21 Ocak 2018 - Pazar

Şu anda buradasınız: / Aile İçinde ve Toplumda Sorumluluklarımız

Aile İçinde ve Toplumda Sorumluluklarımız

Aile İçinde ve Toplumda Sorumluluklarımız

Allah (c.c.),  ailemize ve insanlığa karşı sorumluluğumuzu şöyle haber veriyor:

“Ey iman edenler kendinizi ve ailenizi yakıtı insan ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyun.” (Tahrim, 66/6)

Bu ayeti duyan Hz. Ömer, “Ya Rasulullah kendimizi koruruz, ama ailemizi nasıl koruyabiliriz?” diye sorar.

Rasulullah (s.a.s.):

 “Allah’ın sizi yasakladığı şeylerden onları engellersiniz. Allah’ın size emrettiği şeyleri onlara emredersiniz. İşte bu onları korumak olur.” diye karşılık verir.1

İffetin nerdeyse sokaklarda çiğnendiği, iffetsizlik reklamlarının evimize kadar girdiği gününüzde eşler birbirlerini toplumun kucağına atmamalı.

Aile fertleri,  iffetlerini koruyacak zemin aramalı. Avrupalıları giyimde, kuşamda, yaşam tarzlarında, taklit etmeye başlayan erkek ve kadın Müslümanlar, fiilen Avrupa uygarlığını ve kültürünü  kabul etmiş olmaktadırlar.

İslam zahire göre bakar çünkü yaşayışı bunu göstermektedir. Aksi takdirde davanın ve amacının yaşantıya ve düşünceye de yansıması gerekmektedir. İnsan ruhunda, özünde, yaşantısında başka medeniyeti ve başka toplumu düşünecek taklit edecek ve sonrada “Elhamdülillah ben Müslümanım!’’ diyecek. Var mı böyle bir şey? Bu mümkün değildir.

Şunu belirtmek gerekir ki, Müslüman kişi şöyle haykırmalı:

Elhamdülillah ben Müslüman’ım ve Müslüman gibi yaşarım, Müslüman gibi giyinirim, Müslüman gibi düğün yaparım… Ahlaki yapım budur. Ölçüm Kur’an ve Sünnet’tir Kısacası yaşam ve inanç  tarzım budur…

Erkek ve kadınlar dünyalık geleceği garanti altına almak gayesiyle çalışıp tağuta hizmet ederler.  Bana hanımefendi desinler, bana beyefendi desinler diye, kariyer yükseltirler. Tam işimi yoluna koydum bundan sonra emekli olup rahat edeceğim derken, takdiri ilahi ölüm gelir çatar.  Maalesef böyle düşünen kişiler yıllarca çalıştıkları halde geleceği garanti altına   alabilmişler mi?

İnsanoğlu beşeri sistemin sigortasına sarılmıştır. Hayat sigortası, sağlık sigortası, deprem sigortası, mal sigortası vs. gibi dünyalık düşüncelerin ötesine geçmemiştir. Müslüman’ın en büyük teminatı ve sigortası ahiretini kolaylaştıracak, sağlam bir akide ve iman olmalıdır. Mü’min muvahidlerin sigortası, bırakmış olduğu ilim, yetiştirmiş olduğu salih evlatlar, Allah için yapılan infak ve sadakalardır. İslam dini o kadar güzel bir din ki Müslüman’ın sermayesi, garantisi yani geleceğin garantisi evlatlardır. Kıyamete kadar bitmeyen  bir sermaye. Müslüman mü’minler anne ve babalarına bakarlar ve onların evlatları da onlara bakar ve böylece bu nesil kıyamete kadar devam ederse emin olun ki geleceği garanti altına almış olurlar.

Allah Resulü (s.a.s.): "Yanında ana babası, ya da onlardan biri yaşlanıp da, gerekeni yaparak cennete giremeyen kimsenin burnu sürtülsün!"2


Öyle ki hakkı hukuku, adaleti, sevgiyi, ahlakı, kariyeri ve özgürlüğü beşeri sistemlerde  değil Kur’an ve Sünnet’te aramak gereklidir. Çünkü  İslam tek kurtuluş yoludur.

İnsanoğlu huzuru dünyada ve ahirette İslam gölgesi altında, sadece ve sadece İslam nizami altında bulur.

Günümüzde çok tartışılan ve yanlış anlaşılan konulardan biride aile ve cemiyette kadın haklarıdır. Kulun hakkını Allah belirler. Çünkü mülk sahibi yalnızca Allah’tır. Hüküm ve kanun koyma yetkisi de ona aittir. Yüce Allah kullarına ne vermişse ona razı olunmalıdır. Çünkü gaye nefis değil, Yaradanı razı etmektir. Erkek ve kadının karşılıklı haklarına gelince İslam ilim adamları bu hususta bir cilt dolduracak kadar bilgi toplamışlardır.

Erkeklerin kadınlardan üstünlüğünü:

1.Erkeklerin fiziksel yapıları kadınlara nazaran daha kuvvetlidir.

2.Olaylar karşısında daha sabırlı ve metanetlidirler.

3.Önemli meselelerde daha iyi düşünüp temkinli davranırlar.

4.Sevk ve idarede, insan haklarını korumada daha başarılıdırlar.

5.Ailenin yükünü taşımakta ihtiyaçlarını karşılamakta kendilerini daha çok sorumlu görmeklerdirler.

Kabul etmek gerekir ki kadınlar yapı itibarıyla bu vasıflara sahip değillerdir. Bundan dolayı da Müslüman kadınların komplekse girmesine gerek yoktur. Çünkü erkekte kadında, Allah katında kulluk bakımından eşittirler. Müslüman mü’min kadınlara verilen değere baktığımızda, Cennet annelerin ayakları altındadır buyrulmaktadır. Mümin Müslüman kadınlar gayret edip bu dereceye ulaşmak için bol bol kitap okuyup bu davada çaba göstermesi gerekir.

“Cennet annelerin ayakları altındadır.” Bu sözü ehli olanda söylüyor ehli olmayanda söylüyor. Ve sormak gerekir ki cennet bu kadar basit mi bu kadar ucuz mu, cennet hangi annenin ayakları altında? Bunu iyi kavramak lazım. Günümüzde çoğu kadın, “Kadın Hakları” diye yürüyüş yapıyorlar ve atalarına gidip şikâyette bulunuyorlar. Etrafında tavaf ediyorlar. Hâlbuki onların istediği hakları Allah Teâlâ Kur’an’da buyuruyor. Maalesef bu tip insanlar başvurdukları kitlelerden değil de Kur’an-ı Kerim’den beslenmiş olsalardı, Allah Teâlâ’nın Kur’an’da kadınlara verdiği hakları göreceklerdi fakat öyle kadınlar var ki çağdaşlık adına yarasanın aydınlıktan korktuğu gibi onlarda İslam’dan korkuyorlar. Yine günümüze baktığımızda boşanan kadınların sayısı Müslüman dindar kadınlara nazaran çağdaşlık adına yürüyüş yapan aynı zihniyette ki kadınlardan oluşturulmaktadır.

Bazı kişiler haramların tek tek sayıldığını görünce şer’i hükümlere tahammülsüzlükleri sebebiyle sıkılırlar. Bu sıkılmalar imanlarının zayıflığından ve İslam’ı gereği gibi yaşayamadıklarından kaynaklanır. Örnek verecek olursak, içki, kumar, fuhuş, faiz gibi vs. haramlar ve bunları sıralamaya ve saymaya devam edecek olursak bitirebilir miyiz acaba? Böyle kişilerin dinin kolaylık dini olduğunu söylemeleri doğru fakat istenilen şeyler yanlıştır. Hani derler ya dinde zorlama yoktur, hâlbuki dinde ki kolaylık anlayışı insanların arzu ve isteklerine göre değildir. Dinin kolaylık dini olduğunu ileri sürerek haram işlemeye delil getirmekle şer’i kolaylıkları ve ruhsatları kullanmak arasında fark vardır.

Mesela bir hanım başını kapatmak istemiyor fakat vicdanen huzursuz, rahatsız ve kendini rahatlatacak fetva ve ruhsat arıyor. Kalbini tatmin etmek ve istediği cevabı alabilmek için o hoca bu hoca dolaşıyor. Ve en son gittiği hoca istediği cevabı verince şöyle der: “Ben hocaya gittim, başörtü örtmesem de olurmuş. Biz başörtü ayetini yanlış anlıyormuşuz’’ der.

Maalesef bugün insanlar İslam’a uymak bir yana, İslam’ı kendilerine uydurmaya çalışıyorlar. Hâlbuki kişi inandığı gibi yaşamazsa yaşadığı gibi inanır.

Kişi yaptığı ibadetlerde hem Allah (c.c.) rızasını kazanmak istiyor hem de insanların yaptığı ibadetleri görmesi için mücadele ediyor,

Böyle kimselerin ameli boşa gitmiştir. Yine aynı kişi haberi yayılsın ve insanlar onun hakkında konuşsunlar diye bir amel işlerse şirke düşmüş demektir.

İbni Abbas (r.a.)’dan Rasululllah (s.a.s.)’in şöyle buyurduğu rivayet ediliyor:

İnsanlara duyurmak için bir amel işleyene Allah (c.c.) kıyamet günü insanların içinde teşhir eder. Gösteriş için bir amel işleyeni Allah (c.c.) kıyamet günü insanlar önünde rezil eder.3

Evet, sevgili dostlar, maalesef örtünmeyen hanımlar hem beden elbisesinden hem takva elbisesinden mahrumdurlar. Namaz kılmayan ve dini vecibelerini yerine getirmeyen kişilerinde Allah’ın rızasını kazanması mümkün değildir. Böyle kişiler Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in şefaatine nayil olamadığı gibi cennet nimetlerinden mahrumdurlar.

Çünkü namaz kılmayana “kâfir denmez, fakat kâfirler de namaz kılmaz.” Yani burada kâfirden kasıt çok önemli bir tehtid vardır. Maalesef geleceğin ümmetini yetiştirmek isteyen biz anne ve babalara çok iş düşüyor. Bir çocuğun ilk hocası baba ve annedir. Aileler evlerinde birlikte hareket etmelidirler. Çünkü çocuk anne babayı modeller. İslam’ın emirlerini yerine getiremeyen bir aile reisi çocuğuna ne kadar nasihat ederse etsin o anne ve baba çocuk tarafından kale alınmamaktadır.

Bir baba düşünelim. Namaz kılmıyor, fakat çocuğuna namaz kılmasını gerektiğini söylüyor. Çocuk bu babayı ne kadar kale alır? Bunu iyi düşünmek gerekir.

Günümüzde bazı nazımız geçtiği insanlara nasihat etiğimizde şu cevabı alırız ben annemden babamdan bir şey görmedim ki, bende  çocuklarıma İslam’ı öreteyim bilmiyorlardı bana bir şey öğretmediler, diyen kişiler var. Fakat bu çok yanlış bir düşünce. Çünkü sahabenin annesi babası sahabe değildi.

Kişi İslam’a girip hakkıyla iman ettiği takdir de Allah (c.c.) onu çok güzel terbiye eder. İman kalbe oturunca bütün azalara hükmeder. İmanın kalbe oturması demek kalp ile tasdik dil ile ikrardır.

Peygamber rabbinden indirilene iman etti müminlerde iman etti. Önce Peygamber (s.a.s. ) iman etti ve insanlara örneklik teşkil etti sonra müminlerde iman etti. Onlarda aile ve çevresine örneklik teşkil ettiler yani örnek oldular.

Hz. Bilal öyle iman etmişti ki, iliklerine kadar işlemişti hatta putların önünden geçerken putlara tükürüp geçiyordu. Ancak imanlı ve ihlâslı kişilerin hayatı örneklik teşkil eder. Ne yapıyorsan, Allah rızası için yapmak!

Sahabe anne ve babasına imanı çok güzel anlatıyordu. Günümüz gençliğine baktığımızda dar kot pantolonlar, dar ince elbiselerle örtünüp, derisinin görünmesi vücut hatlarının belli olması ve kadın elbisesinin erkeklere benzemesi böyle kadınlara Allah (c.c.) lanet ediyor günümüzde bazı kişilerde var ki (hicap) kapanma konusunda ikiyüzlülük münafıklılık yaparlar. Müslüman kadınların yanında kapanır, Müslüman olmayan kadınların yanında açılırlar. Böyle giyinen kişiler yaratıcısını ne kadar tanıyor veya Müslüman hanımlar bir araya geldiklerinde dünyevi meseleler yerine huzuruna çıkıp hesap vereceğimiz Allah’a neden hakkıyla kul olamıyoruz bunları konuşmak gerekir!

Evet, heva ve hevesimizi bir kenara bırakamıyorsak, frenleyemiyorsak, bunun sebebi Yaradan’ı gereği gibi tanıyamadığımızdandır. Müslümanlar, bir araya geldiklerinde vücut hatlarını belli eden kıyafetler giymemeli, çünkü Müslüman kadın örnek şahsiyettir. Mü’min kadınlar, birbirlerini hayra teşvik ederler cahiliyye kıyafetleri giymezler. Bu konuda beylerin hanımlarına destek olması gerekir.

Rasullullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:

 “Her kim dünyada gösteriş elbisesi giyerse, Allah ona kıyamette zillet elbisesi giydirecektir”4

Evet, maalesef kıyafetler ve aksesuarlar vs. Türkçe yabancı pop müzikler çetleşmeler vs. anne ve babalar çocuklarına kızmak bir yana nasihat dahi edemez hale geldiler. Halbuki din bir nasihattir. Yine günümüz gençliğine baktığımızda çocuklar resmen anne ve babanın efendisi oldu, çocuklar strese girer korkusuyla nasihat dahi edilemiyor. Affınıza sığınıyorum, ama söylemeden geçemeyeceğim resmen edepsizliğin adını stres koymuşlar.     

Şu andaki yaşantılara bakıldığında, iman ateşten bir kor eline alsan elin yanıyor, bıraksan imanın gidiyor. Biz Müslümanlar, bırakalım elimiz yansın imanımız gitmesin. Bu tür hastalıkların sebebi ile evlerde gereği gibi şeriat yaşanmamaktadır. Nasıl yaşanın ki? Birinci fitne televizyon hayatımızda olmazsa olmaz hale geldi. Kaldırmaya gücümüz yetmiyor. Bir haber programını bile ailenle izleyemiyorsun. Devamında karşına ne çıkacak bilmiyorsun. Sabahtan akşama kadar pembe diziler, biri bitmeden alt yazı geçiyor, birazdan şu  dizi başlayacak anlayacağınız günün programı belirlenmiş.

Düşünelim! Evimize gelen misafirler gözümüzün önünde (uygunsuz hareketler de) bulunsalar ne yaparız?

Utanmıyor musunuz nedir bu rezillik diye tekme tokat kovalarız. Dışarı atarız. Fakat ne acıdır ki, bugün evlerde aynı şeyler devamlı yapılıyor ve kaldırmak şöyle dursun engel dahi olunamıyor.

Peki, böyle bir ortamda böyle bir evde ne kadar şuurlu takvalı örnek bir model olunabilir. Ebeveynler evde ailesiyle birlikte hareket etmesi gerekir ki arkasından rahmet okuyan evlat bırakabilsin.

Kişi kendisine şöyle sormalı:

Ben İslam’a girdim hayatımda ne değişti? Yaşam tarzım İslam’a uygun mu? Benim yaptığım bu işten Allah Teâlâ razı olur mu? Velhasıl Müslüman olmak isteyen bir insana, bana bak da özen diyebilir miyiz?

Allah Teâlâ şöyle buyurdu:

Erkek olsun, kadın olsun, bir mü'min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz. (Nahl, 16/ 97)

“Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, bir oyalanma, bir süs, aranızda övünme ve malları ve çocukları artırma yarışıdır…” (Hadid, 57/ 20) 

Rabbi Teâlâ Müslüman müminleri gaflet uykusundan uyandırsın. Yaşadığımız dünyayı ıslah eylesin.  Ahiretimizin bütün müminlere hayırlı olmasını nasip etsin!   

Dipnot

1- Buhari

2- Müslim

3- Müslim

4- Ebu Davut, İbni Mace, İmam Ahmet

SPOT İÇİNDİR

İffetin nerdeyse sokaklarda çiğnendiği iffetsizlik reklamlarının evimize kadar girdiği gününüz de eşler birbirlerini toplumun kucağına atmamalı.

Avrupalıları giyimde, kuşamda, yaşam tarzlarında, taklit etmeye başlayan erkek ve kadın Müslümanlar, fiilen Avrupa uygarlığını ve kültürünü kabul etmiş olmaktadırlar.

 

Maalesef bugün insanlar İslam’a uymak bir yana, İslam’ı kendilerine uydurmaya çalışıyorlar.

Mü’min kadınlar, birbirlerini hayra teşvik ederler cahiliyye kıyafetleri giymezler. Bu konuda beylerin hanımlarına destek olması gerekir.

Yazar:
Zübeyde Nalban
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul