18 Ocak 2018 - Perşembe

Şu anda buradasınız: / AKAİDLE İLGİLİ SORULAR ve SORUNLAR

AKAİDLE İLGİLİ SORULAR ve SORUNLAR

Soru 133: Cinlerden salih olanlar ve kâfir olanlar var mıdır?

Cevap 133:Cinlerin salih müminleri olduğu gibi zalim facir ve kâfirleri de vardır.

Bu konu Kur’an da şöyle açıklanmaktadır:

“Gerçek şu ki, bizden salih olanlar vardır ve bunun dışında (ya da aşağısında) olanlar da. Biz türlü türlü yolların fırkaları olmuşuz.”

 “Biz şüphesiz, Allah'ı yeryüzünde asla aciz bırakamıyacağımızı, kaçmak suretiyle de O'nu hiç bir şekilde aciz bırakamıyacağımızı anladık.”

 

“Elbette biz, o yol gösterici (Kur'an'ı) işitince, ona iman ettik. Artık kim Rabbine iman ederse, o ne (ecrinin) eksileceğinden korkar ve ne de haksızlığa uğrayacağından.”

 

“Ve elbette bizden müslüman olanlar da var, zulmedenler de. İşte (Allah'a) teslim olanlar, artık onlar 'gerçeği ve doğruyu' araştırıp-bulanlardır.” (Cinn 72/11-14)

 

İmam Kurtubi (rh.a.) bu ayetin tefsirinde şunları kaydetmektedir:

 

Gerçekten biz, kimimiz salih kimseleriz, kimimiz bundan aşağıdadır” buyrukları, cinlerin söyledikleri sözlerdendir. Yani onlar arkadaşlarını Muhammed (s.a.s.)'a iman etmeye çağırdıklarında, birbirlerine bu sözleri söyle­diler ve: Bizler Kur'ân'ı dinlemeden önce, kimimiz salih kimselerdik, kimi­miz kâfir idik, dediler. “Kimimiz bundan aşağıdadır” buyruğunun kimimiz salah itibariyle salihlerden daha aşağı mertebededir, anlamında olduğu da söy­lenmiştir. Bu lafızların iman ve şirke yorumlanmasındansa bu açıklama da­ha uygun görülmektedir.(…)

Anlam şudur: Bütün cinler, kâfir değil idi. Bunların kimisi kâfir, kimisi salih mü’min kimseler, kimisi de salih olmayan mü'min kimseler olmak üzere farklı gruplar halinde idiler.

 

el-Müseyyeb dedi ki: (Yani) biz müslüman, yahudi, hristiyan ve mecusî kimselerdik, demektir.

 

es-Süddî de yüce Allah'ın: “Biz, çeşit çeşit yollara ayrılmışız” buyruğu hakkında şunları söylemekledir: Cinler arasında da sizin gibi Kaderiyye, Mürcie, Hariciler, Rafıziler, Şiiler ve Sünniler de vardır.

 

Bir kesim de şöyle demiştir: Bizler, Kur'ân'ı dinledikten sonra ayrı ayrı yol­lardayız. Kimimiz mu'mindir, kimimiz kâfirdir. Yani bizden kimileri salih, ki­mileri de salih olmakta ileriye gitmemiş, sade mü'minleriz.

 

Ancak birinci açıklama daha güzeldir. Çünkü cinler arasında Musa'ya ve İsa'ya iman edenler de vardı. Yüce Allah, onlar hakkında bize haber vermiş ve onların: “Biz Musa'dan sonra indirilmiş olup, kendinden öncekileri doğ­rulayan hakka ve dosdoğru yola ileten bir kitap dinledik” (el-Ahkaf, 46/30) dediklerini bildirmektedir. Bu, onlardan bir kesimin Tevrat'a iman etmiş ol­duklarını göstermektedir. Bu ifadeleri de onların imana çağırdıkları kimsele­re yönelttikleri, bu çağrılarını daha ileriye götürmek için kullandıkları bir ifa­dedir. Aynı şekilde onların; biz şu andan itibaren kimimiz mü'min, kimimiz kâfir olmak üzere iki kısma ayrıldık, demiş olmalarının da bir faydası yoktur.1

 

İmam Kurtubi (rh.a.)’ nin de açıkladığı gibi cinlerin  iman edip salih olanları olduğu gibi inanmayıp kafir olanları da vardır. Bu konuda bu açıklama yeterli gelir İnşallah.

 

Soru 134: Cinler itikadi ve ameli hükümlerden mi yoksa yalnız itikadi hükümlerden mi sorumlu tutulacaktır?

 

Cevap 134: Bu konuda Ebu’l_Hasan el-Eş’ari (rh.a.) “Makalat”adlı kitabında cinlerin mükellef veya zorunlu olmaları başlığı altında şunları söylemektedir:

 

“İnsanlar, cinler mükellef mi, yoksa zorunlu mu oldukları konusunda ihtilaf etmişlerdir. Mutezile’den ve diğerlerinden bazıları şöyle dedi: “Onlar, emredilmişler ve yasaklanmışlardır. Onlara emredilir ve yasaklanır. Çünkü Allah şöyle der: “Ey Cin ve İnsan toplulukları! Göklerin ve yerin bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin.”(Rahman 55/33) Çünkü onlar ihtiyar sahibidirler. Bazıları da şunu iddia etti: Onlar, zorunludurlar ve emredilmişlerdir. Bunların meleklerin emredilmiş veya ihtiyar sahibi oldukları konusundaki görüş ayrılıkları, cinler konusundaki ihtilafları gibidir.”2

 

İmam Eş’ari’nin belirttiği gibi bu konu insanlar arasında ihtilaflıdır. Ama İmamın sözlerinden anlaşılan odur ki, insanların yani âlimlerin çoğunluğunun görüşü cinlerin mükellef olduğu noktasındadır. Çünkü İmam yaygın görüşün haricindeki nadir görüşleri bildirmiştir.

 

İmam Kurtubi (rh.a.) Rahman Suresi 33. ayetin tefsirinde şunları kaydetmiştir:

           

“Bu surede Ahkâf ve Cin suresinde cinlerin de ilahi hitaba muhatab, mükellef; emir ve yasaklara muhatab, mükâfat ve ceza kazanmaları bakımından tıpkı insanlar gibi olduklarına delil vardır. Cinlerin mu’minleri de insanların mu’minleri gibi, onların kâfirleri de öbürlerinin kâfirleri gibidir. Bütün bu hususların hiçbirisinde bizimle onlar arasında hiçbir fark yoktur.”3

 

İbn Hacer Askalâni (rh.a.)“Fethu’l Bari” adlı Buhari şerhinde konu ile ilgili olarak şunları kaydetmektedir:

 

“Cinlerin dinin emirleriyle mükellef varlıklar oldukları konusunda İbn Abdilberr şunları söylemiştir:

 

‘Âlimlerin çoğunluğuna göre cinler mükellef varlıklardır’ Abdulcebbâr da bu görüşü destekleyerek şunları kaydetmiştir: Cinlerin mükellef oldukları konusunda bilginler arasında herhangi bir görüş ayrılığı olduğunu bilmiyoruz. Ancak Kur’an’daki açıklamalar âlimlerin çoğunluğu tarafından benimsenen görüşü desteklemektedir. Çünkü Kur’an da şeytanlar yerilmiş, onların şerlerinden korunulması gerektiği belirtilmiş ve onlar için hazırlanan azaptan söz edilmiştir. Tüm bunlar ise Allah’ın emirlerine karşı çıkan ve yapmama iradesi bulunduğu halde yasakları işleyen varlıklar için söz konusu olabilir.”4

Bunlarla beraber zikredilmesi gerekli olan şu ayetleri de hatırlatalım: birincisi Zariyat suresi 56. Ayette Allah (c.c.) : “Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım” sözüdür. Bu ayetin açık işareti ile cinlerin mükellef olduğu sabit olur. İkincisi: Allah (c.c.) Rahman suresinde: “O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz.” Ayetinde:ربكما : ikinizin Rabbi kelimesinde hitabın cin ve insanlara olduğu bildirilmiştir.

 

Bu konuda İmam Kurtubi (rh.a.)şunları söylemektedir:

 

“O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?” Buyruğunda hitab insanlara ve cinleredir. Çünkü “en’âm: oranın yaratıkları” her ikisini de kapsamaktadır. Cumhurun kabul ettiği görüş de budur. Buna surenin baş tarafında kaydettiğimiz Cabir yoluyla gelen hadis delalet etmektedir. Bu hadisi Tirmizi rivayet etmiş olup, orada: “Şüphesiz cinlerin verdiği karşılık sizden daha güzeldi” diye buyurmuştur.”5  

 

Konu ile dolaylı da olsa bağlantısı olan şu hadsi zikredelim:

 

“… Ebû Zer'den, o da Peygamber (s.a.s.)’den naklen Allah Tebâreke ve Teâlâ'dan rivayet ettikleri beyanında şunu rivayet etti:

“(Allah) Buyurdu ki: Ben zulmü kendime haram kılmışımdır. Onu sizin aranızda da haram kıldım. Binâenaleyh birbirinize zulmetmeyin!                        

 

Ey kulla­rım! Hepiniz dalâlettesiniz, yalnız benim hidâyete erdirdiğim müstesna! İmdi benden hidâyet dileyin ki, sizi hidâyete erdireyim.

 

“-Ey kullarım! He­piniz açsınız! Yalnız benim doyurduğum müstesna. İmdi benden yiyecek isteyin ki, sizi doyurayım”.

 

“-Ey kullarım! Hepiniz çıplaksınız, yalnız benim giydirdiğim müstesna! Şu halde benden giyecek isteyin ki, sizi giydireyim.”

 

“-Ey kullarım! Siz gece-gündüz günah işliyorsunuz. Bütün günahları affeden de benim. Şu halde benden af dileyin ki, sizi affedeyim!

 

“-Ey kullarım! Sizin bana zarar vermeye elbette gücünüz yetmez ki, zarar veresiniz. Bana fayda vermeye de gücünüz yetmez ki, fayda veresiniz.

 

“-Ey kullarım! Sizin evveliniz âhiriniz, insiniz cinnîniz sizden en takva sahibi bir adamın kalbi üzere olsalar, bu benim mülküme bir şey ziyade etmez.”

 

“-Ey kullarım! Sizin evveliniz âhiriniz ve insiniz cinnîniz en sapık bir adamın kalbi üzere olsa­lar, bu benim mülkümden bir şey eksiltmez.”

 

“-Ey kullarım! Sizin evveliniz âhiriniz ve insanınız cinnîniz bir toprağın üzerinde ayağa kalkarak ben­den isteseler, ben de her İnsana dilediğini versem; bu bende olandan an­cak iğnenin denize batırıldığı vakit azalttığı kadar azaltır.”

 

“-Ey kullarım! Bunlar ancak sizin amellerinizdir. Onları size sayıyorum. Sonra onların karşılığını size tastamam veriyorum. İmdi (verileni) kim hayır bulursa Al­lah'a hamd etsîn!  Hayırdan başka bulan ancak kendini muaheze etsin!”6

 

Abdullah İbn Mes’ud hadis de Rasulullah (s.a.s.) Cinlere yiyecek olarak kemik vermesi ile ilgili hadiste Onların mükellef olduğuna kendi kafalarına göre amel etmediklerine delildir. Onların yiyeceklerinin helal ve haram sınırını Rasulullah (s.a.s.) bildirmektedir.

 

En son olarak bu konu ile ilgili olarak sadece bilgi amaçlı olarak şu ihtilaflı hadisi zikredelim:

 

Muaz b. Cebel’in bildirdiğine göre Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

           

“-Sizden kim, gece namaz kılarsa, kıraatı açıktan okusun. Zira melekler onun namazına uyarak namaz kılar, kıraatıni dinler. Yine havada bulunan cinlerin mu’minleri ve kendisiyle beraber meskeninde bulunan(görünmeyen) komşuları da onun namazına uyarak namaz kılarlar, kıraatini dinlerler. Kıraati açıktan okumakla O, hem kendi evinden, hem de civardaki evlerden cinlerin fasıklarını ve şeytanların azgınlarını def eder…”7          

           

“Ruhbanu’l- Leyl”  adlı eserin yazarı Seyyid b. Huseyin el Affani  Ubade b . samit hadisini zikrettikten sonra hadisle ilgili olarak şunları kaydetmiştir:

           

“Asılsız bir hadis(sahabe sözü)dür: senedi çok zayıftır. İbn Daris Fedailu’l-Kur’an’da, Haris b Ebi Usame Müsnedin de, İbn Ebi’d-Dunya da Haris b Usame’nin sened zinciriyle Teheccud’de kaydetmiştir.

           

Bunu Heysemi “Buğyetul-Haris”de zikretmiş, Ukayli ed-Duafa el-Kebir”de kaydettikten sonra “asılsız bir hadistir”demiş, Mervezi Kıyamu’l-Leyl’de sadece baş tarafını zikretmiştir. İbni Cevzi de “Mevzuat”ında Peygamber (s.a.s.) sözü olarak kaydettikten sonra (1/251)’de şöyle demiştir:” Bu Rasulullah’a nisbet edilen ve sahih olmayan bir hadis (söz)dür. Rivayet zincirindeki sorunlu kişi Davud’dur. Yahya b Main:  “O Kur’an’la ilgili hadisi rivayet eden Davud et-Tavafi bir hiçtir” demiş. Ukayli: Davud’un bu rivayeti batıldır, asılsızdır.

           

Ayrıca seneddeki diğer isim Küreymi hadis uydurucusu birisidir” Demiştir. Bunu Suyuti “el-Leali el-Masnua”da zikretmiş, Şevkani “el-Fevaidu’l-Mecmu’da (s.305 no: 950) kaydettikten sonra şöyle demiştir:” Bu “el-Leali” müellefinin kaydettiği uzun bir metindir. Bunda öyle garib bir uslub ve ifadeler vardır ki buna bakan uydurma olduğunu hemen anlar”.

 

Bunu ayrıca Bezzar Halid b. Ma’dan’ın Muaz b Cebel ‘den, onun’da Rasulullah’tan rivayeti olarak kaydetmiş ve şöyle demiştir: Halid b Ma’dan Muaz’dan hadis işitmiş değildir. Burada bunu kaydetmemizin nedeni, bunu başka hiçbir ravinin zikretmemiş olmasıdır.”

 

Bunu Heysemi Mecmeu’z-Zevaid’de (2/254) zikretmiş ve Senedin de tercemei halini bir türlü bulamadığım kimseler var” demiştir. Münziri de Terğib’de (2/431-34) kaydettikten sonra şöyle demiştir: “senedin de durumu bilinmeyen kimseler var. Metni çok garib. Hatta kabul edilmeyecek derecede aykırı şeyler var. Bunun ibn Ebi’d-Dunya ve başkaları Ubade b. Samit’in kendi sözü olarak rivayet etmişlerdir. Sanıyorum doğruya daha yakın olanı da budur.”8

 

Netice olarak cinlerin ibadetlere katıldığına dair zikredilen bu hadis uydurma hadisler kategorisin de incelenmiştir. Terğib ve Terhib tahkikçilerinin dediği gibi zayıf sayılsa bile kesin bir iman gündeme getirmez yalnız o alandaki bilgi eksikliğini az da olsa kapatmak için zikredilebilinir. Zira cinlerle ilgili yayınlanan kitaplar da bu hadise işaret edilmiş ama hadisin hükmü hakkında bir şey söylenmeden geçilmiştir. Bu da okuyucu açısından sahih olarak algılanmaya neden olabileceğinde bu hadisin üzerinde uzunca durduk ki okuyucular yanlış yöne sevk olmasınlar. Hadisin hükmünü öğrensinler.

 

Hulasa biz insanlar neden sorumlu isek cinlerde ondan sorumludur.

 

 

Dipnot

 

1- Kurtubi El Camiu li Ahkami’l- Kur’an (18/88-9) Çev. M. Beşir Eryarsoy Buruc y

2-Ebu’l -Hasan el- Eşari Makaltu’l-İslamiyyin ve İhtilafu’l-Musallliyin(İlk dönem İslam Mezhebleri)(sh/318)Çev: Mehmet Dalkılıç&Ömer Aydın Kabalcı y.

3-El Camiu li Ahkami’l- Kur’an  (16/567)çev: Beşir Eryarsoy  Buruc  y

4- Fethul Bari Muhtasarı(6/629-30)Çev: Osman Güman & Mehmet Odabaşı Polen y & Fethu’l- Bari (7/574) K. Bediu’l-Halk Bab12: Cinlerin sevab ve cezalarının zikri 2. Bsm 2008/1429 Daru Tayyibe Suudi Arabistan

5- El-Camiu Li Ahkamil Kur’an(16/550) çev: M. Beşir Eryarsoy Buruc.

6- Muslim(10/526) K. Birr ves’-Sıla Bab. 15 Hdsno:55

7- Heysemi Mecmeuz-Zevaid (4/187) Hdsno: 3603 Ocak y. Bezzar Keşfu’l-Estar(1/341) K. Salatu’t-Tatavvu Bab:- Hdsno: 712, Muaz b Cebel den. İbn Ebi’d–Dünya Kitabu’t-Teheccud (sh/28) Hdsno:30 Ubade b. Samit’ten Bu hadisi İbn Cevzi Mevdua’sında zikretmiştir. İmam Münziri Terğib ve Terhib (1/486) Hdsno:920 Kitabın tahkikini yapanlar Muaz (r.a.) hadisine zayıf hükmü vermişlerdir.3.bsm 1999/1420 Daru İbni Kesir Şam. Elbani  Silsiletu’l-Ahadisu Daifa ve ‘l-Mevdua’ (14/732) Hdsno:6821 Ubade b Samit’den  mevzu demiştir. İmam Suyuti el-Leali Masnua(1/ 220)2. Bsm 2007 /1428 Darul Kutubul İlmiyye Ubade B. Samit Hadisini zikretmiş şahid olarak Muaz (r.a.) hadisini göstermiştir. Şevkani Mevzuat(sh/414) Hdsno: 20 Ubade b.Samit ‘de Mevzu demiştir.

8- Gece yolcuları Sh/786 Çev: Savaş kocabaş Polen y.

           

 

 

Yazar:
Seyfulislam ÇAPANOĞLU
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul