Bu ayda yerine getirilen ibadetler Müslümanların birbirlerinin dertleriyle dertlenme duygularını güçlendirme açısından anlamlıdır. Bunun pratiğe yansıtılması amacıyla bu aya özel sembolik de olsa bazı uygulamalar konmuştur. Ondan dolayı Ramazan'a özel ibadet ve uygulamaları ümmet bilincinin güçlendirilmesi amacıyla değerlendirmek için dünyadaki Müslümanların içinde bulunduğu durumun bir profilini çıkarmakta yarar var.

 

Bu Yılın Ramazan'ında İslâm Âlemi

 

İslam âlemi geniş bir alanı kapsıyor. Bunun yanı sıra coğrafi olarak İslâm âlemine dâhil edilmeyen beldelerde de Müslümanlar azınlık olarak mevcutlar. O yüzden tüm Müslümanların özet durumunu yazmak için bile çok kapsamlı bir rapor yazmak gerekir. Biz sadece çok genel bilgiler vermekle yetineceğiz. Bu bilgileri de dört ana başlık altında toplamak istiyoruz.

 

a. Sıcak Çatışmaların Yaşandığı Bölgeler

 

İslâm âleminin bazı bölgelerinde ne yazık ki sıcak çatışmalar sürüyor. Buralarda zulüm güçlerinin şiddeti artırmaları sebebiyle mübarek Ramazan'da sıkıntılar da artıyor.

 

Son dönemde sıcak çatışmaların sürdüğü ülkeler içinde en büyük zorluk ve sıkıntıların yaşandığı ülke Suriye'dir. Çünkü bu ülke bir yandan dış güçlerin müdahalesi, bir yandan rejim güçleriyle çatışmaların devam etmesi, bir yandan da milis güçler arasında hâkimiyet alanı kavgaları olması sebebiyle sıkıntı tüm ülkeyi kuşatmış durumdadır.

 

ABD güdümündeki küresel güçlerin ve bölgedeki zulüm rejimlerinin ittifakıyla oluşturulan koalisyon ile Bağdat'taki Tahran güdümlü rejimin işbirliği ile oynanan oyunlar yüzünden Irak'ın da geniş bir alanı fiili çatışmanın tesiri altındadır. Son dönemde özellikle Irak ve Suriye'nin kuzeyindeki bazı bölgelerin birleştirilmesi suretiyle oynanan etnik kantonlaştırma oyunu yüzünden çok sayıda insanın bölgeden tasfiye edilmesi ciddi problemler ortaya çıkmasına neden oldu. Bu oyunların, bölgeyle ilgili ileriye dönük hesapların hayata geçirilmesi amacıyla oynandığı da artık iyice açığa çıkmıştır.

 

Mısır'daki katil cunta, Ramazan'ı başta halkın diktaya karşı gerçekleştirdiği devrimden sonra seçilen Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi olmak üzere İslâmi hareketin birçok ileri geleni hakkında verilen idam hükümlerini kesinleştiren kararını açıklayarak karşıladı. Bu zulüm kararlarının, ülkedeki kitap yüklü eşeklere onaylatılması ise en başta Allah'ın yüce şeriatına iftira niteliğindeki çok çirkin ve haince bir oyundu. İdam hükümlerinin kesinleştirilmesi kararlarının cunta lideri Sisi'nin Almanya ziyaretinden sonra açıklanması ise onun küresel güçlerden bu konuda izin aldığını, kendisine göstermelik tepkiler dışında herhangi bir baskı olmayacağı hakkında garanti verildiğini gösteriyordu.

 

Yemen'de halkın dikta rejimine karşı kazandığı zaferi geri almak amacıyla aralarında işbirliği yapan Arap diktatörler ile İran güdümlü Husi hareketi sahada hakimiyet kavgalarını sürdürüyorlar. Küresel güçlerin bu oyunda Husi militanlara arka çıkması ise onları cüretlendiriyor. Fakat burada da çatışmalarda arada ezilenler ve en çok zarar görenler yine sivil vatandaşlar oluyor.

 

Suriye'de direnişin önünün tıkanmasından yararlanarak Mısır ve Yemen'deki fitne savaşlarında başarılı olan böylece halkların zaferlerini geri alan işbirlikçi dikta rejimleri Libya'da da Halife Hafter öncülüğünde başlattıkları fitne hareketini desteklemeye ve değişik yollardan beslemeye devam ediyorlar. Küresel emperyalizm de bu ülkede Hafter'e desteğini artık iyice belirgin hale getirerek onun ihanet çetesi tarafından Tobruk'ta kurduğu haramiler hükümetini Libya'yı temsil yetkisine sahip hükümet olarak tanıdı. Halk devrimine dayalı olarak Trablus'ta oluşturulan yönetimi ise Tobruk'taki ihanet çetesi hükümetini tanımaya, onunla anlaşmaya ve ipleri tamamen ona teslim etmeye zorluyor.

 

Siyonist işgalin devamı Filistin topraklarının her zaman bir mücadele bölgesi olarak kalmasına neden olacaktır. Çünkü siyonist işgal gayri meşrudur ve oranın asıl sahipleri işgale son verme mücadelelerindeki kararlılıklarından vazgeçmeyeceklerdir. Bunu işgal rejimi de çok iyi biliyor. Gazze'ye uyguladığı insanlık dışı ambargoyu devam ettirmekte ısrarlılığı da bu yüzdendir. O nedenle Gazze bölgesi mübarek Ramazan'ı da siyonist abluka ve ambargo altında karşıladı. Ancak abluka ve ambargonun kapı bekçiliğini, bölgedeki zulüm rejimlerinin ve uluslararası emperyalizmin desteğiyle ayakta duran Sisi cuntası yapıyor.

 

Diğer yandan işgal rejimi son seçim sonrası radikal siyonist tutumlarıyla öne çıkan partilerin katıldığı koalisyon kurduğundan Kudüs ve Batı Yaka'da yahudileştirme faaliyetlerini artırdı. Değişik ülkelerden getirilen yahudi göçmenler için yeni evler inşa edilmesi amacıyla Filistinlilerin arazileri gasp ediliyor.

 

Küresel emperyalizm ve onun başını çeken ABD, Afganistan'dan elini çekmedi. O yüzden burası da sıcak çatışmaların sürdüğü bir ülke olmaya devam ediyor. Afganistan'da çatışmaların son bulmaması ve siyasi istikrarın sağlanamaması çevre ülkeleri ve özellikle Pakistan'ı da ciddi şekilde etkiliyor.

 

b. Küresel Güçlerin Koruduğu İşbirlikçi Rejimlerin Hüküm Sürdüğü Alanlar

 

İslam coğrafyasının önemli bir kısmını da kendi halklarıyla karşı karşıya ama uluslararası emperyalizmin çıkarlarına hizmet eden dolayısıyla onların talimatlarıyla hareket eden rejimlerin hüküm sürdüğü ülkeler oluşturuyor. Bunların bazıları krallar, bazıları emirler, bazıları da tamamen göstermelik seçimlerle seçilen cumhurbaşkanları veya devlet başkanları tarafından yönetilir. Ancak zulüm ve baskıda farkları yoktur. Ortak yanları ise hepsinin de yönettikleri halklarla karşı karşıya olmaları ve yönetim altında tuttukları ülkelerde küresel emperyalizmin çıkarlarına hizmet etmeleridir.

 

Buralar normalde sıcak çatışmaların olduğu ülkeler ve bölgeler kategorisine girmese de zulüm ve şiddet yönünden insanların her zaman sıcak gelişmelerden korktuğu yerlerdir. Bizzat zulüm rejimlerine hizmet edenler bile kendilerini rahat ve güven içinde görmezler. Özgürlükler iyice kısıtlanmıştır. Şiddetin dozu ülkeden ülkeye değişse de hepsinde devlet terörü uygulanır.

 

Bu ülkelerdeki zulüm uygulamaları son dönemlerde özellikle İslâmî hareketler ve inançlarının gereğini yerine getirme duyarlılığı taşıyanlar üzerinde yoğunlaştı. Bazılarında dinin kişisel hayatla ilgili uygulamalarına engel olunmasa da hâkim sistemlerin uygulamalarını ve zulümleri sorgulayan ilkelerinin dile getirilmesine çok sert tepkilerle karşılık verilir. Arap diktatörlerin tamamını bu kategoriye dâhil etmek mümkündür. Bazı zulüm rejimleri kişisel hayatla ilgili kısmına dahi müdahale eder, Allah'ın emirlerinin yerine getirilmesinin kendi izinlerine bağlı olduğunu düşünürler. Bu yönden Firavun'dan farklı değildirler. Özbekistan diktatörü İslam Kerimov başta olmak üzere Orta Asya'daki diktatörler ve Afrika'nın Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkelerinde Arap ülkeleri dışında kalanlarda hüküm süren tüm diktatörler bu kategoriye girer.

 

Küresel emperyalizm kendi halklarıyla barışık olmayan bu rejimlerin geleceklerinden endişe ettiği için onların hakimiyetlerinin devam etmesi amacıyla çeşitli oyunlara ve taktiklere başvuruyor. Bunların başında da "terör" kavramı üzerinden siyasetler üretmesi ve zulümde sınır tanımayan rejimlere tepki gösteren örgütsel faaliyetlerin tümünü "terör" kategorisine sokması gelir. Küresel emperyalizmin bu çirkin oyununu iyi değerlendiren zulüm rejimleri de aynı zamanda uluslararası polis teşkilatı niteliğindeki Interpol'ün imkânlarından yararlanarak kendilerine muhalefet edenlerin kaçabilecekleri bir delik bile kalmamasını sağlamaya çalışıyorlar. Çünkü Interpol'e üye ülkelere, diğer üye ülkelerdeki rejimlerin zulüm rejimleri olmasına, adalet ve hukuku icra etmemelerine, hatta başlarındaki yönetimlerin gayri meşru cunta yönetimleri olmasına bakılmadan "arananlar" listesine dâhil edilen herhangi bir kişiyi ele geçirdiklerinde arayan zulüm rejimine teslim etmeleri şartı uygulanıyor.

 

Küresel emperyalizmin kendi çıkarlarına hizmet eden bu tür rejimlerin geleceklerini sağlama alma amaçlı çabaları Arap dünyasında halkların dikta rejimlerine karşı başlattıkları devrimler hakkında uydurulan komplo teorilerinin de ne kadar tutarsız olduğunu gözler önüne sermiştir. Bu teorilerin tutarsızlığını bu ülkelerdeki halk hareketlerinin kazanımlarının geri alınması amacıyla başvurulan fitne savaşları da zaten herhangi bir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde ortaya koymuştu.

 

c. Küresel Güçlerin Sopasının Tehdidiyle Karşı Karşıya Olan Ülkeler

 

İslam dünyasındaki bazı ülkeler de adalet ve hukuku tam anlamıyla hayata geçirmede başarılı oldukları söylenemese de başlarındaki yöneticilerin siyasi tercihlerinden dolayı emperyalizmin baskı politikalarından kurtulma amaçlı olumlu adımlar atma çabaları içindedirler. Bu ülkelerdeki yönetimler, hakim sistemleri  halkların değerleriyle uyumlu bir düzeye getirmede yeterince başarılı oldukları söylenemese de halklarıyla barışık olma, onları inanç ve değerlerinden dolayı baskı altında tutan uygulamalardan kurtulma çabası içindedirler. Yönetimlerinin siyasi çizgileri farklı ve uygulamalarıyla ilgili bazı eleştiriler söz konusu olsa da Türkiye, Malezya, Katar ve Sudan gibi ülkeleri bu kategoriye dâhil etmek mümkündür.

 

Bu kategoriye giren ülkeler de küresel emperyalizmin dünyaya hükmetme amacıyla kullandığı sopasının tehdidiyle karşı karşıya olmanın sıkıntısını yaşıyorlar. Bu sopa bazen askerî araçlarla, bazen uluslararası kurumların baskı araçlarıyla, bazen ekonomik yaptırımlarla, bazen de diplomatik zorbalıklara başvurulması suretiyle kullanılıyor. Ayrıca bu ülkelerin güven ve istikrar içinde yollarına devam etmelerinin engellenmesi amacıyla çeşitli fitne araçlarından, ortalığı karıştırmaları için uzaktan kumanda edilen cemaatlerden, gruplardan yararlanılıyor. Türkiye'yi karıştırma amacıyla Pensilvanya'dan yönetilen fitne grubu ve İslam coğrafyasını küçük parçalara ayırarak ümmet bütünlüğünün önüne geçilmesi amacıyla yönlendirilen kavmiyetçi ideolojilere sahip hareketler silsilesinin bir halkası niteliğindeki PKK bunlar arasında anılabilir.

 

d. Müslümanların Azınlık Olarak Zulüm Gördüğü Bölgeler ve İslamofobi Oyunu

 

Dünyanın kalan bölgelerinde ise Müslümanlar azınlık durumdadır ve ne yazık ki hemen hepsinde zulüm görüyorlar. Son yıllarda, bir Müslümana sadece Müslüman olmasından dolayı zulmedilmesini haklı göstermek amacıyla İslamofobi adı verilen bir heyula üretildi.

 

İslamofobi etrafında geliştirilen politikalar gerçeğe dayanmaz ve bu politikaların etkili olması için yürütülen medya savaşında kullanılan malzemelerin tamamına yakını yalan ve iftiradır. Fakat bu yalan ve iftiralar, Müslümanlara karşı tahrik edilen aşırı unsurların saldırılarının haklı çıkarılmasına gerekçe olarak kullanılabiliyor. Rejimlerin Müslümanların inançlarının gereğini yerine getirmelerini engellemeleri ve onları sırf inançlarından dolayı aşağılamaları için de bu malzemelerden yararlanılıyor.

 

İslamofobi etrafında geliştirilen politikaların tutması için küresel emperyalizmin yönlendirdiği bir stratejinin izlendiği de dikkatlerden kaçmıyor. Bunun en önemli amacı insanların İslam'ı tanımak istemelerinin ve ona meyletmelerinin engellenmesidir.

Kurtuluş Ümmet Bütünlüğünün Yeniden İnşasında

 

Bugün tüm dünyada Müslümanların baskı ve zulüm altında olmalarının sebebi ümmet bütünlüğünü ve bu bütünlüğü temsil eden siyasi otoriteyi kaybetmiş olmalarıdır. Ümmet bütünlüğünü temsil eden siyasi otoriteyi kaybetmelerinden sonra etnik tanımlamalara göre aralarına sınırlar çizildi. Sonra çeşitli fitne oyunlarıyla bu sınırları aralarından kaldırmalarının önüne geçildi.

 

Bugün tüm Müslümanların o sınırlardan kurtulmak ve yeniden aralarında güçlü bağlar oluşturmak için çalışmaları gerekir. Dayanışma ve yardımlaşma faaliyetlerine destek bu yönden anlamlıdır. Ramazan'da yürütülen yardımlaşma çalışmalarına destek de bu yönden önem kazanır. Bu çalışmalara destek, orucun amaçları arasında yer alan acıları paylaşma duygusunun harekete geçirilmesi açısından da özel anlam taşır. 

Yazar:
M.Ahmet VAROL
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul