22 Ocak 2018 - Pazartesi

Şu anda buradasınız: / 28 Şubat Bitmedi, ‘Kamusal alan’da ve Konya Havaalanı’nda Yaşıyor!

28 Şubat Bitmedi, ‘Kamusal alan’da ve Konya Havaalanı’nda Yaşıyor!

28 Şubat postmodern darbesinin aktörleri, bu darbenin bin yıl süreceğini söylemişlerdi. Bırakalım 28 Şubat'ı dünyanın bile bu kadar ömrü kalmış mıdır bilemeyiz lakin şurası bir gerçek ki, aksi yöndeki tüm yorumlara rağmen 28 Şubat bitmiş değil. Bitmek ne kelime, aradan geçen 12 yıla rağmen bu darbe sürecinin dimdik ayakta olduğu gören gözler açısından aşikar.

28 Şubat'ın sona erdiği yönünde yorum yapanlar, daha çok bu darbenin hedef aldığı siyasî aktörlerin bir bölümünün daha güçlü şekilde geri dönmüş olmalarına dayandırıyor bu tezlerini. 28 Şubat sürecinin hedef aldığı Refah Partisi'nden kopan yenilikçi kanat tarafından kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin iki dönemdir seçimleri açık arayla kazanması ve çeşitli provakasyon ve baskılara rağmen hükümet etmeye devam etmesi, 28 Şubat'ın bitişi olarak yorumlanıyor.

Peki gerçek böyle mi? 28 Şubat'ın sistemin işleyişi konusunda tercih ettiği aktörlerin değişmesi anlamında bakarsak böyle düşünmek mümkün, fakat 28 Şubat'ı 28 Şubat yapan karar ve uygulamalar açısından baktığımızda bu sürece kefen biçen yorumların hiçbir geçerliliği olmadığını kolaylıkla görmekteyiz.

28 Şubat'ın bitip bitmediğini tesbit etmek için öncelikle bu sürecin temel hedefleri nelerdi sorusunu yanıtlamak gerekir. Bu soruyu yanıtladığımızda mevcut durumu daha iyi değerlendirmek imkânı bulabiliriz.

Herkes kabul edecektir ki 28 Şubat'ın biri yerel diğeri de küresel iki temel hedefi vardı. Yerel olanı, Türkiye'de İslami hayat tarzını 'kamusal alan'dan uzaklaştırmak, küresel olanı ise emperyalizm ve siyonizmle işbirliğini artırmak. Birinci hedef doğrultusunda üniversitelerde başörtüsü yasağı devreye konuldu ve İmam Hatip okullarının önü kesildi, ikinci hedef doğrultusunda da askerî anlaşmalar, silah alımları ve ABD ve siyonist rejimle ortak tatbikatlar ve eğitim anlaşmaları yapıldı. Bu çerçevede siyonist rejime yüklü silah ihaleleri verildi ve siyonist rejimin pilotları Konya Havaalanı'nda eğitilmeye başlandı.

Gelinen noktada sistemi işleten aktörler değişmiş olsa da 28 Şubat'ın her iki hedefi doğrultusunda cari kıldığı uygulamalar aynen devam etmektedir. Başörtüsü yasağı neredeye dokunulmaz bir tabu haline gelmiştir ve İmam Hatip okulları ile de darbe sürecinin uygulamaları devam etmektedir.

Sürecin küresel plandaki hedefi doğrultusundaki uygulamaları da zaman zaman ortaya çıkan farklı söylemlere rağmen aksamadan yürümektedir. ABD emperyalizmiyle ve özellikle o süreçte siyonist rejimle yapılan askerî anlaşmalar ve işbirliği tek bir farklılık olmadan yürümektedir. Kısacası pratikte değişen hiçbir şey yoktur.

Şunu söylemek mümkün ki, 28 Şubat'ın başaramadığı tek şey, sistemi Kemalist kanadın yönetmesini sağlama yönündeki hedefiydi. Taa Osmanlı'nın son dönemlerinden bu yana süregelen kanat çatışmasında 28 Şubat'ın göreve getirdiği Kemalist kanat hükümet etme noktasında başarısız olmuş ve yönetimi seçimlerde muhafazakâr kanata bırakmak zorunda kalmıştır. Lakin, sistemi işletecek kanadın değişmesi ve 28 Şubatçı kanadın tasfiyesi, bu sürecin uygulamalarının devamına halel getirmemiş, 28 Şubat, muhafazakâr kadrolar eliyle, 28 Şubat uygulamalarının kaldırılacağı yönünde sürekli halka oyalayıcı bir umut dağıtılarak, sürdürülmüştür ve sürdürülmektedir.
Aslında 28 Şubat'ın temel karakteri laikliğin korunmasından ziyade emperyalizm ve siyonizmin çıkarlarının korunup güvence altına alınması yönündeydi. Yani yerel olmaktan çok küresel bir operasyondu 28 Şubat. ABD'deki Yahudi lobileri ve Alan Makovski gibi ABD'li Yahudi aktörlerin bu süreçteki rolünün yanı sıra, Türkiye'de o süreçte açılan dâvâlar ve bu dâvâlarda ortaya çıkan sonuçlar da bu gerçeği çok açık ortaya koymaktadır zaten.

28 Şubat sürecinde en çok gündem olan ve hapis cezalarıyla neticelenen olaylardan biri Ankara'nın Sincan ilçesinde düzenlenen Kudüs Gecesi'ydi hatırlanacak olursa. Bu süreçte başörtüsü yasağına karşı birçok protesto eylemi gerçekleştirilmişti, fakat bildiğim kadarıyla hapis cezasıyla sonuçlanan tek protesto eylemi, dönemin siyonist rejim dışişleri bakanının Türkiye ziyaretini protesto eden İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin eylemiydi. Protestoya müdahale edilip 26 Öğrenci gözaltına alınmıştı, savcı sadece 4 öğrenciye ceza talebinde bulunmuştu, fakat dâvânın sonucu, 26 öğrenciye birden 1.5 yıl hapis cezasıydı.

Evet, 28 Şubat küresel istikbarın bir operasyonuydu. Bu operasyonla hedeflenenler doğrultusunda çeşitli kararlar alındı ve uygulamalara gidildi. Yukarıda da söz ettiğimiz gibi, süreçle bütünleşen uygulamalar bugün de aynen sürmektedir.  Kısacası, 28 Şubat ölmemiştir, 'kamusal alan'da ve Konya Havaalanı'nda tüm çirkinliğiyle yaşamaya devam etmektedir.    

 
Yazar:
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul